Konusunu Oylayın.: Rasûlullah'ın Ahlakı'ndan Bir Nebze

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Rasûlullah'ın Ahlakı'ndan Bir Nebze
  1. 04.Eylül.2012, 13:42
    1
    Misafir

    Rasûlullah'ın Ahlakı'ndan Bir Nebze

  2. 05.Eylül.2012, 05:56
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Rasûlullah'ın Ahlakı'ndan Bir Nebze




    Rasûlullah’ın Ahlakı’ndan Bir Nebze (Ahlak-ı Nebî -1-)

    Rasûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) insanların vera’ bakımından en üstünüydü
    Nitekim Müslim‘in Sa’d İbni Hişan (Radıyallahu anh)dan rivayete göre Âişe(Radıyallahu Anha)ya Rasûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)in ahlâkı sorulduğunda : “O’nun ahlâkı Kur’ân’dı” diye cevap vermiştir.Kur’ân’ı kendisine ahlâk edinen bi zattan daha takvâ sahibi kim olabilir ?

    Rasûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) insanların zühd (dünya’ya soğukluk) bakımından en üstünü idi.

    Nitekim Taberânî‘nin İbni Abbas (Radıyallahu Anhüma)dan rivâyetine göre ;İsrafil (Aleyhisselam) kendisine yeryüzünün hazînelerinin anahtarlarını getirdiğinde ve dilemesi halinde Mekke’nin dağlarını zümrüt,yâkut,altın ve gümüş yaparak kendisiyle birlikte yürüteceğini söylediğinde,O üç kere ; “(Ben Kral olan bir peygamber değil de) kul olan bir peygamber olayım.” demiştir ki,bu da O’nun dünyâya karşı ne kadar soğuk olduğunun en büyük delîlidir.

    İbnü’l-Kattân (Rahimehullâh) âyetler ve mûcizeler hakkında tasnîf ettiği eserinde şöyle demiştir : “Rasûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)in zühdü,ibâdeti,tevâzuu vesâir üstün vasıfları hakkında kavl-i vecîz (kısa ve öz söylenecek olan söz) şöyledir ; Rasûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Yemen’in en ücrâ köşesinden Uman sahrâsına,bir taraftan da Hicaz’ın n uzak bölgesine kadar mâlik olmuşken,vefât ettiğinde borçlu ölmüş ve âilesine yemek almak için zırhını rehin bırakmıştır.Ardına hiçbir dinar-dirhem (para-pul) bırakmamış,hiçbir köşk yapmamış,hiçbir hurma ağacı dikmemiş ve hiçbir su arkı akıtmamıştır.Kendisi toprak üzerinde yer ve toprak üzerinde otururdu,aba giyerdi,yoksullarla otururdu,çarşılarda (tek başına alışveriş için) dolaşırdı,elini yastık yapardı,(yemekten sonra) parmaklarını yalardı,elbisesini yamalardı,na’l-i şerîfini dikerdi.Evini düzeltirdi,ev işlerinde âilesine yardım ederdi,yaslanarak yemezdi ve : ‘Ben ancak bir kulum,bir kulun yediği gibi yerim,içtiği gibi içerim.!’ derdi.
    Yanlışlıkla birine eziyet edecek olsa kendisinden kısas aldırırdı.Ağız dolusu gülerken hiçbir zaman görülmezdi.Bir kol etine dâcet edilse elbette icâbet ederdi,kendisine bir paça dahi hediye edilecek olsa elbette kabul ederdi.
    Tek başına yemezdi,kölesini dövmezdi,hediyesini kimseden esirgemezdi,Allâh yolunda olmatıktan sonra eliyle hiçbir şeye vurmazdı.Ayakları şişinceye kadar Allâh için kıyâmda durur,kendisine : ‘Allâh-u Te’alâ senin için geçmişini ve geleceğini bağışlamışken hâlâ niye böyle yapıyorsun ?’ denildiğinde ise ; ‘Ben hakkıyla şükreden bir kul olmayayım mı ? ‘ derdi (Buhari,Tefsir : 324,No : 4556)
    Gece namaza kalktığı zaman ağlamaktan dolayı,kendisinden tencere kaynaması gibi ses işitilirdi.Allâh-u Te’alâ ona ve âl-i etba’ına kıyâmet gününe kadar devam edecek kadar salât-u selam eylesin !” (Se’âlibi Cevâhiru’l hisan şi tefsiri’l Kur’ân : 2/55)
    alıntı...



  3. 05.Eylül.2012, 05:56
    2
    Silent and lonely rains



    Rasûlullah’ın Ahlakı’ndan Bir Nebze (Ahlak-ı Nebî -1-)

    Rasûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) insanların vera’ bakımından en üstünüydü
    Nitekim Müslim‘in Sa’d İbni Hişan (Radıyallahu anh)dan rivayete göre Âişe(Radıyallahu Anha)ya Rasûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)in ahlâkı sorulduğunda : “O’nun ahlâkı Kur’ân’dı” diye cevap vermiştir.Kur’ân’ı kendisine ahlâk edinen bi zattan daha takvâ sahibi kim olabilir ?

    Rasûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) insanların zühd (dünya’ya soğukluk) bakımından en üstünü idi.

    Nitekim Taberânî‘nin İbni Abbas (Radıyallahu Anhüma)dan rivâyetine göre ;İsrafil (Aleyhisselam) kendisine yeryüzünün hazînelerinin anahtarlarını getirdiğinde ve dilemesi halinde Mekke’nin dağlarını zümrüt,yâkut,altın ve gümüş yaparak kendisiyle birlikte yürüteceğini söylediğinde,O üç kere ; “(Ben Kral olan bir peygamber değil de) kul olan bir peygamber olayım.” demiştir ki,bu da O’nun dünyâya karşı ne kadar soğuk olduğunun en büyük delîlidir.

    İbnü’l-Kattân (Rahimehullâh) âyetler ve mûcizeler hakkında tasnîf ettiği eserinde şöyle demiştir : “Rasûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)in zühdü,ibâdeti,tevâzuu vesâir üstün vasıfları hakkında kavl-i vecîz (kısa ve öz söylenecek olan söz) şöyledir ; Rasûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Yemen’in en ücrâ köşesinden Uman sahrâsına,bir taraftan da Hicaz’ın n uzak bölgesine kadar mâlik olmuşken,vefât ettiğinde borçlu ölmüş ve âilesine yemek almak için zırhını rehin bırakmıştır.Ardına hiçbir dinar-dirhem (para-pul) bırakmamış,hiçbir köşk yapmamış,hiçbir hurma ağacı dikmemiş ve hiçbir su arkı akıtmamıştır.Kendisi toprak üzerinde yer ve toprak üzerinde otururdu,aba giyerdi,yoksullarla otururdu,çarşılarda (tek başına alışveriş için) dolaşırdı,elini yastık yapardı,(yemekten sonra) parmaklarını yalardı,elbisesini yamalardı,na’l-i şerîfini dikerdi.Evini düzeltirdi,ev işlerinde âilesine yardım ederdi,yaslanarak yemezdi ve : ‘Ben ancak bir kulum,bir kulun yediği gibi yerim,içtiği gibi içerim.!’ derdi.
    Yanlışlıkla birine eziyet edecek olsa kendisinden kısas aldırırdı.Ağız dolusu gülerken hiçbir zaman görülmezdi.Bir kol etine dâcet edilse elbette icâbet ederdi,kendisine bir paça dahi hediye edilecek olsa elbette kabul ederdi.
    Tek başına yemezdi,kölesini dövmezdi,hediyesini kimseden esirgemezdi,Allâh yolunda olmatıktan sonra eliyle hiçbir şeye vurmazdı.Ayakları şişinceye kadar Allâh için kıyâmda durur,kendisine : ‘Allâh-u Te’alâ senin için geçmişini ve geleceğini bağışlamışken hâlâ niye böyle yapıyorsun ?’ denildiğinde ise ; ‘Ben hakkıyla şükreden bir kul olmayayım mı ? ‘ derdi (Buhari,Tefsir : 324,No : 4556)
    Gece namaza kalktığı zaman ağlamaktan dolayı,kendisinden tencere kaynaması gibi ses işitilirdi.Allâh-u Te’alâ ona ve âl-i etba’ına kıyâmet gününe kadar devam edecek kadar salât-u selam eylesin !” (Se’âlibi Cevâhiru’l hisan şi tefsiri’l Kur’ân : 2/55)
    alıntı...






+ Yorum Gönder