Konusunu Oylayın.: Açıklamalı Felsefi Terimler Sözlüğü

5 üzerinden 4.56 | Toplam : 16 kişi
Açıklamalı Felsefi Terimler Sözlüğü
  1. 03.Eylül.2012, 01:14
    1
    Misafir

    Açıklamalı Felsefi Terimler Sözlüğü






    Açıklamalı Felsefi Terimler Sözlüğü Mumsema Arkadaşlar bana eğitici bir Açıklamalı Felsefi Terimler Sözlüğüne ihtiyacım var yardımcı olur musunuz ?


  2. 03.Eylül.2012, 01:14
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Arkadaşlar bana eğitici bir Açıklamalı Felsefi Terimler Sözlüğüne ihtiyacım var yardımcı olur musunuz ?


    Benzer Konular

    - Osmanlıca Terimler Sözlüğü

    - Dini Terimler Sözlüğü

    - Açıklamalı Tıp Terimler Sözlüğü

    - Açıklamalı Deyimler Sözlüğü

    - Tasavvufi Terimler Sözlüğü

  3. 03.Eylül.2012, 02:33
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Açıklamalı Felsefi Terimler Sözlüğü




    A

    Ahlak duygusu : Ahlaki davranışların kaynağı olan duygu.
    Akademi (Akademia) : Platon'un kurduğu felsefe okulunun adı.
    Akıl yasaları : Aklın özdeşlik, çelişmezlik, yeter neden ilkeleri
    Amoral : Ahlak dışı.
    Anımsama : Platon felsefesinde, ruhun bedene girmeden önceki varlığında görmüş olduğu ideaların bilince dönüşü.
    Antimoral : Ahlak karşıtı.
    Aposteriori : Deneyden çıkan ve deneye bağlı olan bilgi.
    Apriori : Deneyden bağımsız olan, ama deneyle canlandırılabilen bilgi. Kant'a göre, deneyden gelmeyen bilgi ögesi.
    Aşkın (transcendant) : Üstün olan, insanlık düzeyinin üstüne çıkan (Tanrı). Deneyimine tümüyle ulaşamayacağımız şey. Gerçekliği aşan, doğa üstü.


    B

    Beğeni : Güvenilir, ince ayrımlara varan bir duyguya dayanan estetik yargılama ve değerlendirme gücü; güzeli çirkinden ayırma yetisi.
    Betimleme (tasvir) : Somut gerçekliği içinde bir nesnenin, kendine özgü belirtilerini elden geldiğince tam ve açık seçik bir biçimde gözönüne serme.
    Bilgi : Düşünen, algılayan bir bilinç ile düşünülen, algılanan bir şey arasındaki ilgi. Bilme edimi sonunda ulaşılan şey.
    Bilgi kuramı : Bilginin ne olduğunu, kaynağı ve değerini konu alan felsefe dalı.
    Bilinemezcilik : Gerçek ve mutlak varlığın, kendinde nesnelerin (Tanrı gibi) bilinemeyeceği kanı ve öğretisi. (Agnostisizm)
    Bilme : Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma.
    Bireycilik : Bütüne, genele değil de, bireye üstünlük tanıyan görüş.


    C - Ç

    Çelişme : İki kavramın ya da yargının birbirini dışta bırakması. Birbirine ters olma, birbirini tutmama.
    Çokçuluk : Gerçekliğin açıklanmasında birden çok ilkenin temelde bulunduğunu kabul eden öğreti.
    Çözümleme : Bileşik olanı ayırarak çözmek. Bir bütünü parçalara ayırmak.


    D

    Değer : Kişinin, isteyen, ihtiyaç duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. İnsanların ihtiyaç ve istemeleri farklı olduğundan sayısız değer türleri vardır.
    Determinizm : Evrende bütün olup bitenlerin nedensellik bağlantısı içinde belirlendiğini öne süren görüş. Ahlak alanında, ahlak olaylarının özgür olarak değil, belli etkenlere göre oluştuğunu ileri süren anlayış.
    Diyalektik : Bir kavramdan öteki kavrama çelişmeleri ortadan kaldırarak ilerleme yolu. Düşünce ortadan kaldırılarak ilerleme yolu. Düşüncenin ve varlığın çelişmelerle değişip ilerleyerek gelişmesi ve yeni gerçeklerin ortaya çıkması. Hegel'e göre düşüncenin tez - antitez - sentez aşamalarından geçerek gelişmesi.
    Dogma (inak) : Doğruluğu sınanmadan benimsenen ve bir öğretinin ya da ideolojinin temeli yapılan sav.
    Dogmatizm : İnsan zihninin varlık hakkında doğru ve kesin bilgi edinebileceğini öne süren felsefe anlayışı.
    Doğrulama : Bir varsayım ya da önermenin doğruluğunu denetlemek için, deney ve mantıksal kanıtlama yoluyla yapılan işlemlerin tümü.
    Doğrulanabilirlik ilkesi : Önermelerin bilimsel anlam taşıyıp taşımadığını belirlemeye yarayan bir ilke. Buna göre bilimsel anlamı olan önerme, olgusal yoldan nasıl doğrulanabileceğini bildiğimiz önermedir.
    Doğrulanabilirlik : Bilimde önermelerin olgularla doğrulanabilme niteliği.


    E

    Etik (Ahlak Felsefesi) : İnsan eylem ve davranışlarını, ahlaki olanın özünü araştıran felsefe dalı.
    Eudaimonia : Yaşamanın anlamını mutlulukta bulan farklı öğretilere verilen ortak ad.
    Eylem : İnsanın yaptığı istençli hareket. İnsanın bir dış nedenle değil de, doğrudan doğruya kendisinin gerçekleştirdiği davranışları.


    F

    Fatalizm : Her şeyin alın yazısına göre önceden belirlenmiş olduğuna, insanın bu önceden belirlenmiş olan alın yazısını değiştiremeyeceğine inanan dünya görüşü.


    G

    Gerçek : Bilinçten bağımsız olarak var olan. Düşünülen, tasarımlanan şeylere karşıt olarak var olan.
    Göreli : Bir başka şeye bağlı olan; ancak belli koşullar içinde geçerli olan.


    H

    Hedonizm (Hazcılık) : Yaşamın anlamını hazda gören anlayış. Ahlaki eylemin amacını hazda bulan ahlak öğretisi.


    İ

    İdea : Platon'a göre algılarla kavradığımız nesnelerin orijinal formları, örnekleri.
    İdealizm : Var olan her şeyi düşünceye bağlayan, düşünce dışında nesnel bir gerçekliğin var olduğunu kabul etmeyen felsefe öğretisi.
    İkicilik (dualizm) : Birbirinden ayrı, birbirinden bağımsız, birbirine geri götürülemeyen, birbirinin yanında ya da karşısında bulunan iki ilkenin varlığını kabul eden görüş.
    İrade : İstenilmiş olanı gerçekleştirmeye karar verme ve yerine getirme gücü. Ahlaki eylem için karar verme yetisi.


    K

    Kaos : Evrenin, düzene girmeden önceki karışık durumu.
    Kategori : Kant'da deneyden önce gelen, zihinde bulunan on iki yargı formu.
    Kosmos : Düzenli ve uyumlu bir yapı oluşturan bütün; evren.
    Kuram : Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar bütünü.


    M

    Materyalizm : Evrendeki tek cevherin madde olduğunu ve bütün varlıkların maddeden türediğini öne süren görüş.
    Mimemis : Taklit; benzetme, örnek alınan şeyi yeniden yapma. Kimi düşünürler sanatı, nesnelerin bir taklidi (mimemis), bir benzetmesi olarak görürler.
    Moralite (ahlaklılık) : Bir insanın iyi ve kötü açısından davranış biçimleri ve ahlaki düşünüşü. Ahlaki kurallar ile uyum içinde olma.
    Mutluluk ahlakı : Eylemlerin amacının, insanın mutluluğu (eudaimonia) olduğunu öne süren ahlak öğretisi.


    O

    Ontoloji : Varlığı bütünüyle inceleyen felsefe dalı; varlıkbilim.


    Ö

    Ödev ahlakı : Kant'ı ahlak görüşü. Ahlaki eylemde bulunmayı ahlak yasasına uyma olarak kabul eden öğreti.
    Öncesizlik-sonrasızlık : Başı ve sonu olmayan süreklilik. Zamandan bağımsız olma. Ezeliyet-ebediyet.
    Önsezi : Temellendirilemeyen duygu. Bilinmeyenin, gelecekle ilgili olanın önceden duyulması, doğru gibi sayılması.
    Özdeş : Bir ve aynı olan, bir ve aynı anlama gelen. Örneğin Panteizmde Tanrı ile Doğa özdeştir.


    P

    Paradoks : Kökleşmiş kanılara aykırı olarak ileri sürülen düşünce.
    Pragmatizm : Hakikatı ve gerçekliği yalnızca eylemlerin sonuçları ve baarıları ile değerlendiren felsefe öğretisi.


    R

    Rasyonalizm : Hakikatın ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarımlarda bulan öğretilerin genel adı. Akılcılık, usçuluk.
    Realizm (gerçekçilik) : Bilinçten bağımsız bir gerçekliğin var olduğunu kabul eden öğreti.


    S

    Sanat felsefesi : Sanatın, sanat yaratmalarının ve sanat beğenilerinin özü ve anlamını konu olarak alan felsefe dalı.
    Sentez (bireşim) : Çeşitli ögeleri bir araya getirme, bir bütün içinde birleştirme. Bu birleşmenin sonucu. Karşıtı çözümleme'dir.
    Sezgicilik : Sezgiyi felsefi bilginin temeli olarak gören öğreti.
    Söylence (efsane) : Tanrılar, kahramanlar, önceki çağların olayları üzerine anlatılanlar, masallar, öyküler.
    Süreç : Belli bir düzen içinde yinelenen, ilerleyen, gelişen olay ya da eylemler dizisi. Belli bir sonuca ulaşan düşünce akışı.


    T

    Tasavvuf : İnsanın duygu ve sezgi yoluyla Tanrı'ya erişmesini ve onunla bütünleşmesini mümkün gören öğreti.
    Tekçilik (monizm) : Gerçekliğin temeli olarak yalnızca tek bir ilkeyi kabul eden öğreti.
    Temellendirme : İleri sürülen bir iddia için temel, dayanak, gerekçe verme.
    Toplum felsefesi : Toplumun ve sosyal olayların özü ve anlamı üzerinde felsefe araştırmaları. Toplumun özü ve nasıl olması gerektiği üzerindeki felsefe öğretileri.
    Töz (cevher) : Değişen durumlara karşı kalıcı olan; kendi kendisiyle, kendi kendisinde var olan. Var oluşu için başka bir şeye ihtiyacı olmayan.


    U

    Uyum (armoni) : Çokluğun ve karşıtlığın düzenli bir birlik oluşturması. Uyum, sanat felsefesinin de temel bir kavramıdır.
    Uzay : Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk; bütün var olanları içinde bulunduran şey.


    V

    Varsayım : İrdelenmeksizin doğru sayılan ilke, önerme ya da ön dayanak.


    Y

    Yanlışlanabilirlik : Bilimde, önermelerin yanlışlanabilme niteliği, Popper'in bilimle sözde - bilimi ayırmada kullanılmasını önerdiği ölçüt.
    alıntı..



  4. 03.Eylül.2012, 02:33
    2
    Silent and lonely rains



    A

    Ahlak duygusu : Ahlaki davranışların kaynağı olan duygu.
    Akademi (Akademia) : Platon'un kurduğu felsefe okulunun adı.
    Akıl yasaları : Aklın özdeşlik, çelişmezlik, yeter neden ilkeleri
    Amoral : Ahlak dışı.
    Anımsama : Platon felsefesinde, ruhun bedene girmeden önceki varlığında görmüş olduğu ideaların bilince dönüşü.
    Antimoral : Ahlak karşıtı.
    Aposteriori : Deneyden çıkan ve deneye bağlı olan bilgi.
    Apriori : Deneyden bağımsız olan, ama deneyle canlandırılabilen bilgi. Kant'a göre, deneyden gelmeyen bilgi ögesi.
    Aşkın (transcendant) : Üstün olan, insanlık düzeyinin üstüne çıkan (Tanrı). Deneyimine tümüyle ulaşamayacağımız şey. Gerçekliği aşan, doğa üstü.


    B

    Beğeni : Güvenilir, ince ayrımlara varan bir duyguya dayanan estetik yargılama ve değerlendirme gücü; güzeli çirkinden ayırma yetisi.
    Betimleme (tasvir) : Somut gerçekliği içinde bir nesnenin, kendine özgü belirtilerini elden geldiğince tam ve açık seçik bir biçimde gözönüne serme.
    Bilgi : Düşünen, algılayan bir bilinç ile düşünülen, algılanan bir şey arasındaki ilgi. Bilme edimi sonunda ulaşılan şey.
    Bilgi kuramı : Bilginin ne olduğunu, kaynağı ve değerini konu alan felsefe dalı.
    Bilinemezcilik : Gerçek ve mutlak varlığın, kendinde nesnelerin (Tanrı gibi) bilinemeyeceği kanı ve öğretisi. (Agnostisizm)
    Bilme : Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma.
    Bireycilik : Bütüne, genele değil de, bireye üstünlük tanıyan görüş.


    C - Ç

    Çelişme : İki kavramın ya da yargının birbirini dışta bırakması. Birbirine ters olma, birbirini tutmama.
    Çokçuluk : Gerçekliğin açıklanmasında birden çok ilkenin temelde bulunduğunu kabul eden öğreti.
    Çözümleme : Bileşik olanı ayırarak çözmek. Bir bütünü parçalara ayırmak.


    D

    Değer : Kişinin, isteyen, ihtiyaç duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. İnsanların ihtiyaç ve istemeleri farklı olduğundan sayısız değer türleri vardır.
    Determinizm : Evrende bütün olup bitenlerin nedensellik bağlantısı içinde belirlendiğini öne süren görüş. Ahlak alanında, ahlak olaylarının özgür olarak değil, belli etkenlere göre oluştuğunu ileri süren anlayış.
    Diyalektik : Bir kavramdan öteki kavrama çelişmeleri ortadan kaldırarak ilerleme yolu. Düşünce ortadan kaldırılarak ilerleme yolu. Düşüncenin ve varlığın çelişmelerle değişip ilerleyerek gelişmesi ve yeni gerçeklerin ortaya çıkması. Hegel'e göre düşüncenin tez - antitez - sentez aşamalarından geçerek gelişmesi.
    Dogma (inak) : Doğruluğu sınanmadan benimsenen ve bir öğretinin ya da ideolojinin temeli yapılan sav.
    Dogmatizm : İnsan zihninin varlık hakkında doğru ve kesin bilgi edinebileceğini öne süren felsefe anlayışı.
    Doğrulama : Bir varsayım ya da önermenin doğruluğunu denetlemek için, deney ve mantıksal kanıtlama yoluyla yapılan işlemlerin tümü.
    Doğrulanabilirlik ilkesi : Önermelerin bilimsel anlam taşıyıp taşımadığını belirlemeye yarayan bir ilke. Buna göre bilimsel anlamı olan önerme, olgusal yoldan nasıl doğrulanabileceğini bildiğimiz önermedir.
    Doğrulanabilirlik : Bilimde önermelerin olgularla doğrulanabilme niteliği.


    E

    Etik (Ahlak Felsefesi) : İnsan eylem ve davranışlarını, ahlaki olanın özünü araştıran felsefe dalı.
    Eudaimonia : Yaşamanın anlamını mutlulukta bulan farklı öğretilere verilen ortak ad.
    Eylem : İnsanın yaptığı istençli hareket. İnsanın bir dış nedenle değil de, doğrudan doğruya kendisinin gerçekleştirdiği davranışları.


    F

    Fatalizm : Her şeyin alın yazısına göre önceden belirlenmiş olduğuna, insanın bu önceden belirlenmiş olan alın yazısını değiştiremeyeceğine inanan dünya görüşü.


    G

    Gerçek : Bilinçten bağımsız olarak var olan. Düşünülen, tasarımlanan şeylere karşıt olarak var olan.
    Göreli : Bir başka şeye bağlı olan; ancak belli koşullar içinde geçerli olan.


    H

    Hedonizm (Hazcılık) : Yaşamın anlamını hazda gören anlayış. Ahlaki eylemin amacını hazda bulan ahlak öğretisi.


    İ

    İdea : Platon'a göre algılarla kavradığımız nesnelerin orijinal formları, örnekleri.
    İdealizm : Var olan her şeyi düşünceye bağlayan, düşünce dışında nesnel bir gerçekliğin var olduğunu kabul etmeyen felsefe öğretisi.
    İkicilik (dualizm) : Birbirinden ayrı, birbirinden bağımsız, birbirine geri götürülemeyen, birbirinin yanında ya da karşısında bulunan iki ilkenin varlığını kabul eden görüş.
    İrade : İstenilmiş olanı gerçekleştirmeye karar verme ve yerine getirme gücü. Ahlaki eylem için karar verme yetisi.


    K

    Kaos : Evrenin, düzene girmeden önceki karışık durumu.
    Kategori : Kant'da deneyden önce gelen, zihinde bulunan on iki yargı formu.
    Kosmos : Düzenli ve uyumlu bir yapı oluşturan bütün; evren.
    Kuram : Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar bütünü.


    M

    Materyalizm : Evrendeki tek cevherin madde olduğunu ve bütün varlıkların maddeden türediğini öne süren görüş.
    Mimemis : Taklit; benzetme, örnek alınan şeyi yeniden yapma. Kimi düşünürler sanatı, nesnelerin bir taklidi (mimemis), bir benzetmesi olarak görürler.
    Moralite (ahlaklılık) : Bir insanın iyi ve kötü açısından davranış biçimleri ve ahlaki düşünüşü. Ahlaki kurallar ile uyum içinde olma.
    Mutluluk ahlakı : Eylemlerin amacının, insanın mutluluğu (eudaimonia) olduğunu öne süren ahlak öğretisi.


    O

    Ontoloji : Varlığı bütünüyle inceleyen felsefe dalı; varlıkbilim.


    Ö

    Ödev ahlakı : Kant'ı ahlak görüşü. Ahlaki eylemde bulunmayı ahlak yasasına uyma olarak kabul eden öğreti.
    Öncesizlik-sonrasızlık : Başı ve sonu olmayan süreklilik. Zamandan bağımsız olma. Ezeliyet-ebediyet.
    Önsezi : Temellendirilemeyen duygu. Bilinmeyenin, gelecekle ilgili olanın önceden duyulması, doğru gibi sayılması.
    Özdeş : Bir ve aynı olan, bir ve aynı anlama gelen. Örneğin Panteizmde Tanrı ile Doğa özdeştir.


    P

    Paradoks : Kökleşmiş kanılara aykırı olarak ileri sürülen düşünce.
    Pragmatizm : Hakikatı ve gerçekliği yalnızca eylemlerin sonuçları ve baarıları ile değerlendiren felsefe öğretisi.


    R

    Rasyonalizm : Hakikatın ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarımlarda bulan öğretilerin genel adı. Akılcılık, usçuluk.
    Realizm (gerçekçilik) : Bilinçten bağımsız bir gerçekliğin var olduğunu kabul eden öğreti.


    S

    Sanat felsefesi : Sanatın, sanat yaratmalarının ve sanat beğenilerinin özü ve anlamını konu olarak alan felsefe dalı.
    Sentez (bireşim) : Çeşitli ögeleri bir araya getirme, bir bütün içinde birleştirme. Bu birleşmenin sonucu. Karşıtı çözümleme'dir.
    Sezgicilik : Sezgiyi felsefi bilginin temeli olarak gören öğreti.
    Söylence (efsane) : Tanrılar, kahramanlar, önceki çağların olayları üzerine anlatılanlar, masallar, öyküler.
    Süreç : Belli bir düzen içinde yinelenen, ilerleyen, gelişen olay ya da eylemler dizisi. Belli bir sonuca ulaşan düşünce akışı.


    T

    Tasavvuf : İnsanın duygu ve sezgi yoluyla Tanrı'ya erişmesini ve onunla bütünleşmesini mümkün gören öğreti.
    Tekçilik (monizm) : Gerçekliğin temeli olarak yalnızca tek bir ilkeyi kabul eden öğreti.
    Temellendirme : İleri sürülen bir iddia için temel, dayanak, gerekçe verme.
    Toplum felsefesi : Toplumun ve sosyal olayların özü ve anlamı üzerinde felsefe araştırmaları. Toplumun özü ve nasıl olması gerektiği üzerindeki felsefe öğretileri.
    Töz (cevher) : Değişen durumlara karşı kalıcı olan; kendi kendisiyle, kendi kendisinde var olan. Var oluşu için başka bir şeye ihtiyacı olmayan.


    U

    Uyum (armoni) : Çokluğun ve karşıtlığın düzenli bir birlik oluşturması. Uyum, sanat felsefesinin de temel bir kavramıdır.
    Uzay : Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk; bütün var olanları içinde bulunduran şey.


    V

    Varsayım : İrdelenmeksizin doğru sayılan ilke, önerme ya da ön dayanak.


    Y

    Yanlışlanabilirlik : Bilimde, önermelerin yanlışlanabilme niteliği, Popper'in bilimle sözde - bilimi ayırmada kullanılmasını önerdiği ölçüt.
    alıntı..






+ Yorum Gönder