Konusunu Oylayın.: Tuvaletten sonra elleri yıkamamak günah mı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Tuvaletten sonra elleri yıkamamak günah mı?
  1. 27.Ağustos.2012, 15:26
    1
    Misafir

    Tuvaletten sonra elleri yıkamamak günah mı?






    Tuvaletten sonra elleri yıkamamak günah mı? Mumsema tuvaletten sonra bazen ellerımı yıkamıyordum mıkropları baskasına bulastırmıssam gunahı var mıdır?uzvumu ellıodum yıkamıodum baskasına mıkrop bulasmıssa o mıkrop yuzunden bırı hastalansa gunah mı


  2. 27.Ağustos.2012, 15:26
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    tuvaletten sonra bazen ellerımı yıkamıyordum mıkropları baskasına bulastırmıssam gunahı var mıdır?uzvumu ellıodum yıkamıodum baskasına mıkrop bulasmıssa o mıkrop yuzunden bırı hastalansa gunah mı


    Benzer Konular

    - Tuvaletten sonra taharet

    - Tuvaletten sonra Taharet

    - Tuvaletten sonra akıntı vesvesesi

    - Tuvaletten sonra el nasıl yıkanır?

    - Tuvaletten çıkıp da abdest almadan önce elleri sabunlamak gerekir mi?

  3. 27.Ağustos.2012, 15:46
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: tuvaletten sonra elleri yıkamamak günah mı?




    Ebû Hureyre radıyallanu anh şöyle demiştir:
    “Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem tuvalete gitmek istediği zaman tevr yahut rekve denilen kaplardan biriyle su götürürdüm.
    Resûlullah onunla taha*retlenir ve elini toprağa silerdi. Sonra bir başka kapla su getirirdim, (onunla da) abdest alırdı.”
    (Ebu Davud, Taharet, 24; Nesâî, Taharet, 43; İbn Mâce, Taharet, 29. )

    Peygamberimizin gusül abdesti almadan önce de daha temizleyici olması sebebiyle ellerini toprağa sürdüğü rivayet edilmiştir.
    (Buhari, Gusül, 7-8; Müslim, Hayız, 37 (317)

    O gün toprağın gördüğü vazifeyi bu gün sabunlar görmektedir.
    Dolayısıyla tuvaletten sonra ellerin sabunla güzelce yıkanması hem sağlık açısından
    bir gereklilik hem de Peygamberimizin bir
    sünnetidir.
    alıntı...



  4. 27.Ağustos.2012, 15:46
    2
    Silent and lonely rains



    Ebû Hureyre radıyallanu anh şöyle demiştir:
    “Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem tuvalete gitmek istediği zaman tevr yahut rekve denilen kaplardan biriyle su götürürdüm.
    Resûlullah onunla taha*retlenir ve elini toprağa silerdi. Sonra bir başka kapla su getirirdim, (onunla da) abdest alırdı.”
    (Ebu Davud, Taharet, 24; Nesâî, Taharet, 43; İbn Mâce, Taharet, 29. )

    Peygamberimizin gusül abdesti almadan önce de daha temizleyici olması sebebiyle ellerini toprağa sürdüğü rivayet edilmiştir.
    (Buhari, Gusül, 7-8; Müslim, Hayız, 37 (317)

    O gün toprağın gördüğü vazifeyi bu gün sabunlar görmektedir.
    Dolayısıyla tuvaletten sonra ellerin sabunla güzelce yıkanması hem sağlık açısından
    bir gereklilik hem de Peygamberimizin bir
    sünnetidir.
    alıntı...



  5. 27.Ağustos.2012, 15:50
    3
    rana
    Aciz Kul

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2007
    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 5,599
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 69
    Bulunduğu yer: Stuttgart/Istanbul/Ankara

    Cevap: tuvaletten sonra elleri yıkamamak günah mı?

    Müslüman; üstü-başı, çevresi, yiyeceği ve giyeceği ile temiz, derli-toplu, intizamlı olmaya ve böylece Allah Teâla'nın rızasını kazanarak O'nun sevgili kulları arasına girmeye çalışır. Bu onun en önemli ahlakî görevidir. Bu görevini kesinlikle aksatmamalı ve dikkatli bir şekilde yerine getirmeye çalışmalıdır.





    TEMİZLİK


    Bedenin ve ruhun maddî manevî pisliklerden uzak tutulması.

    İslâm, Müslümanları bazı görevleri yerine getirmekle mükellef tutmuştur. Bu görevlerden bir kısmı Müslümanın ruhi yönünü bir kısmı da maddî yönünü ilgilendirir. Dinin kesinlikle yerine getirilmesini istediği bedenî görevlerin aksatılması, vücudun çeşitli rahatsızlıklara yakalanması ve dinî-ahlakî görevlerin yapılabilme güçlüğünü ortaya çıkarır. Bunun için bedenî görevleri titizlikle yerine getirmek, sağlıklı ve her an her türlü görevleri eksiksiz yapabilecek bir beden yapısına sahip olmak, ahlakî bir yükümlülüktür.

    Bedenî görevlerin başında temizlik gelir. Nitekim bir ayet-i kerimede Allah Teâla şöyle buyurmaktadır:
    "Orada (Mescid-i Kuba'da) günahlardan ve pisliklerden temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da böyle çok temizlenenleri sever." (Tevbe, 9/108).
    Ayetten de anlaşılacağı gibi, sadece gözle görülen maddî kirler değil, günah ve kötülükler gibi manevî kötülükler de pis sayılmış ve Müslümanların bunlardan arınmaları istenmiştir. Peygamber (asm)'in "Temizlik imanın yarısıdır."(Müslim, Tahare, 1) buyurması da temizliğin önemini gösterir.

    Temizliği; beden temizliği, yiyecek-giyecek temizliği ve çevre temizliği olarak ele almak gerekir. Kur'an-ı Kerîm'de de bu üç çeşit temizliğe işaret eden ayetler vardır.

    a. Beden Temizliği:

    Allah Teâlâ belli durumlarda Müslümanlara abdest ve boy abdesti almalarını emretmiş ve şöyle buyurmuştur:
    "Ey iman edenler! Namaza durmak istediğiniz zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başınızı meshedin ve ayaklarınızı da topuklara kadar yıkayın. Eğer cünüp iseniz tam temizlenin." (el-Mâide, 5/16).
    Peygamber (asm)'in de hiç olmazsa haftada bir kere vücudun tamamen yıkanmasını ve her türlü kirden ve pis kokulardan arındırılmasını tavsiye ettiğini bilinmektedir.
    "Ona tertemiz olanlardan başkası el sürmesin." (Vakıa, 56/79)
    ayeti de Kur'an'ın ancak abdestli olarak ele alınabileceğini göstermektedir. Namaz kılmak, Kur'an okumak için abdest alınması, belli zaman ve durumlarda boy abdestinin alınması mecburiyetinin olması, Müslümanların, ister istemez her an temiz olmaları sonucunu ortaya çıkaracaktır. Kaldı ki, bir Müslümanın bedenini temizlemesi sadece abdest ve boy abdesti ile sınırlı kalmaz; gerekli gördüğü her yerde yıkanmak, yemeklerden önce ve sonra kesinlikle elleri yıkamak, özellikle ağız ve diş temizliğine dikkat etmek icab eder. Peygamber Efendimiz:
    "Misvak kullanın, çünkü misvak ağzı temizler." (Buharî, Savm, 27);

    "Eğer müminlere güçlük verecek olmasaydım, onlara her namaz için misvak kullanmayı emrederdim." (Buharî, Cumu'a 8; Müslim, Tahare, 42);

    "Yemekten önce ve sonra el yıkamak yemeğe bereket getirir." (Tirmizî, Et'ime, 29)
    buyurmakla el, ağız ve diş temizliğine verdiği önemi göstermiştir. Bu sebeple misvak veya fırça kullanarak dişleri temizlemenin önemli bir sağlık kuralı olduğu unutulmamalıdır.

    Fazla uzadıkları zaman ve bakımsız, pis bırakıldıkları zaman birer mikrop yuvası olan tırnaklarla, vücudun belli yerlerindeki kılların kesilip temizlenmesine de dikkat edilmeli, saç, sakal, bıyık her zaman taranıp düzeltilmeli ve temiz tutulmalıdır. İbadetlerle elde etmek istediğimiz gönül temizliğine giden yolun, beden temizliğinden geçtiği unutulmamalıdır.

    b. Yiyecek ve Giyecek Temizliği:

    İnsan yaşayabilmek için yer ve içer. Yiyecek ve içecekleri temiz ve helâl olanlardan seçmek İslam'ın emirlerindendir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
    "Ey iman edenler; size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yeyin, şayet sadece Allah 'a ibadet ediyorsanız ona şükredin." (Bakara, 2/72).
    Başka bir ayet-i kerimede de:
    "Ey iman edenler! Allah 'ın size helâl kıldığı güzel ve temiz şeyleri haram etmeyin, sınırı, aşmayın. Çünkü Allah, sınırı aşanları sevmez. Allah'ın size verdiği rızıklardan helâl ve temiz olarak yeyin ve inandığınız Allah 'tan korkun." (Mâide, 5/87-88) buyurmuştur.
    Besin maddelerinde iki türlü temizlik aranması gerektiğini yukarıdaki ayetler ortaya koymaktadır. Bunlar maddî ve manevî temizliktir. Maddî temizlikten maksat, yenilen şeylerin kirli olmamasıdır. Kirli olanlar temizlendikten sonra yenilebilir. İçeçeklein de pis olmamasına özen gösterilir. Kirli ve mikroplu besinlerin vücud için ne büyük tehlike teşkil ettiğini, pek çok hastalığın bu yolla vücuda girdiği bilinmektedir.

    Yiyecek ve içeceklerde aranan ikinci temizlik, manevi temizliktir. Allah Teâlâ, helal olan şeyleri temiz, haram olan şeyleri pis saymıştır. Öyleyse, nasıl yıkamak, kaynatmak, pişirmek yolu ile yiyecek ve içeceklerde maddî yönden temizlenmeye çalışılıyorsa, helal olanlarını seçmek suretiyle, de onlardaki manevî temizliğe dikkat edilmesi gerekmektedir. İslâm içki ve domuz etini haram oldukları için pis saydığı gibi aynı şekilde, hırsızlıkla veya haksız kazanç yoluyla elde edilen yiyecek ve içecekleri de pis kabul etmiştir.

    Yiyeceklerde olduğu kadar giyeceklerde de temizliğe dikkat edilmelidir.
    Vücud ne kadar temiz tutulursa tutulsun, elbiseler temiz olmazsa, bu temizliğin bir kıymeti kalmaz. Allah Teâlâ'nın Peygamber (asm)'e ilk emirlerinden biri "Elbiseni de daima temiz tut." (Müddessir, 74/4) emridir. Allah Teâlâ Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyuruyor:
    "Ey Âdem oğulları! Size çirkin (avret) yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık. Takva elbisesi daha hayırlıdır. İşte bunlar, Allah'ın ayetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar."

    "Ey Âdem oğullar! Her mescide gidişinizde, süslü, güzel elbiselerinizi giyin; yeyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez."

    "De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı süsü ve güzel rızıkları kim haram etti? " De ki, "O dünya hayatında inananlarındır, kıyamet günü de yalnız onlarındır." İşte biz, bilen bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz."
    (A'raf, 7/26, 31-32).
    Ayetlerden de anlaşılacağı gibi, Allah Teâlâ örtünmek ve süslenmek için giyecekleri insanlara bir nimet olarak vermiştir. İsrafa ve gösterişe kaçmadan, temiz ve sade giyinmek her Müslümanın görevidir. Ayrıca Peygamberimiz (asm), giyim kuşamı ile başkalarına karşı böbürlenenlerin Allah'ın rahmetinden uzaklaşacaklarını haber vermiştir (Müslim, Libas, 42-80).

    Şu halde Müslüman, giyiminde temiz ve derli toplu olmaya çalışmalıdır. Pis ve pejmürde bir kıyafet yalnız giyinen için değil, çevresindekileri de rahatsız eder. Peygamber (asm)'in her konuda olduğu gibi, üst-baş ve giyim kuşam konusunda da, temizliği ve derli toplu olmasıyla, Müslümanlara örnektir.

    c. Çevre temizliği:

    Müslüman, yediği, içtiği ve giyindikleri kadar içinde yaşadığı çevrenin de temiz olmasına dikkat eder. Bu önemli bir ahlakî sorumluluktur. Başta evler olmak üzere, sokaklar, mahalleler, köy ve kasabalar mutlaka temiz tutulmalıdır. Eğitim kurumları, fabrikalar, dükkanlar, camiler temiz tutulmalıdır .

    Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
    "İbrahim ve İsmail'e: "Tavaf edenler, orada ibadet amacıyla oturanlar, rüku ve secde edenler için Evimi (Kabe'yi) temizleyin!" diye emretmiştik." (Bakara, 2/135).
    "Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri ve pisliklerden temizlenenleri sever." (Bakara, 2/222).
    Çevre temizliği sadece kişileri ilgilendirmez, toplumsal bir konudur. Burada fertlerin karşılıklı hak ve görevleri söz konusudur. Meselâ; yola çöp atan veya çekinmeden tükürüp geçen; dinlenmek için gittiği gezinti yerlerinde yeyip içtiklerinin artıklarını çevreye saçan; işyerinin etrafını artık maddelerle kirleten bir kişi, yalnız çevresini kirletmiş olmakla kalmaz, kirlettiği yerlerde yaşayan veya o yerlerden yararlanan insanlara karşı da haksızlık yapmış, terbiyesizlikte bulunmuş olur. Bunun için çevre temizliğini aynı zamanda toplumsal bir görev olarak değerlendirmek ve bu konuda çok titiz davranmak Müslümanlar için bir yükümlülüktür.

    Resulullah (asm) buyurmuştur: "
    "İnsanların çoğunun aldandığı (yani değerini bilmediği) iki nimet vardır: Sağlık ve boş vakit." (Buharî, Rikak, 1)
    Gerçekten de çoğu zaman insan ancak hastalandığında sağlığın kıymetini anlar. Buna meydan vermemek, sonunda pişman olmamak için hastalık gelmeden tedbirinin alınması gerekir. Sağlığın ilk şartı hastalıklara karşı en önemli tedbir olan temizliğe riayet etmektir.

    Özetle Müslüman; üstü-başı, çevresi, yiyeceği ve giyeceği ile temiz, derli-toplu, intizamlı olmaya ve böylece Allah Teâla'nın rızasını kazanarak O'nun sevgili kulları arasına girmeye çalışır. Bu onun en önemli ahlakî görevidir. Bu görevini kesinlikle aksatmamalı ve dikkatli bir şekilde yerine getirmeye çalışmalıdır. (Ayrıca bk. "Abdest", "Gusül","Taharet" mad.).

    sorularla islamiyet




  6. 27.Ağustos.2012, 15:50
    3
    Aciz Kul
    Müslüman; üstü-başı, çevresi, yiyeceği ve giyeceği ile temiz, derli-toplu, intizamlı olmaya ve böylece Allah Teâla'nın rızasını kazanarak O'nun sevgili kulları arasına girmeye çalışır. Bu onun en önemli ahlakî görevidir. Bu görevini kesinlikle aksatmamalı ve dikkatli bir şekilde yerine getirmeye çalışmalıdır.





    TEMİZLİK


    Bedenin ve ruhun maddî manevî pisliklerden uzak tutulması.

    İslâm, Müslümanları bazı görevleri yerine getirmekle mükellef tutmuştur. Bu görevlerden bir kısmı Müslümanın ruhi yönünü bir kısmı da maddî yönünü ilgilendirir. Dinin kesinlikle yerine getirilmesini istediği bedenî görevlerin aksatılması, vücudun çeşitli rahatsızlıklara yakalanması ve dinî-ahlakî görevlerin yapılabilme güçlüğünü ortaya çıkarır. Bunun için bedenî görevleri titizlikle yerine getirmek, sağlıklı ve her an her türlü görevleri eksiksiz yapabilecek bir beden yapısına sahip olmak, ahlakî bir yükümlülüktür.

    Bedenî görevlerin başında temizlik gelir. Nitekim bir ayet-i kerimede Allah Teâla şöyle buyurmaktadır:
    "Orada (Mescid-i Kuba'da) günahlardan ve pisliklerden temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da böyle çok temizlenenleri sever." (Tevbe, 9/108).
    Ayetten de anlaşılacağı gibi, sadece gözle görülen maddî kirler değil, günah ve kötülükler gibi manevî kötülükler de pis sayılmış ve Müslümanların bunlardan arınmaları istenmiştir. Peygamber (asm)'in "Temizlik imanın yarısıdır."(Müslim, Tahare, 1) buyurması da temizliğin önemini gösterir.

    Temizliği; beden temizliği, yiyecek-giyecek temizliği ve çevre temizliği olarak ele almak gerekir. Kur'an-ı Kerîm'de de bu üç çeşit temizliğe işaret eden ayetler vardır.

    a. Beden Temizliği:

    Allah Teâlâ belli durumlarda Müslümanlara abdest ve boy abdesti almalarını emretmiş ve şöyle buyurmuştur:
    "Ey iman edenler! Namaza durmak istediğiniz zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başınızı meshedin ve ayaklarınızı da topuklara kadar yıkayın. Eğer cünüp iseniz tam temizlenin." (el-Mâide, 5/16).
    Peygamber (asm)'in de hiç olmazsa haftada bir kere vücudun tamamen yıkanmasını ve her türlü kirden ve pis kokulardan arındırılmasını tavsiye ettiğini bilinmektedir.
    "Ona tertemiz olanlardan başkası el sürmesin." (Vakıa, 56/79)
    ayeti de Kur'an'ın ancak abdestli olarak ele alınabileceğini göstermektedir. Namaz kılmak, Kur'an okumak için abdest alınması, belli zaman ve durumlarda boy abdestinin alınması mecburiyetinin olması, Müslümanların, ister istemez her an temiz olmaları sonucunu ortaya çıkaracaktır. Kaldı ki, bir Müslümanın bedenini temizlemesi sadece abdest ve boy abdesti ile sınırlı kalmaz; gerekli gördüğü her yerde yıkanmak, yemeklerden önce ve sonra kesinlikle elleri yıkamak, özellikle ağız ve diş temizliğine dikkat etmek icab eder. Peygamber Efendimiz:
    "Misvak kullanın, çünkü misvak ağzı temizler." (Buharî, Savm, 27);

    "Eğer müminlere güçlük verecek olmasaydım, onlara her namaz için misvak kullanmayı emrederdim." (Buharî, Cumu'a 8; Müslim, Tahare, 42);

    "Yemekten önce ve sonra el yıkamak yemeğe bereket getirir." (Tirmizî, Et'ime, 29)
    buyurmakla el, ağız ve diş temizliğine verdiği önemi göstermiştir. Bu sebeple misvak veya fırça kullanarak dişleri temizlemenin önemli bir sağlık kuralı olduğu unutulmamalıdır.

    Fazla uzadıkları zaman ve bakımsız, pis bırakıldıkları zaman birer mikrop yuvası olan tırnaklarla, vücudun belli yerlerindeki kılların kesilip temizlenmesine de dikkat edilmeli, saç, sakal, bıyık her zaman taranıp düzeltilmeli ve temiz tutulmalıdır. İbadetlerle elde etmek istediğimiz gönül temizliğine giden yolun, beden temizliğinden geçtiği unutulmamalıdır.

    b. Yiyecek ve Giyecek Temizliği:

    İnsan yaşayabilmek için yer ve içer. Yiyecek ve içecekleri temiz ve helâl olanlardan seçmek İslam'ın emirlerindendir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
    "Ey iman edenler; size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yeyin, şayet sadece Allah 'a ibadet ediyorsanız ona şükredin." (Bakara, 2/72).
    Başka bir ayet-i kerimede de:
    "Ey iman edenler! Allah 'ın size helâl kıldığı güzel ve temiz şeyleri haram etmeyin, sınırı, aşmayın. Çünkü Allah, sınırı aşanları sevmez. Allah'ın size verdiği rızıklardan helâl ve temiz olarak yeyin ve inandığınız Allah 'tan korkun." (Mâide, 5/87-88) buyurmuştur.
    Besin maddelerinde iki türlü temizlik aranması gerektiğini yukarıdaki ayetler ortaya koymaktadır. Bunlar maddî ve manevî temizliktir. Maddî temizlikten maksat, yenilen şeylerin kirli olmamasıdır. Kirli olanlar temizlendikten sonra yenilebilir. İçeçeklein de pis olmamasına özen gösterilir. Kirli ve mikroplu besinlerin vücud için ne büyük tehlike teşkil ettiğini, pek çok hastalığın bu yolla vücuda girdiği bilinmektedir.

    Yiyecek ve içeceklerde aranan ikinci temizlik, manevi temizliktir. Allah Teâlâ, helal olan şeyleri temiz, haram olan şeyleri pis saymıştır. Öyleyse, nasıl yıkamak, kaynatmak, pişirmek yolu ile yiyecek ve içeceklerde maddî yönden temizlenmeye çalışılıyorsa, helal olanlarını seçmek suretiyle, de onlardaki manevî temizliğe dikkat edilmesi gerekmektedir. İslâm içki ve domuz etini haram oldukları için pis saydığı gibi aynı şekilde, hırsızlıkla veya haksız kazanç yoluyla elde edilen yiyecek ve içecekleri de pis kabul etmiştir.

    Yiyeceklerde olduğu kadar giyeceklerde de temizliğe dikkat edilmelidir.
    Vücud ne kadar temiz tutulursa tutulsun, elbiseler temiz olmazsa, bu temizliğin bir kıymeti kalmaz. Allah Teâlâ'nın Peygamber (asm)'e ilk emirlerinden biri "Elbiseni de daima temiz tut." (Müddessir, 74/4) emridir. Allah Teâlâ Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyuruyor:
    "Ey Âdem oğulları! Size çirkin (avret) yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık. Takva elbisesi daha hayırlıdır. İşte bunlar, Allah'ın ayetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar."

    "Ey Âdem oğullar! Her mescide gidişinizde, süslü, güzel elbiselerinizi giyin; yeyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez."

    "De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı süsü ve güzel rızıkları kim haram etti? " De ki, "O dünya hayatında inananlarındır, kıyamet günü de yalnız onlarındır." İşte biz, bilen bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz."
    (A'raf, 7/26, 31-32).
    Ayetlerden de anlaşılacağı gibi, Allah Teâlâ örtünmek ve süslenmek için giyecekleri insanlara bir nimet olarak vermiştir. İsrafa ve gösterişe kaçmadan, temiz ve sade giyinmek her Müslümanın görevidir. Ayrıca Peygamberimiz (asm), giyim kuşamı ile başkalarına karşı böbürlenenlerin Allah'ın rahmetinden uzaklaşacaklarını haber vermiştir (Müslim, Libas, 42-80).

    Şu halde Müslüman, giyiminde temiz ve derli toplu olmaya çalışmalıdır. Pis ve pejmürde bir kıyafet yalnız giyinen için değil, çevresindekileri de rahatsız eder. Peygamber (asm)'in her konuda olduğu gibi, üst-baş ve giyim kuşam konusunda da, temizliği ve derli toplu olmasıyla, Müslümanlara örnektir.

    c. Çevre temizliği:

    Müslüman, yediği, içtiği ve giyindikleri kadar içinde yaşadığı çevrenin de temiz olmasına dikkat eder. Bu önemli bir ahlakî sorumluluktur. Başta evler olmak üzere, sokaklar, mahalleler, köy ve kasabalar mutlaka temiz tutulmalıdır. Eğitim kurumları, fabrikalar, dükkanlar, camiler temiz tutulmalıdır .

    Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
    "İbrahim ve İsmail'e: "Tavaf edenler, orada ibadet amacıyla oturanlar, rüku ve secde edenler için Evimi (Kabe'yi) temizleyin!" diye emretmiştik." (Bakara, 2/135).
    "Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri ve pisliklerden temizlenenleri sever." (Bakara, 2/222).
    Çevre temizliği sadece kişileri ilgilendirmez, toplumsal bir konudur. Burada fertlerin karşılıklı hak ve görevleri söz konusudur. Meselâ; yola çöp atan veya çekinmeden tükürüp geçen; dinlenmek için gittiği gezinti yerlerinde yeyip içtiklerinin artıklarını çevreye saçan; işyerinin etrafını artık maddelerle kirleten bir kişi, yalnız çevresini kirletmiş olmakla kalmaz, kirlettiği yerlerde yaşayan veya o yerlerden yararlanan insanlara karşı da haksızlık yapmış, terbiyesizlikte bulunmuş olur. Bunun için çevre temizliğini aynı zamanda toplumsal bir görev olarak değerlendirmek ve bu konuda çok titiz davranmak Müslümanlar için bir yükümlülüktür.

    Resulullah (asm) buyurmuştur: "
    "İnsanların çoğunun aldandığı (yani değerini bilmediği) iki nimet vardır: Sağlık ve boş vakit." (Buharî, Rikak, 1)
    Gerçekten de çoğu zaman insan ancak hastalandığında sağlığın kıymetini anlar. Buna meydan vermemek, sonunda pişman olmamak için hastalık gelmeden tedbirinin alınması gerekir. Sağlığın ilk şartı hastalıklara karşı en önemli tedbir olan temizliğe riayet etmektir.

    Özetle Müslüman; üstü-başı, çevresi, yiyeceği ve giyeceği ile temiz, derli-toplu, intizamlı olmaya ve böylece Allah Teâla'nın rızasını kazanarak O'nun sevgili kulları arasına girmeye çalışır. Bu onun en önemli ahlakî görevidir. Bu görevini kesinlikle aksatmamalı ve dikkatli bir şekilde yerine getirmeye çalışmalıdır. (Ayrıca bk. "Abdest", "Gusül","Taharet" mad.).

    sorularla islamiyet




  7. 27.Ağustos.2012, 16:09
    4
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: tuvaletten sonra elleri yıkamamak günah mı?

    El Yıkamanın Önemi ve El Yıkama Teknikleri

    El yıkamanın faydaları bilmeyen yok, ama yine de birçok insan tuvaletten sonra bile ellerini yıkamayabiliyor

    Gün boyunca çeşitli kaynaklardan (insanlarla temas, yüzeylere dokunma, gıdalar, hatta hayvanlar ile temas) ellerimize mikroplar bulaşıyor. Eğer ellerinizi yeterince sık yıkamazsanız, bu mikropları gözünüze, burnunuza ya da ağzınıza bulaştırarak hasta olabilirsiniz.

    Soğuk algınlığı, grip, mide ve bağırsak sorunları, ishal gibi hastalıklar ellerin iyi yıkanmaması nedeniyle bulaşan mikroplardan oluşuyor. Birçok insan, soğuk algınlığını kolay atlatırken, grip ise daha ciddi olabiliyor. Grip olan insanda, özellikle yaşlılarda ve kronik sağlık problemleri bulunanlarda grip, zatürreye dönüşebiliyor.

    Yetersiz el yıkama, ayrıca, 'e.coli ve salmonella' gibi gıdayla ilişkili mikropların yayılmasına neden oluyor. Amerikan Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi, her yıl 76 milyon Amerikalı'nın gıdalarla ilgili hastalıklara yakalandığını ve yaklaşık 5 bin kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Hastalıkların diğer belirtileri arasında bulantı, kusma ve ishal yer alıyor.

    Uygun el yıkama tekniği

    Uygun el yıkama teknikleri arasında ellerinizi sabun ve ılık suyla yıkamak ya da el temizleyicisi ile temizlemek bulunuyor. Antibakteriyel mendiller de sabun kadar etkilidir, ancak el temizleyiciler kadar iyi değil.Antibakteriyel sabunlar, daha popüler olmaya başladı. Çünkü mikropları öldürmede normal sabunlardan daha etkili değil.

    Ellerinizi ne zaman yıkamalısınız?

    Tuvaleti kullandıktan, bebeğinizin altını değiştirdikten, hayvanlara ya da hayvan pisliğine dokunduktan sonra, yemek hazırlamadan önce ve sonra, özellikle çiğ et, tavuk ya da balığa dokunmadan önce ve dokunduktan sonra; yemek yemeden önce, burnunuzu temizledikten sonra; elinize öksürdükten ya da hapşırdıktan sonra; yara veya kesiklerinize ilaç sürdükten sonra; hasta veya yaralı bir insanla temas ettikten sonra; çöpü dışarı attıktan sonra; kontak lenslerinizi takmadan ya da çıkarmadan önce; havaalanında, tren istasyonunda ve restoranlarda halka açık dinlenme salonlarını kullandıktan sonra ellerinizi mutlaka yıkamalısınız.

    Çocukların da ellerini yıkamaya ihtiyacı var

    Çocuklarınıza, ellerini güzelce ve sık sık yıkamalarını söyleyerek onları hastalıklardan koruyabilirsiniz. Onlara el yıkama alışkanlığı kazandırmak için örnek olun. Ellerinizi çocuklarınızla birlikte yıkayın ve çocuklarınızın ellerini nasıl yıkadığını denetleyin. Ellerini yıkamasını hatırlatan bir kart hazırlayıp, banyoda onun göz hizasına yapıştırabilirsiniz. El yıkamak, küçük çocuklar için daha da önemlidir.

    Ellerini yıka, Hastalıklara davetiye çıkarma

    Eğer çocuğunuz 3 yaşından küçükse solunum ve bağırsak hastalıklarının oluşma riski daha yüksektir. Ayrıca bu hastalıklar kolayca ailenin diğer üyelerine ve çevredekilere bulaşabilir.

    Çocuğunuzun sağlığını korumak için evinizdeki hijyen ortamının iyi sağlandığından emin olun. Çocuklarınıza ellerini sadece yemeklerden önce değil, gün içinde birçok kez yıkaması gerektiğini öğretin. El yıkamak çok fazla zaman almaz, fakat hastalıkları önlemek için büyük bir ödüldür.

    Sabun ve suyla uygun el yıkama

    Su ve sabunla ellerinizi uygun bir şekilde yıkamak için: Ellerinizi ılık suyla ıslatın ve sıvı sabunu dökün ya da temizleyiciyle temizleyin. İyice köpürtün. En az 15-20 saniye boyunca iyice ovalayın. Parmaklarınızın arasını, tırnaklarınızın altını, bileklerinizi, avuç içlerinizi iyice yıkayın. Sonra iyice durulayın, tek kullanımlık kağıt havluyla ellerinizi iyice kurutun. Musluğu kapatmak için havlu kullanın.

    VASFİYE ÖZCANBAZ



    ------------------------------

    El ve ağız yıkama Babı Kütub-u Sitte


    EL VE AGZIN YIKANMASI
    ـ3888 ـ1ـ عن سلمان رَضِيَ اللَّهُ عَنْه قال: ]قَرَأتُ فِي التَّوْرَاةِإنَّ بَرَكَةَ الطَعَامِ الْوُضُوءُ بَعْدَهُ فَذَكَرْتُ ذلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ #، فقَالَ: بَرَكَةُ الطَّعَامِ الْوُضُوءُ قَبْلَهُ وَالْوُضُوءُ بَعْدَهُ[. أخرجه أبو داود والترمذي
    .1. (3888)- Hz. Selman radıyallahu anh anlatıyor: "Tevrat'ta okudum: "Yemeğin bereketi, yemekten sonra (el ve ağzı) yıkamadadır" diyordu. Bunu Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a söyledim:
    "Yemeğin bereketi yemekten önce ve sonraki yıkamalardadır" buyurdular." [Ebu Dâvud, Et'ime, 12, (3761); Tirmizî, Et'ime 39, (1847).]
    ـ3889 ـ2ـ وعن أبي هريرة رَضِيَ اللَّهُ عَنْه قال: ]قال رَسُولُ اللَّهِ #: إنَّ الشَّيْطَانَ حَسَّاسٌ لَحَّاسٌ فَاحْذَرُوهُ عَلى أنْفُسِكُمْ مَنْ بَاتَ وَفِى يَدِهِ غَمَرٌ فَأصَابَهُ شَىْءٌ فََ يَلُومَنَّ إَّ نَفْسَهُ[. أخرجه أبو داود والترمذي.»حَسَّاسُ«: شَديد الحس وا“دراك.»لَحَّاسٌ«: كثير اللحس لما يصل إليه.»وَالْغَمَرُ« بفتح الميم: ريح اللحم وزهومته

    .2. (3889)- Ebû Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûllullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Şeytan muhakkak ki hassastır, cidden pek hassastır. Kendinizi ondan sakındırın. Kim elinde et kokusu olduğu halde geceler, sonra da kendisine bir fenalık ulaşırsa sakın ha nefsinden başkasını suçlamasın." [Tirmizî, Et'ime 48, (1861); Ebu Dâvud, Et'ime 54, (3852).]


    Açıklama

    1- Selman-ı Fârisî, İslam'la şereflenmezden önce hristiyan olmuş bir zattı. Onun Tevrat'tan okuması o dönemde cereyan etmiş olmalıdır. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a, Tevrat'tan okuduğu mesele hususundaki sorma işini "yemeğin bereketi, yemekten sonra ellerin yıkanması mıdır?" diye tahkik maksadıyla yapmış, Resûlullah da bunu yanlış değil, fakat eksik bularak, gerçek durumu ifade buyurmuştur: "Yemeğin bereketi, ellerin yemekten hem evvel ve hem de sonra yıkanmasıdır" buyurmuştur
    .

    Önceki yıkama tekrîm'dir, yani yemeğe, nimete hürmet etme, değer verme ma'nâsına gelir, ni'met-i ilahiye'ye bir nevi ta'zim ifade eder. Meselenin temizlik ve dolayısiyle hıfzıssıhha yönü izaha gerek olmayacak kadar açıktır. Sonraki yıkama ise bulaşığın izalesine, kokuların giderilmesine yöneliktir.

    2- Aliyyu'l-Kâri, "Resûlullah'ın cevabı, Tavrat'ın maruz kaldığı tahrifata nebevî bir işaret olabileceği gibi, Muhammedî şeriatın, nimeti, ta'zim ifade eden temizlikle karşılamak için yemekten önce el yıkamayı ziyade ettiği ma'nâsına da gelebileceğini" söyler. Nitekim bu davranış بُعِثْتُ ُِتَمِّمَ مَكَارِمَ ا‘خَْقِ "Güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" hadisine pek muvafık düşmektedir.


    Bu hususta şöyle bir açıklama da yapılmıştır: "Yemekten önce ellerin yıkanmasındaki hikmet şudur: "Elleri yıkadıktan sonra yemek sıhhat ve afiyete daha uygun olur, çünkü eller, iş sebebiyle kirlenmelerden hâlî kalmaz, öyleyse onları yıkamak temizlik ve pâklık hâsıl eder. Çünkü, yemeden maksad ibadet ve kulluğumuzun ifasında güç elde etmektir. Öyleyse yeme işi de namazda olduğu gibi temizlik esasına bina edilmeye, elleri yıkayarak başlamaya ziyadesiyle layıktır.


    İkinci yıkamaktan maksad ise, ellerin ve ağzın bulaşıklardan temizlenmesidir."
    Aliyyu'l-Kârî, "yemeğin bereketi, yemekten önce ellerin yıkanmasıdır" hadisiyle ilgili şöyle bir açıklama daha yapıldığını kaydeder: "Yemeğin bizzat kendisinde artma ve ziyadeleşmedir, yemekten sonraki yıkamadaki bereket ise, nefsin sükunete ermesine ve istikrarını bulmasına sebep olmak, tâatlara imkan hazırlayıp, ibâdetlere kuvvet vermek gibi hizmetler sebebiyle yemeğin hâsıl edeceği fayda ve eserlerindeki artma ve ziyadeleşmedir. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) hadislerinde, mübalağa kasdıyla yıkama işini, bereketin kendisi olarak ifade etti. Aslında ise, esas kastedilen bereket "el yıkama"dan hâsıl olan şeylerdir."


    El yıkamaya teşvik edici bir hadiste Efendimiz şöyle buyurur: "Kim, Allah'ın, evindeki hayrı artırmasını seviyorsa yemek hazır olunca ve kalkınca ellerini yıkasın."

    ـ3890 ـ3ـ وعن أبن عباس رَضِيَ اللَّهُ عَنْهما قال: ]خَرَجَ رسولُ اللَّهِ #: يَوْماً مِنْ الخََءِ فَقُدِّمَ إلَيْهِ طَعَامٌ، فقَالُوا: أَ نَأتِيكَ بِوَضُوءٍ؟ فقَالَ: إنَّمَا أُمِرْتُ بِالْوُضُوءِ إذَا قُمْتُ إلى الصََّةِ[. أخرجه الخمسة إ البخاري

    .3. (3890)- İbnu Abbas radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün heladan çıkmıştı. Hemen kendisine bir yemek takdim edildi. (O da kabul buyurdu. Ashabtan bazısı "Size abdest suyu getirmeyelim mi?" dediler. Onlara: "Namaza kalkınca abdest almakla emrolundum!" cevabını verdi.." [Müslim, Hayz 118, (374); Ebu Dâvud, Et'ime 11, (3760); Tirmizî, Et'ime 40, (1848); Nesâî, Tahâret 101, (1, 85).]

    AÇIKLAMA:

    Bu rivayet, yemekten önce el yıkamanın terkiyle ilgilidir. Nitekim hadis, Tirmizî'de "Yemekten önce el yıkamayı terketme babı" adını taşıyan bir babta kaydedilmiştir.


    Görüldüğü üzere, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kazâyı hacetten dönmüştür, henüz bir abdest tazeleme ameliyesi cereyan etmeden yenilecek bir şey ikram edilmiş, Resûlullah da bu ikramı kabul buyurmuşlardır. Ancak, yemekten önce, hep elini yıkadığını, helâdan sonra abdest tazelediğini görerek, bunu vacib addeden Ashabtan bazıları, atılarak: "Abdest suyu getirmeyelim mi? Abdestinizi almayacak mısınız?" diye hatırlatmada bulunmuşlardır. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), çoğunlukla takip ettiği sünnet hep abdestli olmak, yemekten önce elleri yıkamak ise de, bunu bir vecibe olarak yapmadığını, abdest alma işinin sadece namaz için kalkınca "vecibe" olduğunu beyan ederek, abdest almayı (ve ellerini yıkamayı) terkediyor.

    Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) burada abdestin her zaman vacib olmadığını belirtmek istemiş, vacib olduğu hallerden en ziyade karşılaşılanı zikretmiştir: Namaz. Hakikat-ı halde namaz dışında da bazı haller abdestli olmamızı vacib kılar: Tilâvet secdesi, Kur'an'a el değmek, Ka'be'yi tavaf etmek... gibi. Ancak Resûlullah o fırsatta ilmihal dersi vermiyordu ki, bütün teferruâta yer versin. Belirtmek istediği husus, abdestsiz olunabileceği, el yıkamadan da yemek yenilebileceği idi. Bu çeşit fırsatlar olmayıp bu cevazlar beyan edilmese ve Ashab'ın zannı üzere meseleler kalsaydı, arkadan gelen müslümanlar bir kısım zorluklarla karşılaşabilirdi. Hakîm olan Rabbimiz, Resûlü'nü çok farklı şartlarda, değişik muhataplar içerisinde müteaddit ve mükerrer imtihanlara ibtila ederek şeriatının her yönünü açıklığa kavuşturmuştur. Bu, Rabbimizin bu ümmet-i merhume'ye büyük lütuf ver rahmetlerinden biridir.


    Aliyyu'l-Kâri, Resûlullah'ın, o sırada abdest almayı nefyetmesinde, abdestli de olmayı tecvize münafi bir durumun olmadığını, yemekten önceki veya başka biri olsun, farketmeksizin örfî yıkamanın istihbabından öte abdestli olmanın müstehab olduğunu da ifade ettiğini belirtir. Ve devamla der ki: "Gerçek şu ki, (aleyhissalâtu vesselâm), o sırada ellerini, cevazı beyan için yıkamadı. Ayrıca, Resûlullah'ın cevabından çıkarılacak vücub hükmünün nefyi de te'kidli olarak ifade edilmiştir. Hülasa bu hadis, yemekten önce ellerin yıkanması mutlak olarak nefyedilmiştir şeklinde hüküm çıkarmaya kesinlikle yeterli değildir. Zaten, Resûlullah'a vaz edilmiş sualin içerisinde, Resûlullah'ın müste'mir âdetinin yemekten önce elini yıkamak olduğu görülmektedir. Hatta hadisten, şer'i abdestin yani namaz için alınan abdestin nefyedilip, örfî abdestin yani sadece elleri yıkama'nın bâki kaldığı hümkünü çıkarmak dahi mümkündür. Şu halde bu ihtimalin varlığı da, önceki istidlali (yani hadisten, yemekten önce el yıkamanın nefyedildiği hükmünü) düşürür."

    Aliyyu'l-Kâri burada selef arasında cereyan eden bazı ihtilafa îmada bulunmaktadır. Zira onlar arasında, yemekten önce ellerin yıkanmasına karşı çıkanlar olmuştur. Sözgelimi, İmam Mâlik ve Süfyan-ı Sevrî'den böyle bir kanaat rivayet edilmiş ve hatta Sevrî'nin tutumu, "onun, Acem âdeti" olmasıyla izah edilmiştir.
    Ancak cumhur, hem yemekten önce ve hem de yemekten sonra el yıkamayı istihbab etmede ittifak eder.


    Prof.Dr. İbrahim Canan'ın "Kütüb-i Sitte Muhtasarı ve Şerhi





  8. 27.Ağustos.2012, 16:09
    4
    Silent and lonely rains
    El Yıkamanın Önemi ve El Yıkama Teknikleri

    El yıkamanın faydaları bilmeyen yok, ama yine de birçok insan tuvaletten sonra bile ellerini yıkamayabiliyor

    Gün boyunca çeşitli kaynaklardan (insanlarla temas, yüzeylere dokunma, gıdalar, hatta hayvanlar ile temas) ellerimize mikroplar bulaşıyor. Eğer ellerinizi yeterince sık yıkamazsanız, bu mikropları gözünüze, burnunuza ya da ağzınıza bulaştırarak hasta olabilirsiniz.

    Soğuk algınlığı, grip, mide ve bağırsak sorunları, ishal gibi hastalıklar ellerin iyi yıkanmaması nedeniyle bulaşan mikroplardan oluşuyor. Birçok insan, soğuk algınlığını kolay atlatırken, grip ise daha ciddi olabiliyor. Grip olan insanda, özellikle yaşlılarda ve kronik sağlık problemleri bulunanlarda grip, zatürreye dönüşebiliyor.

    Yetersiz el yıkama, ayrıca, 'e.coli ve salmonella' gibi gıdayla ilişkili mikropların yayılmasına neden oluyor. Amerikan Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi, her yıl 76 milyon Amerikalı'nın gıdalarla ilgili hastalıklara yakalandığını ve yaklaşık 5 bin kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Hastalıkların diğer belirtileri arasında bulantı, kusma ve ishal yer alıyor.

    Uygun el yıkama tekniği

    Uygun el yıkama teknikleri arasında ellerinizi sabun ve ılık suyla yıkamak ya da el temizleyicisi ile temizlemek bulunuyor. Antibakteriyel mendiller de sabun kadar etkilidir, ancak el temizleyiciler kadar iyi değil.Antibakteriyel sabunlar, daha popüler olmaya başladı. Çünkü mikropları öldürmede normal sabunlardan daha etkili değil.

    Ellerinizi ne zaman yıkamalısınız?

    Tuvaleti kullandıktan, bebeğinizin altını değiştirdikten, hayvanlara ya da hayvan pisliğine dokunduktan sonra, yemek hazırlamadan önce ve sonra, özellikle çiğ et, tavuk ya da balığa dokunmadan önce ve dokunduktan sonra; yemek yemeden önce, burnunuzu temizledikten sonra; elinize öksürdükten ya da hapşırdıktan sonra; yara veya kesiklerinize ilaç sürdükten sonra; hasta veya yaralı bir insanla temas ettikten sonra; çöpü dışarı attıktan sonra; kontak lenslerinizi takmadan ya da çıkarmadan önce; havaalanında, tren istasyonunda ve restoranlarda halka açık dinlenme salonlarını kullandıktan sonra ellerinizi mutlaka yıkamalısınız.

    Çocukların da ellerini yıkamaya ihtiyacı var

    Çocuklarınıza, ellerini güzelce ve sık sık yıkamalarını söyleyerek onları hastalıklardan koruyabilirsiniz. Onlara el yıkama alışkanlığı kazandırmak için örnek olun. Ellerinizi çocuklarınızla birlikte yıkayın ve çocuklarınızın ellerini nasıl yıkadığını denetleyin. Ellerini yıkamasını hatırlatan bir kart hazırlayıp, banyoda onun göz hizasına yapıştırabilirsiniz. El yıkamak, küçük çocuklar için daha da önemlidir.

    Ellerini yıka, Hastalıklara davetiye çıkarma

    Eğer çocuğunuz 3 yaşından küçükse solunum ve bağırsak hastalıklarının oluşma riski daha yüksektir. Ayrıca bu hastalıklar kolayca ailenin diğer üyelerine ve çevredekilere bulaşabilir.

    Çocuğunuzun sağlığını korumak için evinizdeki hijyen ortamının iyi sağlandığından emin olun. Çocuklarınıza ellerini sadece yemeklerden önce değil, gün içinde birçok kez yıkaması gerektiğini öğretin. El yıkamak çok fazla zaman almaz, fakat hastalıkları önlemek için büyük bir ödüldür.

    Sabun ve suyla uygun el yıkama

    Su ve sabunla ellerinizi uygun bir şekilde yıkamak için: Ellerinizi ılık suyla ıslatın ve sıvı sabunu dökün ya da temizleyiciyle temizleyin. İyice köpürtün. En az 15-20 saniye boyunca iyice ovalayın. Parmaklarınızın arasını, tırnaklarınızın altını, bileklerinizi, avuç içlerinizi iyice yıkayın. Sonra iyice durulayın, tek kullanımlık kağıt havluyla ellerinizi iyice kurutun. Musluğu kapatmak için havlu kullanın.

    VASFİYE ÖZCANBAZ



    ------------------------------

    El ve ağız yıkama Babı Kütub-u Sitte


    EL VE AGZIN YIKANMASI
    ـ3888 ـ1ـ عن سلمان رَضِيَ اللَّهُ عَنْه قال: ]قَرَأتُ فِي التَّوْرَاةِإنَّ بَرَكَةَ الطَعَامِ الْوُضُوءُ بَعْدَهُ فَذَكَرْتُ ذلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ #، فقَالَ: بَرَكَةُ الطَّعَامِ الْوُضُوءُ قَبْلَهُ وَالْوُضُوءُ بَعْدَهُ[. أخرجه أبو داود والترمذي
    .1. (3888)- Hz. Selman radıyallahu anh anlatıyor: "Tevrat'ta okudum: "Yemeğin bereketi, yemekten sonra (el ve ağzı) yıkamadadır" diyordu. Bunu Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a söyledim:
    "Yemeğin bereketi yemekten önce ve sonraki yıkamalardadır" buyurdular." [Ebu Dâvud, Et'ime, 12, (3761); Tirmizî, Et'ime 39, (1847).]
    ـ3889 ـ2ـ وعن أبي هريرة رَضِيَ اللَّهُ عَنْه قال: ]قال رَسُولُ اللَّهِ #: إنَّ الشَّيْطَانَ حَسَّاسٌ لَحَّاسٌ فَاحْذَرُوهُ عَلى أنْفُسِكُمْ مَنْ بَاتَ وَفِى يَدِهِ غَمَرٌ فَأصَابَهُ شَىْءٌ فََ يَلُومَنَّ إَّ نَفْسَهُ[. أخرجه أبو داود والترمذي.»حَسَّاسُ«: شَديد الحس وا“دراك.»لَحَّاسٌ«: كثير اللحس لما يصل إليه.»وَالْغَمَرُ« بفتح الميم: ريح اللحم وزهومته

    .2. (3889)- Ebû Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûllullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Şeytan muhakkak ki hassastır, cidden pek hassastır. Kendinizi ondan sakındırın. Kim elinde et kokusu olduğu halde geceler, sonra da kendisine bir fenalık ulaşırsa sakın ha nefsinden başkasını suçlamasın." [Tirmizî, Et'ime 48, (1861); Ebu Dâvud, Et'ime 54, (3852).]


    Açıklama

    1- Selman-ı Fârisî, İslam'la şereflenmezden önce hristiyan olmuş bir zattı. Onun Tevrat'tan okuması o dönemde cereyan etmiş olmalıdır. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a, Tevrat'tan okuduğu mesele hususundaki sorma işini "yemeğin bereketi, yemekten sonra ellerin yıkanması mıdır?" diye tahkik maksadıyla yapmış, Resûlullah da bunu yanlış değil, fakat eksik bularak, gerçek durumu ifade buyurmuştur: "Yemeğin bereketi, ellerin yemekten hem evvel ve hem de sonra yıkanmasıdır" buyurmuştur
    .

    Önceki yıkama tekrîm'dir, yani yemeğe, nimete hürmet etme, değer verme ma'nâsına gelir, ni'met-i ilahiye'ye bir nevi ta'zim ifade eder. Meselenin temizlik ve dolayısiyle hıfzıssıhha yönü izaha gerek olmayacak kadar açıktır. Sonraki yıkama ise bulaşığın izalesine, kokuların giderilmesine yöneliktir.

    2- Aliyyu'l-Kâri, "Resûlullah'ın cevabı, Tavrat'ın maruz kaldığı tahrifata nebevî bir işaret olabileceği gibi, Muhammedî şeriatın, nimeti, ta'zim ifade eden temizlikle karşılamak için yemekten önce el yıkamayı ziyade ettiği ma'nâsına da gelebileceğini" söyler. Nitekim bu davranış بُعِثْتُ ُِتَمِّمَ مَكَارِمَ ا‘خَْقِ "Güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" hadisine pek muvafık düşmektedir.


    Bu hususta şöyle bir açıklama da yapılmıştır: "Yemekten önce ellerin yıkanmasındaki hikmet şudur: "Elleri yıkadıktan sonra yemek sıhhat ve afiyete daha uygun olur, çünkü eller, iş sebebiyle kirlenmelerden hâlî kalmaz, öyleyse onları yıkamak temizlik ve pâklık hâsıl eder. Çünkü, yemeden maksad ibadet ve kulluğumuzun ifasında güç elde etmektir. Öyleyse yeme işi de namazda olduğu gibi temizlik esasına bina edilmeye, elleri yıkayarak başlamaya ziyadesiyle layıktır.


    İkinci yıkamaktan maksad ise, ellerin ve ağzın bulaşıklardan temizlenmesidir."
    Aliyyu'l-Kârî, "yemeğin bereketi, yemekten önce ellerin yıkanmasıdır" hadisiyle ilgili şöyle bir açıklama daha yapıldığını kaydeder: "Yemeğin bizzat kendisinde artma ve ziyadeleşmedir, yemekten sonraki yıkamadaki bereket ise, nefsin sükunete ermesine ve istikrarını bulmasına sebep olmak, tâatlara imkan hazırlayıp, ibâdetlere kuvvet vermek gibi hizmetler sebebiyle yemeğin hâsıl edeceği fayda ve eserlerindeki artma ve ziyadeleşmedir. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) hadislerinde, mübalağa kasdıyla yıkama işini, bereketin kendisi olarak ifade etti. Aslında ise, esas kastedilen bereket "el yıkama"dan hâsıl olan şeylerdir."


    El yıkamaya teşvik edici bir hadiste Efendimiz şöyle buyurur: "Kim, Allah'ın, evindeki hayrı artırmasını seviyorsa yemek hazır olunca ve kalkınca ellerini yıkasın."

    ـ3890 ـ3ـ وعن أبن عباس رَضِيَ اللَّهُ عَنْهما قال: ]خَرَجَ رسولُ اللَّهِ #: يَوْماً مِنْ الخََءِ فَقُدِّمَ إلَيْهِ طَعَامٌ، فقَالُوا: أَ نَأتِيكَ بِوَضُوءٍ؟ فقَالَ: إنَّمَا أُمِرْتُ بِالْوُضُوءِ إذَا قُمْتُ إلى الصََّةِ[. أخرجه الخمسة إ البخاري

    .3. (3890)- İbnu Abbas radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün heladan çıkmıştı. Hemen kendisine bir yemek takdim edildi. (O da kabul buyurdu. Ashabtan bazısı "Size abdest suyu getirmeyelim mi?" dediler. Onlara: "Namaza kalkınca abdest almakla emrolundum!" cevabını verdi.." [Müslim, Hayz 118, (374); Ebu Dâvud, Et'ime 11, (3760); Tirmizî, Et'ime 40, (1848); Nesâî, Tahâret 101, (1, 85).]

    AÇIKLAMA:

    Bu rivayet, yemekten önce el yıkamanın terkiyle ilgilidir. Nitekim hadis, Tirmizî'de "Yemekten önce el yıkamayı terketme babı" adını taşıyan bir babta kaydedilmiştir.


    Görüldüğü üzere, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kazâyı hacetten dönmüştür, henüz bir abdest tazeleme ameliyesi cereyan etmeden yenilecek bir şey ikram edilmiş, Resûlullah da bu ikramı kabul buyurmuşlardır. Ancak, yemekten önce, hep elini yıkadığını, helâdan sonra abdest tazelediğini görerek, bunu vacib addeden Ashabtan bazıları, atılarak: "Abdest suyu getirmeyelim mi? Abdestinizi almayacak mısınız?" diye hatırlatmada bulunmuşlardır. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), çoğunlukla takip ettiği sünnet hep abdestli olmak, yemekten önce elleri yıkamak ise de, bunu bir vecibe olarak yapmadığını, abdest alma işinin sadece namaz için kalkınca "vecibe" olduğunu beyan ederek, abdest almayı (ve ellerini yıkamayı) terkediyor.

    Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) burada abdestin her zaman vacib olmadığını belirtmek istemiş, vacib olduğu hallerden en ziyade karşılaşılanı zikretmiştir: Namaz. Hakikat-ı halde namaz dışında da bazı haller abdestli olmamızı vacib kılar: Tilâvet secdesi, Kur'an'a el değmek, Ka'be'yi tavaf etmek... gibi. Ancak Resûlullah o fırsatta ilmihal dersi vermiyordu ki, bütün teferruâta yer versin. Belirtmek istediği husus, abdestsiz olunabileceği, el yıkamadan da yemek yenilebileceği idi. Bu çeşit fırsatlar olmayıp bu cevazlar beyan edilmese ve Ashab'ın zannı üzere meseleler kalsaydı, arkadan gelen müslümanlar bir kısım zorluklarla karşılaşabilirdi. Hakîm olan Rabbimiz, Resûlü'nü çok farklı şartlarda, değişik muhataplar içerisinde müteaddit ve mükerrer imtihanlara ibtila ederek şeriatının her yönünü açıklığa kavuşturmuştur. Bu, Rabbimizin bu ümmet-i merhume'ye büyük lütuf ver rahmetlerinden biridir.


    Aliyyu'l-Kâri, Resûlullah'ın, o sırada abdest almayı nefyetmesinde, abdestli de olmayı tecvize münafi bir durumun olmadığını, yemekten önceki veya başka biri olsun, farketmeksizin örfî yıkamanın istihbabından öte abdestli olmanın müstehab olduğunu da ifade ettiğini belirtir. Ve devamla der ki: "Gerçek şu ki, (aleyhissalâtu vesselâm), o sırada ellerini, cevazı beyan için yıkamadı. Ayrıca, Resûlullah'ın cevabından çıkarılacak vücub hükmünün nefyi de te'kidli olarak ifade edilmiştir. Hülasa bu hadis, yemekten önce ellerin yıkanması mutlak olarak nefyedilmiştir şeklinde hüküm çıkarmaya kesinlikle yeterli değildir. Zaten, Resûlullah'a vaz edilmiş sualin içerisinde, Resûlullah'ın müste'mir âdetinin yemekten önce elini yıkamak olduğu görülmektedir. Hatta hadisten, şer'i abdestin yani namaz için alınan abdestin nefyedilip, örfî abdestin yani sadece elleri yıkama'nın bâki kaldığı hümkünü çıkarmak dahi mümkündür. Şu halde bu ihtimalin varlığı da, önceki istidlali (yani hadisten, yemekten önce el yıkamanın nefyedildiği hükmünü) düşürür."

    Aliyyu'l-Kâri burada selef arasında cereyan eden bazı ihtilafa îmada bulunmaktadır. Zira onlar arasında, yemekten önce ellerin yıkanmasına karşı çıkanlar olmuştur. Sözgelimi, İmam Mâlik ve Süfyan-ı Sevrî'den böyle bir kanaat rivayet edilmiş ve hatta Sevrî'nin tutumu, "onun, Acem âdeti" olmasıyla izah edilmiştir.
    Ancak cumhur, hem yemekten önce ve hem de yemekten sonra el yıkamayı istihbab etmede ittifak eder.


    Prof.Dr. İbrahim Canan'ın "Kütüb-i Sitte Muhtasarı ve Şerhi








+ Yorum Gönder