Konusunu Oylayın.: Mevzu Hadislerin Çıkış Nedenleri Nelerdir?

5 üzerinden 4.33 | Toplam : 9 kişi
Mevzu Hadislerin Çıkış Nedenleri Nelerdir?
  1. 24.Ağustos.2012, 23:25
    1
    Misafir

    Mevzu Hadislerin Çıkış Nedenleri Nelerdir?






    Mevzu Hadislerin Çıkış Nedenleri Nelerdir? Mumsema Mevzu Hadislerin Çıkış Nedenleri Nelerdir belirtildiği gibi, cevaplar için şimdiden Allah razı olsun.


  2. 24.Ağustos.2012, 23:25
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 27.Ağustos.2012, 16:44
    2
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Mevzu Hadislerin Çıkış Nedenleri Nelerdir?




    HADİS UYDURMA SEBEPLERİ
    Sahabe başka konularda adil olmayabilirse de rivayet konusunda adildir ve onların hadis uydurduklarına dair en küçük bir belge bile elimizde mevcut değildir. Çünkü Hz. Peygamber(a.s.), “Bir müminin cimri ve hatta korkak olabileceğini ama yalan söyleyemeyeceğini” ifade buyurmuşlardır

    Sahabeden, Tabiinden daha sonra tabiinin rahle-i tedrisinden geçen o güzel Müslümanlardan da böyle bir şey varid olmamıştır. Ancak özellikle Hz. Ali ile Hz. Muaviye arasında cereyan eden olaylardan sonra özellikle siyasi uydurma hadislerle karşı karşıya kalıyoruz

    İbnu'l Kayyim el-Cevzî hadislerinde uydurma, yalan ve asılsız rivayetler bulunanların kısım kısım olduğunu belirtmiştir:
    1-Bunlardan bir kısmı, zühd hayatında iyice derinleşmiş, hadisleri ezberlemekten ve sahihiyle mevzusunu birbirinden ayırt etmekten gafil kalmışlardır.
    2-Bazılarının kitapları kaybolmuştur. Bunun üzerine hafızalarından rivayet etmişler fakat hata etmişlerdir
    3-Bazıları sika kimselerdir fakat ömürlerinin sonlarına doğru akılları karışmıştır
    4-Bazıları da yanılarak hatalı rivayet etmiş ancak doğrusunu görüp kabul ettiği halde, 'hataya düşmüştür' denilmemesi için, inad ederek bundan dönmemiştir.
    5-Bir kısmı da zındıklardır. Şeriatı tahrif etmek, şüphe uyandırmak ve dinle oynamak için kasten hadis uydurmuşlardır. Zındıkların bazıları şeyhin (ravinin) gafletini kollayıp kitabında olmayan hadisleri ona katardı
    6-Bazıları da mezhebini desteklemek için hadis uydururdu. Sapık fırkalardan Sâlimiyye'ye mensub olan bir kısım insanların böyle yaptığı zikredilmiştir
    7-Bazıları da Allah rızası için, hayra teşvik etmek ve kötülüklerden sakındırmak için hadis uyduruyordu
    8-Bir kısmı da güzel sözlere sened uydurmaya cevaz vermiştir
    9-Bazıları da sultanlara yaklaşmak için hadis uydurmuşlardır
    10-Bir kısmı da kıssacılardır. Çünkü onların istedikleri insanları hislendiren ve revaç bulan hadislerdir"

    Hadis uleması uydurmalarının temel sebeplerini kısaca şu başlıklar altında sıralamıştır:
    1-Siyasî Sebepler:
    Hz. Osman döneminde cereyan eden fitnelerin hemen akabinde ortaya kamplaşmalar çıkmış, Hz. Ali ve Hz. Muâviye taraftarları ortaya çıkmıştır. Bunun akabinde Haricîler zuhur etmiştir
    Hz. Peygamberin cennetle müjdelediği Hz. Ali adına (herhalde Hz. Peygamberin (a.s.) onun için söylediği hadisleri bile yeterli görmeyen) taraftarlardan hadisler uydurulmuştur
    Bu hadis uyduran kimseler, Irak'ın adını bile uydurdukları hadislerle lekelemişlerdir. Öyle ki Hz. Ali'nin ashabından birisi: "Allah kahretsin onları! Böyle (kıymetli) bir ilmi, ifsat ettiler" demiştir. Âmir eş-Şa'bî ise: "Bu ümmet iyinde Hz. Ali adına yalan söylendiği kadar başka hiçbir kimse adına yalan söylenmemiştir" demiştir. Abdullah İbn el-Mubârek: "Din, Hadis ehlinindir. (Kesret-i) Kelam ve hile Re'y ehlinindir. Yalan ise Rafızilerindir" ( A. İbni Mübarek buradaki “hile”den “meselelere çözümü” kastetmiştir çünkü hile kelimesi çözüm anlamına gelir. R.G.)
    Şunlar uydurulan hadislerden bazılarıdır;
    1-"Benim vasim, sırrımın merkezi, ehlimde halifem, geride bıraktığım en hayırlı kişi Ali'dir...Ey Ali! Seni Nübüvvetle has kılarım (Ama) Benden sonra Peygamberlik yoktur"
    2-"Her peygamberin bir vasisi ve bir vârisi vardır. Muhakkak ki benim vâsim ve vârisim Ali b. Ebî Tâlibdir"
    3-"Hz. Peygamber Miraca yükseldiğinde, Allah ona, her sema katında harikulade şeyler göstermiştir. Hz. Peygamber sabahladığında, Rabbinin kendisine göstermiş" olduğu bu harikulade şeyleri insanlara anlatmaya başlamıştır. Mekke halkından onu yalanlayan yalanlamış, tasdik edense tasdik etmiştir. İşte o zaman gökten bir yıldız kaymıştır. Hz. Peygamber: "Bu yıldız kimin evine düşerse, benden sonra halifem odur" demiştir. Yıldızın nereye düştüğünü arattırmışlar ve onu Ali b. Ebî Tâlib'in evinde bulmuşlardır Mekke ahalisi de söyle demiştir: 'Muhammed sapıtmış ve azmıştır." Ehl-i Beytini öne çıkarmış ve amcasının oğluna meyletmiştir. Bu olay üzerine “Battığı zaman yıldıza andolsun ki” nazil olmuştur”
    4-“Aliye bakmak ibadettir”
    5-"Kim beni severse Ali'yi sevsin Kim Ali'yi öfkelendirirse beni öfkelendirmiş demektir Kim de beni öfkelendirirse Allah'ı öfkelendirmiş demektir Kim de Allah'ı öfkelendirirse, Allah onu ateşe atar”
    Şiilerin Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman aleyhine uydurdukları hadislere karşılık onları sevenler de karşı atağa geçmekte fazla gecikmemişlerdir.
    6-“Ben, (Mîrac gecesi) göğe yükseltildiğimde dedim ki: “Allah’ım! Benden sonra Ali b Tâlib'i halife eyle.” Bunun üzerine semâvat sarsıldı ve melekler her bir yandan bana seslenip, şöyle dediler: 'Ey Muhammed! “Allah dilemedikçe sizler dileyemezsiniz” ayetini oku. Allah senden sonra Ebû Bekir es-Sıddîk'ın halife olmasını murad etmiştir.'"
    7-"Bizler Hz. Peygamberin yarımdaydık. Bir at getirtti ve ona bindikten sonra şöyle dedi: “Bu ata benden sonra halife(m) olacak kişi biner.” Nitekim o ata Hz. Ebû Bekir bindi."
    8-"Allah, kendi dini ve vahyi için Hz. Ebû Bekir'i halifem kılmıştır. Ona kulak verin, kurtulursunuz. Ona itaat edin, doğru yolu bulursunuz"
    9-"Ben göğe yükseltildim. Uğradığım her gök katında “Muhammedun Resûlullah” diye ismimi yazılı olarak buldum. Ve ismimin hemen arkasında da Ebû Bekir es-Sıddîk (yazılıydı.)"
    10-“Gökte Allah bile, Ebû Bekir es-Sıddîk'in hata yapmasına razı olmaz.”
    11-“Peygamberi, Hz. Ali'ye yaslanmış bir halde gördüm. O esnada Hz Bekir ile Hz Ömer çıkageldiler. Hz. Peygamber: "Ey Hasan'ın babası! Bu ikisini sev ki, bunların sevgisiyle cennete girersin.' dedi."
    12-"Cennette hiçbir ağaç yoktur ki her yaprağı üzerinde "Lâ ilahe illallah Muhammedun Resûlullah, Ebû Bekir es-Sıddîk, Ömer el-Farûk ve Osman Zi'n-Nûreyn' yazılı olmasın"
    13-Hz. Muâviye taraf tartarları da "Hâşim okullarından bir grup Hz. Peygambere müracaat edip vahiy kâtipliğini Muâyiye’den almasını istemişler ancak onun seçilmesine dair ayet inmiştir.
    14-“Hz. Peygamber kalemi Ali'nin elinden alıp Muâviye'ye vermiştir”
    15-“Allah katında güvenilir üç kimse vardır: Ben, Cebrail ve Muâviye”
    16-“Hz. Peygamber, Muâviye'ye bir ok vermiş ve ona: “Bu oku al, ta ki bu okla benimle cennette buluşasın”
    17-"...Sonra Hz. Peygamber dedi ki: “Ey Ebû Hureyre! Hiç şüphesiz cehennemde gözleri mavice, yeleleri atkuyruğu gibi olan köpekler vardır Eğer Allah, bunlardan birine izin verecek olsa, bir lokmada yedi göğü yutuverebilir. Bunlar kıyamet günü Muâviye b. Ebî Süfyân'a lanet edenlere musallat edileceklerdir.”
    18-Veda haccı dönüşü Hz. Peygamberin Gadiru Hum denilen yerde mola vererek, Hz. Ali’yi kendinden sonra halife tayin ettiğini ve fakat orada bulunan ashabın bu haberi ittifakla gizledikleri sözleri rafizilerin uydurmalarındandır
    19-Hz. Peygamberin ikindi namazını kılmadığı bir gün, batmış olan güneşini onun namazını yetiştirmesi için geri dönerek tekrar göründüğü ve herkesin buna şahit olduğu uydurması
    20-“Dünyanın ömrü yedibin senedir. Biz yedinci binin içinde bulunmaktayız”
    21-“Zinadan doğan çocuk cennete giremez”
    22-“Allahu Teala ismi Ahmed veya Muhammed olan kimseleri cehenneme koymaz”
    23-“ Allahu Teala yüzü güzel olan siyah gözlü insanlara azap etmez”
    24-Nuh’un gemisi Kabe’yi yedi defa tavaf ederek Makam’In arkasında iki rekat namaz kıldı”
    25-“Patlıcan her derde devadır”
    26- Hz. 'Âişe diyor ki, Peygamber (sav)'in Fâtıma'nın boynunu birçok defalar öptüğünü görerek bunun sebebini öğrenmek istedim. Cevaben buyurdular ki, yâ Humeyrâ, bilmez misin ki, miraca çıktığımda Allah Taâlâ'nın emriyle Cebrâ'îl beni cennete götürdü ve bir benzerini daha görmediğim kokusu hoş ve meyvesi nefis olan bir ağacın yanında durduk Cebrail'in soyarak bana ikram ettiği o meyveleri yedim. Allah Taâlâ bunlardan bende bir menî yarattı. Dünyaya döndüğümde Hatice ile münâsebette bulundum; neticede Fâtıma'ya hâmile kaldı. İşte ben o ağacın kokusunu özledikçe Fâtıma'nın boynunu öper ve o kokuyu alırım” Eğer bu rivayet doğru olsaydı Hz Fatıma, Hz Ali ile evlendiğinde 3–4 yaşlarında olmalıydı Diğer bir husus Mirac hadisesi Hz Haticenin vefatından sonra meydana gelmiştir. Ayrıca Hz. Fatıma, Hz. Peygambere(a.s.) peygamberlik verilmeden beş sene önce dünyaya gelmiştir
    Gulâmu Halîl isimli zat zühd ehli, dünya isteklerinden uzak birisiydi. Vefat ettiğinde Bağdâd çarşıları hep kapatıldı. Bununla beraber hadis uyduran biriydi. Vefatı anında kendisine “Allah'ın sana çok güzel muamelede bulunacağını düşün” tavsiyesinde bulunuldu. "Nasıl böyle düşünebilirim ki" dedi "Ali'nin faziletine dair 70 hadis uydurdum." [ben onun ölüm anında "Allah'ın bana rahmet edeceğinden eminim zira ben Ali'nin fazileti ile ilgili 70 hadis uydurdum" dediğini okuduğumu hatırlıyorum @mir. Allahu Alem]


    B. İslâm Düşmanları
    İslam’ı ve Müslümanları yok etmek için fırsat kollayan, İslam’ ı tahrif edip Müslümanları İslam’dan soğutup, ahirette kendilerine yoldaş arayan İslam düşmanları bu konuda maharetlerini göstermiş nefreti celbedici selim akla aykırı hadisler uydurmuşlardır aşağıdaki örnekler onlardan bazılarıdır: "Yahudilerden bir grup Hz. Peygambere gelmiş ve ona Arşı kimler taşır?' diye sormuşlar. Hz Peygamber de: “Arşı, öküzler boynuzlarıyla taşır. Gök cisimleri de onların terlerindendir.” demiştir. Bunun üzerine onlar: Şehadet ederiz ki sen Allah'ın elçisisin' demişlerdir
    1-“Gök cisimleri, arşın altındaki yılanların terlerindendir”
    2-“Denildi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Rabbimiz nedendir?” Dedi ki: “Acı bir sudandır. Ne gökten ne yerdendir. Bir at yaratmış, onu koşturmuş ve o da terlemiştir. Ondan sonra nefsini bu terden yaratmıştır"
    Abdülkerim b. Ebi’l Evca başı vurulmadan önce itiraf ederek şöyle demiştir: “Yemin olsun ki aranızda, helali haramla, haramı ise helalle alt üst ettiğim 4000 hadis uydurdum”
    Hadis uydurmalarına karşı hadis ulemasının tavrı gayet ince elemek ve sık dokumak olmuş ve bir takım usul ve kaideler koyarak onları bir bir ayırmıştır

    C. Irkçılık; Kabile, Dil, Şehir Taraftarlığı
    İktidardakilerin adil olmayan, tek taraflı taassuba varan tavırları nedeniyle bir ırkı, bir şehri, bir kabileyi, bir lisanı yeren ya da öven uydurmalar ortaya atılmış ve bununla diğer topluluklara karşı üstünlük taslanmaya çalışılmıştır. Aşağıdaki uydurmalar bunlara örnektir:
    1-“Arşın etrafındakilerin dili Farsça'dır. Eğer Allah, yumuşaklık içeren bir şey vahyetmek isterse Farsça vahyeder. Eğer şiddet içeren bir şey vahyetmek isterse Arapça vahyeder”
    2-“Allah nezdinde en sevimsiz dil Farsça'dır. Şeytanların dili Huzîce'dir. Cehennem ehlinin dili de(Buhara bölgesi dili) Buhârice'dir. Cennet ehlinin dili ise Arapça'dır”
    3-“Cennet kapılarından dördü dünyada açılmıştır: Birincisi İskenderiyye. Diğerleri Askalân, Kazvîn. Cidde'nin bu şehirlere olan üstünlüğü ise Beytullâhi'l-Harâm'ın diğer evlere üstünlüğü gibidir”
    4-“Cennet şehirlerinden dört tanesi dünyadadır: Mekke, Medîne, Beytu'l-Makdis, Dimaşk (Şam). Cehennem şehirlerinden dört tanesi de dünyadadır: Kostantıniyye, Taberân, yanmış olan Antakya, San'a Tatlı güzel suların ve çiçekleri tohumlayan rüzgarların kaynağı Beytu'l- Makdis'teki taşın altıdır.”
    İşte bunlar gibi Abbasî halifelerinin faziletine dair, Türkleri, Habeşîleri ve zencileri yeren, Bağdad, Basra, Küfe, Merv, Askalân, Nasîbeyn (Nusaybin) ve Munestîr gibi bazı Mağrib şehirlerini medheden hadisler de uydurdular
    Belli tarihlerle ilgili hadisler de uydurdular Şu hadis gibi;
    5-“130 yılı olunca garibler şunlar olacaktır: (Amel etmeyen) zalimin ezberindeki Kur'an, okumayan ailenin evindeki mushaf ve kötü topluluk içindeki sâlih zat."
    Bunların yanında belli senelerde ve aylarda çeşitli hadiselerin meydana geleceğini haber veren pek çok mevzu hadis de vardır. “Şu yıl geldiğinde şu olacak”, “şu ay geldiğinde şu hadise meydana gelecek” gibi





  4. 27.Ağustos.2012, 16:44
    2
    âb ü kil



    HADİS UYDURMA SEBEPLERİ
    Sahabe başka konularda adil olmayabilirse de rivayet konusunda adildir ve onların hadis uydurduklarına dair en küçük bir belge bile elimizde mevcut değildir. Çünkü Hz. Peygamber(a.s.), “Bir müminin cimri ve hatta korkak olabileceğini ama yalan söyleyemeyeceğini” ifade buyurmuşlardır

    Sahabeden, Tabiinden daha sonra tabiinin rahle-i tedrisinden geçen o güzel Müslümanlardan da böyle bir şey varid olmamıştır. Ancak özellikle Hz. Ali ile Hz. Muaviye arasında cereyan eden olaylardan sonra özellikle siyasi uydurma hadislerle karşı karşıya kalıyoruz

    İbnu'l Kayyim el-Cevzî hadislerinde uydurma, yalan ve asılsız rivayetler bulunanların kısım kısım olduğunu belirtmiştir:
    1-Bunlardan bir kısmı, zühd hayatında iyice derinleşmiş, hadisleri ezberlemekten ve sahihiyle mevzusunu birbirinden ayırt etmekten gafil kalmışlardır.
    2-Bazılarının kitapları kaybolmuştur. Bunun üzerine hafızalarından rivayet etmişler fakat hata etmişlerdir
    3-Bazıları sika kimselerdir fakat ömürlerinin sonlarına doğru akılları karışmıştır
    4-Bazıları da yanılarak hatalı rivayet etmiş ancak doğrusunu görüp kabul ettiği halde, 'hataya düşmüştür' denilmemesi için, inad ederek bundan dönmemiştir.
    5-Bir kısmı da zındıklardır. Şeriatı tahrif etmek, şüphe uyandırmak ve dinle oynamak için kasten hadis uydurmuşlardır. Zındıkların bazıları şeyhin (ravinin) gafletini kollayıp kitabında olmayan hadisleri ona katardı
    6-Bazıları da mezhebini desteklemek için hadis uydururdu. Sapık fırkalardan Sâlimiyye'ye mensub olan bir kısım insanların böyle yaptığı zikredilmiştir
    7-Bazıları da Allah rızası için, hayra teşvik etmek ve kötülüklerden sakındırmak için hadis uyduruyordu
    8-Bir kısmı da güzel sözlere sened uydurmaya cevaz vermiştir
    9-Bazıları da sultanlara yaklaşmak için hadis uydurmuşlardır
    10-Bir kısmı da kıssacılardır. Çünkü onların istedikleri insanları hislendiren ve revaç bulan hadislerdir"

    Hadis uleması uydurmalarının temel sebeplerini kısaca şu başlıklar altında sıralamıştır:
    1-Siyasî Sebepler:
    Hz. Osman döneminde cereyan eden fitnelerin hemen akabinde ortaya kamplaşmalar çıkmış, Hz. Ali ve Hz. Muâviye taraftarları ortaya çıkmıştır. Bunun akabinde Haricîler zuhur etmiştir
    Hz. Peygamberin cennetle müjdelediği Hz. Ali adına (herhalde Hz. Peygamberin (a.s.) onun için söylediği hadisleri bile yeterli görmeyen) taraftarlardan hadisler uydurulmuştur
    Bu hadis uyduran kimseler, Irak'ın adını bile uydurdukları hadislerle lekelemişlerdir. Öyle ki Hz. Ali'nin ashabından birisi: "Allah kahretsin onları! Böyle (kıymetli) bir ilmi, ifsat ettiler" demiştir. Âmir eş-Şa'bî ise: "Bu ümmet iyinde Hz. Ali adına yalan söylendiği kadar başka hiçbir kimse adına yalan söylenmemiştir" demiştir. Abdullah İbn el-Mubârek: "Din, Hadis ehlinindir. (Kesret-i) Kelam ve hile Re'y ehlinindir. Yalan ise Rafızilerindir" ( A. İbni Mübarek buradaki “hile”den “meselelere çözümü” kastetmiştir çünkü hile kelimesi çözüm anlamına gelir. R.G.)
    Şunlar uydurulan hadislerden bazılarıdır;
    1-"Benim vasim, sırrımın merkezi, ehlimde halifem, geride bıraktığım en hayırlı kişi Ali'dir...Ey Ali! Seni Nübüvvetle has kılarım (Ama) Benden sonra Peygamberlik yoktur"
    2-"Her peygamberin bir vasisi ve bir vârisi vardır. Muhakkak ki benim vâsim ve vârisim Ali b. Ebî Tâlibdir"
    3-"Hz. Peygamber Miraca yükseldiğinde, Allah ona, her sema katında harikulade şeyler göstermiştir. Hz. Peygamber sabahladığında, Rabbinin kendisine göstermiş" olduğu bu harikulade şeyleri insanlara anlatmaya başlamıştır. Mekke halkından onu yalanlayan yalanlamış, tasdik edense tasdik etmiştir. İşte o zaman gökten bir yıldız kaymıştır. Hz. Peygamber: "Bu yıldız kimin evine düşerse, benden sonra halifem odur" demiştir. Yıldızın nereye düştüğünü arattırmışlar ve onu Ali b. Ebî Tâlib'in evinde bulmuşlardır Mekke ahalisi de söyle demiştir: 'Muhammed sapıtmış ve azmıştır." Ehl-i Beytini öne çıkarmış ve amcasının oğluna meyletmiştir. Bu olay üzerine “Battığı zaman yıldıza andolsun ki” nazil olmuştur”
    4-“Aliye bakmak ibadettir”
    5-"Kim beni severse Ali'yi sevsin Kim Ali'yi öfkelendirirse beni öfkelendirmiş demektir Kim de beni öfkelendirirse Allah'ı öfkelendirmiş demektir Kim de Allah'ı öfkelendirirse, Allah onu ateşe atar”
    Şiilerin Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman aleyhine uydurdukları hadislere karşılık onları sevenler de karşı atağa geçmekte fazla gecikmemişlerdir.
    6-“Ben, (Mîrac gecesi) göğe yükseltildiğimde dedim ki: “Allah’ım! Benden sonra Ali b Tâlib'i halife eyle.” Bunun üzerine semâvat sarsıldı ve melekler her bir yandan bana seslenip, şöyle dediler: 'Ey Muhammed! “Allah dilemedikçe sizler dileyemezsiniz” ayetini oku. Allah senden sonra Ebû Bekir es-Sıddîk'ın halife olmasını murad etmiştir.'"
    7-"Bizler Hz. Peygamberin yarımdaydık. Bir at getirtti ve ona bindikten sonra şöyle dedi: “Bu ata benden sonra halife(m) olacak kişi biner.” Nitekim o ata Hz. Ebû Bekir bindi."
    8-"Allah, kendi dini ve vahyi için Hz. Ebû Bekir'i halifem kılmıştır. Ona kulak verin, kurtulursunuz. Ona itaat edin, doğru yolu bulursunuz"
    9-"Ben göğe yükseltildim. Uğradığım her gök katında “Muhammedun Resûlullah” diye ismimi yazılı olarak buldum. Ve ismimin hemen arkasında da Ebû Bekir es-Sıddîk (yazılıydı.)"
    10-“Gökte Allah bile, Ebû Bekir es-Sıddîk'in hata yapmasına razı olmaz.”
    11-“Peygamberi, Hz. Ali'ye yaslanmış bir halde gördüm. O esnada Hz Bekir ile Hz Ömer çıkageldiler. Hz. Peygamber: "Ey Hasan'ın babası! Bu ikisini sev ki, bunların sevgisiyle cennete girersin.' dedi."
    12-"Cennette hiçbir ağaç yoktur ki her yaprağı üzerinde "Lâ ilahe illallah Muhammedun Resûlullah, Ebû Bekir es-Sıddîk, Ömer el-Farûk ve Osman Zi'n-Nûreyn' yazılı olmasın"
    13-Hz. Muâviye taraf tartarları da "Hâşim okullarından bir grup Hz. Peygambere müracaat edip vahiy kâtipliğini Muâyiye’den almasını istemişler ancak onun seçilmesine dair ayet inmiştir.
    14-“Hz. Peygamber kalemi Ali'nin elinden alıp Muâviye'ye vermiştir”
    15-“Allah katında güvenilir üç kimse vardır: Ben, Cebrail ve Muâviye”
    16-“Hz. Peygamber, Muâviye'ye bir ok vermiş ve ona: “Bu oku al, ta ki bu okla benimle cennette buluşasın”
    17-"...Sonra Hz. Peygamber dedi ki: “Ey Ebû Hureyre! Hiç şüphesiz cehennemde gözleri mavice, yeleleri atkuyruğu gibi olan köpekler vardır Eğer Allah, bunlardan birine izin verecek olsa, bir lokmada yedi göğü yutuverebilir. Bunlar kıyamet günü Muâviye b. Ebî Süfyân'a lanet edenlere musallat edileceklerdir.”
    18-Veda haccı dönüşü Hz. Peygamberin Gadiru Hum denilen yerde mola vererek, Hz. Ali’yi kendinden sonra halife tayin ettiğini ve fakat orada bulunan ashabın bu haberi ittifakla gizledikleri sözleri rafizilerin uydurmalarındandır
    19-Hz. Peygamberin ikindi namazını kılmadığı bir gün, batmış olan güneşini onun namazını yetiştirmesi için geri dönerek tekrar göründüğü ve herkesin buna şahit olduğu uydurması
    20-“Dünyanın ömrü yedibin senedir. Biz yedinci binin içinde bulunmaktayız”
    21-“Zinadan doğan çocuk cennete giremez”
    22-“Allahu Teala ismi Ahmed veya Muhammed olan kimseleri cehenneme koymaz”
    23-“ Allahu Teala yüzü güzel olan siyah gözlü insanlara azap etmez”
    24-Nuh’un gemisi Kabe’yi yedi defa tavaf ederek Makam’In arkasında iki rekat namaz kıldı”
    25-“Patlıcan her derde devadır”
    26- Hz. 'Âişe diyor ki, Peygamber (sav)'in Fâtıma'nın boynunu birçok defalar öptüğünü görerek bunun sebebini öğrenmek istedim. Cevaben buyurdular ki, yâ Humeyrâ, bilmez misin ki, miraca çıktığımda Allah Taâlâ'nın emriyle Cebrâ'îl beni cennete götürdü ve bir benzerini daha görmediğim kokusu hoş ve meyvesi nefis olan bir ağacın yanında durduk Cebrail'in soyarak bana ikram ettiği o meyveleri yedim. Allah Taâlâ bunlardan bende bir menî yarattı. Dünyaya döndüğümde Hatice ile münâsebette bulundum; neticede Fâtıma'ya hâmile kaldı. İşte ben o ağacın kokusunu özledikçe Fâtıma'nın boynunu öper ve o kokuyu alırım” Eğer bu rivayet doğru olsaydı Hz Fatıma, Hz Ali ile evlendiğinde 3–4 yaşlarında olmalıydı Diğer bir husus Mirac hadisesi Hz Haticenin vefatından sonra meydana gelmiştir. Ayrıca Hz. Fatıma, Hz. Peygambere(a.s.) peygamberlik verilmeden beş sene önce dünyaya gelmiştir
    Gulâmu Halîl isimli zat zühd ehli, dünya isteklerinden uzak birisiydi. Vefat ettiğinde Bağdâd çarşıları hep kapatıldı. Bununla beraber hadis uyduran biriydi. Vefatı anında kendisine “Allah'ın sana çok güzel muamelede bulunacağını düşün” tavsiyesinde bulunuldu. "Nasıl böyle düşünebilirim ki" dedi "Ali'nin faziletine dair 70 hadis uydurdum." [ben onun ölüm anında "Allah'ın bana rahmet edeceğinden eminim zira ben Ali'nin fazileti ile ilgili 70 hadis uydurdum" dediğini okuduğumu hatırlıyorum @mir. Allahu Alem]


    B. İslâm Düşmanları
    İslam’ı ve Müslümanları yok etmek için fırsat kollayan, İslam’ ı tahrif edip Müslümanları İslam’dan soğutup, ahirette kendilerine yoldaş arayan İslam düşmanları bu konuda maharetlerini göstermiş nefreti celbedici selim akla aykırı hadisler uydurmuşlardır aşağıdaki örnekler onlardan bazılarıdır: "Yahudilerden bir grup Hz. Peygambere gelmiş ve ona Arşı kimler taşır?' diye sormuşlar. Hz Peygamber de: “Arşı, öküzler boynuzlarıyla taşır. Gök cisimleri de onların terlerindendir.” demiştir. Bunun üzerine onlar: Şehadet ederiz ki sen Allah'ın elçisisin' demişlerdir
    1-“Gök cisimleri, arşın altındaki yılanların terlerindendir”
    2-“Denildi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Rabbimiz nedendir?” Dedi ki: “Acı bir sudandır. Ne gökten ne yerdendir. Bir at yaratmış, onu koşturmuş ve o da terlemiştir. Ondan sonra nefsini bu terden yaratmıştır"
    Abdülkerim b. Ebi’l Evca başı vurulmadan önce itiraf ederek şöyle demiştir: “Yemin olsun ki aranızda, helali haramla, haramı ise helalle alt üst ettiğim 4000 hadis uydurdum”
    Hadis uydurmalarına karşı hadis ulemasının tavrı gayet ince elemek ve sık dokumak olmuş ve bir takım usul ve kaideler koyarak onları bir bir ayırmıştır

    C. Irkçılık; Kabile, Dil, Şehir Taraftarlığı
    İktidardakilerin adil olmayan, tek taraflı taassuba varan tavırları nedeniyle bir ırkı, bir şehri, bir kabileyi, bir lisanı yeren ya da öven uydurmalar ortaya atılmış ve bununla diğer topluluklara karşı üstünlük taslanmaya çalışılmıştır. Aşağıdaki uydurmalar bunlara örnektir:
    1-“Arşın etrafındakilerin dili Farsça'dır. Eğer Allah, yumuşaklık içeren bir şey vahyetmek isterse Farsça vahyeder. Eğer şiddet içeren bir şey vahyetmek isterse Arapça vahyeder”
    2-“Allah nezdinde en sevimsiz dil Farsça'dır. Şeytanların dili Huzîce'dir. Cehennem ehlinin dili de(Buhara bölgesi dili) Buhârice'dir. Cennet ehlinin dili ise Arapça'dır”
    3-“Cennet kapılarından dördü dünyada açılmıştır: Birincisi İskenderiyye. Diğerleri Askalân, Kazvîn. Cidde'nin bu şehirlere olan üstünlüğü ise Beytullâhi'l-Harâm'ın diğer evlere üstünlüğü gibidir”
    4-“Cennet şehirlerinden dört tanesi dünyadadır: Mekke, Medîne, Beytu'l-Makdis, Dimaşk (Şam). Cehennem şehirlerinden dört tanesi de dünyadadır: Kostantıniyye, Taberân, yanmış olan Antakya, San'a Tatlı güzel suların ve çiçekleri tohumlayan rüzgarların kaynağı Beytu'l- Makdis'teki taşın altıdır.”
    İşte bunlar gibi Abbasî halifelerinin faziletine dair, Türkleri, Habeşîleri ve zencileri yeren, Bağdad, Basra, Küfe, Merv, Askalân, Nasîbeyn (Nusaybin) ve Munestîr gibi bazı Mağrib şehirlerini medheden hadisler de uydurdular
    Belli tarihlerle ilgili hadisler de uydurdular Şu hadis gibi;
    5-“130 yılı olunca garibler şunlar olacaktır: (Amel etmeyen) zalimin ezberindeki Kur'an, okumayan ailenin evindeki mushaf ve kötü topluluk içindeki sâlih zat."
    Bunların yanında belli senelerde ve aylarda çeşitli hadiselerin meydana geleceğini haber veren pek çok mevzu hadis de vardır. “Şu yıl geldiğinde şu olacak”, “şu ay geldiğinde şu hadise meydana gelecek” gibi





  5. 27.Ağustos.2012, 16:47
    3
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Mevzu Hadislerin Çıkış Nedenleri Nelerdir?

    D. Kıssacılar
    İnsanlara vaaz edip onlara ahiret yurdunu hatırlatmak dinimizce arzulanan bir iştir Nefisleri ıslah için buna ihtiyaç vardır nitekim Kur’an’ı Kerim’de : "Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt müminlere fayda verir” buyrulmuştur. Vaaz verecek insanın bilgili, tefsir, hadis, fıkıh ve salihlerin-zahidlerin hikâyelerini, selefin başından geçenleri İyi bilmesi yanında takva, vera ve zühd sahibi olması, ayrıca vaaz meclislerinde neyi söyleyip neyi söylememesi gerektiğini bilen biri olması gerekir. Eğer böyle olursa vaazı faydalı olur, kalplerde etki bırakır, gönülleri yumuşatıp nüfuz eder, insanlara öğretir ve ufuklarını açar Nitekim efendimiz Ömer zamanındaki Mekke kadısı Amr bin Ubeyd (v. 68) böyleydi. Dininin sağlamlığı ve yaşantısının güzelliğiyle meşhur idi. Çok güzel, belîğ konuşur, sahâbî Abdullah bin Ömer onun sohbet halkasına oturur, konuşmasından ve ihlasından etkilenerek ağlardı. Hulefa-i Raşidin'in son dönemlerinde ortaya çıkmış olan kıssacı ve vaizler kısa sürede tüm İslam coğrafyasına yayılmış ve cahil halk üzerinde de ciddi tesirler meydana getirmişlerdir Hz Peygamber adına yalan söyleyen ve söylediği bu yalanlardan dolayı pişkinlikleri sebebiyle yüzleri bile kızarmayan bu güruh İslam’a en çok zarar veren taifedir

    Hicretin ilk asrında kıssacıların uydurmuş olduğu hadis sayısı pek azdır, ancak daha sonraları çoğalmıştır Diğer uydurma rivayetleri bir bir ayıklayıp bunları uyduranları da teşhir eden hadis âlimleri, aynı şekilde kıssacıların uydurma rivayetlerini de gözler önüne sermiş ve sahih ile bâtıl olanları bir bir ayıklamışlardır Ne acıdır ki hadis ehli, bu kıssacıların takipçileri tarafından yalanlanmış ve birçok eziyete maruz kalmıştır

    İmam eş-Şa'bî, Şam'da bir kıssacıyı eleştirince oradaki halk ayaklanıp kendisini dövmeye başlamıştır Şa'bî, “Şeyhinizin görüşü ne ise odur.” deyinceye kadar da kendisini bırakmamışlar ancak böylelikle ellerinden kurtulmuştur”

    “Ahmed b. Hanbel ve Yahya b. Ma'în, Rusâfe Mescidinde namaz kıldıkları bir esnada kıssacının teki kalkıp şöyle demiştir: “Ahmed b. Hanbel ve Yahya b. Ma'în bizlere rivayet edip dediler ki, Abdurrezzâk (b.Hemmâm), Ma'mer'den, o da Katâde'den ve o da Enes'ten rivayeten Hz Peygamberin şöyle dediğini rivayet etmişlerdir: “Kim La ilahe illallah derse, Allah onun her bir kelimesi adedince, gagası altından ve kanatları mercandan olan bir kuş yaratır...” Adam hikâyeye başlar ve neredeyse yirmi sayfalık bir hikâye anlatır. Bu arada Ahmed b. Hanbel, Yahya b. Ma'în'e, Yahya b. Ma'în de Ahmed b Hanbel'e hayretle bakmaya başlar ve kendisine: “Bunu ona sen mi anlattın?” diye sorunca o da: “Hayır! Vallahi, daha yeni işittim.” der. Adam konuşmasını bitirip hediyelerini de aldıktan sonra, yeni bir şeyler gelir ümidiyle oturur ve beklemeye başlar. Yahya b. Ma'în adama eliyle işaret edip, buraya gel, der. Adam kendisine bir şeyler verilecek zannıyla gelir. Yahya kendisine: “Sana bu hadisi kim anlattı?” diye sorar. O da: “Ahmed b. Hanbel ve Yahya b. Ma'în.” diye cevap verir Yahya kendisine: “İşte ben Yahya b. Ma'în ve bu da Ahmed b Hanbel Bizler, Hz Peygamberin hadisleri arasında böyle bir şeyin olduğunu kesinlikle duymadık” deyince adam: “Ben, Yahya b. Ma'în'in ahmak olduğunu işitir dururdum ancak şimdi bunu kesin bir şekilde anladım.” der ve ekler: 'Sanki (dünyada) sizden başka Yahya b Ma'în ve Ahmed b. Hanbel yok! Ben, tam on yedi tane Ahmed b. Hanbel ve Yahya b Ma'în'den (hadis) yazdım” Ahmed b. Hanbel (adamın yüzsüzlüğü nedeniyle) elbisesinin yeniyle yüzünü kapatır ve “Bırak da kalkıp defolsun!” der. Adam da onlarla istihza ediyormuşçasına kalkıp gider”

    Ebû Hatim el-Busti şöylece der: “Bir mescide girdim. Namazdan sonra bir genç ayağa kalkıp şöyle dedi: 'Ebû Halîfe bizlere anlattı, Ebu'l-Velîd, Şu'be'den o da Katade'den o da Enes'ten” dedi ve bir hadis zikretti. Konuşmasını bitirince kendisini çağırdım ve ona: “Sen Ebû Halîfeyi gördün mü?” diye sordum “Hayır”, deyince ona: “Peki nasıl olur da görmediğin halde ondan hadis rivayet edersin?” dedim. Bana şöyle dedi: “Bizimle münakaşa etmek edep kıtlığındandır. Ben bu isnadı ezbere biliyorum ve her duyduğum hadisi de bu isnada ekliyorum”

    1- “Allah'ın Umâre adlı yakut taşlarından, uzunluğu gözün görebildiği uzaklık miktarınca olan bir ata binmiş bir meleği vardır Bu melek şehirleri dolaşır ve çarşılarda durup şöyle seslenir: Dikkat! Şu malın fiyatı artsın. Dikkat! Şu malın fiyatı ucuzlasın.”
    2-“Büyük abdest veya küçük abdestin akıp gittiği yere düşmüş bir lokmayı alan ve onu yıkayıp yiyen mağfiret olunur”
    3-“600 yılından sonra doğanlara Allah'ın ihtiyacı yoktur.”
    4-“Nebî’ye (a.s.) malının zekatını vermek farz değildi Çünkü o (Allah'ın) köle(si) olarak peygamber olmayı tercih etti Köleye ise zekat yoktur. Bundan dolayı peygamber miras bırakmadı, varis de olmadı”

    Eyyûb es-Sahtiyânî: “İnsanların hadislerini, kıssacılardan başkası ifsat etmemiştir." Ayrıca: "İlmi kıssacılardan başkası öldürmemiştir.” demiştir.
    Müslim, Abdullah bin el-Mübârek'ten şöyle dediğini rivayet eder: "(önceleri) cennete girmekle Abdullah bin el-Muharrer'i (el-Cezerî er-Rakkî, Rakka kadısı) görmek arasında muhayyer bırakılsaydım, onu görüp öyle cennete girmeyi tercih ederdim. Onu gördükten sonra ise davar pisliği bana daha sevimliydi." [eskiden davar pislikleri hadis uydururlarmış. şimdi ise onların tezek beyinli torunları bu hadisleri delil getirip tüm hadisleri reddediyorlar. @mir]

    E. Hayra Teşvik ve Kötülükten Kaçındırmak
    İslam ümmetinin parçalanması ve fırkalara ayrılmasından müteessir olan yeni bir âbid ve zâhid zümresi ortaya çıkmıştır. Bu zümre, söz konusu düşman grupları yakınlaştırmaya ve hepsinin liderlerini övmeye yönelik hadisler uydurmuşlardır. Bu zümre, zamanla birlikte insanların ahireti bir kenara bırakıp dünyaya dalmalarına içerlemişler ve bundan dolayı sözde Allah hesabına korkutucu ve müjdeleyici mahiyetli rivayetler uydurmuşlardır. Cehaletleri bu kimseleri, insanları salih amellere teşvik etmek adına hadis uydurmaya sevk etmiştir1-"Kim bile bile bana yalan isnad ederse ateşteki yerini hazırlasın” hadisi hatırlatılınca da, "Biz onun aleyhine değil, lehine yalan söyledik” cevabını verebilmişlerdir. [Bakınız: İ. Hakkı Bursevi vb.leri @mir]
    Salihlerin uydurmalarından bazıları sûrelerin faziletleri hakkındaki hadislerdir. Bu konuda el-Hâkim, Ebû Ammâr el-Mervezî senediyle şunu rivayet etmektedir:
    2-Ebû Isme Nûh b Ebî Meryem'e: “Kur'ân'ın sûre sûre faziletlerini anlatan İkrime, İbn Abbâs senedli bu rivayeti, İkrime'nin ashabında böyle bir şeye rastlanılmadığı hâlde sen nereden buldun?” diye sorulmuş, o da cevaben şöyle demiştir: “İnsanların, Kur'an'dan yüz çevirip Ebû Hanîfe'nin fıkhı, (Muhammed) b. İshâk'ın Meğâzisi ile meşgul olduklarını gördüm Bunun üzerine ben de Allah rızası için bu hadisi uydurdum.”
    [eskiden hadis uyduranlar insanları Allah'ın kitabına rağbet ettirmek için hadis uydururlarmış. şimdikiler kendi yazdıkları kitaba rağbeti arttırmak için hadis uydurur olmuşar. @mir ]
    3-İbn Mehdî, Meysere b. Abdi Rabbih'e: "Kim şu sureyi okursa ona şu kadar sevap vardır, kim de bunu okursa bu kadar sevap alır türünden hadisleri nereden peydahladın? " diye sorunca, C): “İnsanları bunları okumaya teşvik amacıyla uydurdum.” der. [bu tip hadisler ne yazık ki bir çok tefsirde vardır. özellikle sufiler bu hadisleri ısrarla savunurlar @mir]
    4-“Ebû Abdullah en-Nihâvendî, Ahmed b Muhammed b Gâlib el-Bâhilî'ye: 'Nedir bu anlatmış olduğun rekâik (zühd-takva içeren sözler)?”der. O da: "Bunları, insanların kalplerini yumuşatmak amacıyla uydurduk." diye cevap verir. Bu zât zühdüyle tanınmış birisidir ve “Bağdat'ın zahidi” namıyla şöhret bulmuştur. Vefat ettiği zaman Bağdat'ın bütün çarşıları kapatılmış, tabutu Basra'ya kadar taşınmıştır”
    5-"Râsûlüllah (s.a.v)! Kur'an dersi vermenin ve ezan okumanın ücretle yapılmasını nehyetti. Kim böyle yaparsa Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların laneti ona olsun"
    6-"Muallimler insanların en hayırlılarıdır. İlmi eskidikçe tazelerler. Hürmet edin ancak ücret vererek onları zora sokmayın. Çünkü muallim çocuğa 'bismillahirrahmânirrahîm de' söylediğinde, çocuk da 'bismillahirrahmânirrahîm' deyince, Allah çocuk, ebeveyni ve muallimi için cehenemden âzad olduklarına dair birer ahidname yazar"
    7-"Râsûlüllah (s.a.v) muallim Mirdâs'ın yanına uğradı. Ona 'Çocuklardan odun ve pide alma Allah'ın kitabını bir karşılık alma şartı koşarak öğretmekten sakın' diye buyurdu"
    Muhammed b. Yahya b. Sa'îd el-Kattan, babasının şu sözünü rivayet etmiştir: “Gördüğümüz kadarıyla salihler, hadisler konusunda söylemiş oldukları yalan kadar hiçbir konuda yalan söylememişlerdir” [her salih zatın kitabında yazdığı hadisleri kesin doğru sanan sufilerin kulakları çınlasın @mir]

    E- Kelâmi ve Mezhebi İhtilaflar
    Bir futbol takımı fanatikliğiyle mezheb tutan cahil halk, mezheb imamlarının birbirlerine karşı olan müsamahasını bilmeden İmamlar hakkında onları yeren ya da öven hadisler uydurmuşlardır. Şunlar onların bazılarına örnek teşkil eder:1-“Ümmetimden, kendisine Muhammed b. İdrîs denilen bir adam çıkacaktır ki o, ümmetime karşı İblis'ten daha zararlıdır. Yine ümmetimden, Ebû Hanîfe denilen bir adam çıkacaktır ki kendisi, ümmetimin kandilidir”
    2-“Benden sonra, kendisine Nu'mân b Sabit denilen ve künyesi Ebû Hanîfe olan bir adam gelecektir ki, Allah'ın dini ve sünnetim onun eliyle ihya olacaktır.”
    3-Muhammed b. Ukkâşe el-Kirmânî'ye, bazı kimseler rükûya giderken ve rükûdan kalkarken ellerini kaldırıyorlar” denilince kendisi şöyle demiştir: “Müseyyib b. Vadîh bizlere... Enes'ten merfû' olarak şöyle anlattı: Her kim rükûda ellerini kaldırırsa onun namazı, namaz değildir”
    4-“Allah ve Kur'ân haricinde, yer ve gökte ve de bunlar arasında bulunan her şey mahlûktur/sonradan yaratılmıştır Çünkü Kur'ân Allah'ın kelamıdır, O'ndan sadır olmuştur ve yine O'na dönecektir. Ümmetimden binleri çıkacak ve Kur'ân mahlûktur diyeceklerdir Onlardan her kim böyle derse hiç şüphesiz Allah'a karşı kâfirlerden olmuştur. Bunu söylediği ân ise hanımı boştur. Zira mümine bir kadının kâfir bir kimsenin nikâhı altında kalması haramdır. Şayet ondan önce kâfir olmamışsa...” Bu tür rivayetlerin düzmece olduğu apaçık bir şekilde ortadadır
    5-Zuheyr b. Muâviye'nin şöyle der: “Muhriz Ebû Recâ -kendisi Kaderiyye görüşlü biri olup sonradan tövbe etmiştir- bizlere şöyle dedi: “Kaderiyye mensubu hiç kimseden kesinlikle bir şey rivayet etmeyin Yemin olsun ki bizler, milleti Kaderiyye mezhebine sokmak için hadisler uydurur ve bunu sevap bilirdik. Sadece ben, dört bin kişiyi bu mezhebe soktum” Kendisine: “Peki bu mezhebe kattıkların ne olacak” dedim. O da cevaben “İşte buradayım ve hepsini birer birer çıkarıyorum.” dedi.”

    F-Yaranmak Ve Maddi Menfaat
    1-Gıyâs b. İbrahim, Mehdî'nin bir güvercinle oynadığını görmüş ve kendisine yaranmak için hadise “güvercin yarışı” ilavesini de eklemiştir. Aslında hadis "Deve, at ve atıcılık haricinde müsabaka yoktur" şeklindedir. Ancak, Mehdî ise güvercinin kesilmesini emretmiş, ayrıca Gıyâs b. İbrahim’’e onbin dirhem vermiştir Ayrıldıktan sonra ise: "Şahitlik ederim ki senin kafan Hz. Peygamber adına yalancılık yapan bir kafadır" demiştir. el-Mehdî'nin günahsız güvercini bırakıp, Rasûlullah'a (a.s.) iftira eden yalancıya ikram ve ihsanda bulunacağına cezalandırması gerekirdi.el-Hâkim'in, Seyf b. Ömer et-Temîmî'ye isnad etmiş olduğu bir rivayet: "Sa'd b. Tarifin yanında idim. Oğlu mektepten geldi ve ağlıyordu. Kendisine, “Neden ağlıyorsun?” diye sordu. Oğlu: Öğretmenin kendisi dövdüğünü söyleyince o: “Vallahi bugün onları rezil edeceğim. İkrime İbn Abbâs'tan merfu olarak şu hadisi anlattı: “En şerlileriniz çocuklarınızın öğretmenleridir. Onlar yetimlere karsı en az merhamet taşıyanlar miskinlere karşı en sert olanlardır.”
    ************************************************** ***********************************************Kay nak:1-İ'laü's-Sünne, Zafer Ahmed et-Tehanevi, Yeni Usulü Hadis, İbrahim Canan
    2-el-Menaru'l Münif, İbni Kayyım Cevziyye, Cantaş Yay.
    3-Mevzu Hadisler, M.Yaşar Kandemir,D.İ.B.
    4-Akıl Vahiy Açısından Sünnet, Dr. Mehmet Erdoğan, İFAV
    5-el-Muvafakat, Şatıbi, İz Yay.
    6-Kur'an Sünnet Bütünlüğü, Necati Kara, İhtar Yay.
    7-Mevzu Hadisler, Abdulfettah Ebu Gudde, İnsan Yay.
    8-Sünneti Anlamada Yöntem, Yusuf el-Kardavi, Rey Yay.
    Rıza GÖRÜŞ



  6. 27.Ağustos.2012, 16:47
    3
    âb ü kil
    D. Kıssacılar
    İnsanlara vaaz edip onlara ahiret yurdunu hatırlatmak dinimizce arzulanan bir iştir Nefisleri ıslah için buna ihtiyaç vardır nitekim Kur’an’ı Kerim’de : "Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt müminlere fayda verir” buyrulmuştur. Vaaz verecek insanın bilgili, tefsir, hadis, fıkıh ve salihlerin-zahidlerin hikâyelerini, selefin başından geçenleri İyi bilmesi yanında takva, vera ve zühd sahibi olması, ayrıca vaaz meclislerinde neyi söyleyip neyi söylememesi gerektiğini bilen biri olması gerekir. Eğer böyle olursa vaazı faydalı olur, kalplerde etki bırakır, gönülleri yumuşatıp nüfuz eder, insanlara öğretir ve ufuklarını açar Nitekim efendimiz Ömer zamanındaki Mekke kadısı Amr bin Ubeyd (v. 68) böyleydi. Dininin sağlamlığı ve yaşantısının güzelliğiyle meşhur idi. Çok güzel, belîğ konuşur, sahâbî Abdullah bin Ömer onun sohbet halkasına oturur, konuşmasından ve ihlasından etkilenerek ağlardı. Hulefa-i Raşidin'in son dönemlerinde ortaya çıkmış olan kıssacı ve vaizler kısa sürede tüm İslam coğrafyasına yayılmış ve cahil halk üzerinde de ciddi tesirler meydana getirmişlerdir Hz Peygamber adına yalan söyleyen ve söylediği bu yalanlardan dolayı pişkinlikleri sebebiyle yüzleri bile kızarmayan bu güruh İslam’a en çok zarar veren taifedir

    Hicretin ilk asrında kıssacıların uydurmuş olduğu hadis sayısı pek azdır, ancak daha sonraları çoğalmıştır Diğer uydurma rivayetleri bir bir ayıklayıp bunları uyduranları da teşhir eden hadis âlimleri, aynı şekilde kıssacıların uydurma rivayetlerini de gözler önüne sermiş ve sahih ile bâtıl olanları bir bir ayıklamışlardır Ne acıdır ki hadis ehli, bu kıssacıların takipçileri tarafından yalanlanmış ve birçok eziyete maruz kalmıştır

    İmam eş-Şa'bî, Şam'da bir kıssacıyı eleştirince oradaki halk ayaklanıp kendisini dövmeye başlamıştır Şa'bî, “Şeyhinizin görüşü ne ise odur.” deyinceye kadar da kendisini bırakmamışlar ancak böylelikle ellerinden kurtulmuştur”

    “Ahmed b. Hanbel ve Yahya b. Ma'în, Rusâfe Mescidinde namaz kıldıkları bir esnada kıssacının teki kalkıp şöyle demiştir: “Ahmed b. Hanbel ve Yahya b. Ma'în bizlere rivayet edip dediler ki, Abdurrezzâk (b.Hemmâm), Ma'mer'den, o da Katâde'den ve o da Enes'ten rivayeten Hz Peygamberin şöyle dediğini rivayet etmişlerdir: “Kim La ilahe illallah derse, Allah onun her bir kelimesi adedince, gagası altından ve kanatları mercandan olan bir kuş yaratır...” Adam hikâyeye başlar ve neredeyse yirmi sayfalık bir hikâye anlatır. Bu arada Ahmed b. Hanbel, Yahya b. Ma'în'e, Yahya b. Ma'în de Ahmed b Hanbel'e hayretle bakmaya başlar ve kendisine: “Bunu ona sen mi anlattın?” diye sorunca o da: “Hayır! Vallahi, daha yeni işittim.” der. Adam konuşmasını bitirip hediyelerini de aldıktan sonra, yeni bir şeyler gelir ümidiyle oturur ve beklemeye başlar. Yahya b. Ma'în adama eliyle işaret edip, buraya gel, der. Adam kendisine bir şeyler verilecek zannıyla gelir. Yahya kendisine: “Sana bu hadisi kim anlattı?” diye sorar. O da: “Ahmed b. Hanbel ve Yahya b. Ma'în.” diye cevap verir Yahya kendisine: “İşte ben Yahya b. Ma'în ve bu da Ahmed b Hanbel Bizler, Hz Peygamberin hadisleri arasında böyle bir şeyin olduğunu kesinlikle duymadık” deyince adam: “Ben, Yahya b. Ma'în'in ahmak olduğunu işitir dururdum ancak şimdi bunu kesin bir şekilde anladım.” der ve ekler: 'Sanki (dünyada) sizden başka Yahya b Ma'în ve Ahmed b. Hanbel yok! Ben, tam on yedi tane Ahmed b. Hanbel ve Yahya b Ma'în'den (hadis) yazdım” Ahmed b. Hanbel (adamın yüzsüzlüğü nedeniyle) elbisesinin yeniyle yüzünü kapatır ve “Bırak da kalkıp defolsun!” der. Adam da onlarla istihza ediyormuşçasına kalkıp gider”

    Ebû Hatim el-Busti şöylece der: “Bir mescide girdim. Namazdan sonra bir genç ayağa kalkıp şöyle dedi: 'Ebû Halîfe bizlere anlattı, Ebu'l-Velîd, Şu'be'den o da Katade'den o da Enes'ten” dedi ve bir hadis zikretti. Konuşmasını bitirince kendisini çağırdım ve ona: “Sen Ebû Halîfeyi gördün mü?” diye sordum “Hayır”, deyince ona: “Peki nasıl olur da görmediğin halde ondan hadis rivayet edersin?” dedim. Bana şöyle dedi: “Bizimle münakaşa etmek edep kıtlığındandır. Ben bu isnadı ezbere biliyorum ve her duyduğum hadisi de bu isnada ekliyorum”

    1- “Allah'ın Umâre adlı yakut taşlarından, uzunluğu gözün görebildiği uzaklık miktarınca olan bir ata binmiş bir meleği vardır Bu melek şehirleri dolaşır ve çarşılarda durup şöyle seslenir: Dikkat! Şu malın fiyatı artsın. Dikkat! Şu malın fiyatı ucuzlasın.”
    2-“Büyük abdest veya küçük abdestin akıp gittiği yere düşmüş bir lokmayı alan ve onu yıkayıp yiyen mağfiret olunur”
    3-“600 yılından sonra doğanlara Allah'ın ihtiyacı yoktur.”
    4-“Nebî’ye (a.s.) malının zekatını vermek farz değildi Çünkü o (Allah'ın) köle(si) olarak peygamber olmayı tercih etti Köleye ise zekat yoktur. Bundan dolayı peygamber miras bırakmadı, varis de olmadı”

    Eyyûb es-Sahtiyânî: “İnsanların hadislerini, kıssacılardan başkası ifsat etmemiştir." Ayrıca: "İlmi kıssacılardan başkası öldürmemiştir.” demiştir.
    Müslim, Abdullah bin el-Mübârek'ten şöyle dediğini rivayet eder: "(önceleri) cennete girmekle Abdullah bin el-Muharrer'i (el-Cezerî er-Rakkî, Rakka kadısı) görmek arasında muhayyer bırakılsaydım, onu görüp öyle cennete girmeyi tercih ederdim. Onu gördükten sonra ise davar pisliği bana daha sevimliydi." [eskiden davar pislikleri hadis uydururlarmış. şimdi ise onların tezek beyinli torunları bu hadisleri delil getirip tüm hadisleri reddediyorlar. @mir]

    E. Hayra Teşvik ve Kötülükten Kaçındırmak
    İslam ümmetinin parçalanması ve fırkalara ayrılmasından müteessir olan yeni bir âbid ve zâhid zümresi ortaya çıkmıştır. Bu zümre, söz konusu düşman grupları yakınlaştırmaya ve hepsinin liderlerini övmeye yönelik hadisler uydurmuşlardır. Bu zümre, zamanla birlikte insanların ahireti bir kenara bırakıp dünyaya dalmalarına içerlemişler ve bundan dolayı sözde Allah hesabına korkutucu ve müjdeleyici mahiyetli rivayetler uydurmuşlardır. Cehaletleri bu kimseleri, insanları salih amellere teşvik etmek adına hadis uydurmaya sevk etmiştir1-"Kim bile bile bana yalan isnad ederse ateşteki yerini hazırlasın” hadisi hatırlatılınca da, "Biz onun aleyhine değil, lehine yalan söyledik” cevabını verebilmişlerdir. [Bakınız: İ. Hakkı Bursevi vb.leri @mir]
    Salihlerin uydurmalarından bazıları sûrelerin faziletleri hakkındaki hadislerdir. Bu konuda el-Hâkim, Ebû Ammâr el-Mervezî senediyle şunu rivayet etmektedir:
    2-Ebû Isme Nûh b Ebî Meryem'e: “Kur'ân'ın sûre sûre faziletlerini anlatan İkrime, İbn Abbâs senedli bu rivayeti, İkrime'nin ashabında böyle bir şeye rastlanılmadığı hâlde sen nereden buldun?” diye sorulmuş, o da cevaben şöyle demiştir: “İnsanların, Kur'an'dan yüz çevirip Ebû Hanîfe'nin fıkhı, (Muhammed) b. İshâk'ın Meğâzisi ile meşgul olduklarını gördüm Bunun üzerine ben de Allah rızası için bu hadisi uydurdum.”
    [eskiden hadis uyduranlar insanları Allah'ın kitabına rağbet ettirmek için hadis uydururlarmış. şimdikiler kendi yazdıkları kitaba rağbeti arttırmak için hadis uydurur olmuşar. @mir ]
    3-İbn Mehdî, Meysere b. Abdi Rabbih'e: "Kim şu sureyi okursa ona şu kadar sevap vardır, kim de bunu okursa bu kadar sevap alır türünden hadisleri nereden peydahladın? " diye sorunca, C): “İnsanları bunları okumaya teşvik amacıyla uydurdum.” der. [bu tip hadisler ne yazık ki bir çok tefsirde vardır. özellikle sufiler bu hadisleri ısrarla savunurlar @mir]
    4-“Ebû Abdullah en-Nihâvendî, Ahmed b Muhammed b Gâlib el-Bâhilî'ye: 'Nedir bu anlatmış olduğun rekâik (zühd-takva içeren sözler)?”der. O da: "Bunları, insanların kalplerini yumuşatmak amacıyla uydurduk." diye cevap verir. Bu zât zühdüyle tanınmış birisidir ve “Bağdat'ın zahidi” namıyla şöhret bulmuştur. Vefat ettiği zaman Bağdat'ın bütün çarşıları kapatılmış, tabutu Basra'ya kadar taşınmıştır”
    5-"Râsûlüllah (s.a.v)! Kur'an dersi vermenin ve ezan okumanın ücretle yapılmasını nehyetti. Kim böyle yaparsa Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların laneti ona olsun"
    6-"Muallimler insanların en hayırlılarıdır. İlmi eskidikçe tazelerler. Hürmet edin ancak ücret vererek onları zora sokmayın. Çünkü muallim çocuğa 'bismillahirrahmânirrahîm de' söylediğinde, çocuk da 'bismillahirrahmânirrahîm' deyince, Allah çocuk, ebeveyni ve muallimi için cehenemden âzad olduklarına dair birer ahidname yazar"
    7-"Râsûlüllah (s.a.v) muallim Mirdâs'ın yanına uğradı. Ona 'Çocuklardan odun ve pide alma Allah'ın kitabını bir karşılık alma şartı koşarak öğretmekten sakın' diye buyurdu"
    Muhammed b. Yahya b. Sa'îd el-Kattan, babasının şu sözünü rivayet etmiştir: “Gördüğümüz kadarıyla salihler, hadisler konusunda söylemiş oldukları yalan kadar hiçbir konuda yalan söylememişlerdir” [her salih zatın kitabında yazdığı hadisleri kesin doğru sanan sufilerin kulakları çınlasın @mir]

    E- Kelâmi ve Mezhebi İhtilaflar
    Bir futbol takımı fanatikliğiyle mezheb tutan cahil halk, mezheb imamlarının birbirlerine karşı olan müsamahasını bilmeden İmamlar hakkında onları yeren ya da öven hadisler uydurmuşlardır. Şunlar onların bazılarına örnek teşkil eder:1-“Ümmetimden, kendisine Muhammed b. İdrîs denilen bir adam çıkacaktır ki o, ümmetime karşı İblis'ten daha zararlıdır. Yine ümmetimden, Ebû Hanîfe denilen bir adam çıkacaktır ki kendisi, ümmetimin kandilidir”
    2-“Benden sonra, kendisine Nu'mân b Sabit denilen ve künyesi Ebû Hanîfe olan bir adam gelecektir ki, Allah'ın dini ve sünnetim onun eliyle ihya olacaktır.”
    3-Muhammed b. Ukkâşe el-Kirmânî'ye, bazı kimseler rükûya giderken ve rükûdan kalkarken ellerini kaldırıyorlar” denilince kendisi şöyle demiştir: “Müseyyib b. Vadîh bizlere... Enes'ten merfû' olarak şöyle anlattı: Her kim rükûda ellerini kaldırırsa onun namazı, namaz değildir”
    4-“Allah ve Kur'ân haricinde, yer ve gökte ve de bunlar arasında bulunan her şey mahlûktur/sonradan yaratılmıştır Çünkü Kur'ân Allah'ın kelamıdır, O'ndan sadır olmuştur ve yine O'na dönecektir. Ümmetimden binleri çıkacak ve Kur'ân mahlûktur diyeceklerdir Onlardan her kim böyle derse hiç şüphesiz Allah'a karşı kâfirlerden olmuştur. Bunu söylediği ân ise hanımı boştur. Zira mümine bir kadının kâfir bir kimsenin nikâhı altında kalması haramdır. Şayet ondan önce kâfir olmamışsa...” Bu tür rivayetlerin düzmece olduğu apaçık bir şekilde ortadadır
    5-Zuheyr b. Muâviye'nin şöyle der: “Muhriz Ebû Recâ -kendisi Kaderiyye görüşlü biri olup sonradan tövbe etmiştir- bizlere şöyle dedi: “Kaderiyye mensubu hiç kimseden kesinlikle bir şey rivayet etmeyin Yemin olsun ki bizler, milleti Kaderiyye mezhebine sokmak için hadisler uydurur ve bunu sevap bilirdik. Sadece ben, dört bin kişiyi bu mezhebe soktum” Kendisine: “Peki bu mezhebe kattıkların ne olacak” dedim. O da cevaben “İşte buradayım ve hepsini birer birer çıkarıyorum.” dedi.”

    F-Yaranmak Ve Maddi Menfaat
    1-Gıyâs b. İbrahim, Mehdî'nin bir güvercinle oynadığını görmüş ve kendisine yaranmak için hadise “güvercin yarışı” ilavesini de eklemiştir. Aslında hadis "Deve, at ve atıcılık haricinde müsabaka yoktur" şeklindedir. Ancak, Mehdî ise güvercinin kesilmesini emretmiş, ayrıca Gıyâs b. İbrahim’’e onbin dirhem vermiştir Ayrıldıktan sonra ise: "Şahitlik ederim ki senin kafan Hz. Peygamber adına yalancılık yapan bir kafadır" demiştir. el-Mehdî'nin günahsız güvercini bırakıp, Rasûlullah'a (a.s.) iftira eden yalancıya ikram ve ihsanda bulunacağına cezalandırması gerekirdi.el-Hâkim'in, Seyf b. Ömer et-Temîmî'ye isnad etmiş olduğu bir rivayet: "Sa'd b. Tarifin yanında idim. Oğlu mektepten geldi ve ağlıyordu. Kendisine, “Neden ağlıyorsun?” diye sordu. Oğlu: Öğretmenin kendisi dövdüğünü söyleyince o: “Vallahi bugün onları rezil edeceğim. İkrime İbn Abbâs'tan merfu olarak şu hadisi anlattı: “En şerlileriniz çocuklarınızın öğretmenleridir. Onlar yetimlere karsı en az merhamet taşıyanlar miskinlere karşı en sert olanlardır.”
    ************************************************** ***********************************************Kay nak:1-İ'laü's-Sünne, Zafer Ahmed et-Tehanevi, Yeni Usulü Hadis, İbrahim Canan
    2-el-Menaru'l Münif, İbni Kayyım Cevziyye, Cantaş Yay.
    3-Mevzu Hadisler, M.Yaşar Kandemir,D.İ.B.
    4-Akıl Vahiy Açısından Sünnet, Dr. Mehmet Erdoğan, İFAV
    5-el-Muvafakat, Şatıbi, İz Yay.
    6-Kur'an Sünnet Bütünlüğü, Necati Kara, İhtar Yay.
    7-Mevzu Hadisler, Abdulfettah Ebu Gudde, İnsan Yay.
    8-Sünneti Anlamada Yöntem, Yusuf el-Kardavi, Rey Yay.
    Rıza GÖRÜŞ



  7. 27.Ağustos.2012, 17:22
    4
    kaos-duzen
    Seyirci Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Temmuz.2012
    Üye No: 97140
    Mesaj Sayısı: 195
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: konya

    Cevap: Mevzu Hadislerin Çıkış Nedenleri Nelerdir?

    Allah razı olsun


  8. 27.Ağustos.2012, 17:22
    4
    Seyirci Üye
    Allah razı olsun





+ Yorum Gönder