Konusunu Oylayın.: Mezarlık ziyaretinde okunacak özel bir dua istiyorum ,böyle bir dua var mı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Mezarlık ziyaretinde okunacak özel bir dua istiyorum ,böyle bir dua var mı?
  1. 23.Ağustos.2012, 16:31
    1
    Misafir

    Mezarlık ziyaretinde okunacak özel bir dua istiyorum ,böyle bir dua var mı?






    Mezarlık ziyaretinde okunacak özel bir dua istiyorum ,böyle bir dua var mı? Mumsema ben çok sevdiğim dedemin mezarına gidicem ve onu çok sevdiğim içinde özel bir dua okumak istiyorum böyle bişey varmı yoksa mezar duası 1 tane mi?


  2. 23.Ağustos.2012, 16:31
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    ben çok sevdiğim dedemin mezarına gidicem ve onu çok sevdiğim içinde özel bir dua okumak istiyorum böyle bişey varmı yoksa mezar duası 1 tane mi?


    Benzer Konular

    - Mezarlık nedir? İslamda mezarlık kavramı

    - Mezarlık Ziyaretinde Okunacak Dualar, Hangi Dualardır?

    - Mezar ziyaretinde okunacak dua

    - Kabristan ziyaretinde okunacak dualar

    - Kabir Ziyaretinde okunacak dua (Kabir ziyareti nasıl yapılmalıdır?)

  3. 23.Ağustos.2012, 20:03
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Mezarlık ziyaretinde okunacak özel bir dua istiyorum ,böyle bir dua var mı?




    Bir kabre rastlayan veya ziyaret için mezarlığa giden kimse, önce oradaki ölülere selâm vermelidir. Kabirdekiler, dünya ölçülerine göre değerlendirdiğimiz zaman ölüdürler. Fakat gerçekte ise, onlar, berzah hayatı yaşamaktadırlar. Bu itibarla gelen ziyaretçilerden haberdar olup, verdiği selâmı alır, yapacağı duadan istifade ederler.(3)

    Süleyman b. Büreyde’nin babasından rivayet ettiği bir haberde Rasulullah’ın ashabına, kabristana vardıklarında şöyle demelerini öğrettiği bildirilmektedir:


    « السَّلامُ عَلَيْكُمْ دَارَ قَوْمٍ مُؤمِنينَ ، وأَتَاكُمْ ما تُوعَدُونَ ، غَداً مُؤَجَّلُونَ ، وإِنَّا إِنْ شَاءَ اللَّهُ بِكُمْ لاحِقُونَ ، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لأَهْلِ بَقِيعِ الغَرْقَدِ »
    ““S
    elâm size, ey mü’minler diyârı! Başınıza geleceği söylenen şeylerle nihâyet karşılaştınız. Şimdilik ileri bir tarihe bırakıldınız.İnşallah yakında biz de aranıza katılacağız.

    Allahım! Bakîü’l-garkad mezarlığında yatanları bağışla!”
    .”(4)

    İbn Abbas da, Rasulullah’ın Medine mezarlığına uğrayıp yüzünü mezarlara dönerek şöyle dediğini haber vermektedir:

    “Allah’ın selâmı üzerinize olsun ey kabristan ahâlisi. Allah, sizi de, bizi de affetsin. Siz önden gidenlersiniz, biz de ardınızdan geleceğiz (sizi takip edeceğiz.)”(5)

    Bütün bu hadisler, kabristana giden kimsenin ilk olarak oradakilere selâm verip, dua etmesi gerektiğini bizlere göstermektedir.

    Nitekim Rasulullah ve ashabı böyle yaparlardı. İbn Abbas’dan rivayet edilen haberden de anlaşılacağı üzere, gerek selâm verirken ve gerekse ölülere dua ederken, yüzlerini mezara doğru çevirirlerdi. Hatta bu esnada dua ve selâmı müteakip, kabirleri çiğnemeden ve üzerine oturmadan, bir miktar ziyaret edilen mezarın yanında oturmak da tavsiye edilmiştir. Çünkü böylece kabirdeki mümin, gelen mümin kardeşiyle, yalnızlığını gidermek isteyecek ve sevinecektir.(6)

    Peygamber Efendimiz zamanında kabirler bu şekilde ziyaret edilir, ölüye selâm verilip yine ölü ve diriler için dua edilirdi.Ziyaretçilerin gayesi, ölülerin affına vesile olmak ve onlardan ibret almaktı. O devirde herhangi bir kabrin yanına, bilhassa kendisi için dua etmek üzere, kimse varmazdı.

    Kaynaklar:

    (3) Toprak, Süleyman, Ölümden Sonraki Hayat (Kabir Hayatı), Esra Yay., Konya 1994, s.440.
    (4) Müslim, Cenâiz, 35; İbn Mâce, Cenâiz, 36.
    (5) Tirmizî, Cenâiz, 59.
    (6) Toprak, age., s. 443.
    alıntı



  4. 23.Ağustos.2012, 20:03
    2
    Silent and lonely rains



    Bir kabre rastlayan veya ziyaret için mezarlığa giden kimse, önce oradaki ölülere selâm vermelidir. Kabirdekiler, dünya ölçülerine göre değerlendirdiğimiz zaman ölüdürler. Fakat gerçekte ise, onlar, berzah hayatı yaşamaktadırlar. Bu itibarla gelen ziyaretçilerden haberdar olup, verdiği selâmı alır, yapacağı duadan istifade ederler.(3)

    Süleyman b. Büreyde’nin babasından rivayet ettiği bir haberde Rasulullah’ın ashabına, kabristana vardıklarında şöyle demelerini öğrettiği bildirilmektedir:


    « السَّلامُ عَلَيْكُمْ دَارَ قَوْمٍ مُؤمِنينَ ، وأَتَاكُمْ ما تُوعَدُونَ ، غَداً مُؤَجَّلُونَ ، وإِنَّا إِنْ شَاءَ اللَّهُ بِكُمْ لاحِقُونَ ، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لأَهْلِ بَقِيعِ الغَرْقَدِ »
    ““S
    elâm size, ey mü’minler diyârı! Başınıza geleceği söylenen şeylerle nihâyet karşılaştınız. Şimdilik ileri bir tarihe bırakıldınız.İnşallah yakında biz de aranıza katılacağız.

    Allahım! Bakîü’l-garkad mezarlığında yatanları bağışla!”
    .”(4)

    İbn Abbas da, Rasulullah’ın Medine mezarlığına uğrayıp yüzünü mezarlara dönerek şöyle dediğini haber vermektedir:

    “Allah’ın selâmı üzerinize olsun ey kabristan ahâlisi. Allah, sizi de, bizi de affetsin. Siz önden gidenlersiniz, biz de ardınızdan geleceğiz (sizi takip edeceğiz.)”(5)

    Bütün bu hadisler, kabristana giden kimsenin ilk olarak oradakilere selâm verip, dua etmesi gerektiğini bizlere göstermektedir.

    Nitekim Rasulullah ve ashabı böyle yaparlardı. İbn Abbas’dan rivayet edilen haberden de anlaşılacağı üzere, gerek selâm verirken ve gerekse ölülere dua ederken, yüzlerini mezara doğru çevirirlerdi. Hatta bu esnada dua ve selâmı müteakip, kabirleri çiğnemeden ve üzerine oturmadan, bir miktar ziyaret edilen mezarın yanında oturmak da tavsiye edilmiştir. Çünkü böylece kabirdeki mümin, gelen mümin kardeşiyle, yalnızlığını gidermek isteyecek ve sevinecektir.(6)

    Peygamber Efendimiz zamanında kabirler bu şekilde ziyaret edilir, ölüye selâm verilip yine ölü ve diriler için dua edilirdi.Ziyaretçilerin gayesi, ölülerin affına vesile olmak ve onlardan ibret almaktı. O devirde herhangi bir kabrin yanına, bilhassa kendisi için dua etmek üzere, kimse varmazdı.

    Kaynaklar:

    (3) Toprak, Süleyman, Ölümden Sonraki Hayat (Kabir Hayatı), Esra Yay., Konya 1994, s.440.
    (4) Müslim, Cenâiz, 35; İbn Mâce, Cenâiz, 36.
    (5) Tirmizî, Cenâiz, 59.
    (6) Toprak, age., s. 443.
    alıntı






+ Yorum Gönder