Konusunu Oylayın.: Hutbe esnasında konuşmanın hükmü nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hutbe esnasında konuşmanın hükmü nedir?
  1. 17.Ağustos.2012, 03:02
    1
    Misafir

    Hutbe esnasında konuşmanın hükmü nedir?






    Hutbe esnasında konuşmanın hükmü nedir? Mumsema Cuma veya bayram hutbesi esnasında konuşmanın sakıncaları nelerdir? Konuşmanın hükmü nedir?


  2. 17.Ağustos.2012, 03:02
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 17.Ağustos.2012, 03:29
    2
    Ercan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Temmuz.2011
    Üye No: 88468
    Mesaj Sayısı: 3,121
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33
    Bulunduğu yer: Gaziantep

    Cevap: Hutbe esnasında konuşmanın hükmü nedir?




    Cuma namazının geçerli olmasının şartlarından biri de Cumanın farz olan namazından önce hutbe okumaktır. Şöyle ki: Vaktin girmesinden sonra mevcut cemaatın huzurunda bir hutbe okunması gerekir. Bunun içindir ki, hutbe okunurken cemaat bulunmayıp da sonradan namazda bulunacak olsalar, namazları caiz olmaz.

    Cemaatin hutbeyi işitmesi şart değildir. Sadece hazır bulunmaları yeterlidir. Hutbe esnasında bir mükellef erkeğin, misafir olsa dahi, bulunması yeterli görülmektedir.

    Cuma hutbesinin rüknü, İmamı Azam'a göre, Allah'ı zikirden ibarettir. Onun için hutbe niyeti ile yalnız: "Elhamdü lillah" yahut "Sübhanallah" yahut "La ilahe illalah" denilecek olsa, yeterli olur. İki İmama (İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed'e) göre, hutbe denilecek derecede uzunca bir zikirden ibarettir. Bunun en az olan derecesi, Tahiyyat mikdarı hamd ve Salavat ile müslümanlara duadır.

    Hutbenin vacibleri, hatibin taharet üzere bulunması, avret sayılan yerlerin örtülü olması ve hutbeyi ayakta okumasıdır.

    Hutbenin sünnetleri de, hutbeyi iki kısma ayırmak ve bunlar arasında bir tesbih veya üç ayet okunacak kadar bir zaman oturmaktır. Bu bakımdan buna iki hutbe denir. Bu iki hutbeden her biri hamdi, kelime-i şehadeti, salât ve selâmı kapsamalı. Birinci hutbe, bir ayetin okunması ile insanlara öğüt vermeyi, ikinci hutbe de müslümanlara duayı kapsamalıdır. Ayrıca imamın sesi, ikinci hutbede olan birinci hutbedekinden daha hafif olmalıdır. İşte bunlar hutbenin sünnetlerindendir.

    Her iki hutbeyi uzatmamak da sünnettir. Hatta hutbeyi "Hücurat" süresi ile "Büruc" süresine kadar olan sürelerin herhangi birinden uzunca okumak, özellikle kış mevsiminde, mekruhtur. Cemaatı bıktırmak uygun değildir. Cemaatın acele görülecek işleri olabilir. Onları camide fazla tutmak, cuma namazlarına devamlarına engel olacağından yersiz bir iş olur. Hatib olan şahıs bunları düşünmelidir. Sözlerinin sonu, önceki sözleri unutturacak ve kıymetten düşürecek şekilde hutbesi uzun olmamalıdır. Hutbenin kısa ve cemaata faydalı bir tarzda hazırlanması, hatibin ehliyet ve faziletine delildir. Bu konudaki bir hadisi şerifin anlamı şöyledir:

    "Namazının uzun, hutbesinin kısa olması bir kimsenin anlayışlı bir din alimi olduğunun alametidir.Artık namazı (cemaata ağır gelmeyecek şekilde) uzatınız, hutbeyi de kısa okuyunuz. Gerçekten bazı sözler, sihir gibi kalbleri etkiler"

    İşte böylece hutbeler, belâgat ve mana bakımından ruhları kazanacak bir halde bulunmalıdır.

    Ashabı kiramdan (Câbir bin Semüre'den) rivayet edildiğine göre, Peygamber efendimizin namazı da, hutbesi de orta bir halde idi. Çok kısa ve çok uzun olmaktan beri idi.

    Hatib, ezan okunup tamamlanıncaya kadar minberde oturur. Sonra ayağa kalkar. Sonra gizlice "Euzü" çekerek aşikâra hamd ve sena'da bulunur. Hutbesini cemaata karşı söyler. Hutbe bitince ikamet yapılır. Bunlar da hutbenin sünnetlerindendir. Hatibin hutbe sünnetlerini gözetmemesi veya dünyalık konuşmalarda bulunması mekruhtur.

    Hutbeyi okuyan kimse duaları açık veya gizli okuyabilir. Ancak açıktan dua ettiği zaman cemaat amin diyecekse bunu gizli yapar. Böylece cemaatin amin demesine engel olmuş olur. Çünkü, hutbe okunurken insanların konuşmaları, tesbih çekmeleri, aksırıp "elhamdulillah" diyene "yerhamükallah" demeleri, selam almaları ise mekruhtur. Hutbe okunurken Peygamber efendimize (sav) salavat getirmek ve yapılan duaya amin demek de mekruhtur.

    Eğer salavat getirmek ve amin demek gerekiyorsa bu kalben okunur. Dil ile teleffuz edilmez.

    Hutbede duada bulunmak sünnettir. Ancak bu dua esnasında cemaatin susması daha uygun olur.

    Hutbe Esnasında Susmak

    Ebû Hureyre, Peygamberimizin şöyle dediğini haber vermiştir: “Cuma günü imam hutbe okurken arkadaşına "sus" dersen lağvde bulunmuş olursun."

    Ebû Hureyre Allah’ın Elçisi’nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Kim güzelce abdest alır, Cumaya gider, dinler ve susarsa o cumadan bir önceki cumaya kadar olan günahları bağışlanır ve buna üç gün de ilave edilir. Kim bir taşa dokunursa lağvde bulunmuş olur."

    Ali radiyellahü anhın Kufe 'de minberden şöyle hitap ettiği rivayet edilir. "Cuma günü olduğunda şeytanlar bayraklarıyla birlikte çarşı pazarı dolaşır insanları Cumaya gitmekten alıkoyacak bir kısım bahaneler ortaya çıkarır. Melekler de erken çıkar, mescidin kapısında oturur, imam minbere çıkıncaya kadar birinci saatte ve ikinci saatte gelenleri kaydederler. Kişi imamı görüp işiteceği bir yere oturur, sesini çıkarmaz ve lağivde bulunmazsa iki sevap kazanır. İmamı görüp işiteceği bir yere yerleşir de lağiv yapar, susmazsa bir günah kazanır. Cuma günü arkadaşına "sus" diyen lağivde bulunmuş olur. Lağivde bulunanın bu Cumadan alacağı kalmaz." Ali sözünü şöyle bitirdi: "Allah’ın Elçisi’nin böyle söylediğini işitmiştim."

    "Camiye giden kimse, eğer hutbeye başlanmamışsa, başkalarını rahatsız etmemek şartı ile hatibe yakın yere kadar gidebilir, değilse bulabildiği yerde oturur. Fakat yer bulamaz ve ilerdeki saflarda boşluk bulunursa, zaruret gereği bu boş yerlerden birine gidebilir.

    Hatib minbere çıkınca, cemaatın dinleyip susması, selamlaşmaması, nafile namaz kılmaması gereklidir. Öyle ki, hutbede Peygamber Efendimizin mübarek isimleri anılınca, dinlemekle yetinmeleri daha faziletlidir. İmam Ebû Yusuf'dan bir rivayete göre, bu durumda gizlice Salat ve Selam getirilir."

    Buna göre: Cuma günü hatibin dikkatle dinlenmesini, "hatip minbere çıktığı andan namaz bitinceye kadar" bir bütün olarak değerlendiren Hanefiler, namazda haram olan her şeyin hutbede de haram olduğunu esas alarak; cemaatin konuşmayıp susması, selam alıp vermemesi, nafile namaz kılmaması gerektiğini, ancak hutbede dua edilirse veya Hz. Peygamber (s.a.v.)'in ismi zikredilirse gizlice salâtü selam okunabileceğini ve hatibin duasına yine gizlice kendi işitebileceği bir sesle 'âmîn' denebileceğini söylemektedirler. (Alâuddin İbn Abidin, el-Hediyyetü’l-Alâiyye, 155-156).

    Bu nedenle yapılan duaya kendi işitebileceği tarzda "amin" demekte sakınca yoktur.







  4. 17.Ağustos.2012, 03:29
    2
    Devamlı Üye



    Cuma namazının geçerli olmasının şartlarından biri de Cumanın farz olan namazından önce hutbe okumaktır. Şöyle ki: Vaktin girmesinden sonra mevcut cemaatın huzurunda bir hutbe okunması gerekir. Bunun içindir ki, hutbe okunurken cemaat bulunmayıp da sonradan namazda bulunacak olsalar, namazları caiz olmaz.

    Cemaatin hutbeyi işitmesi şart değildir. Sadece hazır bulunmaları yeterlidir. Hutbe esnasında bir mükellef erkeğin, misafir olsa dahi, bulunması yeterli görülmektedir.

    Cuma hutbesinin rüknü, İmamı Azam'a göre, Allah'ı zikirden ibarettir. Onun için hutbe niyeti ile yalnız: "Elhamdü lillah" yahut "Sübhanallah" yahut "La ilahe illalah" denilecek olsa, yeterli olur. İki İmama (İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed'e) göre, hutbe denilecek derecede uzunca bir zikirden ibarettir. Bunun en az olan derecesi, Tahiyyat mikdarı hamd ve Salavat ile müslümanlara duadır.

    Hutbenin vacibleri, hatibin taharet üzere bulunması, avret sayılan yerlerin örtülü olması ve hutbeyi ayakta okumasıdır.

    Hutbenin sünnetleri de, hutbeyi iki kısma ayırmak ve bunlar arasında bir tesbih veya üç ayet okunacak kadar bir zaman oturmaktır. Bu bakımdan buna iki hutbe denir. Bu iki hutbeden her biri hamdi, kelime-i şehadeti, salât ve selâmı kapsamalı. Birinci hutbe, bir ayetin okunması ile insanlara öğüt vermeyi, ikinci hutbe de müslümanlara duayı kapsamalıdır. Ayrıca imamın sesi, ikinci hutbede olan birinci hutbedekinden daha hafif olmalıdır. İşte bunlar hutbenin sünnetlerindendir.

    Her iki hutbeyi uzatmamak da sünnettir. Hatta hutbeyi "Hücurat" süresi ile "Büruc" süresine kadar olan sürelerin herhangi birinden uzunca okumak, özellikle kış mevsiminde, mekruhtur. Cemaatı bıktırmak uygun değildir. Cemaatın acele görülecek işleri olabilir. Onları camide fazla tutmak, cuma namazlarına devamlarına engel olacağından yersiz bir iş olur. Hatib olan şahıs bunları düşünmelidir. Sözlerinin sonu, önceki sözleri unutturacak ve kıymetten düşürecek şekilde hutbesi uzun olmamalıdır. Hutbenin kısa ve cemaata faydalı bir tarzda hazırlanması, hatibin ehliyet ve faziletine delildir. Bu konudaki bir hadisi şerifin anlamı şöyledir:

    "Namazının uzun, hutbesinin kısa olması bir kimsenin anlayışlı bir din alimi olduğunun alametidir.Artık namazı (cemaata ağır gelmeyecek şekilde) uzatınız, hutbeyi de kısa okuyunuz. Gerçekten bazı sözler, sihir gibi kalbleri etkiler"

    İşte böylece hutbeler, belâgat ve mana bakımından ruhları kazanacak bir halde bulunmalıdır.

    Ashabı kiramdan (Câbir bin Semüre'den) rivayet edildiğine göre, Peygamber efendimizin namazı da, hutbesi de orta bir halde idi. Çok kısa ve çok uzun olmaktan beri idi.

    Hatib, ezan okunup tamamlanıncaya kadar minberde oturur. Sonra ayağa kalkar. Sonra gizlice "Euzü" çekerek aşikâra hamd ve sena'da bulunur. Hutbesini cemaata karşı söyler. Hutbe bitince ikamet yapılır. Bunlar da hutbenin sünnetlerindendir. Hatibin hutbe sünnetlerini gözetmemesi veya dünyalık konuşmalarda bulunması mekruhtur.

    Hutbeyi okuyan kimse duaları açık veya gizli okuyabilir. Ancak açıktan dua ettiği zaman cemaat amin diyecekse bunu gizli yapar. Böylece cemaatin amin demesine engel olmuş olur. Çünkü, hutbe okunurken insanların konuşmaları, tesbih çekmeleri, aksırıp "elhamdulillah" diyene "yerhamükallah" demeleri, selam almaları ise mekruhtur. Hutbe okunurken Peygamber efendimize (sav) salavat getirmek ve yapılan duaya amin demek de mekruhtur.

    Eğer salavat getirmek ve amin demek gerekiyorsa bu kalben okunur. Dil ile teleffuz edilmez.

    Hutbede duada bulunmak sünnettir. Ancak bu dua esnasında cemaatin susması daha uygun olur.

    Hutbe Esnasında Susmak

    Ebû Hureyre, Peygamberimizin şöyle dediğini haber vermiştir: “Cuma günü imam hutbe okurken arkadaşına "sus" dersen lağvde bulunmuş olursun."

    Ebû Hureyre Allah’ın Elçisi’nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Kim güzelce abdest alır, Cumaya gider, dinler ve susarsa o cumadan bir önceki cumaya kadar olan günahları bağışlanır ve buna üç gün de ilave edilir. Kim bir taşa dokunursa lağvde bulunmuş olur."

    Ali radiyellahü anhın Kufe 'de minberden şöyle hitap ettiği rivayet edilir. "Cuma günü olduğunda şeytanlar bayraklarıyla birlikte çarşı pazarı dolaşır insanları Cumaya gitmekten alıkoyacak bir kısım bahaneler ortaya çıkarır. Melekler de erken çıkar, mescidin kapısında oturur, imam minbere çıkıncaya kadar birinci saatte ve ikinci saatte gelenleri kaydederler. Kişi imamı görüp işiteceği bir yere oturur, sesini çıkarmaz ve lağivde bulunmazsa iki sevap kazanır. İmamı görüp işiteceği bir yere yerleşir de lağiv yapar, susmazsa bir günah kazanır. Cuma günü arkadaşına "sus" diyen lağivde bulunmuş olur. Lağivde bulunanın bu Cumadan alacağı kalmaz." Ali sözünü şöyle bitirdi: "Allah’ın Elçisi’nin böyle söylediğini işitmiştim."

    "Camiye giden kimse, eğer hutbeye başlanmamışsa, başkalarını rahatsız etmemek şartı ile hatibe yakın yere kadar gidebilir, değilse bulabildiği yerde oturur. Fakat yer bulamaz ve ilerdeki saflarda boşluk bulunursa, zaruret gereği bu boş yerlerden birine gidebilir.

    Hatib minbere çıkınca, cemaatın dinleyip susması, selamlaşmaması, nafile namaz kılmaması gereklidir. Öyle ki, hutbede Peygamber Efendimizin mübarek isimleri anılınca, dinlemekle yetinmeleri daha faziletlidir. İmam Ebû Yusuf'dan bir rivayete göre, bu durumda gizlice Salat ve Selam getirilir."

    Buna göre: Cuma günü hatibin dikkatle dinlenmesini, "hatip minbere çıktığı andan namaz bitinceye kadar" bir bütün olarak değerlendiren Hanefiler, namazda haram olan her şeyin hutbede de haram olduğunu esas alarak; cemaatin konuşmayıp susması, selam alıp vermemesi, nafile namaz kılmaması gerektiğini, ancak hutbede dua edilirse veya Hz. Peygamber (s.a.v.)'in ismi zikredilirse gizlice salâtü selam okunabileceğini ve hatibin duasına yine gizlice kendi işitebileceği bir sesle 'âmîn' denebileceğini söylemektedirler. (Alâuddin İbn Abidin, el-Hediyyetü’l-Alâiyye, 155-156).

    Bu nedenle yapılan duaya kendi işitebileceği tarzda "amin" demekte sakınca yoktur.







  5. 17.Ağustos.2012, 03:32
    3
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Hutbe esnasında konuşmanın hükmü nedir?

    Hatip minbere çıkınca cemaatin sükût etmesi gereklidir, konuşmak tahrimen mekruhtur
    Hatip minbere çıkınca cemaatin konuşmayıp sükût etmesi, selâm alıp vermemesi, nafile namaz kılınmaması icap eder. Hattâ hutbede Resulü Ekrem Efendimiz'in (asm) mübarek isimleri zikredilince cemaatin Salâtüselâmda bulunmaksızın yalnız dinlemekle iktifa eylemesi efdaldir. İmam Ebû Yusuftan bir kavle göre bu halde gizlice Salâtüselâm okunur.
    (Büyük İslam İlmihali)
    Biri de, Şâfiî’nin ve Ahmed’in, hutbeyi işitmeyenin, hutbe esnasında, söz söylemesi caizdir, lâkin susmak müstehaptır kavli ile Ebû Hanîfe’nin, duyana da, duymayana da konuşmak haramdır kavli, ve Mâlik’in, yakın olsun, uzak olsun susmak vâciptir kavlidir.
    Zira konuşmak, çoklarını Allah ü Teâlâ’dan meşgul eder ve hatibin, Allahü Teâlâ’nın kelâmı üzere vaaz ü nasihatini dinlemeyi ve hutbeden maksad olan manayı kaçırır. Bu da, bu vaaz ve hatırlatma sebebi ile kalbin Allah ü Teâlâ ile cemiyyet ve huzurda olmasıdır. Çünkü hutbe, Allah ü Teâlâ’nın huzuruna ulaştıran dehliz ve aralıktır. Onu dinlemeyen de, Cuma namazında Allah ü Teâlâ’nın huzuruna girmek istidat kuvveti hâsıl olmaz. Kalb cem'iyyeti hâsıl olmayınca da, Cum'anın ma'nâsını kaçırır ve namazı sâdece şekilden ibaret kalır.
    Biri de, Ebû Hanîfe’nin, Mâlik’in ve eski kavlinde, Şâfiî’nin hutbeyi işitenin, hattâ hatîbin konuşması, ya'nî hutbeden başka dünyâ kelâmı söylemesi haramdır. Ancak Mâlik, hatîbin, içinde namaza faideli olan, girenleri, oturanların boyunları üzerinden geçmekten men etmek gibi maksadlarla söz söylemesi caizdir buyurdu. Eğer muayyen bir kimseye hitab ederse, o kimsenin cevâb vermesi caiz olur. Hazret-i Osman’ın, Hazret-i Ömer’le (ra) yaptığı gibi. Şafiî Ümm kitabında buyurur ki, hatibin ve cemaatin, konuşması haram değil, mekruhtur. Ahmed’den meşhur olan, hatibin değil, dinleyenin konuşması haramdır. Birincisi teşdîddir. İmam Ahmedin sözünde teşdîd vardır. Şâfiînin yeni kavlinde tahfîf vardır. Böylece iş, Mîzânın iki mertebesine râci' oldu. Birinci kavlin vechi, Allah ü Teâlâ’nın A'raf sûresi ikiyüz dördüncü: «Kur'ân okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun» âyetinin zahiri ile ameldir. Tefsîr âlimleri buyuruyor ki, bu ayet, Cuma günü hutbeyi dinlemek hakkında nazil olmuştur. İmam Mâlik’in kavlinin vechi, boyunları üzerinden atlamayı men' etmek, hutbenin esasını teşkil eden, emr-i ma'rûf ve nehy-i münker kısmındandır. İmam Ahmed’in kavlinin vechi, hatibîn mertebesi o kadar sertlik iktizâ etmez. Çünkü o, şerîatin sahibinin vekilidir. Bunun için iki kavilden biri üzere umûm-i hitabın altına girmez. Şâfiînin yeni kavlinin vechi, susmak emrini mendûba hamletmektir. Bunun için konuşmak mekruh olur. Bilhassa Allahü Teâlâ ve Resulünden bahseden sözleri dinleyenin konuşması. Nitekim cem' huzurunun veya cem'-ül cem' huzurunun ehli bunun üzerindedirler.
    (Mizan-ül Kübra)
    Hutbe okunurken konuşmak ve konuşan birini konuşmaması için uyarmak tahrîmen mekruhtur.
    Hatta hatip ile cemaatin dinî meselelerde soru-cevap şeklindeki konuşması dahi -Hz. Peygamber'den bu yönde bazı uygulamalar rivayet edilmekle birlikte- cami disiplinini bozacağı gerekçesiyle hoş karşılanmamıştır. Hutbe dinleyenlerin sağa sola bakmaları, selâm verip almaları da mekruhtur. Hatta Hz. Peygamber'in adı anıldığı zaman ya sessiz kalmalı ya da içinden salâtü selâm etmelidir. Hutbe esnasında namaz kılmak dahi mekruhtur.
    (İman ve İbadetler / Diyanet İşleri Başkanlığı)


  6. 17.Ağustos.2012, 03:32
    3
    Özel Üye
    Hatip minbere çıkınca cemaatin sükût etmesi gereklidir, konuşmak tahrimen mekruhtur
    Hatip minbere çıkınca cemaatin konuşmayıp sükût etmesi, selâm alıp vermemesi, nafile namaz kılınmaması icap eder. Hattâ hutbede Resulü Ekrem Efendimiz'in (asm) mübarek isimleri zikredilince cemaatin Salâtüselâmda bulunmaksızın yalnız dinlemekle iktifa eylemesi efdaldir. İmam Ebû Yusuftan bir kavle göre bu halde gizlice Salâtüselâm okunur.
    (Büyük İslam İlmihali)
    Biri de, Şâfiî’nin ve Ahmed’in, hutbeyi işitmeyenin, hutbe esnasında, söz söylemesi caizdir, lâkin susmak müstehaptır kavli ile Ebû Hanîfe’nin, duyana da, duymayana da konuşmak haramdır kavli, ve Mâlik’in, yakın olsun, uzak olsun susmak vâciptir kavlidir.
    Zira konuşmak, çoklarını Allah ü Teâlâ’dan meşgul eder ve hatibin, Allahü Teâlâ’nın kelâmı üzere vaaz ü nasihatini dinlemeyi ve hutbeden maksad olan manayı kaçırır. Bu da, bu vaaz ve hatırlatma sebebi ile kalbin Allah ü Teâlâ ile cemiyyet ve huzurda olmasıdır. Çünkü hutbe, Allah ü Teâlâ’nın huzuruna ulaştıran dehliz ve aralıktır. Onu dinlemeyen de, Cuma namazında Allah ü Teâlâ’nın huzuruna girmek istidat kuvveti hâsıl olmaz. Kalb cem'iyyeti hâsıl olmayınca da, Cum'anın ma'nâsını kaçırır ve namazı sâdece şekilden ibaret kalır.
    Biri de, Ebû Hanîfe’nin, Mâlik’in ve eski kavlinde, Şâfiî’nin hutbeyi işitenin, hattâ hatîbin konuşması, ya'nî hutbeden başka dünyâ kelâmı söylemesi haramdır. Ancak Mâlik, hatîbin, içinde namaza faideli olan, girenleri, oturanların boyunları üzerinden geçmekten men etmek gibi maksadlarla söz söylemesi caizdir buyurdu. Eğer muayyen bir kimseye hitab ederse, o kimsenin cevâb vermesi caiz olur. Hazret-i Osman’ın, Hazret-i Ömer’le (ra) yaptığı gibi. Şafiî Ümm kitabında buyurur ki, hatibin ve cemaatin, konuşması haram değil, mekruhtur. Ahmed’den meşhur olan, hatibin değil, dinleyenin konuşması haramdır. Birincisi teşdîddir. İmam Ahmedin sözünde teşdîd vardır. Şâfiînin yeni kavlinde tahfîf vardır. Böylece iş, Mîzânın iki mertebesine râci' oldu. Birinci kavlin vechi, Allah ü Teâlâ’nın A'raf sûresi ikiyüz dördüncü: «Kur'ân okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun» âyetinin zahiri ile ameldir. Tefsîr âlimleri buyuruyor ki, bu ayet, Cuma günü hutbeyi dinlemek hakkında nazil olmuştur. İmam Mâlik’in kavlinin vechi, boyunları üzerinden atlamayı men' etmek, hutbenin esasını teşkil eden, emr-i ma'rûf ve nehy-i münker kısmındandır. İmam Ahmed’in kavlinin vechi, hatibîn mertebesi o kadar sertlik iktizâ etmez. Çünkü o, şerîatin sahibinin vekilidir. Bunun için iki kavilden biri üzere umûm-i hitabın altına girmez. Şâfiînin yeni kavlinin vechi, susmak emrini mendûba hamletmektir. Bunun için konuşmak mekruh olur. Bilhassa Allahü Teâlâ ve Resulünden bahseden sözleri dinleyenin konuşması. Nitekim cem' huzurunun veya cem'-ül cem' huzurunun ehli bunun üzerindedirler.
    (Mizan-ül Kübra)
    Hutbe okunurken konuşmak ve konuşan birini konuşmaması için uyarmak tahrîmen mekruhtur.
    Hatta hatip ile cemaatin dinî meselelerde soru-cevap şeklindeki konuşması dahi -Hz. Peygamber'den bu yönde bazı uygulamalar rivayet edilmekle birlikte- cami disiplinini bozacağı gerekçesiyle hoş karşılanmamıştır. Hutbe dinleyenlerin sağa sola bakmaları, selâm verip almaları da mekruhtur. Hatta Hz. Peygamber'in adı anıldığı zaman ya sessiz kalmalı ya da içinden salâtü selâm etmelidir. Hutbe esnasında namaz kılmak dahi mekruhtur.
    (İman ve İbadetler / Diyanet İşleri Başkanlığı)


  7. 18.Ocak.2013, 14:42
    4
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Hutbe esnasında konuşmanın hükmü nedir?

    cuma günü hutbe başladıktan sonra çene çalmak ne kadar çirkin bir fiildir.


  8. 18.Ocak.2013, 14:42
    4
    Moderatör
    cuma günü hutbe başladıktan sonra çene çalmak ne kadar çirkin bir fiildir.


  9. 18.Ocak.2013, 17:08
    5
    Ercan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Temmuz.2011
    Üye No: 88468
    Mesaj Sayısı: 3,121
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33
    Bulunduğu yer: Gaziantep

    Cevap: Hutbe esnasında konuşmanın hükmü nedir?

    Cuma hutbesinde cep telefonu ile konuşanı bile görüyoruz camilerde. Allah ıslah etsin.


  10. 18.Ocak.2013, 17:08
    5
    Devamlı Üye
    Cuma hutbesinde cep telefonu ile konuşanı bile görüyoruz camilerde. Allah ıslah etsin.





+ Yorum Gönder