Konusunu Oylayın.: Ebu Süfyan Müslüman olmuş mudur?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ebu Süfyan Müslüman olmuş mudur?
  1. 13.Ağustos.2012, 23:21
    1
    Misafir

    Ebu Süfyan Müslüman olmuş mudur?

  2. 14.Ağustos.2012, 02:18
    2
    İnanc
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Şubat.2012
    Üye No: 93990
    Mesaj Sayısı: 2,028
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Yalan Dünyada Bir Yer.

    Cevap: ebu sufyan musluman olmus mudur?




    Mekke'de fışkıran nûr, Medîne'den onbin kandillik bir çemberle gelip, nihâyet Mekke'yi kuşatmıştı. Hz.Ömer gece nöbetçilerinin üzerine kumandan tâyin edilmişti.Kureyş, Peygamber Efendimiz'in büyük bir ordu ile Mekke'ye geldiğini anlayınca, Ebû Süfyan'ı iki kişi ile gönderdiler. "Hemen yola çık, O'ndan bize eman al. Ancak, O'nun Eshab'ını gevşek görürsen savaşılacağını kendisine bildir" dediler.

    Ebû Süfyan, iki kişi ile henüz yola çıkmıştı ki ateşler birden bire parlayıverdi. Tam bu esnâda nöbetçiler tarafından yakalandı. Yakalayan nöbetçiler kendisine şiddetli davranınca; "Ey Muhammed (S.A.V.) öldürülüyorum" diye feryat etmeğe başladı.

    Nöbetçilere; "Önce beni Abbas'a götürün" diye bütün avazı ile sesleniyordu.

    Sesini duyan Hz.Abbas tanıdı. Ona künyesiyle; "Ey Ebû Hanzala" diye seslendi.

    O da, Hz.Abbas'a künyesiyle; "Ey Ebûl Fadl! Sen misin?" dedi.

    Hz.Abbas da; "Evet" dedi.

    Ebû Süfyan; "Anam babam sana fedâ olsun. Arkamdakilerden ne haber var?" diye sordu.

    Hz.Abbas ona, İslam ordusunu göstererek; "Bu ordu yarın Mekke'ye zorla girecek olursa Kureyş'in çekeceği var" buyurdu.

    Ebû Süfyan da; "Buna bir çâre, bir tedbir var mı? Ne yapmamı bana emir ve tavsiye edersin?" dedi.

    Hz.Abbas da; "Evet, vardır" diye Rasûlüllah'ın beyaz devesine bindirip Allah Rasûlüne doğru gittiler.

    Hz.Ömer'in ateşinin olduğu yere kadar gelince Hz.Ömer, Ebû Süfyan'ı tanıdı. "Allah düşmanı Ebû Süfyan! Seni ahitsiz ve akidsiz olarak ele geçirmeğe fırsat ve imkân veren Allâh'a hamd olsun" dedi.

    Hz.Abbas ise onu emniyete aldığını bildirdi.

    Hz.Ömer hemen Rasûlüllah'a gelerek, Ebû Süfyan'ın boynunu vurmak için izin istedi.

    Hz.Abbas ise; "Ey Allâh'ın Rasûlü! Ben Ebû Süfyan'ı emniyetime aldım" dedi.

    Hz.Abbas ile Hz.Ömer arasında kısa bir münakaşadan sonra Allah Rasûlü, Hz.Abbas'a; "Onu götür, yanında müsâfir et, sabahleyin getir" buyurdu.

    Hz.Abbas, sabahleyin Ebû Süfyan'ı alıp Peygamberimiz'in yanına götürdü.

    Peygamber Efendimiz, onu görünce; "Yazık sana Ey Ebû Süfyan! Senin için, Allah'dan başka ilah olmadığını öğrenmek zamanı gelmedi mi?".

    Ebû Süfyan şöyle cevap verdi: "Ey Muhammed! Ben Allâhım'dan yardım diledim. Sen de Allâhın'dan yardım diledin. Vallâhi ben ne zaman Seninle karşılaştımsa Sen bana gâlip geldin. Eğer benim Allâhım Hak ve Senin Allâhın boş ve batıl olsa idi, ben Sana gâlip gelirdim. Babam ve anam sana fedâ olsun Yâ Rasûlellah, Senden daha cömert ve kerim başka kimse yoktur. Eğer Allah'dan başka bir mâbud olsa idi, bizi bu halde bırakmaz, bize yardım ederdi. «Lâ ilâhe İllallah»" dedi.

    Bütün yükünü atmıştı sırtından, amma henüz Müslüman olmamıştı. Çünkü, Rasûlü Ekrem'in de Allah Rasûlü olduğunu kabul etmesi, «Muhammedü'r-Rasûlüllah» deyip tasdik etmesi de lâzım geliyordu.

    Bunun üzerine Allah Rasûlü; "Yazık sana ey Ebû Süfyan! Daha beni Allâh'ın Peygamberi olarak kabul edeceğin zaman gelmedi mi?" buyurdu.

    Ebû Süfyan; "Sen ne sabırlı, ne kerim, ne civânmertsin! Amma bu hususta içimde hâlâ bir şüphe var." deyince, Ebu Süfyan'a Hz. Halid bin Velid "kafanı kesersem hiç tereddütün kalmaz" dedi. Artık şüphe ve tereddütü atma zamanı gelmişti. Ebû Süfyan, şehâ
    Mekke'de fışkıran nûr, Medîne'den onbin kandillik bir çemberle gelip, nihâyet Mekke'yi kuşatmıştı. Hz.Ömer gece nöbetçilerinin üzerine kumandan tâyin edilmişti.Kureyş, Peygamber Efendimiz'in büyük bir ordu ile Mekke'ye geldiğini anlayınca, Ebû Süfyan'ı iki kişi ile gönderdiler. "Hemen yola çık, O'ndan bize eman al. Ancak, O'nun Eshab'ını gevşek görürsen savaşılacağını kendisine bildir" dediler.

    Ebû Süfyan, iki kişi ile henüz yola çıkmıştı ki ateşler birden bire parlayıverdi. Tam bu esnâda nöbetçiler tarafından yakalandı. Yakalayan nöbetçiler kendisine şiddetli davranınca; "Ey Muhammed (S.A.V.) öldürülüyorum" diye feryat etmeğe başladı.

    Nöbetçilere; "Önce beni Abbas'a götürün" diye bütün avazı ile sesleniyordu.

    Sesini duyan Hz.Abbas tanıdı. Ona künyesiyle; "Ey Ebû Hanzala" diye seslendi.

    O da, Hz.Abbas'a künyesiyle; "Ey Ebûl Fadl! Sen misin?" dedi.

    Hz.Abbas da; "Evet" dedi.

    Ebû Süfyan; "Anam babam sana fedâ olsun. Arkamdakilerden ne haber var?" diye sordu.

    Hz.Abbas ona, İslam ordusunu göstererek; "Bu ordu yarın Mekke'ye zorla girecek olursa Kureyş'in çekeceği var" buyurdu.

    Ebû Süfyan da; "Buna bir çâre, bir tedbir var mı? Ne yapmamı bana emir ve tavsiye edersin?" dedi.

    Hz.Abbas da; "Evet, vardır" diye Rasûlüllah'ın beyaz devesine bindirip Allah Rasûlüne doğru gittiler.

    Hz.Ömer'in ateşinin olduğu yere kadar gelince Hz.Ömer, Ebû Süfyan'ı tanıdı. "Allah düşmanı Ebû Süfyan! Seni ahitsiz ve akidsiz olarak ele geçirmeğe fırsat ve imkân veren Allâh'a hamd olsun" dedi.

    Hz.Abbas ise onu emniyete aldığını bildirdi.

    Hz.Ömer hemen Rasûlüllah'a gelerek, Ebû Süfyan'ın boynunu vurmak için izin istedi.

    Hz.Abbas ise; "Ey Allâh'ın Rasûlü! Ben Ebû Süfyan'ı emniyetime aldım" dedi.

    Hz.Abbas ile Hz.Ömer arasında kısa bir münakaşadan sonra Allah Rasûlü, Hz.Abbas'a; "Onu götür, yanında müsâfir et, sabahleyin getir" buyurdu.

    Hz.Abbas, sabahleyin Ebû Süfyan'ı alıp Peygamberimiz'in yanına götürdü.

    Peygamber Efendimiz, onu görünce; "Yazık sana Ey Ebû Süfyan! Senin için, Allah'dan başka ilah olmadığını öğrenmek zamanı gelmedi mi?".

    Ebû Süfyan şöyle cevap verdi: "Ey Muhammed! Ben Allâhım'dan yardım diledim. Sen de Allâhın'dan yardım diledin. Vallâhi ben ne zaman Seninle karşılaştımsa Sen bana gâlip geldin. Eğer benim Allâhım Hak ve Senin Allâhın boş ve batıl olsa idi, ben Sana gâlip gelirdim. Babam ve anam sana fedâ olsun Yâ Rasûlellah, Senden daha cömert ve kerim başka kimse yoktur. Eğer Allah'dan başka bir mâbud olsa idi, bizi bu halde bırakmaz, bize yardım ederdi. «Lâ ilâhe İllallah»" dedi.

    Bütün yükünü atmıştı sırtından, amma henüz Müslüman olmamıştı. Çünkü, Rasûlü Ekrem'in de Allah Rasûlü olduğunu kabul etmesi, «Muhammedü'r-Rasûlüllah» deyip tasdik etmesi de lâzım geliyordu.

    Bunun üzerine Allah Rasûlü; "Yazık sana ey Ebû Süfyan! Daha beni Allâh'ın Peygamberi olarak kabul edeceğin zaman gelmedi mi?" buyurdu.

    Ebû Süfyan; "Sen ne sabırlı, ne kerim, ne civânmertsin! Amma bu hususta içimde hâlâ bir şüphe var." deyince, Ebu Süfyan'a Hz. Halid bin Velid "kafanı kesersem hiç tereddütün kalmaz" dedi. Artık şüphe ve tereddütü atma zamanı gelmişti. Ebû Süfyan, şehâdet getirerek Müslüman oldu.
    det getirerek Müslüman oldu.



  3. 14.Ağustos.2012, 02:18
    2
    Devamlı Üye



    Mekke'de fışkıran nûr, Medîne'den onbin kandillik bir çemberle gelip, nihâyet Mekke'yi kuşatmıştı. Hz.Ömer gece nöbetçilerinin üzerine kumandan tâyin edilmişti.Kureyş, Peygamber Efendimiz'in büyük bir ordu ile Mekke'ye geldiğini anlayınca, Ebû Süfyan'ı iki kişi ile gönderdiler. "Hemen yola çık, O'ndan bize eman al. Ancak, O'nun Eshab'ını gevşek görürsen savaşılacağını kendisine bildir" dediler.

    Ebû Süfyan, iki kişi ile henüz yola çıkmıştı ki ateşler birden bire parlayıverdi. Tam bu esnâda nöbetçiler tarafından yakalandı. Yakalayan nöbetçiler kendisine şiddetli davranınca; "Ey Muhammed (S.A.V.) öldürülüyorum" diye feryat etmeğe başladı.

    Nöbetçilere; "Önce beni Abbas'a götürün" diye bütün avazı ile sesleniyordu.

    Sesini duyan Hz.Abbas tanıdı. Ona künyesiyle; "Ey Ebû Hanzala" diye seslendi.

    O da, Hz.Abbas'a künyesiyle; "Ey Ebûl Fadl! Sen misin?" dedi.

    Hz.Abbas da; "Evet" dedi.

    Ebû Süfyan; "Anam babam sana fedâ olsun. Arkamdakilerden ne haber var?" diye sordu.

    Hz.Abbas ona, İslam ordusunu göstererek; "Bu ordu yarın Mekke'ye zorla girecek olursa Kureyş'in çekeceği var" buyurdu.

    Ebû Süfyan da; "Buna bir çâre, bir tedbir var mı? Ne yapmamı bana emir ve tavsiye edersin?" dedi.

    Hz.Abbas da; "Evet, vardır" diye Rasûlüllah'ın beyaz devesine bindirip Allah Rasûlüne doğru gittiler.

    Hz.Ömer'in ateşinin olduğu yere kadar gelince Hz.Ömer, Ebû Süfyan'ı tanıdı. "Allah düşmanı Ebû Süfyan! Seni ahitsiz ve akidsiz olarak ele geçirmeğe fırsat ve imkân veren Allâh'a hamd olsun" dedi.

    Hz.Abbas ise onu emniyete aldığını bildirdi.

    Hz.Ömer hemen Rasûlüllah'a gelerek, Ebû Süfyan'ın boynunu vurmak için izin istedi.

    Hz.Abbas ise; "Ey Allâh'ın Rasûlü! Ben Ebû Süfyan'ı emniyetime aldım" dedi.

    Hz.Abbas ile Hz.Ömer arasında kısa bir münakaşadan sonra Allah Rasûlü, Hz.Abbas'a; "Onu götür, yanında müsâfir et, sabahleyin getir" buyurdu.

    Hz.Abbas, sabahleyin Ebû Süfyan'ı alıp Peygamberimiz'in yanına götürdü.

    Peygamber Efendimiz, onu görünce; "Yazık sana Ey Ebû Süfyan! Senin için, Allah'dan başka ilah olmadığını öğrenmek zamanı gelmedi mi?".

    Ebû Süfyan şöyle cevap verdi: "Ey Muhammed! Ben Allâhım'dan yardım diledim. Sen de Allâhın'dan yardım diledin. Vallâhi ben ne zaman Seninle karşılaştımsa Sen bana gâlip geldin. Eğer benim Allâhım Hak ve Senin Allâhın boş ve batıl olsa idi, ben Sana gâlip gelirdim. Babam ve anam sana fedâ olsun Yâ Rasûlellah, Senden daha cömert ve kerim başka kimse yoktur. Eğer Allah'dan başka bir mâbud olsa idi, bizi bu halde bırakmaz, bize yardım ederdi. «Lâ ilâhe İllallah»" dedi.

    Bütün yükünü atmıştı sırtından, amma henüz Müslüman olmamıştı. Çünkü, Rasûlü Ekrem'in de Allah Rasûlü olduğunu kabul etmesi, «Muhammedü'r-Rasûlüllah» deyip tasdik etmesi de lâzım geliyordu.

    Bunun üzerine Allah Rasûlü; "Yazık sana ey Ebû Süfyan! Daha beni Allâh'ın Peygamberi olarak kabul edeceğin zaman gelmedi mi?" buyurdu.

    Ebû Süfyan; "Sen ne sabırlı, ne kerim, ne civânmertsin! Amma bu hususta içimde hâlâ bir şüphe var." deyince, Ebu Süfyan'a Hz. Halid bin Velid "kafanı kesersem hiç tereddütün kalmaz" dedi. Artık şüphe ve tereddütü atma zamanı gelmişti. Ebû Süfyan, şehâ
    Mekke'de fışkıran nûr, Medîne'den onbin kandillik bir çemberle gelip, nihâyet Mekke'yi kuşatmıştı. Hz.Ömer gece nöbetçilerinin üzerine kumandan tâyin edilmişti.Kureyş, Peygamber Efendimiz'in büyük bir ordu ile Mekke'ye geldiğini anlayınca, Ebû Süfyan'ı iki kişi ile gönderdiler. "Hemen yola çık, O'ndan bize eman al. Ancak, O'nun Eshab'ını gevşek görürsen savaşılacağını kendisine bildir" dediler.

    Ebû Süfyan, iki kişi ile henüz yola çıkmıştı ki ateşler birden bire parlayıverdi. Tam bu esnâda nöbetçiler tarafından yakalandı. Yakalayan nöbetçiler kendisine şiddetli davranınca; "Ey Muhammed (S.A.V.) öldürülüyorum" diye feryat etmeğe başladı.

    Nöbetçilere; "Önce beni Abbas'a götürün" diye bütün avazı ile sesleniyordu.

    Sesini duyan Hz.Abbas tanıdı. Ona künyesiyle; "Ey Ebû Hanzala" diye seslendi.

    O da, Hz.Abbas'a künyesiyle; "Ey Ebûl Fadl! Sen misin?" dedi.

    Hz.Abbas da; "Evet" dedi.

    Ebû Süfyan; "Anam babam sana fedâ olsun. Arkamdakilerden ne haber var?" diye sordu.

    Hz.Abbas ona, İslam ordusunu göstererek; "Bu ordu yarın Mekke'ye zorla girecek olursa Kureyş'in çekeceği var" buyurdu.

    Ebû Süfyan da; "Buna bir çâre, bir tedbir var mı? Ne yapmamı bana emir ve tavsiye edersin?" dedi.

    Hz.Abbas da; "Evet, vardır" diye Rasûlüllah'ın beyaz devesine bindirip Allah Rasûlüne doğru gittiler.

    Hz.Ömer'in ateşinin olduğu yere kadar gelince Hz.Ömer, Ebû Süfyan'ı tanıdı. "Allah düşmanı Ebû Süfyan! Seni ahitsiz ve akidsiz olarak ele geçirmeğe fırsat ve imkân veren Allâh'a hamd olsun" dedi.

    Hz.Abbas ise onu emniyete aldığını bildirdi.

    Hz.Ömer hemen Rasûlüllah'a gelerek, Ebû Süfyan'ın boynunu vurmak için izin istedi.

    Hz.Abbas ise; "Ey Allâh'ın Rasûlü! Ben Ebû Süfyan'ı emniyetime aldım" dedi.

    Hz.Abbas ile Hz.Ömer arasında kısa bir münakaşadan sonra Allah Rasûlü, Hz.Abbas'a; "Onu götür, yanında müsâfir et, sabahleyin getir" buyurdu.

    Hz.Abbas, sabahleyin Ebû Süfyan'ı alıp Peygamberimiz'in yanına götürdü.

    Peygamber Efendimiz, onu görünce; "Yazık sana Ey Ebû Süfyan! Senin için, Allah'dan başka ilah olmadığını öğrenmek zamanı gelmedi mi?".

    Ebû Süfyan şöyle cevap verdi: "Ey Muhammed! Ben Allâhım'dan yardım diledim. Sen de Allâhın'dan yardım diledin. Vallâhi ben ne zaman Seninle karşılaştımsa Sen bana gâlip geldin. Eğer benim Allâhım Hak ve Senin Allâhın boş ve batıl olsa idi, ben Sana gâlip gelirdim. Babam ve anam sana fedâ olsun Yâ Rasûlellah, Senden daha cömert ve kerim başka kimse yoktur. Eğer Allah'dan başka bir mâbud olsa idi, bizi bu halde bırakmaz, bize yardım ederdi. «Lâ ilâhe İllallah»" dedi.

    Bütün yükünü atmıştı sırtından, amma henüz Müslüman olmamıştı. Çünkü, Rasûlü Ekrem'in de Allah Rasûlü olduğunu kabul etmesi, «Muhammedü'r-Rasûlüllah» deyip tasdik etmesi de lâzım geliyordu.

    Bunun üzerine Allah Rasûlü; "Yazık sana ey Ebû Süfyan! Daha beni Allâh'ın Peygamberi olarak kabul edeceğin zaman gelmedi mi?" buyurdu.

    Ebû Süfyan; "Sen ne sabırlı, ne kerim, ne civânmertsin! Amma bu hususta içimde hâlâ bir şüphe var." deyince, Ebu Süfyan'a Hz. Halid bin Velid "kafanı kesersem hiç tereddütün kalmaz" dedi. Artık şüphe ve tereddütü atma zamanı gelmişti. Ebû Süfyan, şehâdet getirerek Müslüman oldu.
    det getirerek Müslüman oldu.






+ Yorum Gönder