Konusunu Oylayın.: Ümitsizim kendime inancım kalmadı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ümitsizim kendime inancım kalmadı
  1. 08.Ağustos.2012, 08:41
    1
    Misafir

    Ümitsizim kendime inancım kalmadı






    Ümitsizim kendime inancım kalmadı Mumsema çok günah işledim ve böyle biri değildim. Günahlarımı yazmıycam çünkü gizlemek esastır biliyorum. ama ben ne olucam arkadaşlar? namazı da bırakamam ama zor kılıyorum. kılarken hak etmiyorsun yalancısın iki yüzlüsün' gibi şeyler söylüyorum kendime içimden. Allah'a CC karşı mahcubum. geçen gün dolmuşta aklıma geldi hani sonradan müslüman olanlar var ya geçmişte ne yaptılarsa sıfırlanıyor ya yaptıkları ben de sıfırlanmak istiyorum. imansız ölmekten çok korkuyorum. Asıl mesele namaz kılma zorunluluğumuzu biliyorum ama bu pişmanlık yüzünden namazlarımı aksatır oldum . ama yine de kılıyorum. Allah CC beni affeder mi. küçüklü büyüklü bir sürü günah işledim son bi yılda haddimi aştım. kötüyüm umutsuzum çok kötüyüm bana kesin çözümlü bembeyaz bi sayfa lazım. var mı öyle bir ümit arkama bakmadan açacağım bir kapı herşeyi unutmak istiyorum


  2. 08.Ağustos.2012, 08:41
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    çok günah işledim ve böyle biri değildim. Günahlarımı yazmıycam çünkü gizlemek esastır biliyorum. ama ben ne olucam arkadaşlar? namazı da bırakamam ama zor kılıyorum. kılarken hak etmiyorsun yalancısın iki yüzlüsün' gibi şeyler söylüyorum kendime içimden. Allah'a CC karşı mahcubum. geçen gün dolmuşta aklıma geldi hani sonradan müslüman olanlar var ya geçmişte ne yaptılarsa sıfırlanıyor ya yaptıkları ben de sıfırlanmak istiyorum. imansız ölmekten çok korkuyorum. Asıl mesele namaz kılma zorunluluğumuzu biliyorum ama bu pişmanlık yüzünden namazlarımı aksatır oldum . ama yine de kılıyorum. Allah CC beni affeder mi. küçüklü büyüklü bir sürü günah işledim son bi yılda haddimi aştım. kötüyüm umutsuzum çok kötüyüm bana kesin çözümlü bembeyaz bi sayfa lazım. var mı öyle bir ümit arkama bakmadan açacağım bir kapı herşeyi unutmak istiyorum


    Benzer Konular

    - Hayır ve Şer inancım doğru mu?

    - Benim dini inancım yok atesit değilim ama insanın içindeki vicdanının adının tanrı olduğunu düşünüyo

    - İmanımı ve Rabbime inancım yok olmaya başlıyor ne yapmam lazım çok zor durumdayım

    - Allaha olan inancım

    - Sorunum korkularım öğle bir korkağım ki kendimden utanıyorum. Kendime güvenim kalmadı

  3. 08.Ağustos.2012, 18:06
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Ümitsizim kendime inancım kalmadı




    Alıntı
    ben ne olucam arkadaşlar? namazı da bırakamam ama zor kılıyorum. kılarken hak etmiyorsun yalancısın iki yüzlüsün' gibi şeyler söylüyorum kendime içimden.Allah'a CC karşı mahcubum. geçen gün dolmuşta aklıma geldi hani sonradan müslüman olanlar var ya geçmişte ne yaptılarsa sıfırlanıyor ya yaptıkları ben de sıfırlanmak istiyorum. imansız ölmekten çok korkuyorum. Asıl mesele namaz kılma zorunluluğumuzu biliyorum ama bu pişmanlık yüzünden namazlarımı aksatır oldum . ama yine de kılıyorum. Allah CC beni affeder mi. küçüklü büyüklü bir sürü günah işledim son bi yılda haddimi aştım. kötüyüm umutsuzum çok kötüyüm bana kesin çözümlü bembeyaz bi sayfa lazım.var mı öyle bir ümit arkama bakmadan açacağım bir kapı herşeyi unutmak istiyorum............


    bu düşünceler sana şeytanın vesvesesi
    sen Hakka yöneldikçe seni saptırmaya çalışıyor
    çünkü onun tek işi bu
    samimi bir tövbeyle günahından
    döneni şirk hariç Tevvab olan Rabbimiz
    affedeceğini buyurmuştur
    bu konuda onlarca Ayet ve hadis mevcut
    sakın şeytanın fısıltılarına aldanıp namazı
    bırakma müslüman'a yeise düşmek yakışmaz
    ibadetlerine daha çok sarılmalısın

    hayırlı mükafatlar dilerim



    ---------------


    Kur'an,da geçen tövbe ile ilgili Ayetler
    “Esmaü’l-Hüsna, en güzel isimler ise Allah’ındır! Öyleyse O’na onlarla dua edin” [1]

    “Ancak tevbe edip hallerini düzeltenler ve gizlediklerini açıklayanlar müstesna; işte onlar var ya, onların tevbelerini kabul ederim. Çünkü ben, Tevvab’ım (tevbeleri çok kabul eden), Rahim’im (merhameti bol olan)” [2]

    “Fakat insanlardan öylesi de vardır ki, Allah’ın rızasına nail olmak için kendi nefsini ve bütün malını O’nun yolunda feda eder. Allah ise, kullarına karşı çok şefkatli olandır.” [3]

    “Ki onu (o nefsini, günahlardan) temizleyen muhakkak kurtulmuştur.” [4]

    “Gerçekte günahları da Gafur (affedici), Rahim olan Allah’tan başka kim bağışlar? Öyle ya, affedenleri, iyilik yapanları seven şanı büyük Allah’tan çok affetmeye ve bağışlamaya gücü yeten kim düşünülebilir? İşte asıl tevbe edenler, herhangi bir günah sonunda derhal Allah’tan utanıp da hemen tevbe ve istiğfar edenler ve yaptıkları günahlarda, bile bile, ısrar etmeyenlerdir.” [5]

    “Habibim, ya Muhammet! Onlar için ister mağfiret dile, ister onlar için mağfiret dileme hiç fark etmez! Eğer onlar için yetmiş defa da istiğfar etsen, Allah onları asla bağışlamayacaktır! Bu, şüphesiz ki onların, Allah’ı ve Resulünü inkar etmeleri sebebiyledir. Allah ise, inkarlarındaki ısrarları yüzünden fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” [6]

    “Ben kullarıma zulmedici değilim.” [7]

    “Şüphesiz ki Mümin erkeklere ve Mümin kadınlara imanlarından vazgeçmeleri için işkence edip de, sonra yaptıklarına tevbe etmeyenler yok mu, işte onlar için Cehennem azabı vardır, hem onlar için bu dünyada da yangın azabı vardır (ki o ateş, kendilerini de yakmıştır)!” [8]

    “…İmandan sonra fasıklık ismi (günahla anılmak), ne kötüdür! Artık kim bu kötü amelinden vazgeçerek tevbe etmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir!” [9] “Günahı açıkça işleyenler dışında herkes affedilecektir. Onlardan biri, geceleyin bir günah işler. Allah Teala da o günahı ör¬ter. Ama sabaha erdiği vakit, Allah-ü Teala’nın örtüsünü kaldırır ve insanlara işlediği günahı anlatmaya başlar.” [10]

    “Öyle ki, yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları kendilerini sıktıkça sıkmış ve Allah’(dan gelecek olan)a karşı yine O’ndan başka sığınacak hiçbir yer olmadığını anlamışlardı. Sonra (Allah) onları tevbeye muvaffak kıldı ki; tevbe etsinler! Çünkü, Tevvab (tevbeleri çok kabul eden), Rahim (çok merhamet eden) ancak Allah’tır.” [11]

    Allah katında (makbul olan) tevbe, ancak o kimselerin (tevbesi)dir ki, bilmeyerek günah işlerler, sonra da çok geçmeden tevbe ederler. İşte onlar var ya, Allah, onların tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah, Alim’dir (hakkıyla bilen), Hakim’dir. (her işi hikmetli olan)” [12]


    “Onlar fena bir şey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı zikrederler, günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları Allah’tan başka bağışlayan kim vardır? [13]

    “De ki: “Ey nefisleri aleyhine (günah işlemekle ömürlerini) israf eden kullarım! (Günahlara bulaştık diye) Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Şüphesiz ki; Allah, bütün günahları bağışlar!” Doğrusu, Gafur (çok bağışlayan), Rahim (kullarına çok merhamet eden) ancak O’dur. [14]
    “Onlar ki Allah ile beraber başka bir tanrıya tapmazlar, Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar, zina etmezler…” [15]

    “Gündüzün iki tarafında (öğle ve ikindi vakitlerinde) ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde (akşam, yatsı ve sabah vakitlerinde) ise namazı hakkıyla eda et! Muhakkak ki iyilikler, (büyük günahlardan kaçınmak şartıyla) kötülükleri giderir. Bu, ibret alanlara bir nasihattir.” [16]

    “Habibim, ya Muhammet! Onlar için ister mağfiret dile, ister onlar için mağfiret dileme hiç fark etmez! Eğer onlar için yetmiş defa da istiğfar etsen, Allah onları asla bağışlamayacaktır! Bu, şüphesiz ki onların, Allah’ı ve Resulünü inkar etmeleri sebebiyledir. Allah ise, inkarlarındaki ısrarları yüzünden fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” [17]

    “Ve Rabbinizden mağfiret dileyesiniz, sonra O’na tevbe edesiniz ki, sizi (dünyada) belirli bir vakte kadar güzel bir nimetle faydalandırsın ve (ahirette) her fazilet sahibine mükafatını versin! Eğer yüz çevirirseniz, artık şüphesiz ki ben, sizin üzerinize (dehşeti) büyük bir günün azabından korkarım!” [18]

    “Ancak tevbe edip iman eden ve salih bir amel ile amel eden müstesna. İşte onlar var ya, Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Çünkü Allah, Gafur (çok bağışlayan)dır, Rahim (çok merhamet eden)dir.” [19]

    “Şüphesiz ki Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; bunun dışında olan günahları ise, kendi lütfundan dilediği kimse için bağışlar. Kim de Allah’a şirk koşarsa, bu takdirde muhakkak pek büyük bir günahla iftira etmiş olur.”[20]

    ” De ki: “Ey nefisleri aleyhine (günah işlemekle ömürlerini) israf eden kullarım! Günahlara bulaştık diye Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Şüphesiz ki Allah, bütün günahları bağışlar!” Doğrusu, Gafur (çok bağışlayan), Rahim (kullarına çok merhamet eden) ancak O’dur.” [21]

    “Celalim hakkı için, insanı (biz) yarattık ve nefsinin ona ne vesvese verdiğini biliriz! Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.” [22]

    “O iki kaydedici (melekler her yaptığınızı) kaydederken(onlar) sağdan ve soldan (her iki tarafınızda) oturmakta olan (melekler)dir. (İnsan) hiçbir söz söylemez ki, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici (melek) bulunmasın!” [23]

    “…Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler; oruç tutanlar, rüku edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten men edenler ve Allah’ın hududunu ona riayet ederek muhafaza edenlerdir. Ey Habibim! O Müminlerin cennetle müjdele!” [24]

    “Ancak tevbe edip iman ederek salih amel işleyenler müstesna. İşte onlar hiçbir zulme uğratılmadan cennete gireceklerdir.” [25]
    “Ve çirkin olanı güzel olanla giderenler.” [26]

    “Onlar ki, Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarmazlar; hak bir sebep olmadıkça Allah’ın haram kıldığı canı öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa, bir günah ile (o günahın cezası ile) karşılaşır. Kıyamet günü ona azap katlanır ve onun içinde hor ve hakir bir kimse olarak ebediyen kalır. Ancak tevbe edip iman eden ve salih bir amel ile amel eden müstesna. İşte onlar var ya, Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Çünkü Allah, Gafurdur (çok bağışlayandır), Rahimdir (çok merhamet edendir)” [27]

    “Allah-ü Ekber (Allah her şeyden daha büyüktür.) Allah-ü Ekber, Allah-ü Ekber.” diyerek gitti. [28]
    “Fakat tevbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimseye gelince, işte onun kurtuluşa erenlerden olması umulur.” [29]

    “Halbuki sen onların içinde iken Allah onlara azap edecek değildi. Onlar istiğfar ederken de Allah onlara azap edici değildi.” [30]

    “..Şüphesiz ki Allah çokça tevbe edenleri sever, çok temizlenenleri de sever.” [31]

    (Kavmi hakkında Nuh) Onlara dedi ki: “Rabbinize istiğfar edin, çünkü O çok mağfiret edicidir. (Bağışlanma dileyin ki O) üzerinize semayı (yağmuru) bol bol indirsin, mallarla ve oğullarla size yardım etsin, size bahçeler versin ve sizin için nehirler akıtsın.” [32]


    “Ve (onlar,) çirkin bir iş yaptıkları veya nefislerine zulmettikleri zaman, Allah’ı zikredip günahlarının bağışlanmasını isterler. Zaten Allah’tan başka, günahları kim bağışlar? Hem (onlar,) işledikleri (günahları)nda kendileri bile bile ısrar etmeyen kimselerdir” [33]

    “Ve çirkin olanı güzel olanla giderenler.” [34]

    “Onlar ki, Allah ile beraber başka bir ilâha yalvarmazlar; hak bir sebep olmadıkça Allah’ın haram kıldığı canı öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa, bir günah ile (o günahın cezası ile) karşılaşır. Kıyamet günü ona azap katlanır ve onun içinde hor ve hakir bir kimse olarak ebediyen kalır. Ancak tevbe edip iman eden ve salih bir amel ile amel eden müstesna. İşte onlar var ya, Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Çünkü Allah, Gafurdur (çok bağışlayandır), Rahimdir (çok merhamet edendir)” [35]

    “…Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler; oruç tutanlar, rüku edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten men edenler ve Allah’ın hududunu ona riayet ederek muhafaza edenlerdir. Ey Habibim! O Müminleri cennetle müjdele!” [36]

    “Ancak tevbe edip iman ederek salih amel işleyenler müstesna. İşte onlar hiçbir zulme uğratılmadan cennete gireceklerdir.” [37]

    “Ey Firavun! Bugün artık senin boğulan cesedine kurtuluş vereceğiz ve sahile atacağız ki arkandan gelenlere bir ibret olasın!” Ve şüphesiz ki insanların çoğu, ayetlerimizden gerçekten gafil kimselerdir.” [38]

    “Yoksa (makbul bir) tevbe, o günahları işleyip de, nihayet onlardan birine ölüm gelince;
    “Şüphesiz ben şimdi tevbe ettim!” diyenler için değildir; kendileri kafir kimseler olarak ölenler için de (değildir)! İşte onlar yok mu, kendileri için (pek) elemli bir azap hazırladık.” [39]

    “Rabbimiz! (Biz) kendimize zulmettik. Artık bize mağfiret etmez ve bize merhamet etmezsen, mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.” [40]

    “Rabbim! Doğrusu ben, hakkında bilgi sahibi olmadığım bir şeyi senden istemekten sana sığınırım. Eğer bana mağfiret etmez ve bana merhamet etmezsen, hüsrana uğrayanlardan olurum.” [41]

    “Senden başka ilah yoktur; seni tenzih ederim! Gerçekten ben (nefsine) zulmedenlerden oldum!” diye nida etmişti” [42]
    “Rabbimiz! Bizi, inkar edenler için bir imtihan (vesilesi) kılma! (Onları bize musallat etme!) Rabbimiz! Bize mağfiret eyle! Şüphesiz ki; Aziz (kudreti daima üstün gelen) ve Hakim (her işi hikmetli olan) ancak sensin” [43]

    “Rabbimiz! Hesabın görüleceği gün, bana, ana-babama ve (bütün) Müminlere mağfiret eyle!” [44]
    “Kolaylık göster, affa sarıl, iyiliği tavsiye et, cahillerden de yüz çevir.” [45]

    “Rabbim! Bağışla! Merhamet eyle! Sen, merhamet edenlerin en hayırlısısın!” [46]

    (O zaman ona şöyle denilir“Bu, senin ellerinin takdim ettiği (senin işlediğin günahlar) yüzündendir.” Şübhesiz ki Allah, kullarına zulümkar değildir. [47]

    “Bunun sebebi şudur: Gerçekten siz, Allah’ın ayetlerini alaya almıştınız ve dünya hayatı sizi aldatmıştı.” Artık bugün, ne oradan (Cehennemden) çıkarılırlar, ne de onlardan (Allah’ı) razı etmeleri istenir.” [48]

    “Ben kullarıma zulmedici değilim.” [49]

    “Şüphesiz ki takva sahipleri, Rablerinin kendilerine verdiğini almış kimseler olarak, Cennetlerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyilik eden kimselerdi.
    Gecenin az bir kısmında uyurlardı. Seherlerde de onlar istiğfar ederler (mağfiret dilerler)di.” [50]

    “Ey iman edenler! (Samimi bir tevbe olan) tevbe-i Nasuh ile Allah’a tevbe edin! Olur ki Rabbiniz, sizin kötülüklerinizi örter ve Allah, peygamberi ve onunla beraber iman edenleri utandırmayacağı bir günde, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar! Onların nuru önlerinde ve sağlarında koşar (da):
    “Rabbimiz! Nurumuzu bize tamamla ve bize mağfiret eyle! Şüphesiz ki sen, her şeye hakkıyla gücü yetensin!” derler.” [51]
    “Şüphesiz ki Allah, çok tevbe edenleri sever, çok temizlenenleri de sever.” [52]

    “Şübhesiz ki takva sahibleri, Rablerinin kendilerine verdiğini almış kimseler olarak, Cennetlerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyilik eden kimselerdi.
    Gecenin az bir kısmında uyurlardı. Seherlerde de onlar istiğfar ederler (mağfiret dilerler)di.” [53]

    “Ey iman edenler! (Samimi bir tevbe olan) tevbe-i Nasuh ile Allah’a tevbe edin! Olur ki Rabbiniz, sizin kötülüklerinizi örter ve Allah, peygamberi ve onunla beraber iman edenleri utandırmayacağı bir günde, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar! Onların nuru önlerinde ve sağlarında koşar (da):
    “Rabbimiz! Nurumuzu bize tamamla ve bize mağfiret eyle! Şüphesiz ki sen, her şeye hakkıyla gücü yetensin!” derler.” [54]
    “Şüphesiz ki Allah, çok tevbe edenleri sever, çok temizlenenleri de sever.” [55]

    “Hiçbir şey yoktur ki Allah’ı tesbih etmesin (Allah’ı zikretmesin ve Allah’a ibadet etmesin.) Fakat siz onların bu tesbih (ve ibadetlerini) anlayamazsınız.” [56]


    Kaynakça :
    [1] Araf, 180
    [2] Bakara, 160
    [3] bakara 207
    [4] ] Şems, 9
    [5] Tevbe Suresi, 80
    [6] Elmalılı Hamdi Yazır
    [7] Kaf, 29
    [8] Büruc, 10
    [9] Hucurat, 11
    [10] Şura, 37
    [11] Tevbe, 118
    [12] Nisa, 17
    [13] Al-i İmran, 135
    [14] Zümer, 53
    [15] Furkan, 25-68
    [16] Hud, 114
    [17] Tevbe, 80
    [18] Hud, 3
    [19] Furkan, 70
    [20] Nisa, 48
    [21] Zümer, 53
    [22] Kaf Suresi, 16
    [23] Kaf Suresi, 16-18
    [24] Tevbe, 112
    [25] Meryem, 60
    [26] Rad, 22[27] Furkan, 68-70
    [28] Bezzar
    [29] Kasas, 67
    [30] Enfal, 33
    [31] Bakara, 222
    [32] Nuh 10-12
    [33] Al-i İmran, 135
    [34] Rad, 22
    [35] Furkan, 68-70
    [36] Tevbe, 112
    [37] Meryem, 60
    [38] Yunus, 90-93
    [39] Nisa, 18
    [40] Araf, 23
    [41] Hud, 47
    [42] Enbiya, 87
    [43] Mümtehine, 5
    [44] İbrahim, 41
    [45] Araf, 199
    [46] Mü’minun, 118
    [47] Hacc, 10
    [48] Casiye, 35
    [49] Kaf, 29
    [50]Zariyat, 15-16-17-18
    [51] Tahrim
    [52] Bakara suresi, 222
    [53] Zariyat, 15-16-17-18
    [54] Tahrim, 8
    [55] Bakara Suresi, 222
    [56] İsra, 44



  4. 08.Ağustos.2012, 18:06
    2
    Silent and lonely rains



    Alıntı
    ben ne olucam arkadaşlar? namazı da bırakamam ama zor kılıyorum. kılarken hak etmiyorsun yalancısın iki yüzlüsün' gibi şeyler söylüyorum kendime içimden.Allah'a CC karşı mahcubum. geçen gün dolmuşta aklıma geldi hani sonradan müslüman olanlar var ya geçmişte ne yaptılarsa sıfırlanıyor ya yaptıkları ben de sıfırlanmak istiyorum. imansız ölmekten çok korkuyorum. Asıl mesele namaz kılma zorunluluğumuzu biliyorum ama bu pişmanlık yüzünden namazlarımı aksatır oldum . ama yine de kılıyorum. Allah CC beni affeder mi. küçüklü büyüklü bir sürü günah işledim son bi yılda haddimi aştım. kötüyüm umutsuzum çok kötüyüm bana kesin çözümlü bembeyaz bi sayfa lazım.var mı öyle bir ümit arkama bakmadan açacağım bir kapı herşeyi unutmak istiyorum............


    bu düşünceler sana şeytanın vesvesesi
    sen Hakka yöneldikçe seni saptırmaya çalışıyor
    çünkü onun tek işi bu
    samimi bir tövbeyle günahından
    döneni şirk hariç Tevvab olan Rabbimiz
    affedeceğini buyurmuştur
    bu konuda onlarca Ayet ve hadis mevcut
    sakın şeytanın fısıltılarına aldanıp namazı
    bırakma müslüman'a yeise düşmek yakışmaz
    ibadetlerine daha çok sarılmalısın

    hayırlı mükafatlar dilerim



    ---------------


    Kur'an,da geçen tövbe ile ilgili Ayetler
    “Esmaü’l-Hüsna, en güzel isimler ise Allah’ındır! Öyleyse O’na onlarla dua edin” [1]

    “Ancak tevbe edip hallerini düzeltenler ve gizlediklerini açıklayanlar müstesna; işte onlar var ya, onların tevbelerini kabul ederim. Çünkü ben, Tevvab’ım (tevbeleri çok kabul eden), Rahim’im (merhameti bol olan)” [2]

    “Fakat insanlardan öylesi de vardır ki, Allah’ın rızasına nail olmak için kendi nefsini ve bütün malını O’nun yolunda feda eder. Allah ise, kullarına karşı çok şefkatli olandır.” [3]

    “Ki onu (o nefsini, günahlardan) temizleyen muhakkak kurtulmuştur.” [4]

    “Gerçekte günahları da Gafur (affedici), Rahim olan Allah’tan başka kim bağışlar? Öyle ya, affedenleri, iyilik yapanları seven şanı büyük Allah’tan çok affetmeye ve bağışlamaya gücü yeten kim düşünülebilir? İşte asıl tevbe edenler, herhangi bir günah sonunda derhal Allah’tan utanıp da hemen tevbe ve istiğfar edenler ve yaptıkları günahlarda, bile bile, ısrar etmeyenlerdir.” [5]

    “Habibim, ya Muhammet! Onlar için ister mağfiret dile, ister onlar için mağfiret dileme hiç fark etmez! Eğer onlar için yetmiş defa da istiğfar etsen, Allah onları asla bağışlamayacaktır! Bu, şüphesiz ki onların, Allah’ı ve Resulünü inkar etmeleri sebebiyledir. Allah ise, inkarlarındaki ısrarları yüzünden fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” [6]

    “Ben kullarıma zulmedici değilim.” [7]

    “Şüphesiz ki Mümin erkeklere ve Mümin kadınlara imanlarından vazgeçmeleri için işkence edip de, sonra yaptıklarına tevbe etmeyenler yok mu, işte onlar için Cehennem azabı vardır, hem onlar için bu dünyada da yangın azabı vardır (ki o ateş, kendilerini de yakmıştır)!” [8]

    “…İmandan sonra fasıklık ismi (günahla anılmak), ne kötüdür! Artık kim bu kötü amelinden vazgeçerek tevbe etmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir!” [9] “Günahı açıkça işleyenler dışında herkes affedilecektir. Onlardan biri, geceleyin bir günah işler. Allah Teala da o günahı ör¬ter. Ama sabaha erdiği vakit, Allah-ü Teala’nın örtüsünü kaldırır ve insanlara işlediği günahı anlatmaya başlar.” [10]

    “Öyle ki, yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları kendilerini sıktıkça sıkmış ve Allah’(dan gelecek olan)a karşı yine O’ndan başka sığınacak hiçbir yer olmadığını anlamışlardı. Sonra (Allah) onları tevbeye muvaffak kıldı ki; tevbe etsinler! Çünkü, Tevvab (tevbeleri çok kabul eden), Rahim (çok merhamet eden) ancak Allah’tır.” [11]

    Allah katında (makbul olan) tevbe, ancak o kimselerin (tevbesi)dir ki, bilmeyerek günah işlerler, sonra da çok geçmeden tevbe ederler. İşte onlar var ya, Allah, onların tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah, Alim’dir (hakkıyla bilen), Hakim’dir. (her işi hikmetli olan)” [12]


    “Onlar fena bir şey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı zikrederler, günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları Allah’tan başka bağışlayan kim vardır? [13]

    “De ki: “Ey nefisleri aleyhine (günah işlemekle ömürlerini) israf eden kullarım! (Günahlara bulaştık diye) Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Şüphesiz ki; Allah, bütün günahları bağışlar!” Doğrusu, Gafur (çok bağışlayan), Rahim (kullarına çok merhamet eden) ancak O’dur. [14]
    “Onlar ki Allah ile beraber başka bir tanrıya tapmazlar, Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar, zina etmezler…” [15]

    “Gündüzün iki tarafında (öğle ve ikindi vakitlerinde) ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde (akşam, yatsı ve sabah vakitlerinde) ise namazı hakkıyla eda et! Muhakkak ki iyilikler, (büyük günahlardan kaçınmak şartıyla) kötülükleri giderir. Bu, ibret alanlara bir nasihattir.” [16]

    “Habibim, ya Muhammet! Onlar için ister mağfiret dile, ister onlar için mağfiret dileme hiç fark etmez! Eğer onlar için yetmiş defa da istiğfar etsen, Allah onları asla bağışlamayacaktır! Bu, şüphesiz ki onların, Allah’ı ve Resulünü inkar etmeleri sebebiyledir. Allah ise, inkarlarındaki ısrarları yüzünden fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” [17]

    “Ve Rabbinizden mağfiret dileyesiniz, sonra O’na tevbe edesiniz ki, sizi (dünyada) belirli bir vakte kadar güzel bir nimetle faydalandırsın ve (ahirette) her fazilet sahibine mükafatını versin! Eğer yüz çevirirseniz, artık şüphesiz ki ben, sizin üzerinize (dehşeti) büyük bir günün azabından korkarım!” [18]

    “Ancak tevbe edip iman eden ve salih bir amel ile amel eden müstesna. İşte onlar var ya, Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Çünkü Allah, Gafur (çok bağışlayan)dır, Rahim (çok merhamet eden)dir.” [19]

    “Şüphesiz ki Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; bunun dışında olan günahları ise, kendi lütfundan dilediği kimse için bağışlar. Kim de Allah’a şirk koşarsa, bu takdirde muhakkak pek büyük bir günahla iftira etmiş olur.”[20]

    ” De ki: “Ey nefisleri aleyhine (günah işlemekle ömürlerini) israf eden kullarım! Günahlara bulaştık diye Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Şüphesiz ki Allah, bütün günahları bağışlar!” Doğrusu, Gafur (çok bağışlayan), Rahim (kullarına çok merhamet eden) ancak O’dur.” [21]

    “Celalim hakkı için, insanı (biz) yarattık ve nefsinin ona ne vesvese verdiğini biliriz! Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.” [22]

    “O iki kaydedici (melekler her yaptığınızı) kaydederken(onlar) sağdan ve soldan (her iki tarafınızda) oturmakta olan (melekler)dir. (İnsan) hiçbir söz söylemez ki, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici (melek) bulunmasın!” [23]

    “…Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler; oruç tutanlar, rüku edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten men edenler ve Allah’ın hududunu ona riayet ederek muhafaza edenlerdir. Ey Habibim! O Müminlerin cennetle müjdele!” [24]

    “Ancak tevbe edip iman ederek salih amel işleyenler müstesna. İşte onlar hiçbir zulme uğratılmadan cennete gireceklerdir.” [25]
    “Ve çirkin olanı güzel olanla giderenler.” [26]

    “Onlar ki, Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarmazlar; hak bir sebep olmadıkça Allah’ın haram kıldığı canı öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa, bir günah ile (o günahın cezası ile) karşılaşır. Kıyamet günü ona azap katlanır ve onun içinde hor ve hakir bir kimse olarak ebediyen kalır. Ancak tevbe edip iman eden ve salih bir amel ile amel eden müstesna. İşte onlar var ya, Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Çünkü Allah, Gafurdur (çok bağışlayandır), Rahimdir (çok merhamet edendir)” [27]

    “Allah-ü Ekber (Allah her şeyden daha büyüktür.) Allah-ü Ekber, Allah-ü Ekber.” diyerek gitti. [28]
    “Fakat tevbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimseye gelince, işte onun kurtuluşa erenlerden olması umulur.” [29]

    “Halbuki sen onların içinde iken Allah onlara azap edecek değildi. Onlar istiğfar ederken de Allah onlara azap edici değildi.” [30]

    “..Şüphesiz ki Allah çokça tevbe edenleri sever, çok temizlenenleri de sever.” [31]

    (Kavmi hakkında Nuh) Onlara dedi ki: “Rabbinize istiğfar edin, çünkü O çok mağfiret edicidir. (Bağışlanma dileyin ki O) üzerinize semayı (yağmuru) bol bol indirsin, mallarla ve oğullarla size yardım etsin, size bahçeler versin ve sizin için nehirler akıtsın.” [32]


    “Ve (onlar,) çirkin bir iş yaptıkları veya nefislerine zulmettikleri zaman, Allah’ı zikredip günahlarının bağışlanmasını isterler. Zaten Allah’tan başka, günahları kim bağışlar? Hem (onlar,) işledikleri (günahları)nda kendileri bile bile ısrar etmeyen kimselerdir” [33]

    “Ve çirkin olanı güzel olanla giderenler.” [34]

    “Onlar ki, Allah ile beraber başka bir ilâha yalvarmazlar; hak bir sebep olmadıkça Allah’ın haram kıldığı canı öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa, bir günah ile (o günahın cezası ile) karşılaşır. Kıyamet günü ona azap katlanır ve onun içinde hor ve hakir bir kimse olarak ebediyen kalır. Ancak tevbe edip iman eden ve salih bir amel ile amel eden müstesna. İşte onlar var ya, Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Çünkü Allah, Gafurdur (çok bağışlayandır), Rahimdir (çok merhamet edendir)” [35]

    “…Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler; oruç tutanlar, rüku edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten men edenler ve Allah’ın hududunu ona riayet ederek muhafaza edenlerdir. Ey Habibim! O Müminleri cennetle müjdele!” [36]

    “Ancak tevbe edip iman ederek salih amel işleyenler müstesna. İşte onlar hiçbir zulme uğratılmadan cennete gireceklerdir.” [37]

    “Ey Firavun! Bugün artık senin boğulan cesedine kurtuluş vereceğiz ve sahile atacağız ki arkandan gelenlere bir ibret olasın!” Ve şüphesiz ki insanların çoğu, ayetlerimizden gerçekten gafil kimselerdir.” [38]

    “Yoksa (makbul bir) tevbe, o günahları işleyip de, nihayet onlardan birine ölüm gelince;
    “Şüphesiz ben şimdi tevbe ettim!” diyenler için değildir; kendileri kafir kimseler olarak ölenler için de (değildir)! İşte onlar yok mu, kendileri için (pek) elemli bir azap hazırladık.” [39]

    “Rabbimiz! (Biz) kendimize zulmettik. Artık bize mağfiret etmez ve bize merhamet etmezsen, mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.” [40]

    “Rabbim! Doğrusu ben, hakkında bilgi sahibi olmadığım bir şeyi senden istemekten sana sığınırım. Eğer bana mağfiret etmez ve bana merhamet etmezsen, hüsrana uğrayanlardan olurum.” [41]

    “Senden başka ilah yoktur; seni tenzih ederim! Gerçekten ben (nefsine) zulmedenlerden oldum!” diye nida etmişti” [42]
    “Rabbimiz! Bizi, inkar edenler için bir imtihan (vesilesi) kılma! (Onları bize musallat etme!) Rabbimiz! Bize mağfiret eyle! Şüphesiz ki; Aziz (kudreti daima üstün gelen) ve Hakim (her işi hikmetli olan) ancak sensin” [43]

    “Rabbimiz! Hesabın görüleceği gün, bana, ana-babama ve (bütün) Müminlere mağfiret eyle!” [44]
    “Kolaylık göster, affa sarıl, iyiliği tavsiye et, cahillerden de yüz çevir.” [45]

    “Rabbim! Bağışla! Merhamet eyle! Sen, merhamet edenlerin en hayırlısısın!” [46]

    (O zaman ona şöyle denilir“Bu, senin ellerinin takdim ettiği (senin işlediğin günahlar) yüzündendir.” Şübhesiz ki Allah, kullarına zulümkar değildir. [47]

    “Bunun sebebi şudur: Gerçekten siz, Allah’ın ayetlerini alaya almıştınız ve dünya hayatı sizi aldatmıştı.” Artık bugün, ne oradan (Cehennemden) çıkarılırlar, ne de onlardan (Allah’ı) razı etmeleri istenir.” [48]

    “Ben kullarıma zulmedici değilim.” [49]

    “Şüphesiz ki takva sahipleri, Rablerinin kendilerine verdiğini almış kimseler olarak, Cennetlerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyilik eden kimselerdi.
    Gecenin az bir kısmında uyurlardı. Seherlerde de onlar istiğfar ederler (mağfiret dilerler)di.” [50]

    “Ey iman edenler! (Samimi bir tevbe olan) tevbe-i Nasuh ile Allah’a tevbe edin! Olur ki Rabbiniz, sizin kötülüklerinizi örter ve Allah, peygamberi ve onunla beraber iman edenleri utandırmayacağı bir günde, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar! Onların nuru önlerinde ve sağlarında koşar (da):
    “Rabbimiz! Nurumuzu bize tamamla ve bize mağfiret eyle! Şüphesiz ki sen, her şeye hakkıyla gücü yetensin!” derler.” [51]
    “Şüphesiz ki Allah, çok tevbe edenleri sever, çok temizlenenleri de sever.” [52]

    “Şübhesiz ki takva sahibleri, Rablerinin kendilerine verdiğini almış kimseler olarak, Cennetlerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyilik eden kimselerdi.
    Gecenin az bir kısmında uyurlardı. Seherlerde de onlar istiğfar ederler (mağfiret dilerler)di.” [53]

    “Ey iman edenler! (Samimi bir tevbe olan) tevbe-i Nasuh ile Allah’a tevbe edin! Olur ki Rabbiniz, sizin kötülüklerinizi örter ve Allah, peygamberi ve onunla beraber iman edenleri utandırmayacağı bir günde, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar! Onların nuru önlerinde ve sağlarında koşar (da):
    “Rabbimiz! Nurumuzu bize tamamla ve bize mağfiret eyle! Şüphesiz ki sen, her şeye hakkıyla gücü yetensin!” derler.” [54]
    “Şüphesiz ki Allah, çok tevbe edenleri sever, çok temizlenenleri de sever.” [55]

    “Hiçbir şey yoktur ki Allah’ı tesbih etmesin (Allah’ı zikretmesin ve Allah’a ibadet etmesin.) Fakat siz onların bu tesbih (ve ibadetlerini) anlayamazsınız.” [56]


    Kaynakça :
    [1] Araf, 180
    [2] Bakara, 160
    [3] bakara 207
    [4] ] Şems, 9
    [5] Tevbe Suresi, 80
    [6] Elmalılı Hamdi Yazır
    [7] Kaf, 29
    [8] Büruc, 10
    [9] Hucurat, 11
    [10] Şura, 37
    [11] Tevbe, 118
    [12] Nisa, 17
    [13] Al-i İmran, 135
    [14] Zümer, 53
    [15] Furkan, 25-68
    [16] Hud, 114
    [17] Tevbe, 80
    [18] Hud, 3
    [19] Furkan, 70
    [20] Nisa, 48
    [21] Zümer, 53
    [22] Kaf Suresi, 16
    [23] Kaf Suresi, 16-18
    [24] Tevbe, 112
    [25] Meryem, 60
    [26] Rad, 22[27] Furkan, 68-70
    [28] Bezzar
    [29] Kasas, 67
    [30] Enfal, 33
    [31] Bakara, 222
    [32] Nuh 10-12
    [33] Al-i İmran, 135
    [34] Rad, 22
    [35] Furkan, 68-70
    [36] Tevbe, 112
    [37] Meryem, 60
    [38] Yunus, 90-93
    [39] Nisa, 18
    [40] Araf, 23
    [41] Hud, 47
    [42] Enbiya, 87
    [43] Mümtehine, 5
    [44] İbrahim, 41
    [45] Araf, 199
    [46] Mü’minun, 118
    [47] Hacc, 10
    [48] Casiye, 35
    [49] Kaf, 29
    [50]Zariyat, 15-16-17-18
    [51] Tahrim
    [52] Bakara suresi, 222
    [53] Zariyat, 15-16-17-18
    [54] Tahrim, 8
    [55] Bakara Suresi, 222
    [56] İsra, 44






+ Yorum Gönder