Konusunu Oylayın.: Dalkavukluk - hırs - açgözlülük

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Dalkavukluk - hırs - açgözlülük
  1. 03.Ağustos.2012, 01:55
    1
    Misafir

    Dalkavukluk - hırs - açgözlülük

  2. 13.Ağustos.2012, 19:18
    2
    İnanc
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Şubat.2012
    Üye No: 93990
    Mesaj Sayısı: 2,028
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Yalan Dünyada Bir Yer.

    Cevap: Dalkavukluk - hırs - açgözlülük




    Dalkavukluk .: 1 . Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse, şaklaban, huluskâr, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak:

    "Bunları yaparken hiçbir zaman kendini dalkavuk vaziyetine düşürmez."- R. N. Güntekin.

    2 . tarih Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse.




    HIRS NEDİR?
    Sözlükte "bir şeyi şiddetle arzu etme, ona aşırı derecede tutkun olma, sonu gelmeyen istek, aç gözlülük" gibi anlamlara gelen hırs, bir ahlâk terimi olarak, belli bir amaca erişme hususunda kişinin bütün benliğini saran arzu ve tutku demektir. Kur'ân'da hırs kelimesi geçmemekte ise de hırs kökünden türeyen kelimeler yer almaktadır. Meselâ Yahudilerin dünya hayatına olan aşırı düşkünlükleri hırs kökünden gelen kelimelerle anlatılmıştır (Bakara, 2/96). Hz. Peygamber, yöneticilik ihtirası taşıyanları yermiş (Buhârî, Ahkâm, 7; Müslim, İmâre, 14; Müsned, II/148), "İnsanoğlu yaşlansa da onda iki şey, hırs ve haset genç kalır" (Ahmed, III/115, 119, 169), "İnsanoğlunun iki vadi dolusu altını olsa mutlaka bir üçüncüsünü ister, onun gözünü ancak toprak doyurur, tevbe edenlerin tevbesini Allah kabul eder" (Buhârî, Rikâk, 10; Müslim, zekat, 116, 119; Tirmizî, Menâkıb, 32) buyurarak hırsın olumsuz yönüne dikkat çekmiştir. Ancak Hz. Peygamber'in hırsı olumlu anlamda kullandığı da olmuştur. Meselâ iyilik peşinde koşan bir kişiye "Allah hırsını arttırsın" diye dua etmiştir (Buhârî, Ezan, 114; Ebû Dâvûd, Salât, 100; Müsned, V/39). İnsanın gerçekçi olması ve isteklerine bir sınır çekmesi gerekir. Başkalarının canına, malına, mevkiine, namus ve şerefine zarar verici sonuçlar doğuran hırs sadece ferdin dinî, ahlâkî ve psikolojik hayatına zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda sosyal hayatın düzenini bozar, toplumda barış, kardeşlik, adalet, eşitlik, özgürlük gibi yüce değerleri öldürür, haksızlık ve zulümlere yol açar. (M.C.)

    açgözlülük


    Yeme, içme ve cinsel arzularda aşırılık. İffetin karşıtı olan karakter. Açgözlülük, ruhî zayıflığı ve seciye bozukluğunu gösteren tiksindirci, kötü huylardan biridir. İçgüdülerin kölesi haline gelmenin ifadesidir. İslam şeriatı, açgözlülüğü her münasebetle yermiş ve en sert üsluplarla müslümanları bu çirkin huydan sakındırmıştır.
    Bakınız İmam Sadık (as) bu konuda ne buyurur: “Bütün hastalıkların sebebi, mideyi tıka basa doldurmaktır. Fakat sıtma hariç. O insanı nöbet halinde yakalar.” [1]
    “Karın doyduğu zaman azar.” [2]
    “Şüphesiz yüce Allah, çok yemekten buğzeder.” [3]
    Ebu’l Hasan (as) der ki: “Şayet insanlar yemek konusunda orta yolu tutarlarsa, bedenleri istikamet bulur.” [4]
    İmam Sadık (as) babasının şöyle dediğini aktarır: Emiru’l Mü’minin (as) dedi ki: “Bekâ isteyen (ki, dünyada bekâ [sonsuzluk] yoktur) yükünü hafifletsin. Yemeğini erken yesin. Kadınlarla cinsel ilişkiyi azaltsın.” [5]
    Bekâ istemekle, uzun ömür kastedilmiştir. Yükünü hafifletmekten maksat ise, borç yükünü hafifletmektir.
    Birgün Emiru’l Mü’minin (as) cılız bir hurma yemiş, ardından su içmiş ve sonra elini karnının üzerinde gezdirerek şöyle demiştir: “Kim karnına ateş doldurursa, Allah onu rahmetinden uzak etsin.” Sonra şöyle bir darb-ı mesel söylemiştir: “Sen karnının isteklerini yerine getirdikçe ve cinselliğinin sonuna kadar vardıkça, kötülenmeyi üzerine çekmiş olursun.” [6]
    Açgözlülüğün Kötülükleri
    Açgözlülük, ihtirasların anahtarı ve ölümcül felaketlerin kaynağıdır. Önü alınmaz arzuların giriş kapısıdır. Açgözlülük insanı türlü kötülüklere, maddi, manevî musibetlere maruz bırakır.
    Toplulukların geri kalışlarının en güçlü etkenlerinden biri de, açgözlülüğin kendilerini kıskacına alması, dünya hayatının çekici süsleriyle onları baştan çıkarması, refah ve konfor aldatmacasıyla akıllarını başlarından alması olsa gerektir. Bunun sonu da toplumsal zayıflık, ardından gelen kaçınılmaz çöküştür.
    Açgözlülüğün, oburluğun birçok kötü sonucu vardır. Tıp bilimi şunu açıkça söylüyor: Hastalıkların çoğunun ve bağırsaklardaki parazitlerin çoğunun nedeni çok yemek, abur-cubur yemek ve dengesiz yemektir. Abur-cubur yemek vücudun yağlanmasına, gözlerin çukurlaşmasına, vücudun takattan kesilmesine, hantallaşmasına neden olur. Psikolojik rahatsızlıklara bile yol açar.
    Yine tıp biliminin verilerine göre, oburluk mide tembelliğine yol açar. Bunun sonucu çeşitli sağlık sorunları baş gösterir. Damar sertliği, göğüs anjini, yüksek tansiyon ve şeker hastalığının başlıca nedeni tıka basa yemektir, oburluktur.
    Cinsel doyumsuzluk da genel sağlığı bozar. Sinirsel gücün yok olmasına, vücudun canlılığını yitirmesine, çökmesine neden olur. Cinsellikte sınır tanımayan açgözlüleri büyük ve ölümcül tehlikeler beklemektedir.
    Açgözlülüğün Tedavisi
    Bu başlık altında incelediğimiz oburluğun tedavisi için şu hususlara riayet etmek gerekir:
    1- Obur insan, bundan önceki bölümde incelediğimiz iffetliliğin güzelliklerini ve faziletini sürekli hatırında tutmalıdır.
    2- Oburluğun kötülükleri ve mahvedici sonuçları üzerinde düşünmelidir.
    3- Yemek hususunda itidalli davranmaya kendini alıştırmalıdır. Oburluktan kaçınma mücadelesi vermelidir. Bu mücadeleyi, açgözlülüğünü yenene kadar sürdürmelidir. Gerek korunma gerekse tedavi aşamasında sağlık sloganı “yemekte orta yol, yani itidal ve israf etmeme” dir. Ayet-i kerime bunu en güzel bir şekilde ifade etmektedir: “Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz.” (A’raf, 31)
    İffetlilik konusunu ele alırken “itidal” olgusuna da değindik.
    Cinsel doyumsuzluğun tedavisi için de şunları yapmak gerekir:
    1- Kişi cinsel israfın tehlikelerini, maddi ve manevî yıkımlarını düşünmeli, gerekli dersleri çıkarmalıdır.
    2- Cinsel içgüdüyü gıdıklayan etkenlere karşı mücadele vermelidir. Karşı cinsin baştan çıkarıcı cazibesine, kadınsal güzelliklere, kadınlı erkekli karma oturumlara karşı dikkatli olmalıdır. Hayal kurmak, fanteziler tasavvur etmek gibi tahrik edici etkenlerden uzak durmalıdır.
    3- Cinsel içgüdüyü frenlemeyi bilmelidir. Cinsel aşırılıktan kaçınmayı bir alışkanlık haline getirmelidir. Bir insan için, en uygun olanı, iffetlilik bölümünden durguladığımız “itidal”dir, orta yoldur.
    —————————————————-
    1- el-Vafi, c.11, s.67
    2- A.g.e. c.11, s.67
    3- A.g.e. c.11, s.67
    4- el-Bihar, md. 14, s.876
    5- el-Bihar, md. 14, s.545
    6- Sefinetu’l-Bihar, md.1, s.27
    ———————————————-

    “Ehl-i Beyt Ahlakı” isimli kitaptan alıntıdır.
    Yazar: Mehdi Sadr
    Sayfa:91


  3. 13.Ağustos.2012, 19:18
    2
    Devamlı Üye



    Dalkavukluk .: 1 . Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse, şaklaban, huluskâr, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak:

    "Bunları yaparken hiçbir zaman kendini dalkavuk vaziyetine düşürmez."- R. N. Güntekin.

    2 . tarih Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse.




    HIRS NEDİR?
    Sözlükte "bir şeyi şiddetle arzu etme, ona aşırı derecede tutkun olma, sonu gelmeyen istek, aç gözlülük" gibi anlamlara gelen hırs, bir ahlâk terimi olarak, belli bir amaca erişme hususunda kişinin bütün benliğini saran arzu ve tutku demektir. Kur'ân'da hırs kelimesi geçmemekte ise de hırs kökünden türeyen kelimeler yer almaktadır. Meselâ Yahudilerin dünya hayatına olan aşırı düşkünlükleri hırs kökünden gelen kelimelerle anlatılmıştır (Bakara, 2/96). Hz. Peygamber, yöneticilik ihtirası taşıyanları yermiş (Buhârî, Ahkâm, 7; Müslim, İmâre, 14; Müsned, II/148), "İnsanoğlu yaşlansa da onda iki şey, hırs ve haset genç kalır" (Ahmed, III/115, 119, 169), "İnsanoğlunun iki vadi dolusu altını olsa mutlaka bir üçüncüsünü ister, onun gözünü ancak toprak doyurur, tevbe edenlerin tevbesini Allah kabul eder" (Buhârî, Rikâk, 10; Müslim, zekat, 116, 119; Tirmizî, Menâkıb, 32) buyurarak hırsın olumsuz yönüne dikkat çekmiştir. Ancak Hz. Peygamber'in hırsı olumlu anlamda kullandığı da olmuştur. Meselâ iyilik peşinde koşan bir kişiye "Allah hırsını arttırsın" diye dua etmiştir (Buhârî, Ezan, 114; Ebû Dâvûd, Salât, 100; Müsned, V/39). İnsanın gerçekçi olması ve isteklerine bir sınır çekmesi gerekir. Başkalarının canına, malına, mevkiine, namus ve şerefine zarar verici sonuçlar doğuran hırs sadece ferdin dinî, ahlâkî ve psikolojik hayatına zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda sosyal hayatın düzenini bozar, toplumda barış, kardeşlik, adalet, eşitlik, özgürlük gibi yüce değerleri öldürür, haksızlık ve zulümlere yol açar. (M.C.)

    açgözlülük


    Yeme, içme ve cinsel arzularda aşırılık. İffetin karşıtı olan karakter. Açgözlülük, ruhî zayıflığı ve seciye bozukluğunu gösteren tiksindirci, kötü huylardan biridir. İçgüdülerin kölesi haline gelmenin ifadesidir. İslam şeriatı, açgözlülüğü her münasebetle yermiş ve en sert üsluplarla müslümanları bu çirkin huydan sakındırmıştır.
    Bakınız İmam Sadık (as) bu konuda ne buyurur: “Bütün hastalıkların sebebi, mideyi tıka basa doldurmaktır. Fakat sıtma hariç. O insanı nöbet halinde yakalar.” [1]
    “Karın doyduğu zaman azar.” [2]
    “Şüphesiz yüce Allah, çok yemekten buğzeder.” [3]
    Ebu’l Hasan (as) der ki: “Şayet insanlar yemek konusunda orta yolu tutarlarsa, bedenleri istikamet bulur.” [4]
    İmam Sadık (as) babasının şöyle dediğini aktarır: Emiru’l Mü’minin (as) dedi ki: “Bekâ isteyen (ki, dünyada bekâ [sonsuzluk] yoktur) yükünü hafifletsin. Yemeğini erken yesin. Kadınlarla cinsel ilişkiyi azaltsın.” [5]
    Bekâ istemekle, uzun ömür kastedilmiştir. Yükünü hafifletmekten maksat ise, borç yükünü hafifletmektir.
    Birgün Emiru’l Mü’minin (as) cılız bir hurma yemiş, ardından su içmiş ve sonra elini karnının üzerinde gezdirerek şöyle demiştir: “Kim karnına ateş doldurursa, Allah onu rahmetinden uzak etsin.” Sonra şöyle bir darb-ı mesel söylemiştir: “Sen karnının isteklerini yerine getirdikçe ve cinselliğinin sonuna kadar vardıkça, kötülenmeyi üzerine çekmiş olursun.” [6]
    Açgözlülüğün Kötülükleri
    Açgözlülük, ihtirasların anahtarı ve ölümcül felaketlerin kaynağıdır. Önü alınmaz arzuların giriş kapısıdır. Açgözlülük insanı türlü kötülüklere, maddi, manevî musibetlere maruz bırakır.
    Toplulukların geri kalışlarının en güçlü etkenlerinden biri de, açgözlülüğin kendilerini kıskacına alması, dünya hayatının çekici süsleriyle onları baştan çıkarması, refah ve konfor aldatmacasıyla akıllarını başlarından alması olsa gerektir. Bunun sonu da toplumsal zayıflık, ardından gelen kaçınılmaz çöküştür.
    Açgözlülüğün, oburluğun birçok kötü sonucu vardır. Tıp bilimi şunu açıkça söylüyor: Hastalıkların çoğunun ve bağırsaklardaki parazitlerin çoğunun nedeni çok yemek, abur-cubur yemek ve dengesiz yemektir. Abur-cubur yemek vücudun yağlanmasına, gözlerin çukurlaşmasına, vücudun takattan kesilmesine, hantallaşmasına neden olur. Psikolojik rahatsızlıklara bile yol açar.
    Yine tıp biliminin verilerine göre, oburluk mide tembelliğine yol açar. Bunun sonucu çeşitli sağlık sorunları baş gösterir. Damar sertliği, göğüs anjini, yüksek tansiyon ve şeker hastalığının başlıca nedeni tıka basa yemektir, oburluktur.
    Cinsel doyumsuzluk da genel sağlığı bozar. Sinirsel gücün yok olmasına, vücudun canlılığını yitirmesine, çökmesine neden olur. Cinsellikte sınır tanımayan açgözlüleri büyük ve ölümcül tehlikeler beklemektedir.
    Açgözlülüğün Tedavisi
    Bu başlık altında incelediğimiz oburluğun tedavisi için şu hususlara riayet etmek gerekir:
    1- Obur insan, bundan önceki bölümde incelediğimiz iffetliliğin güzelliklerini ve faziletini sürekli hatırında tutmalıdır.
    2- Oburluğun kötülükleri ve mahvedici sonuçları üzerinde düşünmelidir.
    3- Yemek hususunda itidalli davranmaya kendini alıştırmalıdır. Oburluktan kaçınma mücadelesi vermelidir. Bu mücadeleyi, açgözlülüğünü yenene kadar sürdürmelidir. Gerek korunma gerekse tedavi aşamasında sağlık sloganı “yemekte orta yol, yani itidal ve israf etmeme” dir. Ayet-i kerime bunu en güzel bir şekilde ifade etmektedir: “Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz.” (A’raf, 31)
    İffetlilik konusunu ele alırken “itidal” olgusuna da değindik.
    Cinsel doyumsuzluğun tedavisi için de şunları yapmak gerekir:
    1- Kişi cinsel israfın tehlikelerini, maddi ve manevî yıkımlarını düşünmeli, gerekli dersleri çıkarmalıdır.
    2- Cinsel içgüdüyü gıdıklayan etkenlere karşı mücadele vermelidir. Karşı cinsin baştan çıkarıcı cazibesine, kadınsal güzelliklere, kadınlı erkekli karma oturumlara karşı dikkatli olmalıdır. Hayal kurmak, fanteziler tasavvur etmek gibi tahrik edici etkenlerden uzak durmalıdır.
    3- Cinsel içgüdüyü frenlemeyi bilmelidir. Cinsel aşırılıktan kaçınmayı bir alışkanlık haline getirmelidir. Bir insan için, en uygun olanı, iffetlilik bölümünden durguladığımız “itidal”dir, orta yoldur.
    —————————————————-
    1- el-Vafi, c.11, s.67
    2- A.g.e. c.11, s.67
    3- A.g.e. c.11, s.67
    4- el-Bihar, md. 14, s.876
    5- el-Bihar, md. 14, s.545
    6- Sefinetu’l-Bihar, md.1, s.27
    ———————————————-

    “Ehl-i Beyt Ahlakı” isimli kitaptan alıntıdır.
    Yazar: Mehdi Sadr
    Sayfa:91





+ Yorum Gönder