Konusunu Oylayın.: Kıyamet günü kafirler kör olarak mı yaratılacaklardır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kıyamet günü kafirler kör olarak mı yaratılacaklardır?
  1. 01.Ağustos.2012, 23:55
    1
    Misafir

    Kıyamet günü kafirler kör olarak mı yaratılacaklardır?

  2. 02.Ağustos.2012, 02:25
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kıyamet günü kafirler kör olarak mı yaratılacaklardır?




    A’ma ile ilgili ayetlerin mealleri:

    “Ama kim Benim zikrimden yüz çevirirse kitabımı dinlemez ve Beni anmaktan gaflet ederse, ona sıkıntılı bir hayat vardır ve Biz onu kıyamet günü kör olarak diriltir, duruşmaya getiririz. “Ya Rabbî,” der, “ben gözleri gören biri olduğum halde neden beni kör olarak haşrettin? Buyurur ki: “Bu böyledir. Nasıl âyetlerimiz sana geldiğinde sen onları unuttuysan, bu gün de sen öyle unutulur, bir kenara atılırsın.” (Ta-Ha, 20/124-126)

    - Tefsircilerin genel kabulüne ayette yer alan “körlük” vasfı, gerçek körlük değil, azabı kendinden defedecek savunmadan yoksun olmak, haklılığını ortaya koyacak delilleri bulmaktan yoksun olmak, cennet yoluna girmesine engel olan küfrün varlığı sebebiyle, o yolu gören gözden mahrum olmak gibi manalara gelir. Bu manaların hepsinde manevî körlük söz konusudur. (bk. Taberî, Zemahşerî, Razî, Kurtubî, ilgili ayetin tefsiri)

    - Benzer bir yorum da şöyledir: Dünyada iken kafir olan kimse Allah’ın açık ayetlerini, görmezlikten gelmekle kör gibi davranıyordu. ‘Ceza amelin cinsindendir’ kaidesi gereğince, dünyada Allah’ın kitabı Kur’an’ın gösterdiği mucizeler ve açık ilahî belgeleri –körlük göstererek- görmezlikten gelmeleri sebebiyle, mahşerde de onun basiret gözleri alınır, her şey ayan-beyan olduğu halde kendilerini savunacak bir delil göremeyecektir. (krş. Beydavî, ilgili ayetin tefsiri)

    - Bazı alimlerin görüşlerine göre, Kâfirlerin basiretleri gibi basarları da (kalp gözleri gibi yüzlerindeki gözleri de) kör olabilir. Ancak, bu körlük cehenneme atılacağı zamanda gerçekleşir.” (İbn Kesir, ilgili tefsiri)

    Buna mukabil: “Doğru vâdin vaktinin yaklaştığı sıra, işte o zaman, kâfirlerin gözleri birden donakalır. “Eyvah, bizlere! Biz bundan tam bir gaflet içinde idik, daha doğrusu kendimize zulmettik!” diyecekler.” (Enbiya, 21/96-97)

    Özetlersek, haşirde kâfirlerin kör olarak haşredileceğine dair ayetlerle onların gözlerinin de göreceğini bildiren ayetler arasında bir çelişki yoktur. Görünürdeki çelişki iki şekilde çözülebilir:

    a. Körlüğü ifade eden ayetlerde manevi körlük, basiret körlüğü anlamınadır; görmeyi ifade eden ayetler ise, gerçek manasıyladır.

    b. Körlük de görmek de gerçek manalarıyladır. Ancak, körlük önceki bir safhada gerçekleşir, daha sonra tekrar gözleri görmeye başlar ki o günün dehşetini görsünler. Buna göre, “Suçlular ateşi gördüler, orayı boylayacaklarını iyice anladılar. Etrafı yokladılar, fakat ondan kaçacak bir yer bulamadılar.” (Kehf, 18/53) mealindeki ayetlerde geçen görme, gerçek görmedir ve körlük safhasından sonra meydana gelmiştir. Yahut; gözleri vardır, fakat kendilerinin hoşuna giden hiçbir şey göremiyorlar, bu açıdan amadırlar. Dem ek ki, gözleri azabı ve sıkıntı manzaralarını görüyor, fakat kendiler için söz konusu olmadığından sevinecekleri hiçbir manzara göremiyor. (bk. Mahasinu’it-tevil, Alusî, ilgili ayetin tefsiri)


    Sorularla İslamiyet



  3. 02.Ağustos.2012, 02:25
    2
    Silent and lonely rains



    A’ma ile ilgili ayetlerin mealleri:

    “Ama kim Benim zikrimden yüz çevirirse kitabımı dinlemez ve Beni anmaktan gaflet ederse, ona sıkıntılı bir hayat vardır ve Biz onu kıyamet günü kör olarak diriltir, duruşmaya getiririz. “Ya Rabbî,” der, “ben gözleri gören biri olduğum halde neden beni kör olarak haşrettin? Buyurur ki: “Bu böyledir. Nasıl âyetlerimiz sana geldiğinde sen onları unuttuysan, bu gün de sen öyle unutulur, bir kenara atılırsın.” (Ta-Ha, 20/124-126)

    - Tefsircilerin genel kabulüne ayette yer alan “körlük” vasfı, gerçek körlük değil, azabı kendinden defedecek savunmadan yoksun olmak, haklılığını ortaya koyacak delilleri bulmaktan yoksun olmak, cennet yoluna girmesine engel olan küfrün varlığı sebebiyle, o yolu gören gözden mahrum olmak gibi manalara gelir. Bu manaların hepsinde manevî körlük söz konusudur. (bk. Taberî, Zemahşerî, Razî, Kurtubî, ilgili ayetin tefsiri)

    - Benzer bir yorum da şöyledir: Dünyada iken kafir olan kimse Allah’ın açık ayetlerini, görmezlikten gelmekle kör gibi davranıyordu. ‘Ceza amelin cinsindendir’ kaidesi gereğince, dünyada Allah’ın kitabı Kur’an’ın gösterdiği mucizeler ve açık ilahî belgeleri –körlük göstererek- görmezlikten gelmeleri sebebiyle, mahşerde de onun basiret gözleri alınır, her şey ayan-beyan olduğu halde kendilerini savunacak bir delil göremeyecektir. (krş. Beydavî, ilgili ayetin tefsiri)

    - Bazı alimlerin görüşlerine göre, Kâfirlerin basiretleri gibi basarları da (kalp gözleri gibi yüzlerindeki gözleri de) kör olabilir. Ancak, bu körlük cehenneme atılacağı zamanda gerçekleşir.” (İbn Kesir, ilgili tefsiri)

    Buna mukabil: “Doğru vâdin vaktinin yaklaştığı sıra, işte o zaman, kâfirlerin gözleri birden donakalır. “Eyvah, bizlere! Biz bundan tam bir gaflet içinde idik, daha doğrusu kendimize zulmettik!” diyecekler.” (Enbiya, 21/96-97)

    Özetlersek, haşirde kâfirlerin kör olarak haşredileceğine dair ayetlerle onların gözlerinin de göreceğini bildiren ayetler arasında bir çelişki yoktur. Görünürdeki çelişki iki şekilde çözülebilir:

    a. Körlüğü ifade eden ayetlerde manevi körlük, basiret körlüğü anlamınadır; görmeyi ifade eden ayetler ise, gerçek manasıyladır.

    b. Körlük de görmek de gerçek manalarıyladır. Ancak, körlük önceki bir safhada gerçekleşir, daha sonra tekrar gözleri görmeye başlar ki o günün dehşetini görsünler. Buna göre, “Suçlular ateşi gördüler, orayı boylayacaklarını iyice anladılar. Etrafı yokladılar, fakat ondan kaçacak bir yer bulamadılar.” (Kehf, 18/53) mealindeki ayetlerde geçen görme, gerçek görmedir ve körlük safhasından sonra meydana gelmiştir. Yahut; gözleri vardır, fakat kendilerinin hoşuna giden hiçbir şey göremiyorlar, bu açıdan amadırlar. Dem ek ki, gözleri azabı ve sıkıntı manzaralarını görüyor, fakat kendiler için söz konusu olmadığından sevinecekleri hiçbir manzara göremiyor. (bk. Mahasinu’it-tevil, Alusî, ilgili ayetin tefsiri)


    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder