Konusunu Oylayın.: Muezzinlik de toplam kaç sevap alınır

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Muezzinlik de toplam kaç sevap alınır
  1. 14.Temmuz.2012, 20:53
    1
    Misafir

    Muezzinlik de toplam kaç sevap alınır






    Muezzinlik de toplam kaç sevap alınır Mumsema muezzinlikte kaç tane sevap alınır


  2. 14.Temmuz.2012, 20:53
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 15.Temmuz.2012, 02:15
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: muezzinlik de toplam kaç sevap alınır




    müezzinliğin sevabı

    Abdullah İbni Abdurrahman İbni Ebû Sa'saa'dan rivayet edildiğine göre, Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh ona şöyle dedi:

    "Ben senin koyunu ve kır hayatını sevdiğini görüyorum. Koyunlar arasında veya kırda iken, namaz için ezan okuduğunda sesini iyice yükselt. Çünkü müezzinin sesinin ulaştığı yere kadarki alanda olup da onu işiten cin, insan ve her varlık, kıyamet gününde ezan okuyanın lehine şahitlik yaparlar." Ebû Saîd: Ben bunu Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den işittim, dedi.

    Buhârî, Ezân 5, Tevhîd 52, Bed'ü'l-halk 12. Ayrıca bk. Nesâî, Ezân 14


    ezan İslâm'ın şiarı, parolasıdır. Onu mümkün olduğu kadar en yüksek ve gür sesle duyurmak gerekir. Bu sebeple müezzinin gür, güzel ve yanık sesli olması müstehap kabul edilmiştir. Hatta İmâm Nevevî'nin bildirdiğine göre, biri güzel sesli olup ezan okumak için ücret isteyen, diğeri çirkin sesli fakat ücret istemeyen iki kişiden müezzinlik için hangisinin seçileceği hususunda iki görüş vardır. Ama bu görüşlerin tercih edileni ve esas görüş diye nitelendirileni, güzel sesli olana ücret verilmek suretiyle tercih edilmesidir. Bu konu her dönemde üzerinde durulan ve durulması gereken ciddî işlerden biridir. Her camiye, her mescide, her köye istenilen evsafta müezzin bulma imkânı olmayacağını herkes kabul eder. Fakat özellikle büyük şehirlerimizin selâtin camileri başta olmak üzere, sırayla diğer camilerimize güzel ve gür sesli, duyanları etkileyici müezzinler yetiştirmeyi, öncelikle ilgili teşkilâtlar, dînî nitelikli vakıflar, İmam-Hatip liseleri, Kur'an kursları ve hatta İlahiyât fakülteleri kendilerine bir görev kabul etmelidir. Günümüzde bunun ne kadar büyük bir gereklilik olduğunu hepimiz yakînen müşâhede etmekteyiz. İyi bir müezzinin cemaatsiz camiyi cemaatle doldurduğu, çirkin sesli birinin de cemaati dağıttığı bilinen ve görülen gerçeklerdir. İslâm'dan tamamen habersiz olduğu halde, anlamını da bilmeden çok güzel okuyan birinden Kur'an dinleyerek veya nitelikli bir müezzinden ezan dinleyerek İslâm'ı seçen ve ebedî cehennemden kurtulan insanlar görüyoruz. Bundan daha büyük bir hayır olabilir mi? Anadolumuzun pek çok köyünde, o köyün en güzel sesli insanlarına ezan okuttuklarını bilmeyenimiz yoktur. Bu çok önemli ve isabetli bir tercihtir.

    Resûl-i Ekrem Efendimiz'in, bir insanın sesini ulaştırabildiği yere kadar ezanı duyurması yönündeki tavsiyesi son derece önemlidir. Ezan sesini duyacak olanları sayarken cinlerden başlaması, en aşağı tabakadan en üstün olana doğru bir sıralamadır. Çünkü insandan sonra anılan diğer varlıkların içinde melekler ilk sırayı alır. Fakat onlarla sınırlı olmayıp, diğer canlılar, bitkiler ve dağlar taşlar da buna dahildir. Çünkü bunların her birinin kendine göre bir idraki ve tesbihâtı vardır. Nitekim şu âyet-i kerîme çok dikkat çekicidir: "Sonra bunun ardından yine kalpleriniz katılaştı. Şimdi onlar taş gibi, hatta daha da katıdır. Çünkü öyle taş var ki, içinden ırmaklar fışkırır, öylesi var ki, çatlar da bağrından su kaynar, öylesi de vardır ki, Allah(c.c.) korkusundan yukarıdan yere düşer" [Bakara sûresi (2), 74]. Şu âyet de önemle üzerinde durulması gereken muhtevadadır: "Yedi gök, yeryüzü ve bunların içinde bulunanlar, Allah(c.c.)'ı tesbih ederler. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ama siz onların tesbihlerini anlamazsınız" [İsrâ sûresi (17), 44]. İşte bütün cinler, insanlar, melekler, hayvanlar, bitkiler ve cansız varlıklar ezan okuyan kimseye kıyamet gününde şahitlik yaparlar. Bu ise o kimsenin derecesinin ne kadar yüce olacağının bir isbatıdır.



    müzezzinin sevabı

    Müezzin olmak, günde beş defa ezan okuyarak insanları Allah'ın (cc) varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed (s.a.s)'in Allah (c.c.)'nın son Peygamberi, kurtuluşa çağıran son elçisi ve insanlığın yegâne ve tek önderi olduğuna; Allah'a kulluk ederek "Kurtuluşa koşunuz! Kurtuluşa koşunuz!.." diyerek davet etmektir. Bu davet etmenin fazileti hakkında, Rasûlüllah (s.a.s), şöyle buyurmaktadır: "Müezzinler kıyamet günü insanların en uzun boylu olanlarıdır." (Müslim ve Ahmed b. Hanbel'den Mansur Ali Nâsıf et-Tâc, el-Câmiu'l-Usûl fi Ehâdis er Rasûl, I, 161).


    Abdullah b. Abdurrahman (r.a.) Ebu Saîd el-Hudrî (r.a.)'nin kendisine şöyle dediğini rivayet eder: "Senin koyun ve kır hayatını sevdiğini görüyoruz. Koyunların arasında kırlarda namaz için ezan okuduğunda sesini yükselt. Çünkü müezzinin sesini duyan her insan, her cin ve her şey, kıyamet gününde ona şahidlik edecektir." Ebu Said, bunu Rasûlüllah (s.a.s)'den işittiğini söyledi (Buhârî ve Nesâî'den et-Tâc, I, 161).


    Ebu Hüreyre (r.a.), rivayet ettiğine göre, Rasûlüllah (s.a.s) şöyle buyurdular: "İmam, (arkasında duranların namazlarının) kefilidir. Müezzin ise (Müslümanların ibadetlerinde) güvenilir kişidir. Allah'ım! İmamları (başkasına örnek olacakları) doğru yola ilet ve müezzinleri affet." (Ebû Dâvud, Tirmizi'den naklen et-Tac, I, 161). Yine Ebu Hûreyre (r.a.)'ın rivayetine göre Rasûlüllah (s.a.s) şöyle buyurdular: "Müezzinin günahları sesinin ulaştığı yerleri de doldursa affolunur. Kıyamet gününde yaş ve kuru sesini duyan her şey ona lehinde şahitlik eder." (Ebu Davûd, Tirmizi'den naklen et-Tac, I,161). İbn Mâce'nin bir rivayetinde ise Rasûlüllah; "Müslümanların, müezzinlerin boyunlarında iki emaneti vardır: Namazları ve oruçları."(et-Tac, I,161, dipnot,10).


    İbn Ömer (r.a.) rivayetine göre Rasûlüllah (s.a.s)'in iki müezzini vardı: Bilal-i Habeşi (r.a) ve âmâ olan Abdullah b. Ümm-i Mektûm (r.a). (Müslimden, et-Tac, I, 165).



  4. 15.Temmuz.2012, 02:15
    2
    Özel Üye



    müezzinliğin sevabı

    Abdullah İbni Abdurrahman İbni Ebû Sa'saa'dan rivayet edildiğine göre, Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh ona şöyle dedi:

    "Ben senin koyunu ve kır hayatını sevdiğini görüyorum. Koyunlar arasında veya kırda iken, namaz için ezan okuduğunda sesini iyice yükselt. Çünkü müezzinin sesinin ulaştığı yere kadarki alanda olup da onu işiten cin, insan ve her varlık, kıyamet gününde ezan okuyanın lehine şahitlik yaparlar." Ebû Saîd: Ben bunu Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den işittim, dedi.

    Buhârî, Ezân 5, Tevhîd 52, Bed'ü'l-halk 12. Ayrıca bk. Nesâî, Ezân 14


    ezan İslâm'ın şiarı, parolasıdır. Onu mümkün olduğu kadar en yüksek ve gür sesle duyurmak gerekir. Bu sebeple müezzinin gür, güzel ve yanık sesli olması müstehap kabul edilmiştir. Hatta İmâm Nevevî'nin bildirdiğine göre, biri güzel sesli olup ezan okumak için ücret isteyen, diğeri çirkin sesli fakat ücret istemeyen iki kişiden müezzinlik için hangisinin seçileceği hususunda iki görüş vardır. Ama bu görüşlerin tercih edileni ve esas görüş diye nitelendirileni, güzel sesli olana ücret verilmek suretiyle tercih edilmesidir. Bu konu her dönemde üzerinde durulan ve durulması gereken ciddî işlerden biridir. Her camiye, her mescide, her köye istenilen evsafta müezzin bulma imkânı olmayacağını herkes kabul eder. Fakat özellikle büyük şehirlerimizin selâtin camileri başta olmak üzere, sırayla diğer camilerimize güzel ve gür sesli, duyanları etkileyici müezzinler yetiştirmeyi, öncelikle ilgili teşkilâtlar, dînî nitelikli vakıflar, İmam-Hatip liseleri, Kur'an kursları ve hatta İlahiyât fakülteleri kendilerine bir görev kabul etmelidir. Günümüzde bunun ne kadar büyük bir gereklilik olduğunu hepimiz yakînen müşâhede etmekteyiz. İyi bir müezzinin cemaatsiz camiyi cemaatle doldurduğu, çirkin sesli birinin de cemaati dağıttığı bilinen ve görülen gerçeklerdir. İslâm'dan tamamen habersiz olduğu halde, anlamını da bilmeden çok güzel okuyan birinden Kur'an dinleyerek veya nitelikli bir müezzinden ezan dinleyerek İslâm'ı seçen ve ebedî cehennemden kurtulan insanlar görüyoruz. Bundan daha büyük bir hayır olabilir mi? Anadolumuzun pek çok köyünde, o köyün en güzel sesli insanlarına ezan okuttuklarını bilmeyenimiz yoktur. Bu çok önemli ve isabetli bir tercihtir.

    Resûl-i Ekrem Efendimiz'in, bir insanın sesini ulaştırabildiği yere kadar ezanı duyurması yönündeki tavsiyesi son derece önemlidir. Ezan sesini duyacak olanları sayarken cinlerden başlaması, en aşağı tabakadan en üstün olana doğru bir sıralamadır. Çünkü insandan sonra anılan diğer varlıkların içinde melekler ilk sırayı alır. Fakat onlarla sınırlı olmayıp, diğer canlılar, bitkiler ve dağlar taşlar da buna dahildir. Çünkü bunların her birinin kendine göre bir idraki ve tesbihâtı vardır. Nitekim şu âyet-i kerîme çok dikkat çekicidir: "Sonra bunun ardından yine kalpleriniz katılaştı. Şimdi onlar taş gibi, hatta daha da katıdır. Çünkü öyle taş var ki, içinden ırmaklar fışkırır, öylesi var ki, çatlar da bağrından su kaynar, öylesi de vardır ki, Allah(c.c.) korkusundan yukarıdan yere düşer" [Bakara sûresi (2), 74]. Şu âyet de önemle üzerinde durulması gereken muhtevadadır: "Yedi gök, yeryüzü ve bunların içinde bulunanlar, Allah(c.c.)'ı tesbih ederler. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ama siz onların tesbihlerini anlamazsınız" [İsrâ sûresi (17), 44]. İşte bütün cinler, insanlar, melekler, hayvanlar, bitkiler ve cansız varlıklar ezan okuyan kimseye kıyamet gününde şahitlik yaparlar. Bu ise o kimsenin derecesinin ne kadar yüce olacağının bir isbatıdır.



    müzezzinin sevabı

    Müezzin olmak, günde beş defa ezan okuyarak insanları Allah'ın (cc) varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed (s.a.s)'in Allah (c.c.)'nın son Peygamberi, kurtuluşa çağıran son elçisi ve insanlığın yegâne ve tek önderi olduğuna; Allah'a kulluk ederek "Kurtuluşa koşunuz! Kurtuluşa koşunuz!.." diyerek davet etmektir. Bu davet etmenin fazileti hakkında, Rasûlüllah (s.a.s), şöyle buyurmaktadır: "Müezzinler kıyamet günü insanların en uzun boylu olanlarıdır." (Müslim ve Ahmed b. Hanbel'den Mansur Ali Nâsıf et-Tâc, el-Câmiu'l-Usûl fi Ehâdis er Rasûl, I, 161).


    Abdullah b. Abdurrahman (r.a.) Ebu Saîd el-Hudrî (r.a.)'nin kendisine şöyle dediğini rivayet eder: "Senin koyun ve kır hayatını sevdiğini görüyoruz. Koyunların arasında kırlarda namaz için ezan okuduğunda sesini yükselt. Çünkü müezzinin sesini duyan her insan, her cin ve her şey, kıyamet gününde ona şahidlik edecektir." Ebu Said, bunu Rasûlüllah (s.a.s)'den işittiğini söyledi (Buhârî ve Nesâî'den et-Tâc, I, 161).


    Ebu Hüreyre (r.a.), rivayet ettiğine göre, Rasûlüllah (s.a.s) şöyle buyurdular: "İmam, (arkasında duranların namazlarının) kefilidir. Müezzin ise (Müslümanların ibadetlerinde) güvenilir kişidir. Allah'ım! İmamları (başkasına örnek olacakları) doğru yola ilet ve müezzinleri affet." (Ebû Dâvud, Tirmizi'den naklen et-Tac, I, 161). Yine Ebu Hûreyre (r.a.)'ın rivayetine göre Rasûlüllah (s.a.s) şöyle buyurdular: "Müezzinin günahları sesinin ulaştığı yerleri de doldursa affolunur. Kıyamet gününde yaş ve kuru sesini duyan her şey ona lehinde şahitlik eder." (Ebu Davûd, Tirmizi'den naklen et-Tac, I,161). İbn Mâce'nin bir rivayetinde ise Rasûlüllah; "Müslümanların, müezzinlerin boyunlarında iki emaneti vardır: Namazları ve oruçları."(et-Tac, I,161, dipnot,10).


    İbn Ömer (r.a.) rivayetine göre Rasûlüllah (s.a.s)'in iki müezzini vardı: Bilal-i Habeşi (r.a) ve âmâ olan Abdullah b. Ümm-i Mektûm (r.a). (Müslimden, et-Tac, I, 165).






+ Yorum Gönder