Konusunu Oylayın.: Kaçınılmaz ölüm (kıssalardan seçmeler, dini hikayeler, allah dostlarının yaşadıkları)

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kaçınılmaz ölüm (kıssalardan seçmeler, dini hikayeler, allah dostlarının yaşadıkları)
  1. 14.Temmuz.2012, 15:53
    1
    Misafir

    Kaçınılmaz ölüm (kıssalardan seçmeler, dini hikayeler, allah dostlarının yaşadıkları)






    Kaçınılmaz ölüm (kıssalardan seçmeler, dini hikayeler, allah dostlarının yaşadıkları) Mumsema Kaçınılmaz ölüm (kıssalardan seçmeler, dini hikayeler, allah dostlarının yaşadıkları).


  2. 14.Temmuz.2012, 15:53
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 14.Temmuz.2012, 18:10
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kaçınılmaz ölüm (kıssalardan seçmeler, dini hikayeler, allah dostlarının yaşad




    Hz. Süleyman'ın sarayına kuşluk vakti saf bir adam telaşla girer.
    Nöbetçilere, hayati bir mesele için Hz. Süleyman'la görüşeceğini söyler ve hemen huzura alınır.
    Hz. Süleyman (a.s) benzi sararmış, korkudan titreyen adama sorar:

    "Hayrola ne var? Neden böyle korku içindesin? Derdin nedir? Söyle bana..."

    Adam telaş içinde:

    "Bu sabah karşıma Azrail (a.s) çıktı. Bana hışımla baktı ve hemen uzaklaştı.
    Anladım ki, benim canımı almaya kararlı..."

    "Peki ne yapmamı istiyorsun?"

    Adam yalvarır:

    "Ey canlar koruyucusu, mazlumlar sığınağı Süleyman! Sen her şeye muktedirsin. Kurt, kuş, dağ, taş senin emrinde.
    Rüzgarına emret de beni buradan ta Hindistan'a iletsin. O zaman Azrail (a.s) belki beni bulamaz.
    Böylece canımı kurtarmış olurum. Medet senden!"

    Hz. Süleyman, adamın haline acır. Rüzgarı çağırır ve:

    "Bu adamı hemen al. Hindistan'a bırak!" emrini verir. Rüzgar bu...
    Bir eser, bir kükrer. Adamı alır ve bir anda Hindistan'da uzak bir adaya götürür.

    Öğleye doğru Hz. Süleyman, divanı toplayarak gelenlerle görüşmeye
    başlar.
    Bir de ne görsün, Azrail (a.s.) da topluluğun içine karışmış, divanda oturmaktadır. Hemen yanına çağırır:

    "Ey Azrail! Bugün kuşluk vakti o adama neden hışımla baktın? Neden o zavallıyı korkuttun?" der. Azrail (a.s) cevap verir:

    "Ey dünyanın ulu sultanı! Ben, o adama öfkeyle,hışımla bakmadım. Hayretle baktım.
    O yanlış anladı. Vehme kapıldı. Onu, burada görünce şaşırdım. Çünkü Allah (cc) bana emretmişti ki:

    "Haydi git, bu akşam o adamın canını Hindistan'da al!"

    "Ben de bu adamın yüz kanadı olsa, bu akşam Hindistan'da olamaz.
    Bu nasıl iştir, diye hayretlere düştüm. İşte ona bakışımın sebebi bu idi."

    KAYNAK: TOPBAŞ, Osman Nuri, Mesnevi Bahçesinden Bir Testi Su,
    Erkam Yayınları Altınoluk Dizisi 20, s. 150-151



  4. 14.Temmuz.2012, 18:10
    2
    Silent and lonely rains



    Hz. Süleyman'ın sarayına kuşluk vakti saf bir adam telaşla girer.
    Nöbetçilere, hayati bir mesele için Hz. Süleyman'la görüşeceğini söyler ve hemen huzura alınır.
    Hz. Süleyman (a.s) benzi sararmış, korkudan titreyen adama sorar:

    "Hayrola ne var? Neden böyle korku içindesin? Derdin nedir? Söyle bana..."

    Adam telaş içinde:

    "Bu sabah karşıma Azrail (a.s) çıktı. Bana hışımla baktı ve hemen uzaklaştı.
    Anladım ki, benim canımı almaya kararlı..."

    "Peki ne yapmamı istiyorsun?"

    Adam yalvarır:

    "Ey canlar koruyucusu, mazlumlar sığınağı Süleyman! Sen her şeye muktedirsin. Kurt, kuş, dağ, taş senin emrinde.
    Rüzgarına emret de beni buradan ta Hindistan'a iletsin. O zaman Azrail (a.s) belki beni bulamaz.
    Böylece canımı kurtarmış olurum. Medet senden!"

    Hz. Süleyman, adamın haline acır. Rüzgarı çağırır ve:

    "Bu adamı hemen al. Hindistan'a bırak!" emrini verir. Rüzgar bu...
    Bir eser, bir kükrer. Adamı alır ve bir anda Hindistan'da uzak bir adaya götürür.

    Öğleye doğru Hz. Süleyman, divanı toplayarak gelenlerle görüşmeye
    başlar.
    Bir de ne görsün, Azrail (a.s.) da topluluğun içine karışmış, divanda oturmaktadır. Hemen yanına çağırır:

    "Ey Azrail! Bugün kuşluk vakti o adama neden hışımla baktın? Neden o zavallıyı korkuttun?" der. Azrail (a.s) cevap verir:

    "Ey dünyanın ulu sultanı! Ben, o adama öfkeyle,hışımla bakmadım. Hayretle baktım.
    O yanlış anladı. Vehme kapıldı. Onu, burada görünce şaşırdım. Çünkü Allah (cc) bana emretmişti ki:

    "Haydi git, bu akşam o adamın canını Hindistan'da al!"

    "Ben de bu adamın yüz kanadı olsa, bu akşam Hindistan'da olamaz.
    Bu nasıl iştir, diye hayretlere düştüm. İşte ona bakışımın sebebi bu idi."

    KAYNAK: TOPBAŞ, Osman Nuri, Mesnevi Bahçesinden Bir Testi Su,
    Erkam Yayınları Altınoluk Dizisi 20, s. 150-151






+ Yorum Gönder