Konusunu Oylayın.: Ledun - Gaybı Geleceği Bilme İlimi Nedir Nasıl Öğrenilir ?

5 üzerinden 3.74 | Toplam : 19 kişi
Ledun - Gaybı Geleceği Bilme İlimi Nedir Nasıl Öğrenilir ?
  1. 13.Temmuz.2012, 23:07
    1
    Misafir

    Ledun - Gaybı Geleceği Bilme İlimi Nedir Nasıl Öğrenilir ?






    Ledun - Gaybı Geleceği Bilme İlimi Nedir Nasıl Öğrenilir ? Mumsema Ledun Gaybı Geleceği Bilme İlimi Nedir Nasıl Öğrenilir konu hakkında bilgiler verir misiniz ?


  2. 13.Temmuz.2012, 23:07
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 18.Temmuz.2012, 18:24
    2
    munzir
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Ocak.2009
    Üye No: 46504
    Mesaj Sayısı: 235
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: Ledun - Gaybı Geleceği Bilme İlimi Nedir Nasıl Öğrenilir ?




    Ledun ilmi, gayb ilmi anlamına da gelir. Geleceği bilme olarakta adlandırılabilir. Zahiri bir ilim olmayıp okuyarak öğrenilemez. Batın bir ilimdir. Kuranı Kerimde Bu konudan Hz. Musa ve Hz. Hızır kıssasında bahsedilir. u Teala Hz. Hızır'a aften 've ona ledünnümüzden ilim ihsan ettik' buyurur. Hz. Hızır'ın küçük bir çocuğu ilerde ana babasına ve müslümanlara çok zulmedeceğini bildiği için öldürmesi bu ilmi bilgidendir.

    Bu ilme nail olanlar, artık kişilik değer yargılarından arınmış olurlar; ve ’ın âleme nazarı gibi bir nazar sahibi olurlar.

    İkram yollu bir kula verilirse bu ilim -Hızır ve zatiyyun gibi-bir insanın tüm geçmişini ve gelecekte cennet veya cehennemdeki hâlini ve bütün mertebelerde nereye ulaşacağını icmâlen bilir.

    Ledün ilminin verilmesi ile Kudret izhârı oluşur! Kudret sıfatının zuhûru ledün ilmine bağlıdır.

    Bu ilme sahip olanlar levhu mahfuzu görebilmektedir.

    Seyyid Abdülhakîm Arvasi ise, şunları ifâde etmektedir: "Emîr Sultan hazretleri, ledünnî ilme sâhipti. Bu ilim yetmiş iki derecedir. İlk derecesinde olan, bir ağaca bakınca yapraklarının sayısını, bir denize bakmakla damlalarının adedini, bir çöle bakınca kumlarının sayısını bilir. İlk derecesi böyleyse 72. derecesinin ne olduğunu hayal bile edemeyiz.

    Hz. Süleyman, “Sebe Melikesinin tahtını bana kim getirebilir?” dedi. Cinlerden bir ifrit: “Sen yerinden kalkmadan önce, onu getiririm, buna gücüm yeter” dedi. İlmi ledün [ilmi batın] sahibi olan vezir Asaf bin Berhiya ise, “Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm” dedi ve bir anda getirdi. (Neml 38-40) Buda ledun ilmidir.

    Muhammed Raşid Hz. lerine bir sofisi gelerek; askerden döndüğünü, para biriktirdiğini ve evlenmek istediğini arz eder. Ve ne yapması gerektiğini sorar. Mübarek; o parayla Hacca git evlenme der. Genç hacca yazılır ve o sene çıkar, hacca gider. Döndükten kısa süre sonrada vefat eder. Muhammed Raşid Hz. ledun ilmi ile o gencin kısa süre sonra öleceğini ve evlendiği taktirde hanımının dul çocuğunun yetim kalacağını bilmektedir. Bu yüzden hac vazifesini yerine getirmesini söylemiştir.

    Ledun ilmi, tasavvuf yolundan geçer. Bir mürşidi kamile talebe olunup, nefsi terbiye edip güzel ahlak sahibi olduktan sonra u Teala bu ilmi o kişiye Bahşedebilir. Ama kesinlikle bahşedecektir diye bir durum söz konusu değildir. dilerse o ilmi verir dilemezse vermez. Fakat nefsi terbiye edilmemiş bir kişiye u Tealanın bu ilmi vermesi pek mümkün değildir.


  4. 18.Temmuz.2012, 18:24
    2
    Devamlı Üye



    Ledun ilmi, gayb ilmi anlamına da gelir. Geleceği bilme olarakta adlandırılabilir. Zahiri bir ilim olmayıp okuyarak öğrenilemez. Batın bir ilimdir. Kuranı Kerimde Bu konudan Hz. Musa ve Hz. Hızır kıssasında bahsedilir. u Teala Hz. Hızır'a aften 've ona ledünnümüzden ilim ihsan ettik' buyurur. Hz. Hızır'ın küçük bir çocuğu ilerde ana babasına ve müslümanlara çok zulmedeceğini bildiği için öldürmesi bu ilmi bilgidendir.

    Bu ilme nail olanlar, artık kişilik değer yargılarından arınmış olurlar; ve ’ın âleme nazarı gibi bir nazar sahibi olurlar.

    İkram yollu bir kula verilirse bu ilim -Hızır ve zatiyyun gibi-bir insanın tüm geçmişini ve gelecekte cennet veya cehennemdeki hâlini ve bütün mertebelerde nereye ulaşacağını icmâlen bilir.

    Ledün ilminin verilmesi ile Kudret izhârı oluşur! Kudret sıfatının zuhûru ledün ilmine bağlıdır.

    Bu ilme sahip olanlar levhu mahfuzu görebilmektedir.

    Seyyid Abdülhakîm Arvasi ise, şunları ifâde etmektedir: "Emîr Sultan hazretleri, ledünnî ilme sâhipti. Bu ilim yetmiş iki derecedir. İlk derecesinde olan, bir ağaca bakınca yapraklarının sayısını, bir denize bakmakla damlalarının adedini, bir çöle bakınca kumlarının sayısını bilir. İlk derecesi böyleyse 72. derecesinin ne olduğunu hayal bile edemeyiz.

    Hz. Süleyman, “Sebe Melikesinin tahtını bana kim getirebilir?” dedi. Cinlerden bir ifrit: “Sen yerinden kalkmadan önce, onu getiririm, buna gücüm yeter” dedi. İlmi ledün [ilmi batın] sahibi olan vezir Asaf bin Berhiya ise, “Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm” dedi ve bir anda getirdi. (Neml 38-40) Buda ledun ilmidir.

    Muhammed Raşid Hz. lerine bir sofisi gelerek; askerden döndüğünü, para biriktirdiğini ve evlenmek istediğini arz eder. Ve ne yapması gerektiğini sorar. Mübarek; o parayla Hacca git evlenme der. Genç hacca yazılır ve o sene çıkar, hacca gider. Döndükten kısa süre sonrada vefat eder. Muhammed Raşid Hz. ledun ilmi ile o gencin kısa süre sonra öleceğini ve evlendiği taktirde hanımının dul çocuğunun yetim kalacağını bilmektedir. Bu yüzden hac vazifesini yerine getirmesini söylemiştir.

    Ledun ilmi, tasavvuf yolundan geçer. Bir mürşidi kamile talebe olunup, nefsi terbiye edip güzel ahlak sahibi olduktan sonra u Teala bu ilmi o kişiye Bahşedebilir. Ama kesinlikle bahşedecektir diye bir durum söz konusu değildir. dilerse o ilmi verir dilemezse vermez. Fakat nefsi terbiye edilmemiş bir kişiye u Tealanın bu ilmi vermesi pek mümkün değildir.


  5. 18.Temmuz.2012, 18:48
    3
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 42
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Ledun - Gaybı Geleceği Bilme İlimi Nedir Nasıl Öğrenilir ?

    gayb ilmi diye bir ilim yoktur
    dolayısı ile okuyarak şunla bunla öğrenilmez
    Allah'tan ve O'nun izin verdiği kadarı ile Resullerinden başka
    kim "ben gaybı bilirim" derse
    "ben nebilerden üstünüm" demiştir
    bunu diyenin de hükmü bellidir


  6. 18.Temmuz.2012, 18:48
    3
    âb ü kil
    gayb ilmi diye bir ilim yoktur
    dolayısı ile okuyarak şunla bunla öğrenilmez
    Allah'tan ve O'nun izin verdiği kadarı ile Resullerinden başka
    kim "ben gaybı bilirim" derse
    "ben nebilerden üstünüm" demiştir
    bunu diyenin de hükmü bellidir


  7. 18.Temmuz.2012, 18:50
    4
    munzir
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Ocak.2009
    Üye No: 46504
    Mesaj Sayısı: 235
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: Ledun - Gaybı Geleceği Bilme İlimi Nedir Nasıl Öğrenilir ?

    doğrusu paylaştım ama tam okuyamadım
    hata varsa düzeltin lütfen


  8. 18.Temmuz.2012, 18:50
    4
    Devamlı Üye
    doğrusu paylaştım ama tam okuyamadım
    hata varsa düzeltin lütfen


  9. 18.Temmuz.2012, 19:53
    5
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 42
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Ledun - Gaybı Geleceği Bilme İlimi Nedir Nasıl Öğrenilir ?

    neresini düzelteyim Münzir kardeş?

    bence en önemlilerine değineyim
    Alıntı
    Bu ilme nail olanlar, artık kişilik değer yargılarından arınmış olurlar; ve ’ın âleme nazarı gibi bir nazar sahibi olurlar.
    Ashab ve hatta Resulullah bile kişisel duygulardan tam olarak arınamadılar
    Resulullah arındıysa bile aleme Allah'ın nazarı gibi bir nazarla baktığını asla iddia etmedi

    buyur delilleri
    Bakara 216 Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
    Mâide 101 Ey iman edenler! Açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek olan şeyleri sormayın. Eğer Kur'an indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. (Açıklanmadığına göre) Allah onları affetmiştir. (Siz sorup da başınıza iş çıkarmayın). Allah çok bağışlayıcıdır, aceleci değildir.


    bu ayetlerde görüldüğü gibi ashabın Allah'ın emirlerinden bazılarından kısa süreli de olsa hoşlanmamaları durumu söz konusudur

    Nisâ 88 Size ne oldu da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Halbuki Allah onları kendi ettikleri yüzünden baş aşağı etmiştir (küfürlerine döndürmüştür). Allah'ın saptırdığını doğru yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah'ın saptırdığı kimse için asla (doğruya) yol bulamazsın!

    bu ayette de ashabın bir kısmının münafıklar hakkında Allah'ın rızasına uygun davrandığı
    bir kısmının ise bilmeden de olsa Allah'ın rızasının hilafına bir durumda olduğu anlaşılmaktadır

    yine Evs ve Hazrec kabilelerinin ırkçı duygularla savaşın eşiğine geldiği
    ebu Zer'in farkında olamadığı ırkçı bir duyguyla
    Bilal'e "kara kadının oğlu" dediği bilinen şeylerdir

    Alıntı
    İkram yollu bir kula verilirse bu ilim -Hızır ve zatiyyun gibi-bir insanın tüm geçmişini ve gelecekte cennet veya cehennemdeki hâlini ve bütün mertebelerde nereye ulaşacağını icmâlen bilir.
    ah ah
    ashabın cennetle müjdelenenlerinden yaşlanarak ölenler bile
    ölüm döşeğinde cehennem korkusu ile ağlamışlardır
    hatta Resulullah bile sonunun ne olacağından emin olmadığını bildirmiştir
    buyrun delilleri:

    8/159- Ebû Nadre'den (Radıyallahü anh):

    Rasûlullah'ın ashabından biri hastalanmıştı. Sahabe onu ziyarete gitti, (baktılar ki) o ağlıyor ve sordular:

    'Ey Ebû Abdullah, seni ağlatan şey nedir? Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem sana; 'Bıyığını kısalt ve bana ulaşıncaya kadar buna devam et' demedi mi? (Yani bu kişinin cennetlik olacağına işaret edilmiştir.) '

    O da dedi ki:

    'Evet, ancak ben Rasûlullah'ın:

    "Allah Teâlâ bir eliyle (varlıkların bir kısmını) tutar ve bunlar (kazançlarından dolayı) şurası [cennet]içindir, ben sorumlu değilim, diğer eliyle de kalanları tutar, bunlar da (hatalarından dolayı) şurası [cehennem] içindir, der," sözünü işitttim. Şimdi ben, iki taraftan hangisinde olduğumu bilmiyorum, (onun için ağlıyorum.)

    İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/195-196.

    Alıntı
    Bu ilme sahip olanlar levhu mahfuzu görebilmektedir.
    Resulullah levhi mahfuzu görebilse idi
    o kadar çok tuzağa düşmez
    birçok kaza ve belalara uğramazdı

    Alıntı
    Seyyid Abdülhakîm Arvasi ise, şunları ifâde etmektedir: "Emîr Sultan hazretleri, ledünnî ilme sâhipti. Bu ilim yetmiş iki derecedir. İlk derecesinde olan, bir ağaca bakınca yapraklarının sayısını, bir denize bakmakla damlalarının adedini, bir çöle bakınca kumlarının sayısını bilir. İlk derecesi böyleyse 72. derecesinin ne olduğunu hayal bile edemeyiz.
    halbuki Resulullah savaş ganimetlerini sayarak dağıtırdı ki kimseye haksızlık olmasın
    üstelik o Bedir Savaşı'nda müşrik ordusunun kaç kişi olduğunu da
    ancak esir alınan bazı müşriklere ordunun günde kaç deve kestiğini sorarak
    tahmin edebilmiştir

    Alıntı
    Hz. Süleyman, “Sebe Melikesinin tahtını bana kim getirebilir?” dedi. Cinlerden bir ifrit: “Sen yerinden kalkmadan önce, onu getiririm, buna gücüm yeter” dedi. İlmi ledün [ilmi batın] sahibi olan vezir Asaf bin Berhiya ise, “Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm” dedi ve bir anda getirdi. (Neml 38-40) Buda ledun ilmidir.
    işte bu da ledün ilmine kendini fazla kaptıranların acınacak hallerini gösterir bir delildir
    zira ayetin asıl meali şöyledir:
    27-Neml-40- Kitaptan bilgisi olan biri, “Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş hâlde görünce şöyle dedi: “Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir.”

    ayette kitabi bir bilgiye sahib olan birinden bahsedilirken
    onun ledünni bilgiye sahib olduğu çarpıtması yapılmıştır

    Alıntı
    Muhammed Raşid Hz. lerine bir sofisi gelerek; askerden döndüğünü, para biriktirdiğini ve evlenmek istediğini arz eder. Ve ne yapması gerektiğini sorar. Mübarek; o parayla Hacca git evlenme der. Genç hacca yazılır ve o sene çıkar, hacca gider. Döndükten kısa süre sonrada vefat eder. Muhammed Raşid Hz. ledun ilmi ile o gencin kısa süre sonra öleceğini ve evlendiği taktirde hanımının dul çocuğunun yetim kalacağını bilmektedir. Bu yüzden hac vazifesini yerine getirmesini söylemiştir.
    bu da meşhur Hanzala hadisine muhaliftir değil mi?
    hani şu gerdek gecesinin sabahı orduya katılıp da
    cünüb olarak şehid olan sahabi Hanzala
    Resulullah ona "sen bugün evlenme" demedi

    son olarak
    ilmimizin kaynağı Kur'an ve hadisler olmalıdır:
    Alıntı
    KURAN muttakiler için bir hidayet kaynağı ve yol göstericidir.(Bakara 2/ 2) “Gerçekten bu KURAN, insanları en doğru yola iletir. Güzel amel ve hareketlerde bulunan müminlere, kendileri için, muhakkak pek büyük bir ecir bulunduğunu da müjdeler O…” (İsra 17/ 9). “…Size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap gelmiştir. Allah, rızasına uyanları, o kitapla, selamet yollarına ulaştırır, onları karanlıklardan Allah’ın izniyle aydınlığa çıkarır ve onları dosdoğru yola iletir.” (Maide 5/ 15-16). “İşte bu (KURAN) da indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Öyleyse ona uyun ve onunla korunun ki, esirgenmiş olasınız.” (Enam 6/ 155). “Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerde olan dertlere bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.”(Yunus 10/ 57). “O, cidden faydası çok, benzeri yok bir kitaptır. Ki, önünden de arkasından da ona batıl bir şey giremez. O, bütün kainatın hamd ettiği, O, yegane hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafından indirilmiştir.” (Fussılet 41/ 42).
    Alıntı
    Kuran-ı Kerim’de kendisini tanıtan daha nice ayetler var. Peygamberin sav de Kuran-ı Kerim hakkında pek çok hadisleri vardır. “Gerçekten ileride gece karanlıkları gibi fitneler olacak. Bundan kurtuluş nedir ya Resulellah dediler. Çare Allah kitabı KURANdır; onda sizden öncekilerin haberleri, sizden sonrakilerin haberleri, ve aranızda uygulayacağınız şeylerin hükümleri vardır. O hak ile batılı- yanlış ile doğruyu birbirinden ayıran ciddi bir kitaptır. Saçma sapan söz (şaka ve oyuncak) değildir. Onu büyüklenip terk edenin Allah belini kırar. Onun dışında doğru yol arayanları Allah sapıklığa mahkum eder. O, Allah’ın sağlam ve kopmaz ipidir. Onu okuyan diller zorluk çekmez. Bilginler ona doymaz, muttakiler ondan usanmaz. Keyiflerin sapıtmamasına ve görüşlerin dağılmamasına yegane sebep odur. Kurana uygun konuşan doğru söyler, onunla amel eden sevabını alır. Kuranla hükmeden adalet yapmış olur. Ona sıkı sarılan doğru yola hidayeti bulur. (Tirmizi, Fedail-il Kuran: 14). “Gerçekten bu KURAN bir tarafı Allah’ın yedinde, diğer tarafı sizin elinizde (bir iptir.) Onun yoluna girip hükümleriyle amel ediniz. Artık sizler, bundan sonra ebediyen şaşmaz ve helak olmazsınız.” (Taberani, Ebu Şüreyh’ten) “KURAN şefaatçidir; şefaati kabul edilecektir. O hasmıyla-düşmanıyla mücadele eder.Allah ve Resulünce tasdik edilmiştir. Kim, onu önünde tutarsa Cennete götürür, kim de onu arkasına iterse cehenneme sevk eder.” (İbn Hibban Cabir’den) “Bir kimse Kuranı okur, ahkamıyla amil ve hikmetiyle kamil olur, helalini helal ve haramını haram bilirse, Allah onu KURAN sebebiyle Cennete kor ve ev halkından, kendilerine ateş vacip olan en az on kişi için de şefaatini kabul eder.” (Tirmizi, Hz. Ali’den). “Ümmetimin en şereflileri, Kuranı ezberleyerek yüklenenlerdir.” (Beyhaki, İbn Abbas). “Sizin en hayırlınız, Kuranı okuyup okutanlarınızdır.” (Hakim Osman’dan). “Sizden biriniz Rabbısıyla konuşmayı sever ve isterse o, KURAN okusun” (Haraiti, Enes’den).



  10. 18.Temmuz.2012, 19:53
    5
    âb ü kil
    neresini düzelteyim Münzir kardeş?

    bence en önemlilerine değineyim
    Alıntı
    Bu ilme nail olanlar, artık kişilik değer yargılarından arınmış olurlar; ve ’ın âleme nazarı gibi bir nazar sahibi olurlar.
    Ashab ve hatta Resulullah bile kişisel duygulardan tam olarak arınamadılar
    Resulullah arındıysa bile aleme Allah'ın nazarı gibi bir nazarla baktığını asla iddia etmedi

    buyur delilleri
    Bakara 216 Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
    Mâide 101 Ey iman edenler! Açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek olan şeyleri sormayın. Eğer Kur'an indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. (Açıklanmadığına göre) Allah onları affetmiştir. (Siz sorup da başınıza iş çıkarmayın). Allah çok bağışlayıcıdır, aceleci değildir.


    bu ayetlerde görüldüğü gibi ashabın Allah'ın emirlerinden bazılarından kısa süreli de olsa hoşlanmamaları durumu söz konusudur

    Nisâ 88 Size ne oldu da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Halbuki Allah onları kendi ettikleri yüzünden baş aşağı etmiştir (küfürlerine döndürmüştür). Allah'ın saptırdığını doğru yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah'ın saptırdığı kimse için asla (doğruya) yol bulamazsın!

    bu ayette de ashabın bir kısmının münafıklar hakkında Allah'ın rızasına uygun davrandığı
    bir kısmının ise bilmeden de olsa Allah'ın rızasının hilafına bir durumda olduğu anlaşılmaktadır

    yine Evs ve Hazrec kabilelerinin ırkçı duygularla savaşın eşiğine geldiği
    ebu Zer'in farkında olamadığı ırkçı bir duyguyla
    Bilal'e "kara kadının oğlu" dediği bilinen şeylerdir

    Alıntı
    İkram yollu bir kula verilirse bu ilim -Hızır ve zatiyyun gibi-bir insanın tüm geçmişini ve gelecekte cennet veya cehennemdeki hâlini ve bütün mertebelerde nereye ulaşacağını icmâlen bilir.
    ah ah
    ashabın cennetle müjdelenenlerinden yaşlanarak ölenler bile
    ölüm döşeğinde cehennem korkusu ile ağlamışlardır
    hatta Resulullah bile sonunun ne olacağından emin olmadığını bildirmiştir
    buyrun delilleri:

    8/159- Ebû Nadre'den (Radıyallahü anh):

    Rasûlullah'ın ashabından biri hastalanmıştı. Sahabe onu ziyarete gitti, (baktılar ki) o ağlıyor ve sordular:

    'Ey Ebû Abdullah, seni ağlatan şey nedir? Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem sana; 'Bıyığını kısalt ve bana ulaşıncaya kadar buna devam et' demedi mi? (Yani bu kişinin cennetlik olacağına işaret edilmiştir.) '

    O da dedi ki:

    'Evet, ancak ben Rasûlullah'ın:

    "Allah Teâlâ bir eliyle (varlıkların bir kısmını) tutar ve bunlar (kazançlarından dolayı) şurası [cennet]içindir, ben sorumlu değilim, diğer eliyle de kalanları tutar, bunlar da (hatalarından dolayı) şurası [cehennem] içindir, der," sözünü işitttim. Şimdi ben, iki taraftan hangisinde olduğumu bilmiyorum, (onun için ağlıyorum.)

    İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/195-196.

    Alıntı
    Bu ilme sahip olanlar levhu mahfuzu görebilmektedir.
    Resulullah levhi mahfuzu görebilse idi
    o kadar çok tuzağa düşmez
    birçok kaza ve belalara uğramazdı

    Alıntı
    Seyyid Abdülhakîm Arvasi ise, şunları ifâde etmektedir: "Emîr Sultan hazretleri, ledünnî ilme sâhipti. Bu ilim yetmiş iki derecedir. İlk derecesinde olan, bir ağaca bakınca yapraklarının sayısını, bir denize bakmakla damlalarının adedini, bir çöle bakınca kumlarının sayısını bilir. İlk derecesi böyleyse 72. derecesinin ne olduğunu hayal bile edemeyiz.
    halbuki Resulullah savaş ganimetlerini sayarak dağıtırdı ki kimseye haksızlık olmasın
    üstelik o Bedir Savaşı'nda müşrik ordusunun kaç kişi olduğunu da
    ancak esir alınan bazı müşriklere ordunun günde kaç deve kestiğini sorarak
    tahmin edebilmiştir

    Alıntı
    Hz. Süleyman, “Sebe Melikesinin tahtını bana kim getirebilir?” dedi. Cinlerden bir ifrit: “Sen yerinden kalkmadan önce, onu getiririm, buna gücüm yeter” dedi. İlmi ledün [ilmi batın] sahibi olan vezir Asaf bin Berhiya ise, “Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm” dedi ve bir anda getirdi. (Neml 38-40) Buda ledun ilmidir.
    işte bu da ledün ilmine kendini fazla kaptıranların acınacak hallerini gösterir bir delildir
    zira ayetin asıl meali şöyledir:
    27-Neml-40- Kitaptan bilgisi olan biri, “Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş hâlde görünce şöyle dedi: “Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir.”

    ayette kitabi bir bilgiye sahib olan birinden bahsedilirken
    onun ledünni bilgiye sahib olduğu çarpıtması yapılmıştır

    Alıntı
    Muhammed Raşid Hz. lerine bir sofisi gelerek; askerden döndüğünü, para biriktirdiğini ve evlenmek istediğini arz eder. Ve ne yapması gerektiğini sorar. Mübarek; o parayla Hacca git evlenme der. Genç hacca yazılır ve o sene çıkar, hacca gider. Döndükten kısa süre sonrada vefat eder. Muhammed Raşid Hz. ledun ilmi ile o gencin kısa süre sonra öleceğini ve evlendiği taktirde hanımının dul çocuğunun yetim kalacağını bilmektedir. Bu yüzden hac vazifesini yerine getirmesini söylemiştir.
    bu da meşhur Hanzala hadisine muhaliftir değil mi?
    hani şu gerdek gecesinin sabahı orduya katılıp da
    cünüb olarak şehid olan sahabi Hanzala
    Resulullah ona "sen bugün evlenme" demedi

    son olarak
    ilmimizin kaynağı Kur'an ve hadisler olmalıdır:
    Alıntı
    KURAN muttakiler için bir hidayet kaynağı ve yol göstericidir.(Bakara 2/ 2) “Gerçekten bu KURAN, insanları en doğru yola iletir. Güzel amel ve hareketlerde bulunan müminlere, kendileri için, muhakkak pek büyük bir ecir bulunduğunu da müjdeler O…” (İsra 17/ 9). “…Size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap gelmiştir. Allah, rızasına uyanları, o kitapla, selamet yollarına ulaştırır, onları karanlıklardan Allah’ın izniyle aydınlığa çıkarır ve onları dosdoğru yola iletir.” (Maide 5/ 15-16). “İşte bu (KURAN) da indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Öyleyse ona uyun ve onunla korunun ki, esirgenmiş olasınız.” (Enam 6/ 155). “Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerde olan dertlere bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.”(Yunus 10/ 57). “O, cidden faydası çok, benzeri yok bir kitaptır. Ki, önünden de arkasından da ona batıl bir şey giremez. O, bütün kainatın hamd ettiği, O, yegane hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafından indirilmiştir.” (Fussılet 41/ 42).
    Alıntı
    Kuran-ı Kerim’de kendisini tanıtan daha nice ayetler var. Peygamberin sav de Kuran-ı Kerim hakkında pek çok hadisleri vardır. “Gerçekten ileride gece karanlıkları gibi fitneler olacak. Bundan kurtuluş nedir ya Resulellah dediler. Çare Allah kitabı KURANdır; onda sizden öncekilerin haberleri, sizden sonrakilerin haberleri, ve aranızda uygulayacağınız şeylerin hükümleri vardır. O hak ile batılı- yanlış ile doğruyu birbirinden ayıran ciddi bir kitaptır. Saçma sapan söz (şaka ve oyuncak) değildir. Onu büyüklenip terk edenin Allah belini kırar. Onun dışında doğru yol arayanları Allah sapıklığa mahkum eder. O, Allah’ın sağlam ve kopmaz ipidir. Onu okuyan diller zorluk çekmez. Bilginler ona doymaz, muttakiler ondan usanmaz. Keyiflerin sapıtmamasına ve görüşlerin dağılmamasına yegane sebep odur. Kurana uygun konuşan doğru söyler, onunla amel eden sevabını alır. Kuranla hükmeden adalet yapmış olur. Ona sıkı sarılan doğru yola hidayeti bulur. (Tirmizi, Fedail-il Kuran: 14). “Gerçekten bu KURAN bir tarafı Allah’ın yedinde, diğer tarafı sizin elinizde (bir iptir.) Onun yoluna girip hükümleriyle amel ediniz. Artık sizler, bundan sonra ebediyen şaşmaz ve helak olmazsınız.” (Taberani, Ebu Şüreyh’ten) “KURAN şefaatçidir; şefaati kabul edilecektir. O hasmıyla-düşmanıyla mücadele eder.Allah ve Resulünce tasdik edilmiştir. Kim, onu önünde tutarsa Cennete götürür, kim de onu arkasına iterse cehenneme sevk eder.” (İbn Hibban Cabir’den) “Bir kimse Kuranı okur, ahkamıyla amil ve hikmetiyle kamil olur, helalini helal ve haramını haram bilirse, Allah onu KURAN sebebiyle Cennete kor ve ev halkından, kendilerine ateş vacip olan en az on kişi için de şefaatini kabul eder.” (Tirmizi, Hz. Ali’den). “Ümmetimin en şereflileri, Kuranı ezberleyerek yüklenenlerdir.” (Beyhaki, İbn Abbas). “Sizin en hayırlınız, Kuranı okuyup okutanlarınızdır.” (Hakim Osman’dan). “Sizden biriniz Rabbısıyla konuşmayı sever ve isterse o, KURAN okusun” (Haraiti, Enes’den).



  11. 11.Haziran.2015, 13:55
    6
    Misafir

    Cevap: Ledun - Gaybı Geleceği Bilme İlimi Nedir Nasıl Öğrenilir ?

    sen denedinmi bu ledün ilmini


  12. 11.Haziran.2015, 13:55
    6
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    sen denedinmi bu ledün ilmini


  13. 07.Eylül.2016, 16:55
    7
    Misafir

    Yorum: Ledun - Gaybı Geleceği Bilme İlimi Nedir Nasıl Öğrenilir ?

    Resulullah yaratılmısların en ustunu en sereflısıdır. Rabbım onu ledunnı ılmın en ustununu vermıskee sn tahmını bılmıstır lafzını kullanma talıhsız bır dusunce olur allah c.c.
    ıcın ıstanbulun fethını hutbede bızzat gorur gıbıyım dıye nakletmesıne sızın dusuncenız ters


  14. 07.Eylül.2016, 16:55
    7
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Resulullah yaratılmısların en ustunu en sereflısıdır. Rabbım onu ledunnı ılmın en ustununu vermıskee sn tahmını bılmıstır lafzını kullanma talıhsız bır dusunce olur allah c.c.
    ıcın ıstanbulun fethını hutbede bızzat gorur gıbıyım dıye nakletmesıne sızın dusuncenız ters


  15. 12.Mart.2017, 03:09
    8
    Misafir

    Yorum: Ledun - Gaybı Geleceği Bilme İlimi Nedir Nasıl Öğrenilir ?

    Zaten bu ilim çoğu peygamberlere öğretilmiştir fakat açık beyan aciklamamislardir. Bunun nedeni de bir çok insan aklının gaybi kavrayamayip veya yanlış anlayıp şirke düşme ihtimallerindendir.


  16. 12.Mart.2017, 03:09
    8
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Zaten bu ilim çoğu peygamberlere öğretilmiştir fakat açık beyan aciklamamislardir. Bunun nedeni de bir çok insan aklının gaybi kavrayamayip veya yanlış anlayıp şirke düşme ihtimallerindendir.





+ Yorum Gönder