Konusunu Oylayın.: Ruhi bunalımdan kurtulmak için hangi duaların okunmasını tavsiye edersiniz?

5 üzerinden 4.50 | Toplam : 4 kişi
Ruhi bunalımdan kurtulmak için hangi duaların okunmasını tavsiye edersiniz?
  1. 11.Temmuz.2012, 06:01
    1
    Misafir

    Ruhi bunalımdan kurtulmak için hangi duaların okunmasını tavsiye edersiniz?






    Ruhi bunalımdan kurtulmak için hangi duaların okunmasını tavsiye edersiniz? Mumsema selamün aleyküm. kardeşim ruhi bunalımda ve eşi doktara gitmesine izin vermiyor daha önce karıştığımız için boşanmaya gideceklerdi neredeyse onun için karışamıyoruz akşam tesadüf aradım ve yine kötü olduğunu söyledi ve sesi hiç iyi değildi bulunduğu şehiride bilmiyor tam. akşamdan beri Yasin, Fetih, Rahman, Talak,Haşr surelerini okuyorum, Hasbiyellahü, Mucib, Kuddüs, Basir Esmalarını ve salavatı şerife çekiyorum, Yunus aleyhisselamın balığın karnında okuduğu duayı okuyorum. okadar çok içimiz yanıyorki anlatamam. sabaha kadar uyumadım ya kendide bişey yaparsa diye ne olur bu mesajı okuyan herkesde dua etsin ayrıca daha ne okuyabilirim bunalımdan namazıda bıraktı sanırım.


  2. 11.Temmuz.2012, 06:01
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    selamün aleyküm. kardeşim ruhi bunalımda ve eşi doktara gitmesine izin vermiyor daha önce karıştığımız için boşanmaya gideceklerdi neredeyse onun için karışamıyoruz akşam tesadüf aradım ve yine kötü olduğunu söyledi ve sesi hiç iyi değildi bulunduğu şehiride bilmiyor tam. akşamdan beri Yasin, Fetih, Rahman, Talak,Haşr surelerini okuyorum, Hasbiyellahü, Mucib, Kuddüs, Basir Esmalarını ve salavatı şerife çekiyorum, Yunus aleyhisselamın balığın karnında okuduğu duayı okuyorum. okadar çok içimiz yanıyorki anlatamam. sabaha kadar uyumadım ya kendide bişey yaparsa diye ne olur bu mesajı okuyan herkesde dua etsin ayrıca daha ne okuyabilirim bunalımdan namazıda bıraktı sanırım.


    Benzer Konular

    - Hangi Medreseyi Tavsiye Edersiniz

    - Bize hangi tefsiri ve hangi meali tavsiye edersiniz?

    - Sabırlı olmak için ne yapabilirim,hangi duaları tavsiye edersiniz?

    - Borçtan kurtulmak için hangi duanın okunmasını önerirsiniz?

    - Vesveseden kurtulmak için ne tavsiye edersiniz?

  3. 30.Temmuz.2012, 01:28
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: ruhi bunalımdan kurtulmak için hangi duaların okunmasını tavsiye edersiniz?




    Günümüzde stresten çokça söz ediliyor. Stresin en önemli kaynağı ne olabilir?


    Bazen gazetelerde insanın tüylerini ürperten resimler görürüz. Çoğunlukla Kuzey Afrikalı fakir ve perişan insanların resimleri... Her biri sanki canlı birer iskelet... Kemiklerle etler arasında nerdeyse mesâfe kalmamış. Bu halleriyle bize olanca güçleriyle haykırırlar: “Biz açız, bize yardım elinizi uzatın!” diye...

    İşte maddî açlık insanı böyle perişan, böyle zayıf, böyle güçsüz ediyor... Beride maddî problemleri yok denecek kadar az, ama kendilerini eğlenceyle, sefahatle, içkiyle yahut uyuşturucuyla avutmak isteyen huzursuz kalabalıklar. Bunların dertleri öncekilerinden daha ileridir.

    Ruh, beden ülkesinin sultanıdır. Açlıktan kıvranan insanlarda hizmetçi zayıf düşmüştür, huzursuz insanlarda ise sultan perişandır. Birincilere her insaf ve vicdan sahibi acır, merhamet eder. İkincileri ise herkes kınar, herkes onlara düşman kesilir. Halbuki asıl acınmaya, el uzatılmaya muhtaç olanlar bunlardır... Çünkü bunlar hem hastadırlar, hem de ilâç düşmanıdırlar. Bunlara karşı, tedavi ehlinin çok şefkatli ve çok sabırlı olması gerekir. “Fâsıklara ancak ârifler acır.” Abdulkadir Geylâni (ks.)

    Bugün huzur ve saadet arayanlar sadece bu insanlar değildir. Hemen herkes bu dertten bir iz taşımaktadır. Öyle ise biz öncelikle kendi nefsimize bir şeyler söylemeye çalışalım:

    Neden yer yer ruhî sıkıntılara giriyor, sabırsızlanıyor ve bir şeyler yapamamanın ıstırabıyla ruhumuzu kıvrandırıyoruz. Beden sıhhatimizden, mali durumumuza, toplumdaki itibarımızdan dünyevî zevklerimize kadar her şeyi kendimize dert ediniyor ve bunları çözemeyince de üzülüyor, rahatsız oluyoruz...

    Niçin, dünyanın üstünde gezeceğimize altına giriyor, bize hizmet etmesi gereken eşyaya biz hizmetçi oluyoruz.

    Bu halimiz ruhumuzu hayli yoruyor ve takatten düşürüyor. Bütün bu olup bitenlere karşı sabırla karşı koymayı da başaramıyoruz. Zira, Üstat Bediüzzaman hazretlerinin o güzel teşhisiyle, biz sabır kuvvetimizi maziye ve müstâkbele dağıtıyoruz; hâle karşı sabrımızda güç kalmıyor ve sonunda sıkıntıya, ümitsizliğe düşüyoruz.

    Bütün bunların kaynağına indiğimizde şu yanlışla karşılaşırız: “Biz nefsin doymasıyla, kalbin tatmin olmasını birbirine karıştırmışız.”

    Yanlış yoldan giden yorulur. İşte bizi yoran, sıkıntıya düşüren ve sonunda perişan eden bu büyük hatadır. Bundan döndüğümüz an huzur ve saadete yönelmiş olacağız.

    Nefis şerle beslenir. Şer ise kalbi yaralar, vicdanı rahatsız eder ve huzuru kaçırır. İşte bu fasit daire, stresin ve huzursuzluğun önemli bir kaynağıdır. Bu çemberi aşamayanlar, nefislerini besledikçe kalp ve vicdanlarında huzur melekesini kaybederler. Ve bunun çaresini yeniden nefsin tatmininde ararlar.

    Sadece birkaç misâl:

    Nefis cimrilikten yanadır. Para biriktirdikçe mutlu olacağını zanneder. Halbuki, kalp ve vicdan muhtaçları doyurmaktan zevk alırlar.

    Nefis büyüklenmekten hoşlanır. Kalp ve ruhun rahatı ise tevazuda, alçakgönüllü olmaktadır.

    Nefis oyun ve eğlence düşkünüdür. Akıl ise çalışmayı ve gayreti emreder, onunla rahat bulur.

    Ve nihayet nefis, fâni ve geçici eşyanın meftunudur. Kalp ise bekâya, ebediyete aşıktır. İşte bütün huzursuzluklar bu çelişkilerin ürünüdür. Ve insan, nefsini beslemekle değil, kalbini tatmin ile saadet bulur.

    Ve her türlü bunalım ve huzursuzluğun İlahî reçetesi:

    “Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur (Allah’ı anmakla sükûnet bulur). (Ra’d Sûresi, 28)

    Maddî ve manevî nice rızıklara muhtaç olan insanoğlunun kalbini, ancak Allah’ı zikir, yâni Onu yâd etme, Onu hatırlama tatmin edebilir. O halde insan, Ondan başka neyi yâd etse mahlûku yâd etmiş, Ondan gayri neyi sevse fâniyi sevmiş olur. O ulvî kalp, bu süflî eşya ile tatmin olmadığı içindir ki, gafil insanı daima rahatsız eder. İşte can sıkıntısı, huzursuzluk, bunalım, stres dediğimiz şeyler hep bu doymayan kalbin açlık feryatları, ölüm çığlıklarıdır.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  4. 30.Temmuz.2012, 01:28
    2
    Üye



    Günümüzde stresten çokça söz ediliyor. Stresin en önemli kaynağı ne olabilir?


    Bazen gazetelerde insanın tüylerini ürperten resimler görürüz. Çoğunlukla Kuzey Afrikalı fakir ve perişan insanların resimleri... Her biri sanki canlı birer iskelet... Kemiklerle etler arasında nerdeyse mesâfe kalmamış. Bu halleriyle bize olanca güçleriyle haykırırlar: “Biz açız, bize yardım elinizi uzatın!” diye...

    İşte maddî açlık insanı böyle perişan, böyle zayıf, böyle güçsüz ediyor... Beride maddî problemleri yok denecek kadar az, ama kendilerini eğlenceyle, sefahatle, içkiyle yahut uyuşturucuyla avutmak isteyen huzursuz kalabalıklar. Bunların dertleri öncekilerinden daha ileridir.

    Ruh, beden ülkesinin sultanıdır. Açlıktan kıvranan insanlarda hizmetçi zayıf düşmüştür, huzursuz insanlarda ise sultan perişandır. Birincilere her insaf ve vicdan sahibi acır, merhamet eder. İkincileri ise herkes kınar, herkes onlara düşman kesilir. Halbuki asıl acınmaya, el uzatılmaya muhtaç olanlar bunlardır... Çünkü bunlar hem hastadırlar, hem de ilâç düşmanıdırlar. Bunlara karşı, tedavi ehlinin çok şefkatli ve çok sabırlı olması gerekir. “Fâsıklara ancak ârifler acır.” Abdulkadir Geylâni (ks.)

    Bugün huzur ve saadet arayanlar sadece bu insanlar değildir. Hemen herkes bu dertten bir iz taşımaktadır. Öyle ise biz öncelikle kendi nefsimize bir şeyler söylemeye çalışalım:

    Neden yer yer ruhî sıkıntılara giriyor, sabırsızlanıyor ve bir şeyler yapamamanın ıstırabıyla ruhumuzu kıvrandırıyoruz. Beden sıhhatimizden, mali durumumuza, toplumdaki itibarımızdan dünyevî zevklerimize kadar her şeyi kendimize dert ediniyor ve bunları çözemeyince de üzülüyor, rahatsız oluyoruz...

    Niçin, dünyanın üstünde gezeceğimize altına giriyor, bize hizmet etmesi gereken eşyaya biz hizmetçi oluyoruz.

    Bu halimiz ruhumuzu hayli yoruyor ve takatten düşürüyor. Bütün bu olup bitenlere karşı sabırla karşı koymayı da başaramıyoruz. Zira, Üstat Bediüzzaman hazretlerinin o güzel teşhisiyle, biz sabır kuvvetimizi maziye ve müstâkbele dağıtıyoruz; hâle karşı sabrımızda güç kalmıyor ve sonunda sıkıntıya, ümitsizliğe düşüyoruz.

    Bütün bunların kaynağına indiğimizde şu yanlışla karşılaşırız: “Biz nefsin doymasıyla, kalbin tatmin olmasını birbirine karıştırmışız.”

    Yanlış yoldan giden yorulur. İşte bizi yoran, sıkıntıya düşüren ve sonunda perişan eden bu büyük hatadır. Bundan döndüğümüz an huzur ve saadete yönelmiş olacağız.

    Nefis şerle beslenir. Şer ise kalbi yaralar, vicdanı rahatsız eder ve huzuru kaçırır. İşte bu fasit daire, stresin ve huzursuzluğun önemli bir kaynağıdır. Bu çemberi aşamayanlar, nefislerini besledikçe kalp ve vicdanlarında huzur melekesini kaybederler. Ve bunun çaresini yeniden nefsin tatmininde ararlar.

    Sadece birkaç misâl:

    Nefis cimrilikten yanadır. Para biriktirdikçe mutlu olacağını zanneder. Halbuki, kalp ve vicdan muhtaçları doyurmaktan zevk alırlar.

    Nefis büyüklenmekten hoşlanır. Kalp ve ruhun rahatı ise tevazuda, alçakgönüllü olmaktadır.

    Nefis oyun ve eğlence düşkünüdür. Akıl ise çalışmayı ve gayreti emreder, onunla rahat bulur.

    Ve nihayet nefis, fâni ve geçici eşyanın meftunudur. Kalp ise bekâya, ebediyete aşıktır. İşte bütün huzursuzluklar bu çelişkilerin ürünüdür. Ve insan, nefsini beslemekle değil, kalbini tatmin ile saadet bulur.

    Ve her türlü bunalım ve huzursuzluğun İlahî reçetesi:

    “Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur (Allah’ı anmakla sükûnet bulur). (Ra’d Sûresi, 28)

    Maddî ve manevî nice rızıklara muhtaç olan insanoğlunun kalbini, ancak Allah’ı zikir, yâni Onu yâd etme, Onu hatırlama tatmin edebilir. O halde insan, Ondan başka neyi yâd etse mahlûku yâd etmiş, Ondan gayri neyi sevse fâniyi sevmiş olur. O ulvî kalp, bu süflî eşya ile tatmin olmadığı içindir ki, gafil insanı daima rahatsız eder. İşte can sıkıntısı, huzursuzluk, bunalım, stres dediğimiz şeyler hep bu doymayan kalbin açlık feryatları, ölüm çığlıklarıdır.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  5. 12.Ocak.2016, 21:33
    3
    Misafir

    Cevap: Ruhi bunalımdan kurtulmak için hangi duaların okunmasını tavsiye edersiniz?

    Selamun aleyküm bana allah rızası icin dua edin yıllardır hastayım birtürlü iyi olmuyom


  6. 12.Ocak.2016, 21:33
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Selamun aleyküm bana allah rızası icin dua edin yıllardır hastayım birtürlü iyi olmuyom





+ Yorum Gönder