Konusunu Oylayın.: Avrupa'da işçi olabilmek için, Müslüman olmadığını söyleyen bir Müslüman dinden çıkar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Avrupa'da işçi olabilmek için, Müslüman olmadığını söyleyen bir Müslüman dinden çıkar
  1. 07.Temmuz.2012, 13:25
    1
    Misafir

    Avrupa'da işçi olabilmek için, Müslüman olmadığını söyleyen bir Müslüman dinden çıkar

  2. 07.Temmuz.2012, 14:37
    2
    Jıhad
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Nisan.2012
    Üye No: 95699
    Mesaj Sayısı: 305
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Avrupa'da işçi olabilmek için, Müslüman olmadığını söyleyen bir Müslüman dinde




    başta yalan söylemiş oluyorsunuz bu ise büyük günahtır yok takiyye yapıyorum diyorsanız bu da caiz değildir ALLAH rızkını verir bu ise bir şer'i özür (bahane) olmaktan çıkması için yeterlidir dinden çıkarmı konusuna gelince bir hadis vereceğim ama siz böyle bir işkence altında değilseniz caiz olmaz müslüman değilim demek

    Bir gün müşrikler Ammâr'ı gaddarca işkencelere uğrattılar, yapmadıkları eza tatbik etmedikleri işkence kalmadı. Hz. Ammâr, bu korkunç ve dayanılmaz işkenceden kurtulmak için, onları hoşnut edici birkaç söz söylemek zorunda kaldı. Kâfirler, mustas'af ve himayesiz bir adama yaptıkları eza ve cefalarla söylettikleri sözlerden memnun olarak onu serbest bıraktılar. Hz. Ammâr, müşriklerin elinden kurtulur kurtulmaz, koşa koşa Resulullah'ın huzuruna vardı ve olanları anlattı. Kendisini kızgın kumlara yatırdıklarını ve kuyuya sarkıttıklarını, eğer Lât ve Uzza lehinde ve Resulullah aleyhinde konuşursa bırakacaklarını, aksi takdirde öldüreceklerini; durumun ciddiyetini görünce de sırf kendini kurtarmak için diliyle bazı şeyler söylemek zorunda kaldığını anlattı. Bunları anlatırken bir taraftan da gözlerinden yaşlar boşanıyordu. Bu manzara karşısında Resul-u Ekrem (s.a.s.) şöyle buyurdu!

    -Ammâr! kalbine sor, kalbini nasıl hissediyorsun ?

    -Ya Resulallah, kalbim, imanın verdiği zevkli duygularla dopdolu!

    -Ammâr! tekrar böyle muamelede bulunurlarsa, sen de onların dediklerini yap (Nesâi, İmân, 17)

    Resulullah'ın bu ruhsatı vermesinin ardından şuayet-i kerime nazil oldu.

    "İnandıktan sonra Allah'ı inkâr eden, kalbi imanla yatışmış olduğu hâlde inkâra zorlanan değil, fakat küfre göğsünü açan, küfürle sevinç duyan kimselere Allah'dan bir gazap iner. İşte onlar için büyük bir azap vardır." (en-Nahl, 16/106).

    Böylece müminlere tehlike karşısında kurtuluş için diliyle inkâr eder gibi davranma ruhsatı verilmiştir (İbn Sa'd, Tabakât, III, 248).

    Mervezi şöyle demekte: "İmam Ahmed bin Hanbel'in yanına girdim. Onu kırbaçlamışlardı. Ben de: “Ya Ahmed, Yüce Allah "Kendi nefislerinizi öldürmeyin" buyurmakta (takiyye yaparak istediklerini söylemezsen) bunlar seni öldürecekler" dedim. Bunun üzerine bana: "Ya Mervezi! Zindanın dışına çık ve bak ne göreceksin? Sonra yanıma gel" dedi. Ben de zindanın dışına çıktım. Yığınlarca insan birikmişti. Hepsinin elinde kâğıt ve kalem vardı. Onlara; "niçin bu şekilde toplandınız," diye sorduğumda bana: "İmam Ahmed bin Hanbel'in cevabını bekliyoruz" dediler. Daha sonra, zindana geri döndüm ve gördüklerimi İmam Ahmed'e anlattım. Bunun üzerine İmam Ahmed bana: "Ya Mervezi! Ölüm, bana bu insanları aldatmaktan daha sevimlidir" dedi."

    Seyyid Kutup da böyle diyordu. Akide'de takiyye caiz değildir. Lider konumunda bulunan, insanların peşinden gittiği kimseler için takiyye yapmak caiz değildir. Cahiliyyenin öğretilerini, ya da sosyalizmi ve kavmiyetçiliği ikrar etmesi caiz değildir. Bu tür konularda takiyye yapmak kendisine tabi olunan kimseler için lider statüsündekiler için değil, mukallid konumundaki avam halk tabakası için caizdir. "Kalbi iman ile dopdolu olduğu halde küfre zorlanan müstesna..." (Nahl, 106) Bu hüküm taklit edilen, tabi olunan için değil, taklid eden, tabi olan için geçerlidir. Ammar bin Yasir hadisesinde olduğu gibi. Şüphesiz Ammar bin Yasir tabi olandır. Hiç, Allah Rasulü (sav)'nün Ammar'ın yaptığını yapması caiz olur mu?
    İnsanlar için örnek alman durumuna gelmiş hiçbir genç için de aynı şekilde küfür kelimesini konuşmak ve takiyye yapmak caiz değildir. "Kalbi iman ile dopdolu olduğu halde küfre zorlanan kimse müstesna" âyet-i kerimesiyle amel etmek bu konumdaki kimseler için caiz olmaz.
    Seyyid Kutub'a şöyle diyorlardı: "Hiç olmazsa idamının kalkması için gel" (devlet başkanından özür dilediği ya da hiç olmazsa ona bir nezaket ziyareti yaptığı takdirde hakkındaki idam kararının kaldırılacağı söyleniyordu). Seyyid Kutub'un bunlara cevabı ise şu oluyordu:
    "Namazda yüce Allah'ın vahdaniyetine şahadet eden bu parmağım, tağutun hükmünü onaylayan tek harf dahi yazmayı red etmektedir. Tağuttan neden af dileyeyim. Eğer ben hak ile mahkûm edilmişsem, hakkın hükmüne razıyım. Yok, eğer, batılla mahkûm edilmişsem, ben batıldan af dileyecek kadar alçalamam."


  3. 07.Temmuz.2012, 14:37
    2
    Jıhad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    başta yalan söylemiş oluyorsunuz bu ise büyük günahtır yok takiyye yapıyorum diyorsanız bu da caiz değildir ALLAH rızkını verir bu ise bir şer'i özür (bahane) olmaktan çıkması için yeterlidir dinden çıkarmı konusuna gelince bir hadis vereceğim ama siz böyle bir işkence altında değilseniz caiz olmaz müslüman değilim demek

    Bir gün müşrikler Ammâr'ı gaddarca işkencelere uğrattılar, yapmadıkları eza tatbik etmedikleri işkence kalmadı. Hz. Ammâr, bu korkunç ve dayanılmaz işkenceden kurtulmak için, onları hoşnut edici birkaç söz söylemek zorunda kaldı. Kâfirler, mustas'af ve himayesiz bir adama yaptıkları eza ve cefalarla söylettikleri sözlerden memnun olarak onu serbest bıraktılar. Hz. Ammâr, müşriklerin elinden kurtulur kurtulmaz, koşa koşa Resulullah'ın huzuruna vardı ve olanları anlattı. Kendisini kızgın kumlara yatırdıklarını ve kuyuya sarkıttıklarını, eğer Lât ve Uzza lehinde ve Resulullah aleyhinde konuşursa bırakacaklarını, aksi takdirde öldüreceklerini; durumun ciddiyetini görünce de sırf kendini kurtarmak için diliyle bazı şeyler söylemek zorunda kaldığını anlattı. Bunları anlatırken bir taraftan da gözlerinden yaşlar boşanıyordu. Bu manzara karşısında Resul-u Ekrem (s.a.s.) şöyle buyurdu!

    -Ammâr! kalbine sor, kalbini nasıl hissediyorsun ?

    -Ya Resulallah, kalbim, imanın verdiği zevkli duygularla dopdolu!

    -Ammâr! tekrar böyle muamelede bulunurlarsa, sen de onların dediklerini yap (Nesâi, İmân, 17)

    Resulullah'ın bu ruhsatı vermesinin ardından şuayet-i kerime nazil oldu.

    "İnandıktan sonra Allah'ı inkâr eden, kalbi imanla yatışmış olduğu hâlde inkâra zorlanan değil, fakat küfre göğsünü açan, küfürle sevinç duyan kimselere Allah'dan bir gazap iner. İşte onlar için büyük bir azap vardır." (en-Nahl, 16/106).

    Böylece müminlere tehlike karşısında kurtuluş için diliyle inkâr eder gibi davranma ruhsatı verilmiştir (İbn Sa'd, Tabakât, III, 248).

    Mervezi şöyle demekte: "İmam Ahmed bin Hanbel'in yanına girdim. Onu kırbaçlamışlardı. Ben de: “Ya Ahmed, Yüce Allah "Kendi nefislerinizi öldürmeyin" buyurmakta (takiyye yaparak istediklerini söylemezsen) bunlar seni öldürecekler" dedim. Bunun üzerine bana: "Ya Mervezi! Zindanın dışına çık ve bak ne göreceksin? Sonra yanıma gel" dedi. Ben de zindanın dışına çıktım. Yığınlarca insan birikmişti. Hepsinin elinde kâğıt ve kalem vardı. Onlara; "niçin bu şekilde toplandınız," diye sorduğumda bana: "İmam Ahmed bin Hanbel'in cevabını bekliyoruz" dediler. Daha sonra, zindana geri döndüm ve gördüklerimi İmam Ahmed'e anlattım. Bunun üzerine İmam Ahmed bana: "Ya Mervezi! Ölüm, bana bu insanları aldatmaktan daha sevimlidir" dedi."

    Seyyid Kutup da böyle diyordu. Akide'de takiyye caiz değildir. Lider konumunda bulunan, insanların peşinden gittiği kimseler için takiyye yapmak caiz değildir. Cahiliyyenin öğretilerini, ya da sosyalizmi ve kavmiyetçiliği ikrar etmesi caiz değildir. Bu tür konularda takiyye yapmak kendisine tabi olunan kimseler için lider statüsündekiler için değil, mukallid konumundaki avam halk tabakası için caizdir. "Kalbi iman ile dopdolu olduğu halde küfre zorlanan müstesna..." (Nahl, 106) Bu hüküm taklit edilen, tabi olunan için değil, taklid eden, tabi olan için geçerlidir. Ammar bin Yasir hadisesinde olduğu gibi. Şüphesiz Ammar bin Yasir tabi olandır. Hiç, Allah Rasulü (sav)'nün Ammar'ın yaptığını yapması caiz olur mu?
    İnsanlar için örnek alman durumuna gelmiş hiçbir genç için de aynı şekilde küfür kelimesini konuşmak ve takiyye yapmak caiz değildir. "Kalbi iman ile dopdolu olduğu halde küfre zorlanan kimse müstesna" âyet-i kerimesiyle amel etmek bu konumdaki kimseler için caiz olmaz.
    Seyyid Kutub'a şöyle diyorlardı: "Hiç olmazsa idamının kalkması için gel" (devlet başkanından özür dilediği ya da hiç olmazsa ona bir nezaket ziyareti yaptığı takdirde hakkındaki idam kararının kaldırılacağı söyleniyordu). Seyyid Kutub'un bunlara cevabı ise şu oluyordu:
    "Namazda yüce Allah'ın vahdaniyetine şahadet eden bu parmağım, tağutun hükmünü onaylayan tek harf dahi yazmayı red etmektedir. Tağuttan neden af dileyeyim. Eğer ben hak ile mahkûm edilmişsem, hakkın hükmüne razıyım. Yok, eğer, batılla mahkûm edilmişsem, ben batıldan af dileyecek kadar alçalamam."





+ Yorum Gönder