Konusunu Oylayın.: Nikahsız ilişkiye girip sonra hem dini hem resmi nikah olunca Allah bunu affeder mi?

5 üzerinden 4.00 | Toplam : 3 kişi
Nikahsız ilişkiye girip sonra hem dini hem resmi nikah olunca Allah bunu affeder mi?
  1. 04.Temmuz.2012, 17:51
    1
    Misafir

    Nikahsız ilişkiye girip sonra hem dini hem resmi nikah olunca Allah bunu affeder mi?






    Nikahsız ilişkiye girip sonra hem dini hem resmi nikah olunca Allah bunu affeder mi? Mumsema merhaba nikahsız ilişkiye girip sonra hem dini hem resmi nikah olunca allah bunu affeder mı
    gunahı varmı


  2. 04.Temmuz.2012, 18:06
    2
    muvahhidim
    herşey O'nun için..!

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Eylül.2010
    Üye No: 78968
    Mesaj Sayısı: 1,235
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 14
    Bulunduğu yer: جَنُوبُ تُرْكيا

    Cevap: nikahsız ilişkiye girip sonra hem dini hem resmi nikah olunca Allah bunu affed




    Alıntı
    merhaba nikahsız ilişkiye girip sonra hem dini hem resmi nikah olunca allah bunu affeder mı
    gunahı varmı
    Zina suçuna verilecek cezalar hakkında Nur Sûresinin ilk âyetlerinde açık bir şekilde izahlar mevcuttur: «Zina eden kadın ve erkeğin her birine yüzer değnek vurun. Eğer Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız, Allah'ın dinini tatbik hususunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mü'minlerden bir topluluk onların cezalarına şahit olsun.» *

    Zina cezasının tatbik edilmesi için bu suçun kesin olarak aydınlığa çıkması ve tesbit edilmesi şartı başta gelmektedir. Bu da üç şekilde mümkün olur : (l) dört âdil erkeğin zina fiilini kesin olarak gördüklerine dair şahitlik etmeleri, (2) suçu işleyen kimsenin itirafı, (3) suçlu 'kadınsa hamile kalması. Bu üç husus etmediği müddetçe cezası tatbik edilmez.

    Asr-ı Saadette Kur'ân'ın bu emri mü'min kalb ve ruhlara öylesine yerleşmişti ki; hiç şahide, ispata kalmadan, şeytana ve nefsine uyup da bir anlık hissiyatına kapılan bazı kimseler, bu suçu işledikleri zaman bizzat gelip Peygamberimize itiraf etmişler, kendilerine Kur'ân'da emredildiği şekilde cezanın uygulanmasını istemişlerdir.

    Meselâ Maiz el-Eslemî adında birisi Peygamberimizin huzuruna gelerek zina yaptığını itiraf etti, Peygamberimiz yüzünü çevirerek dinlemek istemedi. Maiz. ikinci, üçüncü ve dördüncü defa aynı şeyi tekrar etti. Peygamberimiz yine dinlemek istemedi. Nihayet dördüncüsünde, «Sende delilik var mı?» dedi ve «Hayır» cevabını aldı. «Sarhoş musun yoksa?» sorusu üzerine bir zat kalkarak ağzını kokladı. Sarhoşluğa dair bir belirti bulunmadı. Bundan sonra

    Peygamberimiz «Belki yalnız öptün, lâf attın veya sadece baktın» dedi. Maiz «Hayır» diye devam etti. «Evli misin?» sorusuna da «Evet» deyince, Peygamberimiz recmedilmesini emretti ve recmedildi. Tevbesinin kabul edilip edilmemesi hususunda da Hz. Peygamber şöyle buyurdu : «O öyle bir tevbe etti ki, bir millet arasında taksim edilse idi, hepsini içine alırdı.» Başka bir vesile ile de, «Sen Allah için canını vermekten daha faziletli bir tevbe gördün mü?» buyurdu. 2

    Âyet-i kerimede ifâde buyurulduğu gibi, zina suçuna terettüp edecek ceza iki şekilde mütalâa edilmektedir : Birisi, yüz sopa, diğeri de recim (öldürmek). Bu çirkin suçu işleyen kimse, erkek veya kadın, bir defa olsun hiç evlenmemiş olmalıdır. Bunlara suç tesbit edilip hüküm verildikten sonra yüz sopa cezası tatbik edilir.

    Bu hükme bir esas teşkil eden hadis-i şerifi Hz. Ubeyde bin Sâmit rivayet eder. Hadis şu mealdedir : «Ölçüyü benden alınız, benden alınız! Allah onlara bir yol gösterdi. Zina edenler bekâr ise yüz sopa ve bir sene sürgün cezası tatbik ediniz. Evliler ise yüz sopa ve recim tatbik ediniz.» 3

    Fıkıh kaynaklarında bu sopanın durumu ve vuruş şekli hususunda bir ölçü verilir : Sopa parmak kalınlığında olmalı, yüze ve başa vurulmamalı, cezayı tatbik eden kimse sopayı omuzunun hizasından yukarı kaldır-mamalı ve çıplak bedene vurmamalıdır.4

    Âyet-i kerimede geçen, «Mü'minlerden bir topluluk onların cezasına şahit olsun» ifâdesindeki hikmetleri de asrımız müfessirlerinden merhum Elmalılı şöyle belirtir: Cezayı tatbik eden kimse suistimale girmemelidir. Herkesin gözü önünde cereyan etmesi halinde ceza bir işkence şekline bürünmez. «Tarihin şikâyet edegeldiği zalimane işkenceler hep gizlenerek yapılmıştır.» Halbuki bu bir işkence olmayıp cezadır. Bunun için dinin çizmiş olduğu sınırın dışına taşırılmamalıdır. Cezanın açıktan tatbik edilmesinde «İffetin kıymetini, ibret ve terbiyesinin tamimini ifade eden bir iman ve teşhir vardır.» ^Bu şekil aynı zamanda suçlu için psikolojik bir ceza manâsını da taşımaktadır.5

    1. Nur Sûresi, 2.
    2. et-Tâc, 3 :25; Müslim, Hudûd: 24.
    3.Müslim, Hudûd: 12.
    4.Dört Mezhebin Fıkıh Kitabı, 7 : 105.
    5. Hak Dini Kur'ân Dili, 5 : 3473 - 4.

    Mehmed Paksu, Helal-Haram


  3. 04.Temmuz.2012, 18:06
    2
    herşey O'nun için..!



    Alıntı
    merhaba nikahsız ilişkiye girip sonra hem dini hem resmi nikah olunca allah bunu affeder mı
    gunahı varmı
    Zina suçuna verilecek cezalar hakkında Nur Sûresinin ilk âyetlerinde açık bir şekilde izahlar mevcuttur: «Zina eden kadın ve erkeğin her birine yüzer değnek vurun. Eğer Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız, Allah'ın dinini tatbik hususunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mü'minlerden bir topluluk onların cezalarına şahit olsun.» *

    Zina cezasının tatbik edilmesi için bu suçun kesin olarak aydınlığa çıkması ve tesbit edilmesi şartı başta gelmektedir. Bu da üç şekilde mümkün olur : (l) dört âdil erkeğin zina fiilini kesin olarak gördüklerine dair şahitlik etmeleri, (2) suçu işleyen kimsenin itirafı, (3) suçlu 'kadınsa hamile kalması. Bu üç husus etmediği müddetçe cezası tatbik edilmez.

    Asr-ı Saadette Kur'ân'ın bu emri mü'min kalb ve ruhlara öylesine yerleşmişti ki; hiç şahide, ispata kalmadan, şeytana ve nefsine uyup da bir anlık hissiyatına kapılan bazı kimseler, bu suçu işledikleri zaman bizzat gelip Peygamberimize itiraf etmişler, kendilerine Kur'ân'da emredildiği şekilde cezanın uygulanmasını istemişlerdir.

    Meselâ Maiz el-Eslemî adında birisi Peygamberimizin huzuruna gelerek zina yaptığını itiraf etti, Peygamberimiz yüzünü çevirerek dinlemek istemedi. Maiz. ikinci, üçüncü ve dördüncü defa aynı şeyi tekrar etti. Peygamberimiz yine dinlemek istemedi. Nihayet dördüncüsünde, «Sende delilik var mı?» dedi ve «Hayır» cevabını aldı. «Sarhoş musun yoksa?» sorusu üzerine bir zat kalkarak ağzını kokladı. Sarhoşluğa dair bir belirti bulunmadı. Bundan sonra

    Peygamberimiz «Belki yalnız öptün, lâf attın veya sadece baktın» dedi. Maiz «Hayır» diye devam etti. «Evli misin?» sorusuna da «Evet» deyince, Peygamberimiz recmedilmesini emretti ve recmedildi. Tevbesinin kabul edilip edilmemesi hususunda da Hz. Peygamber şöyle buyurdu : «O öyle bir tevbe etti ki, bir millet arasında taksim edilse idi, hepsini içine alırdı.» Başka bir vesile ile de, «Sen Allah için canını vermekten daha faziletli bir tevbe gördün mü?» buyurdu. 2

    Âyet-i kerimede ifâde buyurulduğu gibi, zina suçuna terettüp edecek ceza iki şekilde mütalâa edilmektedir : Birisi, yüz sopa, diğeri de recim (öldürmek). Bu çirkin suçu işleyen kimse, erkek veya kadın, bir defa olsun hiç evlenmemiş olmalıdır. Bunlara suç tesbit edilip hüküm verildikten sonra yüz sopa cezası tatbik edilir.

    Bu hükme bir esas teşkil eden hadis-i şerifi Hz. Ubeyde bin Sâmit rivayet eder. Hadis şu mealdedir : «Ölçüyü benden alınız, benden alınız! Allah onlara bir yol gösterdi. Zina edenler bekâr ise yüz sopa ve bir sene sürgün cezası tatbik ediniz. Evliler ise yüz sopa ve recim tatbik ediniz.» 3

    Fıkıh kaynaklarında bu sopanın durumu ve vuruş şekli hususunda bir ölçü verilir : Sopa parmak kalınlığında olmalı, yüze ve başa vurulmamalı, cezayı tatbik eden kimse sopayı omuzunun hizasından yukarı kaldır-mamalı ve çıplak bedene vurmamalıdır.4

    Âyet-i kerimede geçen, «Mü'minlerden bir topluluk onların cezasına şahit olsun» ifâdesindeki hikmetleri de asrımız müfessirlerinden merhum Elmalılı şöyle belirtir: Cezayı tatbik eden kimse suistimale girmemelidir. Herkesin gözü önünde cereyan etmesi halinde ceza bir işkence şekline bürünmez. «Tarihin şikâyet edegeldiği zalimane işkenceler hep gizlenerek yapılmıştır.» Halbuki bu bir işkence olmayıp cezadır. Bunun için dinin çizmiş olduğu sınırın dışına taşırılmamalıdır. Cezanın açıktan tatbik edilmesinde «İffetin kıymetini, ibret ve terbiyesinin tamimini ifade eden bir iman ve teşhir vardır.» ^Bu şekil aynı zamanda suçlu için psikolojik bir ceza manâsını da taşımaktadır.5

    1. Nur Sûresi, 2.
    2. et-Tâc, 3 :25; Müslim, Hudûd: 24.
    3.Müslim, Hudûd: 12.
    4.Dört Mezhebin Fıkıh Kitabı, 7 : 105.
    5. Hak Dini Kur'ân Dili, 5 : 3473 - 4.

    Mehmed Paksu, Helal-Haram





+ Yorum Gönder