Konusunu Oylayın.: Ehl-i Kitap olmayan müşriklerin İslam'daki hükmü nedir ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ehl-i Kitap olmayan müşriklerin İslam'daki hükmü nedir ?
  1. 29.Haziran.2012, 17:48
    1
    Misafir

    Ehl-i Kitap olmayan müşriklerin İslam'daki hükmü nedir ?






    Ehl-i Kitap olmayan müşriklerin İslam'daki hükmü nedir ? Mumsema Ehl-i Kitap olmayan müşriklerin İslam'daki hükmü nedir ?


  2. 29.Haziran.2012, 18:29
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Ehl-i Kitap olmayan müşriklerin İslam'daki hükmü nedir ?




    - Bugün size bütün temiz olan şeyler helal kılındı. Kitap verilenlerin yiyeceği size helaldir. Sizin yiyeceğiniz de onlara helaldir. İffetli, zinaya sapmamış ve dost edinmemiş olmak şartıyla, kendilerine mehirlerini verdiğinizde mü’minlerden hür kadınlarla sizden önce kitap verilenlerin hür kadınları da (size helal kılındı). Kim imanı inkar ederse, onun ameli boşa gitmiş ve ahirette hüsrana uğramış olur.


    Allah (c.c), önceki ayette; “bütün temiz olan şeyler size helal kılındı” buyurarak, bu konudaki hükmünü bildirmişti. Bu ayette ise; vermiş olduğu nimetleri ve geniş fazlını hatırlatmak, bildirdiği hükümleri ihlal edenleri uyarmak için bu hükmü tekid etmiştir.

    Kitab ehlinin Kestiği Hayvanların Eti:

    “Kitap verilenlerin yiyeceği size helaldir.”

    Ayetteki “taam (yemek)”dan kasıt; kitab ehlinin kesmiş olduğu helal hayvanların etidir.

    Kitab ehlinden kasıt; yahudi ve hristiyanlardır.

    Taberi tefsirinde şöyle geçer:

    “Kitab ehlinin yemeği sizin için helaldir, sözünün manası; hristiyan ve yahudilerin kestiklerini yemeniz size helaldir. Yahudi ve hristiyanlardan kasıt ise; kendilerine Tevrat ve İncil verilip de her ikisine veya sadece birisine bağlanan kimselerdir. Bunların kestikleri sizlere helaldir. Bunların dışında kitabı olmayan arap müşriklerinin, putperestlerin ve diğer müşriklerin kestikleri sizin için helal değildir. Bunlardan kim tevhidi kabul etmez ve kitab ehlinin dinine bağlanmazsa, onun kestiği sizin için haram olur.”


    Bazı Şüphelere Cevaplar:

    Et meselesini kısaca özetledikten sonra Bakara: 173’te üzerinde durmadığım veya kapalı kalan bazı şüpheler üzerinde durmak istiyorum. Bu şüpheler üzerinde tek tek durmak istiyorum. Öyle ki bu açıklamalardan sonra helak olacak kişi bilerek helak olsun ve bu konuda hiç kimsenin Allah (c.c) katında artık hiçbir mazereti kalmasın.

    1 - “Kitab ehli” Hükmü, Kendisine Kitap Verilen Herkesi İçine Alır:

    Bazı insanlar, ayette geçen “kitab ehli” lafzının şer’i manasını değil, lügat manasını alarak Allah (c.c)’ın indirdiği kitaplardan herhangi birine bağlı olan bütün herkesi, kitab ehli olarak isimlendirmişlerdir.

    Bu görüş sahipleri; “yahudi ve hristiyanlar şirk koştukları halde, Tevrat ve İncil’e bağlı oldukları için nasıl kitab ehli hükmünü alıyorlarsa, aynı şekilde şirk koştukları halde, Kur’an’a bağlı olduklarını söyleyen müşriklere de kitab ehli hükmünü vermek gerekir” diyorlar.

    Cevap: İslam’a vurulan en büyük darbe; Kur’an ayetlerini, Rasulullah (s.a.s)’ın hadislerine, sahabelerin açıklamalarına, muteber İslam alimlerinin görüşlerine hiç bakmaksızın sadece arap diline bakarak anlamaya çalışmak veya yorumlamaktır. Bu çok büyük bir fitnedir. Rasulullah (s.a.s), müslümanları bu fitneden korumak için şöyle buyurmuştur:

    “Size iki şey bırakıyorum. Onlara sımsıkı bağlanırsanız asla sapmazsınız. Bunlar; Allah (c.c)’ın kitabı ve benim sünnetimdir.” (Muvatta)

    Bir başka rivayet şöyledir:

    “Bunlar; Allah (c.c)’ın kitabı ve benim ıtratımdır.” (Müslim, Tirmizi)

    Bir başka rivayet ise şöyledir:

    “Benim sümmetime ve hulafai raşidinin sünnetine sımsıkı bağlanın!” (Buhari, Müslim)

    Kur’an’ı anlamak isteyen bir kimsenin, Rasullah (s.a.s)’ ın sünnetine ve bu sünneti çok iyi bilen sahabelerin anlayışına çok iyi bakması gerekir. Bu sebeble Rasulullah (s.a.s), zikrettiğimiz hadisleri ve benzeri hadisleri söylemiştir.

    Ayette geçen, “kitab ehli” kelimesinden kastın ne olduğunu sahabeler bize açıklamıştır. Bu konuda aralarında bazı ufak ihtilaflar olsa bile hiçbir sahabe, tabiin, tabei tabiin, dört imam ve muteber İslam alimleri, “Kur’an’a bağlandıklarını iddia ettikleri halde şirk koşan kimseler, “kitab ehli” kelimesinden kastedilen mana içine girerler” dememiştir. Halbuki onların zamanında da mürtedler, ubeydiler (Fatimiler), tatarlar ve diğerleri gibi, Kur’an’a bağlandıklarını iddia ettikleri halde şirk koşan kimseler vardı. Onlar, böyle kimselere hiçbir zaman “kitab ehli” hükmünü vererek kestiklerini yememiş, kızlarıyla da evlenmemişlerdir. Bilakis onlara, kendisine hayat hakkı tanınmayan mürted hükmünü vermişlerdir.

    Bütün sahabeler, onlara bağlı olan tabiinler, dört mezheb imamları ve bütün alimlerin ittifakıyla; İslam’a girdikten sonra şirk koşan kimse, İslam’ı terkederek mürted olmuştur. Bu kimse tevbeye davet edilir. Şayet tevbe etmezse, öldürülür. Bu kişinin kesmiş olduğu hayvanın yenileceğini, hiçbir alim söylememiştir.

    İslam’a girdikten sonra şirk koşarak mürted olan kişinin öldürülmesi konusunda alimler arasında basit ihtilaflar olsa bile, böyle bir kimsenin kestiği hayvanın yenmeyeceği konusunda bütün alimler ittifak etmişlerdir.

    (İbn Kudame el-Mugni c: 9 s: 388

    El Mecmu Şerhi’l Muhezzeb c: 9 s: 81

    El Umm-Şafii c: 6 s: 155

    El Umm – Şafii c: 7 s: 331

    İmam Muhammed El-Mebsut el yazması s: 142-143

    Merdavi El-İnsaf c: 10 s: 389

    İbn Neccar Müntehal İradat c: 2 s: 513)

    İslam tarihinin tamamına baktığımızda, İslam dininden herhangi bir sebebten dolayı irtidat eden bir kimseye, kendisinin İslam üzere olduğunu iddia etse bile, kitab ehli hükmü verilmeyeceğine dair hükmün bizlere mütevatir olarak ulaştığını görürüz.

    Her halukarda bu kimselere kitab ehli hükmü verilmemiş, onlardan cizye alınmamış, kestikleri helal sayılmamış ve kadınlarıyla da evlenilmemiştir.

    İslam’ın bütün hükümlerini kabul eden, fakat Ebu Bekir (r.a)’e zekat vermeyi kabul etmeyen mürtedlerin durumu ve tavrı bize apaçık bir delildir. Ebu Bekir (r.a) onlara, hiçbir konuda kitab ehli hükmü vermedi.

    Şirk koşmalarına rağmen, müslüman olduklarını söyleyen kimselere kitab ehli hükmünü verenler, sadece sözlüğe bakmışlar ve bu görüşlerini destekleyen ne bir hadis, ne de muteber bir alimin görüşünü delil getirmişlerdir. İşte onlar bu şekilde, bütün İslam ümmetinin icmasına zıt bir görüş ortaya çıkarmışlardır.

    Oysa Razi Tefsiri, Ebu’s Suud Tefsiri, Merah Lebid Tefsiri, Beydavi Tefsiri, Tealibi Tefsiri, Kurtubi Tefsiri, Taberi Tefsiri, Zad’ul Mesir Tefsiri (İbni’l Cevzi), Ruh’ul Meani Tefsiri (Alusi) gibi kitaplarda kitab ehlinden kastın sadece yahudi ve hristiyanlar olduğu geçmektedir. Kur’ an’da zikri geçen “kitab ehli” kelimesinin hükmüne, müslümanların veya müslüman olduğunu söyleyenlerin girdiğini hiçbir alim söylememiştir. Çünkü Kur’an’da geçen kitab ehli lafzı, ya hristiyanlar için ya yahudiler için ya da her ikisi için kullanılmıştır. Müslümanlar veya İslam’a tabi olduğunu iddia edenler için ise, ne Kur’an’da ne de sünnette “kitab ehli” hükmü kesinlikle kullanılmamıştır.

    İşte bu sebeble, İslam’a ve Kur’an’a bağlı olduklarını iddia etmelerine rağmen şirk koşan müşriklere “kitab ehli” hükmünü vermek, hem Kur’an hem sünnet hem de ümmetin icmasına zıttır. Zira İslam’ı gerçek manada kendisine din edinmiş ve Kur’an’ın hükümlerine iman etmiş ve bağlanmış kimsenin ismi müslümandır. İslam’ı gerçek manada din edindiği ve Kur’an’ın hükümlerine iman edip bağlandığı halde sonradan şirk koşan ve hala Kur’an’a ve Muhammed (a.s)’e iman ettiğini iddia eden kimsenin ismi ise mürted ve müşriktir.



  3. 29.Haziran.2012, 18:29
    2
    Silent and lonely rains



    - Bugün size bütün temiz olan şeyler helal kılındı. Kitap verilenlerin yiyeceği size helaldir. Sizin yiyeceğiniz de onlara helaldir. İffetli, zinaya sapmamış ve dost edinmemiş olmak şartıyla, kendilerine mehirlerini verdiğinizde mü’minlerden hür kadınlarla sizden önce kitap verilenlerin hür kadınları da (size helal kılındı). Kim imanı inkar ederse, onun ameli boşa gitmiş ve ahirette hüsrana uğramış olur.


    Allah (c.c), önceki ayette; “bütün temiz olan şeyler size helal kılındı” buyurarak, bu konudaki hükmünü bildirmişti. Bu ayette ise; vermiş olduğu nimetleri ve geniş fazlını hatırlatmak, bildirdiği hükümleri ihlal edenleri uyarmak için bu hükmü tekid etmiştir.

    Kitab ehlinin Kestiği Hayvanların Eti:

    “Kitap verilenlerin yiyeceği size helaldir.”

    Ayetteki “taam (yemek)”dan kasıt; kitab ehlinin kesmiş olduğu helal hayvanların etidir.

    Kitab ehlinden kasıt; yahudi ve hristiyanlardır.

    Taberi tefsirinde şöyle geçer:

    “Kitab ehlinin yemeği sizin için helaldir, sözünün manası; hristiyan ve yahudilerin kestiklerini yemeniz size helaldir. Yahudi ve hristiyanlardan kasıt ise; kendilerine Tevrat ve İncil verilip de her ikisine veya sadece birisine bağlanan kimselerdir. Bunların kestikleri sizlere helaldir. Bunların dışında kitabı olmayan arap müşriklerinin, putperestlerin ve diğer müşriklerin kestikleri sizin için helal değildir. Bunlardan kim tevhidi kabul etmez ve kitab ehlinin dinine bağlanmazsa, onun kestiği sizin için haram olur.”


    Bazı Şüphelere Cevaplar:

    Et meselesini kısaca özetledikten sonra Bakara: 173’te üzerinde durmadığım veya kapalı kalan bazı şüpheler üzerinde durmak istiyorum. Bu şüpheler üzerinde tek tek durmak istiyorum. Öyle ki bu açıklamalardan sonra helak olacak kişi bilerek helak olsun ve bu konuda hiç kimsenin Allah (c.c) katında artık hiçbir mazereti kalmasın.

    1 - “Kitab ehli” Hükmü, Kendisine Kitap Verilen Herkesi İçine Alır:

    Bazı insanlar, ayette geçen “kitab ehli” lafzının şer’i manasını değil, lügat manasını alarak Allah (c.c)’ın indirdiği kitaplardan herhangi birine bağlı olan bütün herkesi, kitab ehli olarak isimlendirmişlerdir.

    Bu görüş sahipleri; “yahudi ve hristiyanlar şirk koştukları halde, Tevrat ve İncil’e bağlı oldukları için nasıl kitab ehli hükmünü alıyorlarsa, aynı şekilde şirk koştukları halde, Kur’an’a bağlı olduklarını söyleyen müşriklere de kitab ehli hükmünü vermek gerekir” diyorlar.

    Cevap: İslam’a vurulan en büyük darbe; Kur’an ayetlerini, Rasulullah (s.a.s)’ın hadislerine, sahabelerin açıklamalarına, muteber İslam alimlerinin görüşlerine hiç bakmaksızın sadece arap diline bakarak anlamaya çalışmak veya yorumlamaktır. Bu çok büyük bir fitnedir. Rasulullah (s.a.s), müslümanları bu fitneden korumak için şöyle buyurmuştur:

    “Size iki şey bırakıyorum. Onlara sımsıkı bağlanırsanız asla sapmazsınız. Bunlar; Allah (c.c)’ın kitabı ve benim sünnetimdir.” (Muvatta)

    Bir başka rivayet şöyledir:

    “Bunlar; Allah (c.c)’ın kitabı ve benim ıtratımdır.” (Müslim, Tirmizi)

    Bir başka rivayet ise şöyledir:

    “Benim sümmetime ve hulafai raşidinin sünnetine sımsıkı bağlanın!” (Buhari, Müslim)

    Kur’an’ı anlamak isteyen bir kimsenin, Rasullah (s.a.s)’ ın sünnetine ve bu sünneti çok iyi bilen sahabelerin anlayışına çok iyi bakması gerekir. Bu sebeble Rasulullah (s.a.s), zikrettiğimiz hadisleri ve benzeri hadisleri söylemiştir.

    Ayette geçen, “kitab ehli” kelimesinden kastın ne olduğunu sahabeler bize açıklamıştır. Bu konuda aralarında bazı ufak ihtilaflar olsa bile hiçbir sahabe, tabiin, tabei tabiin, dört imam ve muteber İslam alimleri, “Kur’an’a bağlandıklarını iddia ettikleri halde şirk koşan kimseler, “kitab ehli” kelimesinden kastedilen mana içine girerler” dememiştir. Halbuki onların zamanında da mürtedler, ubeydiler (Fatimiler), tatarlar ve diğerleri gibi, Kur’an’a bağlandıklarını iddia ettikleri halde şirk koşan kimseler vardı. Onlar, böyle kimselere hiçbir zaman “kitab ehli” hükmünü vererek kestiklerini yememiş, kızlarıyla da evlenmemişlerdir. Bilakis onlara, kendisine hayat hakkı tanınmayan mürted hükmünü vermişlerdir.

    Bütün sahabeler, onlara bağlı olan tabiinler, dört mezheb imamları ve bütün alimlerin ittifakıyla; İslam’a girdikten sonra şirk koşan kimse, İslam’ı terkederek mürted olmuştur. Bu kimse tevbeye davet edilir. Şayet tevbe etmezse, öldürülür. Bu kişinin kesmiş olduğu hayvanın yenileceğini, hiçbir alim söylememiştir.

    İslam’a girdikten sonra şirk koşarak mürted olan kişinin öldürülmesi konusunda alimler arasında basit ihtilaflar olsa bile, böyle bir kimsenin kestiği hayvanın yenmeyeceği konusunda bütün alimler ittifak etmişlerdir.

    (İbn Kudame el-Mugni c: 9 s: 388

    El Mecmu Şerhi’l Muhezzeb c: 9 s: 81

    El Umm-Şafii c: 6 s: 155

    El Umm – Şafii c: 7 s: 331

    İmam Muhammed El-Mebsut el yazması s: 142-143

    Merdavi El-İnsaf c: 10 s: 389

    İbn Neccar Müntehal İradat c: 2 s: 513)

    İslam tarihinin tamamına baktığımızda, İslam dininden herhangi bir sebebten dolayı irtidat eden bir kimseye, kendisinin İslam üzere olduğunu iddia etse bile, kitab ehli hükmü verilmeyeceğine dair hükmün bizlere mütevatir olarak ulaştığını görürüz.

    Her halukarda bu kimselere kitab ehli hükmü verilmemiş, onlardan cizye alınmamış, kestikleri helal sayılmamış ve kadınlarıyla da evlenilmemiştir.

    İslam’ın bütün hükümlerini kabul eden, fakat Ebu Bekir (r.a)’e zekat vermeyi kabul etmeyen mürtedlerin durumu ve tavrı bize apaçık bir delildir. Ebu Bekir (r.a) onlara, hiçbir konuda kitab ehli hükmü vermedi.

    Şirk koşmalarına rağmen, müslüman olduklarını söyleyen kimselere kitab ehli hükmünü verenler, sadece sözlüğe bakmışlar ve bu görüşlerini destekleyen ne bir hadis, ne de muteber bir alimin görüşünü delil getirmişlerdir. İşte onlar bu şekilde, bütün İslam ümmetinin icmasına zıt bir görüş ortaya çıkarmışlardır.

    Oysa Razi Tefsiri, Ebu’s Suud Tefsiri, Merah Lebid Tefsiri, Beydavi Tefsiri, Tealibi Tefsiri, Kurtubi Tefsiri, Taberi Tefsiri, Zad’ul Mesir Tefsiri (İbni’l Cevzi), Ruh’ul Meani Tefsiri (Alusi) gibi kitaplarda kitab ehlinden kastın sadece yahudi ve hristiyanlar olduğu geçmektedir. Kur’ an’da zikri geçen “kitab ehli” kelimesinin hükmüne, müslümanların veya müslüman olduğunu söyleyenlerin girdiğini hiçbir alim söylememiştir. Çünkü Kur’an’da geçen kitab ehli lafzı, ya hristiyanlar için ya yahudiler için ya da her ikisi için kullanılmıştır. Müslümanlar veya İslam’a tabi olduğunu iddia edenler için ise, ne Kur’an’da ne de sünnette “kitab ehli” hükmü kesinlikle kullanılmamıştır.

    İşte bu sebeble, İslam’a ve Kur’an’a bağlı olduklarını iddia etmelerine rağmen şirk koşan müşriklere “kitab ehli” hükmünü vermek, hem Kur’an hem sünnet hem de ümmetin icmasına zıttır. Zira İslam’ı gerçek manada kendisine din edinmiş ve Kur’an’ın hükümlerine iman etmiş ve bağlanmış kimsenin ismi müslümandır. İslam’ı gerçek manada din edindiği ve Kur’an’ın hükümlerine iman edip bağlandığı halde sonradan şirk koşan ve hala Kur’an’a ve Muhammed (a.s)’e iman ettiğini iddia eden kimsenin ismi ise mürted ve müşriktir.






+ Yorum Gönder