Konusunu Oylayın.: Hatalarımdan dolayı çok mutsuz ve karamsarım bu durumdan nasıl kurtulabilirim?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hatalarımdan dolayı çok mutsuz ve karamsarım bu durumdan nasıl kurtulabilirim?
  1. 27.Haziran.2012, 17:30
    1
    Misafir

    Hatalarımdan dolayı çok mutsuz ve karamsarım bu durumdan nasıl kurtulabilirim?






    Hatalarımdan dolayı çok mutsuz ve karamsarım bu durumdan nasıl kurtulabilirim? Mumsema ben 32 yasindayim ve dört senedir ruhi bunalimlarim var aslinda ortada birsey yok ama herseyi sorun ediyorum düsünürken kendimi aglarken buluyorum yoruldum artik herseyden korkar oldum hep kötü seyler düsünüyorum hayatimi iyiye yoramiyorum gecmiste bazi hatalarim oldu onlar simdi karsima cikacak ve ben mutsuz olucam diye bugünüme yansiyacak diye hep karamsar düsünüyorum bilmiyorum ne yapmam gerek ((


  2. 27.Haziran.2012, 17:30
    1
    nefessiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    nefessiz
    Misafir



    ben 32 yasindayim ve dört senedir ruhi bunalimlarim var aslinda ortada birsey yok ama herseyi sorun ediyorum düsünürken kendimi aglarken buluyorum yoruldum artik herseyden korkar oldum hep kötü seyler düsünüyorum hayatimi iyiye yoramiyorum gecmiste bazi hatalarim oldu onlar simdi karsima cikacak ve ben mutsuz olucam diye bugünüme yansiyacak diye hep karamsar düsünüyorum bilmiyorum ne yapmam gerek ((


    Benzer Konular

    - Vesveseler normal hayatımıda olumsuz etkiliyor bu durumdan nasıl kurtulabilirim ?

    - Hep karamsarım bu durumdan kurtulmanın yolu nedir

    - Kadına karşı aşırı bir ilgim var bu durumdan nasıl kurtulabilirim ne yapmalıyım ?

    - Ruhum daralıyor sıkıntı içindeyim bu durumdan nasıl kurtulabilirim?

    - Bunaldım artık aileme çok zarar verdim bu durumdan nasıl kurtulabilirim?

  3. 27.Haziran.2012, 22:09
    2
    İLİMCİK
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Haziran.2012
    Üye No: 96623
    Mesaj Sayısı: 419
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: hatalarımdan dolayı çok mutsuz ve karamsarım bu durumdan nasıl kurtulabilirim?




    Kardeşim, bunun için çok şey söylenebilir. Bütün derlerde olduğu gibi bu derdinize de çare ve ilaç iman hakikatleridir. Öncelikle, geçmişteki hatalarımız için istiğfar etmemiz lazım. Ayrıca, sonsuz merhamet ve şefkat sahibi bir zatın bir misafiri olduğumuzu ve bu misafirhane sahibi zatın bizi her an gördüğünü ve bildiğini düşünmek bizi çok rahatlatıyor. Ayrıca, dünyanın Cennetin bir intizar salonu olduğunu ve bu dünyadaki sıkıntıların geçici olduğunu bilmemiz de bize tam teselli veriyor. Ayrıca, bizim en büyük kuvvetimizden biri tevekkül hakikatidir. Tevekkül hakikatinin ne kadar büyük bir kuvvet olduğunu anlamamız için Risale-i Nurda geçen bir yeri aynen aktarıyorum:

    İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre hâdisatın tazyikatından kurtulabilir. "Tevekkeltü alallah" der, sefine-i hayatta kemal-i emniyetle hâdisatın dağlarvari dalgaları içinde seyran eder. Bütün ağırlıklarını Kadîr-i Mutlak'ın yed-i kudretine emanet eder, rahatla dünyadan geçer, berzahta istirahat eder. Sonra saadet-i ebediyeye girmek için Cennet'e uçabilir. Yoksa tevekkül etmezse, dünyanın ağırlıkları uçmasına değil, belki esfel-i safilîne çeker. Demek iman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dareyni iktiza eder. Fakat yanlış anlama. Tevekkül, esbabı bütün bütün reddetmek değildir. Belki esbabı dest-i kudretin perdesi bilip riayet ederek; esbaba teşebbüs ise, bir nevi dua-i fiilî telakki ederek; müsebbebatı yalnız Cenab-ı Hak'tan istemek ve neticeleri ondan bilmek ve ona minnettar olmaktan ibarettir.

    Tevekkül eden ve etmeyenin misalleri, şu hikâyeye benzer:

    Vaktiyle iki adam hem bellerine, hem başlarına ağır yükler yüklenip, büyük bir sefineye bir bilet alıp girdiler. Birisi girer girmez yükünü gemiye bırakıp, üstünde oturup nezaret eder. Diğeri hem ahmak, hem mağrur olduğundan yükünü yere bırakmıyor. Ona denildi: "Ağır yükünü gemiye bırakıp rahat et." O dedi: "Yok, ben bırakmayacağım. Belki zayi' olur. Ben kuvvetliyim. Malımı, belimde ve başımda muhafaza edeceğim." Yine ona denildi: "Bizi ve sizi kaldıran şu emniyetli sefine-i sultaniye daha kuvvetlidir, daha ziyade iyi muhafaza eder. Belki başın döner, yükün ile beraber denize düşersin. Hem gittikçe kuvvetten düşersin. Şu bükülmüş belin, şu akılsız başın gittikçe ağırlaşan şu yüklere tâkat getiremeyecek. Kaptan dahi eğer seni bu halde görse, ya divanedir diye seni tardedecek. Ya haindir, gemimizi ittiham ediyor, bizimle istihza ediyor, hapis edilsin, diye emredecektir. Hem herkese maskara olursun. Çünki ehl-i dikkat nazarında, za'fı gösteren tekebbürün ile, aczi gösteren gururun ile, riyayı ve zilleti gösteren tasannuun ile kendini halka mudhike yaptın. Herkes sana gülüyor." denildikten sonra o bîçarenin aklı başına geldi. Yükünü yere koydu, üstünde oturdu. "Oh!.. Allah senden razı olsun. Zahmetten, hapisten, maskaralıktan kurtuldum." dedi.

    İşte ey tevekkülsüz insan! Sen de bu adam gibi aklını başına al, tevekkül et. Tâ bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisenin karşısında titremekten ve hodfüruşluktan ve maskaralıktan ve şekavet-i uhreviyeden ve tazyikat-ı dünyeviye hapsinden kurtulasın.
    Sözler ( 315 )

    Kardeşim, bu konu hakkında çok şey söylenebilir. Bence, sıkıntılardan kurtulmamızın en tesirli çaresi Allah'ı tanımaktır. Yani, nasıl bir zatın misafiri olduğunu bilmektir.

    Son olarak, size "hastalar risalesi" ni okumanızı tavsiye ediyorum: http://www.google.com.tr/url?sa=t&rc...u73P02ZdaDOc_Q

    Cenab-ı Hak size sağlık ve afiyet ihsan eylesin..amin.


  4. 27.Haziran.2012, 22:09
    2
    İLİMCİK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye



    Kardeşim, bunun için çok şey söylenebilir. Bütün derlerde olduğu gibi bu derdinize de çare ve ilaç iman hakikatleridir. Öncelikle, geçmişteki hatalarımız için istiğfar etmemiz lazım. Ayrıca, sonsuz merhamet ve şefkat sahibi bir zatın bir misafiri olduğumuzu ve bu misafirhane sahibi zatın bizi her an gördüğünü ve bildiğini düşünmek bizi çok rahatlatıyor. Ayrıca, dünyanın Cennetin bir intizar salonu olduğunu ve bu dünyadaki sıkıntıların geçici olduğunu bilmemiz de bize tam teselli veriyor. Ayrıca, bizim en büyük kuvvetimizden biri tevekkül hakikatidir. Tevekkül hakikatinin ne kadar büyük bir kuvvet olduğunu anlamamız için Risale-i Nurda geçen bir yeri aynen aktarıyorum:

    İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre hâdisatın tazyikatından kurtulabilir. "Tevekkeltü alallah" der, sefine-i hayatta kemal-i emniyetle hâdisatın dağlarvari dalgaları içinde seyran eder. Bütün ağırlıklarını Kadîr-i Mutlak'ın yed-i kudretine emanet eder, rahatla dünyadan geçer, berzahta istirahat eder. Sonra saadet-i ebediyeye girmek için Cennet'e uçabilir. Yoksa tevekkül etmezse, dünyanın ağırlıkları uçmasına değil, belki esfel-i safilîne çeker. Demek iman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dareyni iktiza eder. Fakat yanlış anlama. Tevekkül, esbabı bütün bütün reddetmek değildir. Belki esbabı dest-i kudretin perdesi bilip riayet ederek; esbaba teşebbüs ise, bir nevi dua-i fiilî telakki ederek; müsebbebatı yalnız Cenab-ı Hak'tan istemek ve neticeleri ondan bilmek ve ona minnettar olmaktan ibarettir.

    Tevekkül eden ve etmeyenin misalleri, şu hikâyeye benzer:

    Vaktiyle iki adam hem bellerine, hem başlarına ağır yükler yüklenip, büyük bir sefineye bir bilet alıp girdiler. Birisi girer girmez yükünü gemiye bırakıp, üstünde oturup nezaret eder. Diğeri hem ahmak, hem mağrur olduğundan yükünü yere bırakmıyor. Ona denildi: "Ağır yükünü gemiye bırakıp rahat et." O dedi: "Yok, ben bırakmayacağım. Belki zayi' olur. Ben kuvvetliyim. Malımı, belimde ve başımda muhafaza edeceğim." Yine ona denildi: "Bizi ve sizi kaldıran şu emniyetli sefine-i sultaniye daha kuvvetlidir, daha ziyade iyi muhafaza eder. Belki başın döner, yükün ile beraber denize düşersin. Hem gittikçe kuvvetten düşersin. Şu bükülmüş belin, şu akılsız başın gittikçe ağırlaşan şu yüklere tâkat getiremeyecek. Kaptan dahi eğer seni bu halde görse, ya divanedir diye seni tardedecek. Ya haindir, gemimizi ittiham ediyor, bizimle istihza ediyor, hapis edilsin, diye emredecektir. Hem herkese maskara olursun. Çünki ehl-i dikkat nazarında, za'fı gösteren tekebbürün ile, aczi gösteren gururun ile, riyayı ve zilleti gösteren tasannuun ile kendini halka mudhike yaptın. Herkes sana gülüyor." denildikten sonra o bîçarenin aklı başına geldi. Yükünü yere koydu, üstünde oturdu. "Oh!.. Allah senden razı olsun. Zahmetten, hapisten, maskaralıktan kurtuldum." dedi.

    İşte ey tevekkülsüz insan! Sen de bu adam gibi aklını başına al, tevekkül et. Tâ bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisenin karşısında titremekten ve hodfüruşluktan ve maskaralıktan ve şekavet-i uhreviyeden ve tazyikat-ı dünyeviye hapsinden kurtulasın.
    Sözler ( 315 )

    Kardeşim, bu konu hakkında çok şey söylenebilir. Bence, sıkıntılardan kurtulmamızın en tesirli çaresi Allah'ı tanımaktır. Yani, nasıl bir zatın misafiri olduğunu bilmektir.

    Son olarak, size "hastalar risalesi" ni okumanızı tavsiye ediyorum: http://www.google.com.tr/url?sa=t&rc...u73P02ZdaDOc_Q

    Cenab-ı Hak size sağlık ve afiyet ihsan eylesin..amin.





+ Yorum Gönder