Konusunu Oylayın.: Rabbimiz merhametiyle her kulunu bağışlıyor günahkarla iyiler eşit muamelemi görecek?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Rabbimiz merhametiyle her kulunu bağışlıyor günahkarla iyiler eşit muamelemi görecek?
  1. 24.Haziran.2012, 16:04
    1
    Misafir

    Rabbimiz merhametiyle her kulunu bağışlıyor günahkarla iyiler eşit muamelemi görecek?






    Rabbimiz merhametiyle her kulunu bağışlıyor günahkarla iyiler eşit muamelemi görecek? Mumsema bir az qarip bir soru olucak ama birisi bana sordu.---bir baba kendi cocugunun ne olursa olsun,ne yanlis yapdiysa yapsin,cocugunun aci cekmesini,yanmasini,ceza gormesini istemez...dogrumu??peki yuce Rabbim bizim yaradicimiz digilmi?bize ruhundan uflemedimi??o zaman Rabbimiz bizim cehennemde yanmamiza,aci cekmemize nasil razi olur??///////////////benim cevabim..Rabbimin sonsuz merhameti oldugu dogrudur,ama Rabbimin sonsuz adaletide vardir..her kulunu bagislarsa Rabbim,peki burda gunah isleyenle,sevap isleyen arasinda adalet olmaz....sizin cevabinizida merak ediyorum..simdiden Allah razi olsun/


  2. 24.Haziran.2012, 16:04
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    bir az qarip bir soru olucak ama birisi bana sordu.---bir baba kendi cocugunun ne olursa olsun,ne yanlis yapdiysa yapsin,cocugunun aci cekmesini,yanmasini,ceza gormesini istemez...dogrumu??peki yuce Rabbim bizim yaradicimiz digilmi?bize ruhundan uflemedimi??o zaman Rabbimiz bizim cehennemde yanmamiza,aci cekmemize nasil razi olur??///////////////benim cevabim..Rabbimin sonsuz merhameti oldugu dogrudur,ama Rabbimin sonsuz adaletide vardir..her kulunu bagislarsa Rabbim,peki burda gunah isleyenle,sevap isleyen arasinda adalet olmaz....sizin cevabinizida merak ediyorum..simdiden Allah razi olsun/


    Benzer Konular

    - Hakiki Adalet ister ki merhamet dahi eşit dağılsın. Allah neden herkese eşit bir şekilde merhametind

    - Allah, sevdiği kulunu mescidde kayyum eder, sevmediği kulunu hamamda hizmetçi eder, anlamındaki hadi

    - Rabbimiz! Yüceler Yücesi Rabbimiz!

    - Hz Muhammedin merhametiyle ilgili kısa ayetler

    - Hz. Muhammed'in merhametiyle ilgili anılar

  3. 07.Temmuz.2012, 21:38
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,586
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Rabbimiz merhametiyle her kulunu bağışlıyor günahkarla iyiler eşit muamelemi g




    cevabın güzel olmuş kardeş.

    Alıntı
    Allahın isimlerinden: EL-ADL




    “Bütün icraatları hak ve adalet üzere olan.”

    “Her hak sahibine hakkını veren ve haksızları cezalandıran.”

    “Ey iman edenler, âdil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın.”
    (Mâide Sûresi, 5/8)
    Allah Adl’dir. Adaleti sonsuz kemâldedir ve onun ötesinde bir adalet düşünülemez.

    Nur Külliyatında adalet iki temel esasa ayrılarak incelenir: ‘İhkak-ı hak’ ve ‘zalimleri cezalandırmak

    İhkak-ı hak, her hak sahibine hakkını en güzel şekilde vermek demektir.

    Allah, ağacın dallarından, güneşin gezegenlerine, Cennetin tabakalarından, Cehennemin menzillerine kadar her şeyi lâyık mevkiine koymuştur.

    Bunun bir küçük misalini de insanda sergilemiş, her organı yerli yerine koymuş, vazife yapması için gerekli olan bütün şartları en güzel şekilde hazırlamış ve ihtiyaçlarını görmüştür.

    İnsanın simasında, göz ile kulağı nasıl adaletle yerleştirmişse, ruhunda da akıl ve hafızayı aynı adalet ölçüleriyle yaratmış ve her birine uygun vazifeleri yüklemiştir.

    Varlık âleminde adaletini en güzel şekilde gösteren Allah, kullarının amellerine de adalet üzere karşılık verecektir.

    “Her kim zerre kadar hayır işlemişse onu görecektir. Her kim de zerre kadar şer işlemişse onu görecektir.”
    ( Zilzâl Sûresi, 99/7-8)

    Adalet denilince bunun zıddı olan zulüm hatıra gelir. Zulüm, ‘başkasının mülkünde, izni olmaksızın, tasarruf’ etmek demektir. Allah zulümden münezzehtir; çünkü bütün mülk âleminin tek sahibi ve yaratıcısı O’dur.

    Bütün esmâ-i hüsna gibi, Adl isminin de diğer isimlerlerle yakın ilgisi vardır. Bunu kısaca şöyle ifade edebiliriz:

    Azîz, Cebbâr, Celîl, Kahhâr, Kadîr, Muktedir, Muntakîm... olan Allah, adaleti en kâmil mânâda tatbik eder.

    Rahmân, Rahîm, Kerîm, Latîf, Halîm, Ğaffar... olan Allah, bir kulunu Cehenneme koyarsa, o kul bunu hak etmiş demektir.

    Bir insanın Adl isminden feyiz alabilmesi için, öncelikle kendisine ilâhî bir ihsan olarak verilen bütün organlarını, akıl, kalb, hayal, hafıza gibi manevî cihazlarını, sevgisini, korkusunu ve daha nice hislerini yaratılış gayelerinde kullanması gerekir.

    Ancak o zaman, ‘her şeyi yerli yerine koymak ve her hak sahibine hakkını vermekle’ adalet etmiş ve zulümden kurtulmuş olur.

    Aklını başkalarını aldatmaya ve onlara haksızlık etmeye yoran bir insan, öncelikle kendi aklına zulmetmiş olur. Çünkü, o akılla nice ilimler tahsil edebilir ve faydalı işler yapabilirdi. Böylece, hem dünyasını hem de ahiretini mamur etmiş olurdu. Muhatabına zarar vermekle ettiği zulüm ise ikinci derecede kalır. Çünkü, kendi aklına verdiği zarara karşılık muhatabının, meselâ, malına zarar vermiş olur.

    Yine, bir insanın âdil olabilmesi için, maddî imkânlarını da adalet üzere kullanması, israftan sakınması, fakirin hakkı olan zekâtı eksiksiz vermesi gerekir. Zekât vermeyen insan, hem kendi nefsine, hem de muhtaçlara zulmetmiş demektir.

    Adaletin ikinci şubesine gelince, elinde hüküm ve infaz yetkisi bulunan kimseler, ‘zalimlere hak ettikleri cezayı vermek’ ve bunu yaparken de aşırı giderek zulme girmemek suretiyle, Adl ismine mazhar olur ve bu isimden ayrı bir feyiz alırlar.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet













  4. 07.Temmuz.2012, 21:38
    2
    Moderatör



    cevabın güzel olmuş kardeş.

    Alıntı
    Allahın isimlerinden: EL-ADL




    “Bütün icraatları hak ve adalet üzere olan.”

    “Her hak sahibine hakkını veren ve haksızları cezalandıran.”

    “Ey iman edenler, âdil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın.”
    (Mâide Sûresi, 5/8)
    Allah Adl’dir. Adaleti sonsuz kemâldedir ve onun ötesinde bir adalet düşünülemez.

    Nur Külliyatında adalet iki temel esasa ayrılarak incelenir: ‘İhkak-ı hak’ ve ‘zalimleri cezalandırmak

    İhkak-ı hak, her hak sahibine hakkını en güzel şekilde vermek demektir.

    Allah, ağacın dallarından, güneşin gezegenlerine, Cennetin tabakalarından, Cehennemin menzillerine kadar her şeyi lâyık mevkiine koymuştur.

    Bunun bir küçük misalini de insanda sergilemiş, her organı yerli yerine koymuş, vazife yapması için gerekli olan bütün şartları en güzel şekilde hazırlamış ve ihtiyaçlarını görmüştür.

    İnsanın simasında, göz ile kulağı nasıl adaletle yerleştirmişse, ruhunda da akıl ve hafızayı aynı adalet ölçüleriyle yaratmış ve her birine uygun vazifeleri yüklemiştir.

    Varlık âleminde adaletini en güzel şekilde gösteren Allah, kullarının amellerine de adalet üzere karşılık verecektir.

    “Her kim zerre kadar hayır işlemişse onu görecektir. Her kim de zerre kadar şer işlemişse onu görecektir.”
    ( Zilzâl Sûresi, 99/7-8)

    Adalet denilince bunun zıddı olan zulüm hatıra gelir. Zulüm, ‘başkasının mülkünde, izni olmaksızın, tasarruf’ etmek demektir. Allah zulümden münezzehtir; çünkü bütün mülk âleminin tek sahibi ve yaratıcısı O’dur.

    Bütün esmâ-i hüsna gibi, Adl isminin de diğer isimlerlerle yakın ilgisi vardır. Bunu kısaca şöyle ifade edebiliriz:

    Azîz, Cebbâr, Celîl, Kahhâr, Kadîr, Muktedir, Muntakîm... olan Allah, adaleti en kâmil mânâda tatbik eder.

    Rahmân, Rahîm, Kerîm, Latîf, Halîm, Ğaffar... olan Allah, bir kulunu Cehenneme koyarsa, o kul bunu hak etmiş demektir.

    Bir insanın Adl isminden feyiz alabilmesi için, öncelikle kendisine ilâhî bir ihsan olarak verilen bütün organlarını, akıl, kalb, hayal, hafıza gibi manevî cihazlarını, sevgisini, korkusunu ve daha nice hislerini yaratılış gayelerinde kullanması gerekir.

    Ancak o zaman, ‘her şeyi yerli yerine koymak ve her hak sahibine hakkını vermekle’ adalet etmiş ve zulümden kurtulmuş olur.

    Aklını başkalarını aldatmaya ve onlara haksızlık etmeye yoran bir insan, öncelikle kendi aklına zulmetmiş olur. Çünkü, o akılla nice ilimler tahsil edebilir ve faydalı işler yapabilirdi. Böylece, hem dünyasını hem de ahiretini mamur etmiş olurdu. Muhatabına zarar vermekle ettiği zulüm ise ikinci derecede kalır. Çünkü, kendi aklına verdiği zarara karşılık muhatabının, meselâ, malına zarar vermiş olur.

    Yine, bir insanın âdil olabilmesi için, maddî imkânlarını da adalet üzere kullanması, israftan sakınması, fakirin hakkı olan zekâtı eksiksiz vermesi gerekir. Zekât vermeyen insan, hem kendi nefsine, hem de muhtaçlara zulmetmiş demektir.

    Adaletin ikinci şubesine gelince, elinde hüküm ve infaz yetkisi bulunan kimseler, ‘zalimlere hak ettikleri cezayı vermek’ ve bunu yaparken de aşırı giderek zulme girmemek suretiyle, Adl ismine mazhar olur ve bu isimden ayrı bir feyiz alırlar.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet
















+ Yorum Gönder