Konusunu Oylayın.: Hz. Ebubekir (R.A.) Sahabe miydi ? Hz. Ebubekir (R.A.) sahabe değildi diyen kafir mi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hz. Ebubekir (R.A.) Sahabe miydi ? Hz. Ebubekir (R.A.) sahabe değildi diyen kafir mi?
  1. 23.Haziran.2012, 19:15
    1
    Misafir

    Hz. Ebubekir (R.A.) Sahabe miydi ? Hz. Ebubekir (R.A.) sahabe değildi diyen kafir mi?






    Hz. Ebubekir (R.A.) Sahabe miydi ? Hz. Ebubekir (R.A.) sahabe değildi diyen kafir mi? Mumsema z. Ebubekir (R.A.) Sahabe miydi ? Hz. Ebubekir (R.A.) sahabe değildi diyen kafir mi?


  2. 25.Haziran.2012, 09:45
    2
    ömerhattab
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Mayıs.2008
    Üye No: 20975
    Mesaj Sayısı: 1,830
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 19

    Cevap: Hz. Ebubekir (R.A.) Sahabe miydi ? Hz. Ebubekir (R.A.) sahabe değildi diyen ka




    Mahmud Sami RAMAZANOĞLU(k.s.)Ebûbekir Hazretleri (r.a.) fasih bir lisana sahip, yüzü aydın, nahif vücutlu,uzuna yakın orta boylu, kuruca yüzlü, çukurca gözlü, yumru alınlı,seyrek sakallı idi. Aşkullah, haşyetullah, muhabbet-i Rasûlullah(s.a.v.)’dan daima mahzûn idi.Bedenen zayıflığına mukabil kuvvet ve dirayet sahibi; cesur, cildi ince, göz pınarlarıderin, yüzü nurlu, alnı ve yüzü beyaz ve açık idi. Sakalının üst kısmıhafif olup, sakalını kına ve benzeri şeylerle tezyîn eylediği “Şemail-iŞerif”te tarif olunmuştur. Belindeki kemeri şiddet üzere bendeylemeğemail olduğu halde, hey’et ve suretini sun’i güzelliklerle tahsin etmeğeheveskâr değildi.Fil Vakası’ndan yani Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)’in doğumundan iki sene sonra doğmuştur.Kur’an’ın, hükümlerini layıkıyla bilen, meziyetlerine vâkıf, ahlâk-ıhamîde ile muttasıf, fevkalade muttaki, iffetli, âdil ve insaf sahibi, âdilve bununla beraber cesur idi.Bir gün Hz. Ali (r.a.) meclisinde bulunanlara, “Nâsın en şecaatlisi kimdir?”diye sormuş “Sensin.” dediklerinde:- Ben her kim ile savaş meydanınaçıktım ise öcümü aldım, demiş ve tekrar: “Nâsın en şecaatlisikimdir?” diye sormuştu. Onlar da:- Bilmiyoruz, “kimdir”dediklerinde Hz. Ali (r.a.) de:- Hz. Ebûbekir’dir. Bedir günü,Râsûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.)’e müşriklerden bir kimse hücûm etmesindiye bir çadır yapıldı ve, “Kim bekleyecek?” denildi. Kimse yanaşmadı.Ebûbekir kalktı. Kılınç elinde olduğu halde Rasûl-i Ekrem Efendimiz(s.a.v.)’in başı ucuna durdu. Her kim hücûm etti ise kılınç ile karşılayıpdefeylerdi. İşte nâs’ın en şecaatlisi odur, dedi.Hz.Ebûbekir (r.a.) fıtraten halim, selim, son derece refîk ve şefîk idi.Bununla beraber vazife ve mesuliyet işlerinde zerre kadar müsamaha göstermezdi.Onun rıfk ve mülayimliği, şahsî muamelatına ait idi. Din ve millet işlerindeen küçük bir tereddüdü, en basit müsamaha ile göz yumduğu görülmezdi.Ve fakat kusurlarını i’zam etmez onlara kusurları derecesinde muamele gösterirdi.Mücrimleritakip ve cezalandırma hususunda zerre kadar ihmal göstermemekle beraber siyasimücrimleri icâbına göre muamele ve affederdi.Ehl-izimmetin hukukunu, emniyet ve masûniyetini gözetirdi. Gayr-i müslimlerin hiçmâbed ve kilisesini yıktırmadı. Ve onları, çanlarını çalmaktan, âyinleriniyapmaktan men etmezdi.Hz.Ebûbekir (r.a.), Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)’in en sevgili dostu, nübüvvet sırlarınınen samîmi mahremi idi. Rasûl-i Ekrem (s.a.v.), yaptığı işleri Ebûbekir Sıddîkile yapardı.Rasûlullah(s.a.v.)’ın Hz. Ebûbekir (r.a.)’e muhabbeti başka bir neş’e iletecelli ediyordu.İrtihalbuyuracağı sırada Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) şu sözleri buyurmuştu:“Dostluğu,yardımı itibariyle kendisine en çok minnettar olduğum arkadaşım Ebûbekir’dir.Rabbimden başka bir halîl edinecek olsam yine Ebûbekir’i dost edinirdim.Onunla benim aramda İslamiyet kardeşliği ve meveddeti vardır. Mescidin bütünkapıları kapansın, yalnız Ebûbekir’in kapısı açık kalsın.”


  3. 25.Haziran.2012, 09:45
    2
    Devamlı Üye



    Mahmud Sami RAMAZANOĞLU(k.s.)Ebûbekir Hazretleri (r.a.) fasih bir lisana sahip, yüzü aydın, nahif vücutlu,uzuna yakın orta boylu, kuruca yüzlü, çukurca gözlü, yumru alınlı,seyrek sakallı idi. Aşkullah, haşyetullah, muhabbet-i Rasûlullah(s.a.v.)’dan daima mahzûn idi.Bedenen zayıflığına mukabil kuvvet ve dirayet sahibi; cesur, cildi ince, göz pınarlarıderin, yüzü nurlu, alnı ve yüzü beyaz ve açık idi. Sakalının üst kısmıhafif olup, sakalını kına ve benzeri şeylerle tezyîn eylediği “Şemail-iŞerif”te tarif olunmuştur. Belindeki kemeri şiddet üzere bendeylemeğemail olduğu halde, hey’et ve suretini sun’i güzelliklerle tahsin etmeğeheveskâr değildi.Fil Vakası’ndan yani Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)’in doğumundan iki sene sonra doğmuştur.Kur’an’ın, hükümlerini layıkıyla bilen, meziyetlerine vâkıf, ahlâk-ıhamîde ile muttasıf, fevkalade muttaki, iffetli, âdil ve insaf sahibi, âdilve bununla beraber cesur idi.Bir gün Hz. Ali (r.a.) meclisinde bulunanlara, “Nâsın en şecaatlisi kimdir?”diye sormuş “Sensin.” dediklerinde:- Ben her kim ile savaş meydanınaçıktım ise öcümü aldım, demiş ve tekrar: “Nâsın en şecaatlisikimdir?” diye sormuştu. Onlar da:- Bilmiyoruz, “kimdir”dediklerinde Hz. Ali (r.a.) de:- Hz. Ebûbekir’dir. Bedir günü,Râsûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.)’e müşriklerden bir kimse hücûm etmesindiye bir çadır yapıldı ve, “Kim bekleyecek?” denildi. Kimse yanaşmadı.Ebûbekir kalktı. Kılınç elinde olduğu halde Rasûl-i Ekrem Efendimiz(s.a.v.)’in başı ucuna durdu. Her kim hücûm etti ise kılınç ile karşılayıpdefeylerdi. İşte nâs’ın en şecaatlisi odur, dedi.Hz.Ebûbekir (r.a.) fıtraten halim, selim, son derece refîk ve şefîk idi.Bununla beraber vazife ve mesuliyet işlerinde zerre kadar müsamaha göstermezdi.Onun rıfk ve mülayimliği, şahsî muamelatına ait idi. Din ve millet işlerindeen küçük bir tereddüdü, en basit müsamaha ile göz yumduğu görülmezdi.Ve fakat kusurlarını i’zam etmez onlara kusurları derecesinde muamele gösterirdi.Mücrimleritakip ve cezalandırma hususunda zerre kadar ihmal göstermemekle beraber siyasimücrimleri icâbına göre muamele ve affederdi.Ehl-izimmetin hukukunu, emniyet ve masûniyetini gözetirdi. Gayr-i müslimlerin hiçmâbed ve kilisesini yıktırmadı. Ve onları, çanlarını çalmaktan, âyinleriniyapmaktan men etmezdi.Hz.Ebûbekir (r.a.), Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)’in en sevgili dostu, nübüvvet sırlarınınen samîmi mahremi idi. Rasûl-i Ekrem (s.a.v.), yaptığı işleri Ebûbekir Sıddîkile yapardı.Rasûlullah(s.a.v.)’ın Hz. Ebûbekir (r.a.)’e muhabbeti başka bir neş’e iletecelli ediyordu.İrtihalbuyuracağı sırada Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) şu sözleri buyurmuştu:“Dostluğu,yardımı itibariyle kendisine en çok minnettar olduğum arkadaşım Ebûbekir’dir.Rabbimden başka bir halîl edinecek olsam yine Ebûbekir’i dost edinirdim.Onunla benim aramda İslamiyet kardeşliği ve meveddeti vardır. Mescidin bütünkapıları kapansın, yalnız Ebûbekir’in kapısı açık kalsın.”


  4. 25.Haziran.2012, 09:47
    3
    ömerhattab
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Mayıs.2008
    Üye No: 20975
    Mesaj Sayısı: 1,830
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 19

    Cevap: Hz. Ebubekir (R.A.) Sahabe miydi ? Hz. Ebubekir (R.A.) sahabe değildi diyen ka

    Hz.Ebûbekir (r.a.), Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)’in en sevgili dostu, nübüvvet sırlarınınen samîmi mahremi idi. Rasûl-i Ekrem (s.a.v.), yaptığı işleri Ebûbekir Sıddîkile yapardı.Rasûlullah(s.a.v.)’ın Hz. Ebûbekir (r.a.)’e muhabbeti başka bir neş’e iletecelli ediyordu.İrtihalbuyuracağı sırada Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) şu sözleri buyurmuştu:“Dostluğu,yardımı itibariyle kendisine en çok minnettar olduğum arkadaşım Ebûbekir’dir.Rabbimden başka bir halîl edinecek olsam yine Ebûbekir’i dost edinirdim.Onunla benim aramda İslamiyet kardeşliği ve meveddeti vardır. Mescidin bütünkapıları kapansın, yalnız Ebûbekir’in kapısı açık kalsın.”


  5. 25.Haziran.2012, 09:47
    3
    Devamlı Üye
    Hz.Ebûbekir (r.a.), Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)’in en sevgili dostu, nübüvvet sırlarınınen samîmi mahremi idi. Rasûl-i Ekrem (s.a.v.), yaptığı işleri Ebûbekir Sıddîkile yapardı.Rasûlullah(s.a.v.)’ın Hz. Ebûbekir (r.a.)’e muhabbeti başka bir neş’e iletecelli ediyordu.İrtihalbuyuracağı sırada Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) şu sözleri buyurmuştu:“Dostluğu,yardımı itibariyle kendisine en çok minnettar olduğum arkadaşım Ebûbekir’dir.Rabbimden başka bir halîl edinecek olsam yine Ebûbekir’i dost edinirdim.Onunla benim aramda İslamiyet kardeşliği ve meveddeti vardır. Mescidin bütünkapıları kapansın, yalnız Ebûbekir’in kapısı açık kalsın.”


  6. 25.Haziran.2012, 11:55
    4
    Ufkuaçık
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Ekim.2008
    Üye No: 35628
    Mesaj Sayısı: 693
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 57

    Cevap: Hz. Ebubekir (R.A.) Sahabe miydi ? Hz. Ebubekir (R.A.) sahabe değildi diyen ka

    misafir kardeşimiz zannerdersem bu sitede bir üyedir.Kendisini gizlemek istemiştir.Ol kişidir ki cümle ehli sünnet uleması Hz. Ebubekir'in sahabe olduğunu ve daha ölmeden önce cennetle müjdelendiğini bütün sahih kaynaklarda mevcuttur.Onun sahabe olduğuna inanmayan zındıktır gafil ve cahildir.

    "ÜZÜLME ALLAH BİZİMLE BERABERDİR"

    insanlığa bir teselli mesajı yükseldi : "Üzülme, Allah bizimle beraberdir."

    Pekiyi, sadece Hz. Ebu Bekir’e miydi bu teselli?.. Sadece müşriklerin şerrinden sığınmaya mıydı?..

    Hayatın, imtihan ekseninde, bazı kırılma noktalarında vardır.. Bu noktalarda, sonsuz bir kudrete dayanma arzusu, zirveye çıkar.. Sebepler sükût ettiğinde, çaresizlik tüm çareleri tükettiğinde, artık O’ndan (c.c.) başka hiçbir yardımcının kalmadığını hissettiğinde, bu teselli, rahmetin kucağına sevkin başlangıcı olur..

    İşte hicret sahnelerinden birinde ve en birincisinde, Allah (c.c.) tam emniyet ve tevekkül ile kendisini, Kendine emanet edene, yardımını nasıl yetiştiriyordu, eskimeyen levhalardan bir kez daha izleyelim..

    En güzel’in (s.a.v.) hayatı, hayata da en güzel örnekti.. Çünkü Alemlerin Rabbi, O’nu alemlere rahmet göndermişti.. Hayat seyrinde, itaatten ibadete, ahlaktan tevekküle her şeyde “zirve” olduğu gibi, Rahmetin de tecessüm etmiş bir timsali olan Efendimiz (s.a.v.), sebeplerin sükûta yaklaştığı son noktada, sadık dostuna işte böyle teselli vermişti..

    Eğilseler ayaklarını görecekleri kadar yaklaşan müşrikleri gören Ebu Bekir (r.a.) Kâinatın efendisine zarar verirler endişesi ile :

    "-Yâ Resûlallah!" dedi. "-Beni öldürseler de gam çekmem. Ben nihâyet bir ferdim. Amma, Allah göstermesin, sana bir zarar ve ziyan eriştirecek olurlarsa bu, bütün ümmetin helâkine sebep olur."

    Rasulullah endişesiz ve mütebessimdi.. Çünkü öyle birine inanmış güvenmişti ki, O (C.C.) kendisini bırakmazdı.. Asılardır, hassas kulaklarda ve kalblerde yankı bulan şu cümle ile teselli verdi son peygamber arkadaşına:

    "Üzülme, Allah bizimle beraberdir."

    Hz. Ebû Bekir:

    "-Yâ Resûlallah" dedi. "-Onlardan birisi eğilip de ayaklarının dibinden bir bakıverse, bizi görür."

    İki cihanın mefhari olan Efendimiz, yine emîn ve tam tevekkül ile şunları demişti:

    "-Yâ Ebâ Bekir, iki kişinin üçüncüsü Allah olursa, sen âkibetin ne olacağını zannediyorsun? Yakalanacağımızı mı sanırsın?"

    Allah’a tam tevekkül edene yardım, işte böyle yetişiyordu.. Hem hiç umulmadık yardımcılarla…

    Müşriklerin rehber olarak yanlarına aldıkları iz sürücü, kavminin en iyisiydi.. Adeta havadaki kokudan iz sürebiliyordu..

    O kadar eminler ki kendilerinden; bu sefer yakalayacaklar ve başına büyük ödül konulan Allah rasulünü öldüreceklerdi.. Ama unuttukları bir şey vardı.. O’nun (s.a.v.) öyle bir gözeteni, koruyanı vardı ki; O’nu (s.a.v.) en güçsüz bir örümceğin ağı ile kibirli o müşriklerin gözlerinden ve şerrinden muhafaza edebilirdi ve etti..

    İz sürücü kendinden emindi : “-İşte buradalar” dedi.. Fahr-i Kâinat Efendimizle Sıddık-ı Ekber, konuşulanları duyuyorlardı.

    Ve ezelde vazife almış nöbetçiler işbaşındaydı.. İki yabani güvercin, bir de örümcek..

    Mağaranın dibine kadar giden o müşrik, bu nöbetçilere takılmış ve geri dönmüştü :


    "Mağaranın ağzında iki yabanî güvercinin yuva kurduğunu gördüm. Orada olduklarına asla ihtimal vermem" demişti.

    Azılı müşrik Ümeyye bin Halef ise, arkadaşlarına hiddetli hiddetli şöyle seslenmişti:

    "Hâlâ mağaranın orada ne dolaşıp duruyorsunuz. Orada örümceğin ağ bağladığını görmüyor musunuz? Vallahi ben, bu ağın Muhammed doğmadan önce gerilmiş olduğu kanaâtındayım."


    Hak; batıla bir kez daha üstün gelmişti.. Ve Cenâb-ı Hak, nöbetçi tayin ettiği bir örümcek ve iki yabanî güvercin ile Sevgili Resûlünü bütün Kureyş'e karşı korumuş oluyordu.

    Kul tam emniyetle Rabbine teslim olsun da, Rabbi onu rahmeti ile kuşatıp, koruması altına almasın, mümkün müydü bu?.. Tüm dizginler elinde bulunan Allah (c.c.), “Rabbim benimle beraber; beni görüyor, biliyor” teslimiyetine kayıtsız kalır mıydı hiç?.. Elbette kalmazdı, kalmadı ve kalmayacak da…

    İmtihan dünyasının senaryolarında bazen, “sıkıntılar” başrol oynar.. Hakîm ve Rahîm olan Rabb, hikmeti ve rahmeti ile vazifelendirir, musibeti.. Değil mi ki, başımıza her ne gelse O’ndan (c..c) gelir.. Bu noktada “Bela vereni” bulana, bela; rahmetin kâşifidir.. Günah kirlerini, ateşe bırakmak istemeyen, rahmeti ile bu dünyada, geçici sıkıntılarla kulunu temizlemek isteyen Allah (c.c.) bununla, kuluna yakınlığını hissettirir..

    Kendisine kendinden daha yakın; kendinden daha şefkatli olanı bulan, daha neyi arar ki?.

    Madem bizimle beraberdir Allah (c.c.), o zaman telaşa gerek yok.. Her musibette, her çaresizlikte, ümmetinin derdi ile dertlenen Allah rasulü, şefkati ile başımızı okşar, ve fısıldar kulağımıza : “Korkma, üzülme, Allah seninle beraberdir!”



  7. 25.Haziran.2012, 11:55
    4
    Devamlı Üye
    misafir kardeşimiz zannerdersem bu sitede bir üyedir.Kendisini gizlemek istemiştir.Ol kişidir ki cümle ehli sünnet uleması Hz. Ebubekir'in sahabe olduğunu ve daha ölmeden önce cennetle müjdelendiğini bütün sahih kaynaklarda mevcuttur.Onun sahabe olduğuna inanmayan zındıktır gafil ve cahildir.

    "ÜZÜLME ALLAH BİZİMLE BERABERDİR"

    insanlığa bir teselli mesajı yükseldi : "Üzülme, Allah bizimle beraberdir."

    Pekiyi, sadece Hz. Ebu Bekir’e miydi bu teselli?.. Sadece müşriklerin şerrinden sığınmaya mıydı?..

    Hayatın, imtihan ekseninde, bazı kırılma noktalarında vardır.. Bu noktalarda, sonsuz bir kudrete dayanma arzusu, zirveye çıkar.. Sebepler sükût ettiğinde, çaresizlik tüm çareleri tükettiğinde, artık O’ndan (c.c.) başka hiçbir yardımcının kalmadığını hissettiğinde, bu teselli, rahmetin kucağına sevkin başlangıcı olur..

    İşte hicret sahnelerinden birinde ve en birincisinde, Allah (c.c.) tam emniyet ve tevekkül ile kendisini, Kendine emanet edene, yardımını nasıl yetiştiriyordu, eskimeyen levhalardan bir kez daha izleyelim..

    En güzel’in (s.a.v.) hayatı, hayata da en güzel örnekti.. Çünkü Alemlerin Rabbi, O’nu alemlere rahmet göndermişti.. Hayat seyrinde, itaatten ibadete, ahlaktan tevekküle her şeyde “zirve” olduğu gibi, Rahmetin de tecessüm etmiş bir timsali olan Efendimiz (s.a.v.), sebeplerin sükûta yaklaştığı son noktada, sadık dostuna işte böyle teselli vermişti..

    Eğilseler ayaklarını görecekleri kadar yaklaşan müşrikleri gören Ebu Bekir (r.a.) Kâinatın efendisine zarar verirler endişesi ile :

    "-Yâ Resûlallah!" dedi. "-Beni öldürseler de gam çekmem. Ben nihâyet bir ferdim. Amma, Allah göstermesin, sana bir zarar ve ziyan eriştirecek olurlarsa bu, bütün ümmetin helâkine sebep olur."

    Rasulullah endişesiz ve mütebessimdi.. Çünkü öyle birine inanmış güvenmişti ki, O (C.C.) kendisini bırakmazdı.. Asılardır, hassas kulaklarda ve kalblerde yankı bulan şu cümle ile teselli verdi son peygamber arkadaşına:

    "Üzülme, Allah bizimle beraberdir."

    Hz. Ebû Bekir:

    "-Yâ Resûlallah" dedi. "-Onlardan birisi eğilip de ayaklarının dibinden bir bakıverse, bizi görür."

    İki cihanın mefhari olan Efendimiz, yine emîn ve tam tevekkül ile şunları demişti:

    "-Yâ Ebâ Bekir, iki kişinin üçüncüsü Allah olursa, sen âkibetin ne olacağını zannediyorsun? Yakalanacağımızı mı sanırsın?"

    Allah’a tam tevekkül edene yardım, işte böyle yetişiyordu.. Hem hiç umulmadık yardımcılarla…

    Müşriklerin rehber olarak yanlarına aldıkları iz sürücü, kavminin en iyisiydi.. Adeta havadaki kokudan iz sürebiliyordu..

    O kadar eminler ki kendilerinden; bu sefer yakalayacaklar ve başına büyük ödül konulan Allah rasulünü öldüreceklerdi.. Ama unuttukları bir şey vardı.. O’nun (s.a.v.) öyle bir gözeteni, koruyanı vardı ki; O’nu (s.a.v.) en güçsüz bir örümceğin ağı ile kibirli o müşriklerin gözlerinden ve şerrinden muhafaza edebilirdi ve etti..

    İz sürücü kendinden emindi : “-İşte buradalar” dedi.. Fahr-i Kâinat Efendimizle Sıddık-ı Ekber, konuşulanları duyuyorlardı.

    Ve ezelde vazife almış nöbetçiler işbaşındaydı.. İki yabani güvercin, bir de örümcek..

    Mağaranın dibine kadar giden o müşrik, bu nöbetçilere takılmış ve geri dönmüştü :


    "Mağaranın ağzında iki yabanî güvercinin yuva kurduğunu gördüm. Orada olduklarına asla ihtimal vermem" demişti.

    Azılı müşrik Ümeyye bin Halef ise, arkadaşlarına hiddetli hiddetli şöyle seslenmişti:

    "Hâlâ mağaranın orada ne dolaşıp duruyorsunuz. Orada örümceğin ağ bağladığını görmüyor musunuz? Vallahi ben, bu ağın Muhammed doğmadan önce gerilmiş olduğu kanaâtındayım."


    Hak; batıla bir kez daha üstün gelmişti.. Ve Cenâb-ı Hak, nöbetçi tayin ettiği bir örümcek ve iki yabanî güvercin ile Sevgili Resûlünü bütün Kureyş'e karşı korumuş oluyordu.

    Kul tam emniyetle Rabbine teslim olsun da, Rabbi onu rahmeti ile kuşatıp, koruması altına almasın, mümkün müydü bu?.. Tüm dizginler elinde bulunan Allah (c.c.), “Rabbim benimle beraber; beni görüyor, biliyor” teslimiyetine kayıtsız kalır mıydı hiç?.. Elbette kalmazdı, kalmadı ve kalmayacak da…

    İmtihan dünyasının senaryolarında bazen, “sıkıntılar” başrol oynar.. Hakîm ve Rahîm olan Rabb, hikmeti ve rahmeti ile vazifelendirir, musibeti.. Değil mi ki, başımıza her ne gelse O’ndan (c..c) gelir.. Bu noktada “Bela vereni” bulana, bela; rahmetin kâşifidir.. Günah kirlerini, ateşe bırakmak istemeyen, rahmeti ile bu dünyada, geçici sıkıntılarla kulunu temizlemek isteyen Allah (c.c.) bununla, kuluna yakınlığını hissettirir..

    Kendisine kendinden daha yakın; kendinden daha şefkatli olanı bulan, daha neyi arar ki?.

    Madem bizimle beraberdir Allah (c.c.), o zaman telaşa gerek yok.. Her musibette, her çaresizlikte, ümmetinin derdi ile dertlenen Allah rasulü, şefkati ile başımızı okşar, ve fısıldar kulağımıza : “Korkma, üzülme, Allah seninle beraberdir!”



  8. 25.Haziran.2012, 13:11
    5
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Hz. Ebubekir (R.A.) Sahabe miydi ? Hz. Ebubekir (R.A.) sahabe değildi diyen ka

    Hz Ebubekir ve Hz Ömeri Sevmeyen kafir dir (Hacı Bektaşı veli)

    Hz Ebubekir Kur'anda Sahabe olduğu sabittir inkar eden kafir olur.


  9. 25.Haziran.2012, 13:11
    5
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Hz Ebubekir ve Hz Ömeri Sevmeyen kafir dir (Hacı Bektaşı veli)

    Hz Ebubekir Kur'anda Sahabe olduğu sabittir inkar eden kafir olur.





+ Yorum Gönder