Konusunu Oylayın.: Kul Hakkının Mahkeme-İ Kübradaki Durumu Ve Helalleşmenin Önemi Nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kul Hakkının Mahkeme-İ Kübradaki Durumu Ve Helalleşmenin Önemi Nedir?
  1. 20.Haziran.2012, 00:28
    1
    Misafir

    Kul Hakkının Mahkeme-İ Kübradaki Durumu Ve Helalleşmenin Önemi Nedir?






    Kul Hakkının Mahkeme-İ Kübradaki Durumu Ve Helalleşmenin Önemi Nedir? Mumsema Kul Hakkının Mahkeme-İ Kübradaki Durumu Ve Helalleşmenin Önemi Nedir?


  2. 20.Haziran.2012, 00:28
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 20.Haziran.2012, 10:16
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kul Hakkının Mahkeme-İ Kübradaki Durumu Ve Helalleşmenin Önemi Nedir?




    Mahkeme-i Kübrâ duruşmasının en çetin hesabının kul hakkı ve hukuku ile ilgili olacağında şüphe yoktur. Boynuzsuz koyunun hakkının boynuzlu koyundan alınacağı çetin bir gün olan büyük duruşma günü, kul hakkının affının, ilgili kulun elinde olacağı; bunun için iyiliklerinden bir kısmının, hakkını yediği kula verileceği, iyilikleri bittiği halde hâlâ üzerinde kul hakkı varsa da, bu defa üzerinde hakkı bulunan kimselerin kötülüklerinin alınıp bunun üzerine yükleneceği ve böylece adâletin eksiksiz sağlanacağı hadislerde bildirilmiştir. Hattâ Peygamber Efendimiz (asm), bu durumdaki kişilerin orada gerçekten iflâs ettiğini haber vermiştir.1

    Kezâ Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’ın, “Şüphesiz Kıyâmet Günü haklar sahiplerine verilecektir. Hattâ boynuzsuz koyun için, boynuzlu koyuna kısas yapılacaktır”2 hadisi—hayvanlardan en yumuşak huyu ile tanınan koyunun seçilmesi—ve bu hadisle ilgili Üstad Bedîüzzaman Hazretlerinin, sizin de bahsettiğiniz yorumları3, bize, kul hakkı sorgusundan hayvan da olsa, mecnun da olsa, deli de olsa, bunak da olsa, çocuk da olsa, şehit de olsa hiçbir canlının ve hiçbir kimsenin hariç kalmayacağını bildirir.

    Konuyla ilgili şu hadisleri inceleyelim:

    ***Ebu Katâde radıyallahu anh anlatıyor: “Bir adam sordu:

    “Ey Allah’ın Resûlü, Allah yolunda öldürüldüğüm takdirde, bütün günahlarım bağışlanır mı?”

    Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:

    “Evet, sen sabreder, mükâfaat bekler, geri kaçmadan ileri atılır vaziyette olduğun halde öldürülürsen bağışlanır!” buyurdu.

    Peygamberimiz (asm) az sonra adama tekrar:

    “Nasıl sormuştun?” buyurdu.

    Adam sorusunu aynen tekrarladı. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz aleyhissalâtu vesselâm:

    “Evet, kul borcu hariç, bütün günahların affedilir. Cebrâil bunu bana şimdi bildirdi!” buyurdu.4

    *** Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    “Kimin iki hanımı olur ve aralarında adaletli davranmazsa kıyamet günü vücudunun yarısı felçli olarak gelir.”5

    ***Ebû Mûsa radiyallâhü anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    “Allahu Teâla nazarında, bir kulun Allah tarafından yasaklanan büyük günahlardan sonra, beraberinde getirebileceği en büyük günahlardan biri, kişinin ödenecek karşılık bırakmadan üzerinde kul borcu olduğu halde ölmesidir.”6

    Sorularınıza gelince: 1-Hayvanların, “haklar” konusunun dışında hesaba çekilecekleri bir konu olduğu bildirilmemiştir. Hayvanların amellerine göre muâmele görecekleri muhakkaktır. Fakat, şüphesiz onlar üzerinde de, umûmî hakların dışında Cenâb-ı Hakk’ın ikrâm ve iltifâtının bulunacağı, rahmetinin şenindendir.

    2-İnsanlardan akıl sahibi olmayanlara da üzerlerinde bulunan kul hakkının hesabının sorulacağı ve bunun ödettirileceği anlaşılmaktadır. Fakat bu husus, Cenab-ı Hakkın rahmetiyle muâmele etmeyeceği şeklinde anlaşılmamalıdır. Yani, çocuk, deli, mecnun, bunak ve bunlar gibi aklî ehliyeti olmayan kimselerin, bilmeden ve kasıtsız olarak yedikleri haklar konusunda Cenab-ı Hakkın lütfuyla muâmele buyurması, hakkı yenen kişiye fazlından sevap lütfetmesi veya Cennetini genişletmesi, böylece aklî ehliyeti olmayan kimsenin hesabını kolaylaştırması elbette Allah’ın sonsuz rahmetinden umulur. Nitekim Cenab-ı Hak: “Ben kulumun hüsn-ü zannı üzereyim.” (7) Buyurmuştur. Cenab-ı Hak hakkındaki hüsn-ü zannımız budur. Takdir Allah’ındır.

    3-Akıl ve cüz’î irâde (cüz’-i ihtiyârî) birlikte kullanılan ve birbirini tamamlayan rûhun birer aktif unsurudur. Akılsız cüz’î irâde tüm canlılarda vardır. Fakat, hesaba çekilmekte şüphesiz akıl ölçüdür. Akıl olmadığında cüz’î irâde, “kul hakkı” dışında tasarruflarından sorumlu değildir. Kul hakkının da -böyle aklî ehliyetten yoksun olanlar için- Cenab-ı Hakkının husûsî şefkatiyle ve merhametiyle bertaraf edileceği, hak sahibine fazl-i İlâhî ile feyiz ve sevap lütfedileceği umulur. Nitekim, Allah’ın rahmetinden umudumuzu kesmemekle emrolunduk. (8)

    Dipnot:
    1-Bakınız: Riyâzu’s-Sâlihîn, 218
    2-Riyâzu’s-Sâlihîn, 204
    3-Lem’alar, Y.A. Neşr., 2003, s. 339
    4-Müslim, İmâret 117, (1885); Muvatta, Cihad 31, (2, 461); Nesâî, Cihâd 32, (2, 33)
    5-Ebu Davud, Nikah 39, (2133); Tirmizî, Nikah 42, (1141); Nesâî, İşterü’n-Nisa 2, (7, 63)
    6-Ebû Dâvud, Büyû 9, (3342)
    7-Buhârî, Tevhîd, 15 Tirmizî Tevbe, 1
    8-Zümer Sûresi: 53

    BÜYÜK DURUŞMADA KUL HAKKI

    Mahkeme-i Kübra duruşmasının en çetin hesabının kul hakkı ve hukuku ile ilgili olacağında şüphe yoktur. Boynuzsuz koyunun hakkının boynuzlu koyundan alınacağı çetin bir gün olan büyük duruşma günü, kul hakkının affının, ilgili kulun elinde olacağı; bunun için iyiliklerinden bir kısmının, hakkını yediği kula verileceği, iyilikleri bittiği halde hâlâ üzerinde kul hakkı varsa, bu defa üzerinde hakkı bulunan kimselerin günahlarının alınıp bunun üzerine yükleneceği ve böylece adaletin eksiksiz sağlanacağı hadislerde bildirilmiştir. Hatta Peygamber Efendimiz (asm), bu durumdaki bir kısım kişilerin orada gerçekten iflâs ettiğini haber vermiştir.1

    Keza Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’ın, “Şüphesiz Kıyamet Günü haklar sahiplerine verilecektir. Hatta boynuzsuz koyun için, boynuzlu koyuna kısas yapılacaktır”2 hadisi—hayvanlardan en yumuşak huyu ile tanınan koyunun seçilmesi—ve bu hadisle ilgili Üstad Bedîüzzaman Hazretlerinin yorumları3, bize, kul hakkı sorgusundan hayvan da olsa, mecnun da olsa, deli de olsa, bunak da olsa, çocuk da olsa, şehid de olsa hiçbir canlının ve hiçbir kimsenin hariç kalmayacağını bildiriyor.

    Konuyla ilgili şu hadisleri inceleyelim:

    * Bir adam sordu: “Ey Allah’ın Resûlü, Allah yolunda öldürüldüğüm takdirde, bütün günahlarım bağışlanır mı?”

    Resûlullah Aleyhissalâtu Vesselâm:

    “Evet, sen sabreder, mükâfaât bekler, geri kaçmadan ileri atılır vaziyette olduğun halde öldürülürsen bağışlanır!” buyurdu.

    Peygamberimiz (asm) az sonra adama tekrar:

    “Nasıl sormuştun?” buyurdu.

    Adam, sorusunu aynen tekrarladı. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm:

    “Evet, kul borcu hariç, bütün günahların affedilir. Cebrail bunu bana şimdi bildirdi!” buyurdu.4

    * Resûlullah Aleyhissalâtu Vesselâm buyurdular ki:

    “Kimin iki hanımı olur ve aralarında adaletli davranmazsa kıyamet günü vücudunun yarısı felçli olarak gelir.”5

    * Ebû Mûsa radiyallâhü anh anlatıyor: “Resûlullah Aleyhissalâtu Vesselâm buyurdular ki:

    “Allahu Teâla nazarında, bir kulun Allah tarafından yasaklanan büyük günahlardan sonra, beraberinde getirebileceği en büyük günahlardan biri, kişinin ödenecek karşılık bırakmadan üzerinde kul borcu olduğu halde ölmesidir.”6

    Sorularınıza gelince: 1- Hayvanların, “haklar” konusunun dışında hesaba çekilecekleri bir konu olduğu bildirilmemiştir. Hayvanların amellerine göre muâmele görecekleri muhakkaktır. Bediüzzaman, ahirette hayvanların kendilerine münasip bir tarzda mükâfat veya cezalarının olacağını söylemiştir.7 Fakat şüphesiz onlar üzerinde de, umumî hakların dışında Cenâb-ı Hakk’ın ikram ve iltifatının bulunacağı, rahmetinin şenindendir.

    2- İnsanlardan akıl sahibi olmayanlara da üzerlerinde bulunan kul hakkının hesabının sorulacağı ve bunun ödettirileceği anlaşılmaktadır. Fakat bu husus, Cenâb-ı Hakkın rahmetiyle muamele etmeyeceği şeklinde anlaşılmamalıdır. Yani, çocuk, deli, mecnun, bunak ve bunlar gibi aklî ehliyeti olmayan kimselerin, bilmeden ve kasıtsız olarak yedikleri haklar konusunda Cenâb-ı Hakkın lütfuyla muamele buyurması, hakkı yenen kişiye fazlından sevap lütfetmesi veya Cennetini genişletmesi, böylece aklî ehliyeti olmayan kimsenin hesabını kolaylaştırması elbette Allah’ın sonsuz rahmetinden umulur. Nitekim Cenâb-ı Hak: “Ben kulumun hüsn-ü zannı üzereyim”8 buyurmuştur. Cenâb-ı Hak hakkındaki hüsn-ü zannımız budur. Takdir Allah’ındır.

    3- Akıl ve cüz’î irade (cüz’-î ihtiyarî) birlikte kullanılan ve birbirini tamamlayan ruhun birer aktif unsurudur. Akılsız cüz’î irade bütün canlılarda vardır. Fakat hesaba çekilmekte şüphesiz akıl ölçüdür. Akıl olmadığında cüz’î irade, “kul hakkı” dışında tasarruflarından sorumlu değildir. Kul hakkının da—böyle aklî ehliyetten yoksun olanlar için—Cenâb-ı Hakkının husûsî şefkatiyle ve merhametiyle bertaraf edileceği, hak sahibine fazl-i İlâhî ile feyiz ve sevap lütfedileceği umulur. Nitekim Allah’ın rahmetinden umudumuzu kesmemekle emrolunduk.9

    Dipnotlar:
    1- Bakınız: Riyâzu’s-Sâlihîn, 218
    2- Riyâzu’s-Sâlihîn, 204
    3- Lem’alar, Y.A. Neşr., 2003, s. 339
    4- Müslim, İmâret 117, (1885); Muvatta, Cihad 31, (2, 461); Nesâî, Cihâd 32, (2, 33)
    5- Ebu Davud, Nikah 39, (2133); Tirmizî, Nikah 42, (1141); Nesâî, İşterü’n-Nisa 2, (7, 63); 6- Ebû Dâvud, Büyû 9, (3342)
    7- Lem’alar, Y.A. Neşr., 2003, s. 339
    8- Buhârî, Tevhîd, 15; Tirmizî Tevbe, 1
    9- Zümer Sûresi: 53

    SÜLEYMAN KÖSMENE



    Helalleşmenin önemi

    İnsanların birbirleri üzerindeki haklarını karşılıklı olarak helâl etmeleri; o hakkı bir diğerine bağışlamaları, haktan vazgeçmiş olduklarını bildirmeleri.

    Helalleşmedeki helâl kelimesi, haram'ın karşıtı olan helâl ile aynıdır. Ancak haram'ın karşıtı olarak kullanıldığında helâl kesin bir durum belirttiği halde, helalleşme olayında bir izâfîlik, göreceli bir özellik belirtir. Helalleşmeden sonra kulun hakkı ortadan kalkmakla birlikte, helâllik dilemeğe yol açan fiil helâl hale gelmiş olmaz. Yani ortada bir haramı helâl haline getirme durumu yoktur, yalnızca kişinin yapılan şeyden dolayı kendi hakkından vazgeçmesi hadisesi vardır. "Helalleşme ile, zâlim, mazlumdan üzerindeki hakkı bağışlamasını dilemiş olur. Allah'ın haram kıldığı şeyden hasıl olan günahı bir kimsenin helâl kılması mümkün değildir" (Tecrîd-i Sarîh, Tercümesi, VII, 376)

    Borcun ödenmesi, yükten kurtulmak, düğümü çözmek gibi anlamları taşıyan helâl kelimesinden türetilmiş olan (istihlâl) helalleşme, insanın kul borcundan kurtulması yollarından biri olarak Hz. Peygamber (s.a.s) tarafından tavsiye edilmiştir. Nitekim, bu konuda Rasûlullah (s.a.s) "Kimin uhdesinde (bir din) kardeşinin nefsine, yahud malına tecavüzden doğan bir hak bulunursa, dinar ve dirhem bulunmayan (kıyamet gün gelmez)den evvel bu gün dünyada mazlumdan o hakkı helâl etmesini istesin (yoksa) zâlimin salih ameli bulunursa o amelden zâlimin zulmü miktarınca alınır (da mazluma verilir). Eğer zâlimin hasenâtı bulunmazsa, mazlumun seyyiâtından alınıp, zâlim olana yükletilir" (Tecridî Sarih Tercümesi, VII, 375, 376,1090 nolu Hadis) buyurarak helalleşmenin önemi ve soncu üzerinde durmuştur.

    Helalleşmenin dünyada yapılmaması durumunda, âhirette gerçekleşeceğini de yine bir Buhârî rivâyetinden öğreniyoruz: "Kıyametle mü'minler Cehennem (üzerindeki sırattan) kurtulduktan sonra Cennet ile Cehennem arasındaki (ikinci bir) köprüde durdurulurlar. Burada, dünyada aralarında bulunan (ufak tefek) mezâlimden bir birlerinin hakkını vererek hesaplaşıp, pâklanarak arındıkları zaman bunların Cennete girmelerine izin verilir" (Tecrid-i Sarîh Tercümesi, VII, 353-354, 1085 nolu Hadis).

    "Kıyamet gününde bütün haklar sahiplerine verilecektir. Hatta boynuzsuz koyun için boynuzlu koyundan kısas alınacaktır" (Tirmizi, Sifatu'l Kıyâme, I) haberi de, kul hakkının ve dolayısıyla bundan kurtarıcı helalleşmenin önemini ortaya koyar.

    Helalleşme yoluyla gidilecek, çözümlenebilecek kul hakkı öylesine önemlidir ki, Allah Rasûlü "Şehidlerin kul borcundan başka bütün günahları mağfiret olunur" (Tecrîdi Sarih Tercümesi, VII, 349, 1084 nolu Hadis) buyurarak bu önemi haber verir.

    Helalleşme ihtiyacı içindeki kimseleri, Allah'ın Rasulü "müflis" olarak niteleyip, bunların durumunu şöylece anlatmıştır: "Benim ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde namaz, oruç ve zekât ile gelir. Ama şuna sövmüş, buna iftira etmiş, onun malını yemiş, berikinin kanını akıtmış, ötekiyi dövmüştür de, sevabından bir kısmı şuna, bir kısmı buna verilir. Üzerindeki kul hakları ödenmeden önce hasanât-ı tükenirse, onların günahlarından alınıp, buna yüklenir ve sonra cehenneme atılır" (Buhari, Edeb, 102).

    Helalleşme, öteki dünyadaki iflâstan kurtulmak için, bu dünyada insanlardan haklarını helâl etmelerini dileme ve böylece borçtan kurtulma yoludur.

    Zübeyir YETİK



  4. 20.Haziran.2012, 10:16
    2
    Silent and lonely rains



    Mahkeme-i Kübrâ duruşmasının en çetin hesabının kul hakkı ve hukuku ile ilgili olacağında şüphe yoktur. Boynuzsuz koyunun hakkının boynuzlu koyundan alınacağı çetin bir gün olan büyük duruşma günü, kul hakkının affının, ilgili kulun elinde olacağı; bunun için iyiliklerinden bir kısmının, hakkını yediği kula verileceği, iyilikleri bittiği halde hâlâ üzerinde kul hakkı varsa da, bu defa üzerinde hakkı bulunan kimselerin kötülüklerinin alınıp bunun üzerine yükleneceği ve böylece adâletin eksiksiz sağlanacağı hadislerde bildirilmiştir. Hattâ Peygamber Efendimiz (asm), bu durumdaki kişilerin orada gerçekten iflâs ettiğini haber vermiştir.1

    Kezâ Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’ın, “Şüphesiz Kıyâmet Günü haklar sahiplerine verilecektir. Hattâ boynuzsuz koyun için, boynuzlu koyuna kısas yapılacaktır”2 hadisi—hayvanlardan en yumuşak huyu ile tanınan koyunun seçilmesi—ve bu hadisle ilgili Üstad Bedîüzzaman Hazretlerinin, sizin de bahsettiğiniz yorumları3, bize, kul hakkı sorgusundan hayvan da olsa, mecnun da olsa, deli de olsa, bunak da olsa, çocuk da olsa, şehit de olsa hiçbir canlının ve hiçbir kimsenin hariç kalmayacağını bildirir.

    Konuyla ilgili şu hadisleri inceleyelim:

    ***Ebu Katâde radıyallahu anh anlatıyor: “Bir adam sordu:

    “Ey Allah’ın Resûlü, Allah yolunda öldürüldüğüm takdirde, bütün günahlarım bağışlanır mı?”

    Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:

    “Evet, sen sabreder, mükâfaat bekler, geri kaçmadan ileri atılır vaziyette olduğun halde öldürülürsen bağışlanır!” buyurdu.

    Peygamberimiz (asm) az sonra adama tekrar:

    “Nasıl sormuştun?” buyurdu.

    Adam sorusunu aynen tekrarladı. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz aleyhissalâtu vesselâm:

    “Evet, kul borcu hariç, bütün günahların affedilir. Cebrâil bunu bana şimdi bildirdi!” buyurdu.4

    *** Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    “Kimin iki hanımı olur ve aralarında adaletli davranmazsa kıyamet günü vücudunun yarısı felçli olarak gelir.”5

    ***Ebû Mûsa radiyallâhü anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    “Allahu Teâla nazarında, bir kulun Allah tarafından yasaklanan büyük günahlardan sonra, beraberinde getirebileceği en büyük günahlardan biri, kişinin ödenecek karşılık bırakmadan üzerinde kul borcu olduğu halde ölmesidir.”6

    Sorularınıza gelince: 1-Hayvanların, “haklar” konusunun dışında hesaba çekilecekleri bir konu olduğu bildirilmemiştir. Hayvanların amellerine göre muâmele görecekleri muhakkaktır. Fakat, şüphesiz onlar üzerinde de, umûmî hakların dışında Cenâb-ı Hakk’ın ikrâm ve iltifâtının bulunacağı, rahmetinin şenindendir.

    2-İnsanlardan akıl sahibi olmayanlara da üzerlerinde bulunan kul hakkının hesabının sorulacağı ve bunun ödettirileceği anlaşılmaktadır. Fakat bu husus, Cenab-ı Hakkın rahmetiyle muâmele etmeyeceği şeklinde anlaşılmamalıdır. Yani, çocuk, deli, mecnun, bunak ve bunlar gibi aklî ehliyeti olmayan kimselerin, bilmeden ve kasıtsız olarak yedikleri haklar konusunda Cenab-ı Hakkın lütfuyla muâmele buyurması, hakkı yenen kişiye fazlından sevap lütfetmesi veya Cennetini genişletmesi, böylece aklî ehliyeti olmayan kimsenin hesabını kolaylaştırması elbette Allah’ın sonsuz rahmetinden umulur. Nitekim Cenab-ı Hak: “Ben kulumun hüsn-ü zannı üzereyim.” (7) Buyurmuştur. Cenab-ı Hak hakkındaki hüsn-ü zannımız budur. Takdir Allah’ındır.

    3-Akıl ve cüz’î irâde (cüz’-i ihtiyârî) birlikte kullanılan ve birbirini tamamlayan rûhun birer aktif unsurudur. Akılsız cüz’î irâde tüm canlılarda vardır. Fakat, hesaba çekilmekte şüphesiz akıl ölçüdür. Akıl olmadığında cüz’î irâde, “kul hakkı” dışında tasarruflarından sorumlu değildir. Kul hakkının da -böyle aklî ehliyetten yoksun olanlar için- Cenab-ı Hakkının husûsî şefkatiyle ve merhametiyle bertaraf edileceği, hak sahibine fazl-i İlâhî ile feyiz ve sevap lütfedileceği umulur. Nitekim, Allah’ın rahmetinden umudumuzu kesmemekle emrolunduk. (8)

    Dipnot:
    1-Bakınız: Riyâzu’s-Sâlihîn, 218
    2-Riyâzu’s-Sâlihîn, 204
    3-Lem’alar, Y.A. Neşr., 2003, s. 339
    4-Müslim, İmâret 117, (1885); Muvatta, Cihad 31, (2, 461); Nesâî, Cihâd 32, (2, 33)
    5-Ebu Davud, Nikah 39, (2133); Tirmizî, Nikah 42, (1141); Nesâî, İşterü’n-Nisa 2, (7, 63)
    6-Ebû Dâvud, Büyû 9, (3342)
    7-Buhârî, Tevhîd, 15 Tirmizî Tevbe, 1
    8-Zümer Sûresi: 53

    BÜYÜK DURUŞMADA KUL HAKKI

    Mahkeme-i Kübra duruşmasının en çetin hesabının kul hakkı ve hukuku ile ilgili olacağında şüphe yoktur. Boynuzsuz koyunun hakkının boynuzlu koyundan alınacağı çetin bir gün olan büyük duruşma günü, kul hakkının affının, ilgili kulun elinde olacağı; bunun için iyiliklerinden bir kısmının, hakkını yediği kula verileceği, iyilikleri bittiği halde hâlâ üzerinde kul hakkı varsa, bu defa üzerinde hakkı bulunan kimselerin günahlarının alınıp bunun üzerine yükleneceği ve böylece adaletin eksiksiz sağlanacağı hadislerde bildirilmiştir. Hatta Peygamber Efendimiz (asm), bu durumdaki bir kısım kişilerin orada gerçekten iflâs ettiğini haber vermiştir.1

    Keza Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’ın, “Şüphesiz Kıyamet Günü haklar sahiplerine verilecektir. Hatta boynuzsuz koyun için, boynuzlu koyuna kısas yapılacaktır”2 hadisi—hayvanlardan en yumuşak huyu ile tanınan koyunun seçilmesi—ve bu hadisle ilgili Üstad Bedîüzzaman Hazretlerinin yorumları3, bize, kul hakkı sorgusundan hayvan da olsa, mecnun da olsa, deli de olsa, bunak da olsa, çocuk da olsa, şehid de olsa hiçbir canlının ve hiçbir kimsenin hariç kalmayacağını bildiriyor.

    Konuyla ilgili şu hadisleri inceleyelim:

    * Bir adam sordu: “Ey Allah’ın Resûlü, Allah yolunda öldürüldüğüm takdirde, bütün günahlarım bağışlanır mı?”

    Resûlullah Aleyhissalâtu Vesselâm:

    “Evet, sen sabreder, mükâfaât bekler, geri kaçmadan ileri atılır vaziyette olduğun halde öldürülürsen bağışlanır!” buyurdu.

    Peygamberimiz (asm) az sonra adama tekrar:

    “Nasıl sormuştun?” buyurdu.

    Adam, sorusunu aynen tekrarladı. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm:

    “Evet, kul borcu hariç, bütün günahların affedilir. Cebrail bunu bana şimdi bildirdi!” buyurdu.4

    * Resûlullah Aleyhissalâtu Vesselâm buyurdular ki:

    “Kimin iki hanımı olur ve aralarında adaletli davranmazsa kıyamet günü vücudunun yarısı felçli olarak gelir.”5

    * Ebû Mûsa radiyallâhü anh anlatıyor: “Resûlullah Aleyhissalâtu Vesselâm buyurdular ki:

    “Allahu Teâla nazarında, bir kulun Allah tarafından yasaklanan büyük günahlardan sonra, beraberinde getirebileceği en büyük günahlardan biri, kişinin ödenecek karşılık bırakmadan üzerinde kul borcu olduğu halde ölmesidir.”6

    Sorularınıza gelince: 1- Hayvanların, “haklar” konusunun dışında hesaba çekilecekleri bir konu olduğu bildirilmemiştir. Hayvanların amellerine göre muâmele görecekleri muhakkaktır. Bediüzzaman, ahirette hayvanların kendilerine münasip bir tarzda mükâfat veya cezalarının olacağını söylemiştir.7 Fakat şüphesiz onlar üzerinde de, umumî hakların dışında Cenâb-ı Hakk’ın ikram ve iltifatının bulunacağı, rahmetinin şenindendir.

    2- İnsanlardan akıl sahibi olmayanlara da üzerlerinde bulunan kul hakkının hesabının sorulacağı ve bunun ödettirileceği anlaşılmaktadır. Fakat bu husus, Cenâb-ı Hakkın rahmetiyle muamele etmeyeceği şeklinde anlaşılmamalıdır. Yani, çocuk, deli, mecnun, bunak ve bunlar gibi aklî ehliyeti olmayan kimselerin, bilmeden ve kasıtsız olarak yedikleri haklar konusunda Cenâb-ı Hakkın lütfuyla muamele buyurması, hakkı yenen kişiye fazlından sevap lütfetmesi veya Cennetini genişletmesi, böylece aklî ehliyeti olmayan kimsenin hesabını kolaylaştırması elbette Allah’ın sonsuz rahmetinden umulur. Nitekim Cenâb-ı Hak: “Ben kulumun hüsn-ü zannı üzereyim”8 buyurmuştur. Cenâb-ı Hak hakkındaki hüsn-ü zannımız budur. Takdir Allah’ındır.

    3- Akıl ve cüz’î irade (cüz’-î ihtiyarî) birlikte kullanılan ve birbirini tamamlayan ruhun birer aktif unsurudur. Akılsız cüz’î irade bütün canlılarda vardır. Fakat hesaba çekilmekte şüphesiz akıl ölçüdür. Akıl olmadığında cüz’î irade, “kul hakkı” dışında tasarruflarından sorumlu değildir. Kul hakkının da—böyle aklî ehliyetten yoksun olanlar için—Cenâb-ı Hakkının husûsî şefkatiyle ve merhametiyle bertaraf edileceği, hak sahibine fazl-i İlâhî ile feyiz ve sevap lütfedileceği umulur. Nitekim Allah’ın rahmetinden umudumuzu kesmemekle emrolunduk.9

    Dipnotlar:
    1- Bakınız: Riyâzu’s-Sâlihîn, 218
    2- Riyâzu’s-Sâlihîn, 204
    3- Lem’alar, Y.A. Neşr., 2003, s. 339
    4- Müslim, İmâret 117, (1885); Muvatta, Cihad 31, (2, 461); Nesâî, Cihâd 32, (2, 33)
    5- Ebu Davud, Nikah 39, (2133); Tirmizî, Nikah 42, (1141); Nesâî, İşterü’n-Nisa 2, (7, 63); 6- Ebû Dâvud, Büyû 9, (3342)
    7- Lem’alar, Y.A. Neşr., 2003, s. 339
    8- Buhârî, Tevhîd, 15; Tirmizî Tevbe, 1
    9- Zümer Sûresi: 53

    SÜLEYMAN KÖSMENE



    Helalleşmenin önemi

    İnsanların birbirleri üzerindeki haklarını karşılıklı olarak helâl etmeleri; o hakkı bir diğerine bağışlamaları, haktan vazgeçmiş olduklarını bildirmeleri.

    Helalleşmedeki helâl kelimesi, haram'ın karşıtı olan helâl ile aynıdır. Ancak haram'ın karşıtı olarak kullanıldığında helâl kesin bir durum belirttiği halde, helalleşme olayında bir izâfîlik, göreceli bir özellik belirtir. Helalleşmeden sonra kulun hakkı ortadan kalkmakla birlikte, helâllik dilemeğe yol açan fiil helâl hale gelmiş olmaz. Yani ortada bir haramı helâl haline getirme durumu yoktur, yalnızca kişinin yapılan şeyden dolayı kendi hakkından vazgeçmesi hadisesi vardır. "Helalleşme ile, zâlim, mazlumdan üzerindeki hakkı bağışlamasını dilemiş olur. Allah'ın haram kıldığı şeyden hasıl olan günahı bir kimsenin helâl kılması mümkün değildir" (Tecrîd-i Sarîh, Tercümesi, VII, 376)

    Borcun ödenmesi, yükten kurtulmak, düğümü çözmek gibi anlamları taşıyan helâl kelimesinden türetilmiş olan (istihlâl) helalleşme, insanın kul borcundan kurtulması yollarından biri olarak Hz. Peygamber (s.a.s) tarafından tavsiye edilmiştir. Nitekim, bu konuda Rasûlullah (s.a.s) "Kimin uhdesinde (bir din) kardeşinin nefsine, yahud malına tecavüzden doğan bir hak bulunursa, dinar ve dirhem bulunmayan (kıyamet gün gelmez)den evvel bu gün dünyada mazlumdan o hakkı helâl etmesini istesin (yoksa) zâlimin salih ameli bulunursa o amelden zâlimin zulmü miktarınca alınır (da mazluma verilir). Eğer zâlimin hasenâtı bulunmazsa, mazlumun seyyiâtından alınıp, zâlim olana yükletilir" (Tecridî Sarih Tercümesi, VII, 375, 376,1090 nolu Hadis) buyurarak helalleşmenin önemi ve soncu üzerinde durmuştur.

    Helalleşmenin dünyada yapılmaması durumunda, âhirette gerçekleşeceğini de yine bir Buhârî rivâyetinden öğreniyoruz: "Kıyametle mü'minler Cehennem (üzerindeki sırattan) kurtulduktan sonra Cennet ile Cehennem arasındaki (ikinci bir) köprüde durdurulurlar. Burada, dünyada aralarında bulunan (ufak tefek) mezâlimden bir birlerinin hakkını vererek hesaplaşıp, pâklanarak arındıkları zaman bunların Cennete girmelerine izin verilir" (Tecrid-i Sarîh Tercümesi, VII, 353-354, 1085 nolu Hadis).

    "Kıyamet gününde bütün haklar sahiplerine verilecektir. Hatta boynuzsuz koyun için boynuzlu koyundan kısas alınacaktır" (Tirmizi, Sifatu'l Kıyâme, I) haberi de, kul hakkının ve dolayısıyla bundan kurtarıcı helalleşmenin önemini ortaya koyar.

    Helalleşme yoluyla gidilecek, çözümlenebilecek kul hakkı öylesine önemlidir ki, Allah Rasûlü "Şehidlerin kul borcundan başka bütün günahları mağfiret olunur" (Tecrîdi Sarih Tercümesi, VII, 349, 1084 nolu Hadis) buyurarak bu önemi haber verir.

    Helalleşme ihtiyacı içindeki kimseleri, Allah'ın Rasulü "müflis" olarak niteleyip, bunların durumunu şöylece anlatmıştır: "Benim ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde namaz, oruç ve zekât ile gelir. Ama şuna sövmüş, buna iftira etmiş, onun malını yemiş, berikinin kanını akıtmış, ötekiyi dövmüştür de, sevabından bir kısmı şuna, bir kısmı buna verilir. Üzerindeki kul hakları ödenmeden önce hasanât-ı tükenirse, onların günahlarından alınıp, buna yüklenir ve sonra cehenneme atılır" (Buhari, Edeb, 102).

    Helalleşme, öteki dünyadaki iflâstan kurtulmak için, bu dünyada insanlardan haklarını helâl etmelerini dileme ve böylece borçtan kurtulma yoludur.

    Zübeyir YETİK






+ Yorum Gönder