Konusunu Oylayın.: 18 âlem ne demektir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
18 âlem ne demektir?
  1. 19.Haziran.2012, 19:06
    1
    Misafir

    18 âlem ne demektir?






    18 âlem ne demektir? Mumsema On sekiz bin âlem ne demektir?


  2. 19.Haziran.2012, 19:06
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 22.Haziran.2012, 17:46
    2
    m.deniz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ocak.2011
    Üye No: 83734
    Mesaj Sayısı: 1,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: .......

    Cevap: 18 âlem ne demektir?




    Kur’anda geçen “ rabbul alemin” tabirinde, alimlerimiz 18.000 alem demişler. Bu rakam kesretten kinayedir. Yani arap edebiyatında 7, 70, 700, 7000, 70.000 veya 18.000, 28.000 gibi sayısal ifadeler çokluğu ifade etmek içindir. Halbuki alimlerimizin çoğuna göre her bir insan her bir hayvan her bir bitki veya her bir melek her bir cin bir alemdir. Hatta her bir hücre başka hücrelere benzememesi dolayısıyla bir alemdir. İşte Allah “ alemlerin Rabbidir” veya “ey habibim! Seni alemlere rahmet olasın diye gönderdik” gibi kur’ani ifadeler tamamıyla tüm kainatı ve içindeki her bir hayat sahibin hatta cansızları da içerisine almaktadır.

    Kaynak :
    * İslam Ansiklopedisi
    * Kuran Tefsiri





    Onsekiz bin âlem ne demektir?

    Âlem; cihan, kâinat, dünya ve Allah’tan gayrı her şey mânâlarına gelir. Ayrıca halk ve topluma da âlem denir.

    “On sekiz bin âlem” tabiri Fâtiha Sûresindeki “Rabbi’l-âlemîn” ifadesinin tefsirlerinde geçer. Tefsirlerimizde âlemlerin sayısı on sekiz bin ile yirmi sekiz bin arasında değişir.
    Tasavvufta kâinata âlem-i ekber (büyük âlem) insana da âlem-i asğar (küçük âlem) denmektedir. Kâinat ile insan arasında çok yakın bir irtibattan dolayı da kâinata insan-ı ekber tabir edilir. İnsana küçük âlem denmesindeki sebep, kâinatta ne varsa insanın maddî ve manevî dünyasında da az çok o şeyin var olmasıdır. Bu hususta Sözler’de şöyle denir:

    “İnsanda cisimden başka nasıl ki akıl, kalb, ruh, hayal, hâfıza gibi manevî vücutlar var. Elbette insan-ı ekber olan âlemde ve şu insan meyvesinin şeceresi olan kâinatta âlem-i cismaniyetten başka âlemler var. Hem âlem-i arzdan (dünyadan) tâ Cennet âlemine kadar herbir âlemin birer semâsı var.”163

    Ayrıca insanda var olan duygular kâinatta ona benzer âlemlerin varlığını göstermektedir. Lem’alar’da geçtiği gibi, “insanın ruhu âlem-i ervahtan ve hâfızaları Levh-i Mahfuz’dan ve kuvve-i hayaliyeleri (hayal gücü) âlem-i misâlden ve hâkezâ her bir cihazı bir âlemden haber veriyorlar.”164

    Demek ki kâinatta insan, dünya, gezegenler, yıldızlar ve galaksiler gibi bir görünen âlemler var, bir de görünmeyen âlemler vardır.

    Bediüzzaman, Mektubat’ta “Rabbi’l-âlemîn’in tefsirinde “Semâvatta (göklerde) binler âlem var. Yıldızların bir kısmı her biri birer âlem olabilir. Yerde de her bir cins mahlukat (varlıklar) birer âlemdir. Hattâ her bir insan dahi küçük bir âlemdir” derken, âlemlerin nasıl bir sayıya ulaştığını ifade etmektedir.165

    Meselâ sadece yıldızlara ve yıldız topluluğu olan galaksilere bakalım. Kâinattaki galaksilerin durumu büyük bir çayırda bir çimen yaprağının durumundan farklı değildir. Dünyanın en güçlü optik teleskopu olan ve Amerika’da bulunan Mount Palomer Rasathanesindeki 200 inçlik Hale Teleskopunun gözlem sahası içine 800 milyon galaksi girmektedir. Ya bütün kâinatta ne kadar galaksi var? Belki yüz milyar, belki daha fazla. Bu konuda tahmin yürütmek bile imkânsız. Çoğunluğu 100 milyar civarında yıldız bulunduran bu sayısız galaksiler içinde bin milyardan fazla yıldızı bulunanlar da vardır. Bu yıldızların her birisi güneşten binlerce kat büyüklüktedir.

    Bir de yeryüzüne inelim. Yeryüzünde bulunan canlı cansız her bir tür varlık birer âlem: Ağaçlar, çiçekler, böcekler, kuşlar, balıklar vesaire bütün varlıklar birer âlem.
    Ya görünmeyen âlemler. Dünyada mevcut olup da göremediklerimiz: “Âlem-i ziya (ışıklar âlemi), âlem-i hararet (ısılar âlemi), âlem-i hava, âlem-i kehriba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esir...”166

    Dünyada olmayan âlemler: Ölen insanların ruhlarının bulunduğu Berzah âlemi, ruhanî varlıkların, meleklerin ve cinlerin bulunduğu ruhlar âlemi. Göremediğimiz, işitemediğimiz gayb âlemi.

    Âhiret âlemi: Cennet, Cehennem ve binlerce âlemler...
    Ruhlar âlemi ile şehâdet âlemi (görebildiğimiz âlem) arasında kalan misâl âlemi.

    Şimdi âlemleri nasıl tasnif edeceğiz? Sayısını nasıl tespit edeceğiz? 18 bin mi, 18 milyon mu, 18 milyar mı? Demek ki sayısını ancak Allah bilir. “On sekiz bin âlem” tabiri kesretten kinaye, yani çokluğu ifade etmektedir.

    Şu da bir gerçektir ki, “Doğrudan doğruya her âlem Cenab-ı Hakkın rububiyetiyle idare ve terbiye ve tedbir edilir.”167

    Mehmed Paksu




  4. 22.Haziran.2012, 17:46
    2
    Devamlı Üye



    Kur’anda geçen “ rabbul alemin” tabirinde, alimlerimiz 18.000 alem demişler. Bu rakam kesretten kinayedir. Yani arap edebiyatında 7, 70, 700, 7000, 70.000 veya 18.000, 28.000 gibi sayısal ifadeler çokluğu ifade etmek içindir. Halbuki alimlerimizin çoğuna göre her bir insan her bir hayvan her bir bitki veya her bir melek her bir cin bir alemdir. Hatta her bir hücre başka hücrelere benzememesi dolayısıyla bir alemdir. İşte Allah “ alemlerin Rabbidir” veya “ey habibim! Seni alemlere rahmet olasın diye gönderdik” gibi kur’ani ifadeler tamamıyla tüm kainatı ve içindeki her bir hayat sahibin hatta cansızları da içerisine almaktadır.

    Kaynak :
    * İslam Ansiklopedisi
    * Kuran Tefsiri





    Onsekiz bin âlem ne demektir?

    Âlem; cihan, kâinat, dünya ve Allah’tan gayrı her şey mânâlarına gelir. Ayrıca halk ve topluma da âlem denir.

    “On sekiz bin âlem” tabiri Fâtiha Sûresindeki “Rabbi’l-âlemîn” ifadesinin tefsirlerinde geçer. Tefsirlerimizde âlemlerin sayısı on sekiz bin ile yirmi sekiz bin arasında değişir.
    Tasavvufta kâinata âlem-i ekber (büyük âlem) insana da âlem-i asğar (küçük âlem) denmektedir. Kâinat ile insan arasında çok yakın bir irtibattan dolayı da kâinata insan-ı ekber tabir edilir. İnsana küçük âlem denmesindeki sebep, kâinatta ne varsa insanın maddî ve manevî dünyasında da az çok o şeyin var olmasıdır. Bu hususta Sözler’de şöyle denir:

    “İnsanda cisimden başka nasıl ki akıl, kalb, ruh, hayal, hâfıza gibi manevî vücutlar var. Elbette insan-ı ekber olan âlemde ve şu insan meyvesinin şeceresi olan kâinatta âlem-i cismaniyetten başka âlemler var. Hem âlem-i arzdan (dünyadan) tâ Cennet âlemine kadar herbir âlemin birer semâsı var.”163

    Ayrıca insanda var olan duygular kâinatta ona benzer âlemlerin varlığını göstermektedir. Lem’alar’da geçtiği gibi, “insanın ruhu âlem-i ervahtan ve hâfızaları Levh-i Mahfuz’dan ve kuvve-i hayaliyeleri (hayal gücü) âlem-i misâlden ve hâkezâ her bir cihazı bir âlemden haber veriyorlar.”164

    Demek ki kâinatta insan, dünya, gezegenler, yıldızlar ve galaksiler gibi bir görünen âlemler var, bir de görünmeyen âlemler vardır.

    Bediüzzaman, Mektubat’ta “Rabbi’l-âlemîn’in tefsirinde “Semâvatta (göklerde) binler âlem var. Yıldızların bir kısmı her biri birer âlem olabilir. Yerde de her bir cins mahlukat (varlıklar) birer âlemdir. Hattâ her bir insan dahi küçük bir âlemdir” derken, âlemlerin nasıl bir sayıya ulaştığını ifade etmektedir.165

    Meselâ sadece yıldızlara ve yıldız topluluğu olan galaksilere bakalım. Kâinattaki galaksilerin durumu büyük bir çayırda bir çimen yaprağının durumundan farklı değildir. Dünyanın en güçlü optik teleskopu olan ve Amerika’da bulunan Mount Palomer Rasathanesindeki 200 inçlik Hale Teleskopunun gözlem sahası içine 800 milyon galaksi girmektedir. Ya bütün kâinatta ne kadar galaksi var? Belki yüz milyar, belki daha fazla. Bu konuda tahmin yürütmek bile imkânsız. Çoğunluğu 100 milyar civarında yıldız bulunduran bu sayısız galaksiler içinde bin milyardan fazla yıldızı bulunanlar da vardır. Bu yıldızların her birisi güneşten binlerce kat büyüklüktedir.

    Bir de yeryüzüne inelim. Yeryüzünde bulunan canlı cansız her bir tür varlık birer âlem: Ağaçlar, çiçekler, böcekler, kuşlar, balıklar vesaire bütün varlıklar birer âlem.
    Ya görünmeyen âlemler. Dünyada mevcut olup da göremediklerimiz: “Âlem-i ziya (ışıklar âlemi), âlem-i hararet (ısılar âlemi), âlem-i hava, âlem-i kehriba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esir...”166

    Dünyada olmayan âlemler: Ölen insanların ruhlarının bulunduğu Berzah âlemi, ruhanî varlıkların, meleklerin ve cinlerin bulunduğu ruhlar âlemi. Göremediğimiz, işitemediğimiz gayb âlemi.

    Âhiret âlemi: Cennet, Cehennem ve binlerce âlemler...
    Ruhlar âlemi ile şehâdet âlemi (görebildiğimiz âlem) arasında kalan misâl âlemi.

    Şimdi âlemleri nasıl tasnif edeceğiz? Sayısını nasıl tespit edeceğiz? 18 bin mi, 18 milyon mu, 18 milyar mı? Demek ki sayısını ancak Allah bilir. “On sekiz bin âlem” tabiri kesretten kinaye, yani çokluğu ifade etmektedir.

    Şu da bir gerçektir ki, “Doğrudan doğruya her âlem Cenab-ı Hakkın rububiyetiyle idare ve terbiye ve tedbir edilir.”167

    Mehmed Paksu







+ Yorum Gönder