Konusunu Oylayın.: Allah Kâfirleri Neden Yarattı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Allah Kâfirleri Neden Yarattı?
  1. 19.Haziran.2012, 19:06
    1
    Misafir

    Allah Kâfirleri Neden Yarattı?






    Allah Kâfirleri Neden Yarattı? Mumsema Allah Kâfirleri Neden Yarattı?


  2. 19.Haziran.2012, 19:06
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 22.Haziran.2012, 17:35
    2
    m.deniz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ocak.2011
    Üye No: 83734
    Mesaj Sayısı: 1,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: .......

    Cevap: Allah Kâfirleri Neden Yarattı?




    Her iki sorunun cevabını birlikte verelim:
    Allah tüm akıllı ve şuurlu varlıkları kendisine iman ve ibadet etmek için yaratmıştır. Buna “Ben insanları ve cinleri bana iman edip ibadet etsinler için yarattım” ayeti delildir. Bu ayette kâfir ve mü’min ayırımı yoktur. İnsanlık esas alınmıştır.
    Ancak insanlar hür yaratıldıkları için bazıları iradelerini inkâr yönünde kullanmaktadır. O zaman da tercihlerine göre muamele görmeleri Allah’ın adaletinin gereği olmaktadır. Şayet Allah herkesi imana zorlasaydı o zaman Allah zulmetmiş, irade ve hürriyetlerini ellerinden almış olurdu. Allah ise zulümden münezzehtir. Ve hür olan insanları iyiye ve kötüye zorlamak zulümdür. Zulüm ise Allah’ın adaletine yakışmaz. Allah âdildir. Bundan dolayı cehennem Allah’ın adaletinin gereğidir.
    Cennet Allah’ın iman edenlere lütfudur. Cehennem ise inanmayanlara adalettir. Adalet hak sahibine hakkını vermek ve haksızı cezalandırmak anlamındadır. Mükâfat ve ceza adaletin iki kefesidir. Tek kefeli adalet, adalet değildir. Yalnız cenneti hak etmek imkânsız olduğu için Allah’ın lütfu ile cennete girilir. İman ve ibadet cennetin fiyatı değil, Allah’ın bize ihsan ettiği nimetlerin şükrüdür. İbadet bize verilen nimetlerin şükrüdür, daha sonra verilecek olan nimetlerin fiyatı değildir. Ancak Allah iman edenlere cenneti vaat etmiştir ve cennete bunun için ancak iman edenler Allah’ın fazlı ve lütfu ile girebilir. İnsan dünyada bir araba ve ev sahibi olmak için ömür boyu çalışır da ancak sahip olabilir. Dünya büyüklüğünde ebedi bir cenneti günde bir saat ibadet ile kazanacak? Bu imkânsızdır. Bunun için cennet iman edenlere lütfudur.
    İman ise Allah’ın birliğine Kur’an-ı Kerimin ders verdiği ve peygamberimizin öğrettiği şekilde inanmaktır. Bu ise zati ve sübuti sıfatlarına kefiyetsiz inanmak demektir. Bunun dışındaki iman, iman değildir. Küfürdür. Kâfir zaten Allah’a inanmayan değil; sıfatlarında yanılandır. Allah’a şirk koşan kimseye kâfir denilir. Hiç inanmayanlara da kâfir denilir. Hıristiyan Allah’ın zati sıfatlarında hataya düşerek Tevhidi Teslise çevirmişlerdir. Bunun için şirk ve küfür içindedirler. Yahudiler ise Üzeyir’e (as) Allah’ın oğlu diyerek ve ahireti inkâr ederek, Allah’ın dinini kendilerine has tanımlayarak şirke ve küfre düşmüşlerdir. Sonra da Allah’ın kendilerine gönderdiği elçileri olan Hz. İsa’yı ve Hz. Yahya ve Hz. Zekeriya’yı inkâr ederek küfre düşmüşlerdir. Daha sonra Hıristiyan ve Yahudiler Allah’ın kendilerine gönderdiği son elçisi Hz. Muhammed’i (sav) ve son kitap Kur’an-ı Kerimi inkâr ederek küfre düşmüşlerdir. Böylece cennet vadinden mahrum kalmışlardır.
    Onlar buna zorlanmamışlardır. Bilakis kendileri bu küfürlerini ve inkârlarını zorla başkalarına kabul ettirmek için yeryüzünde kan dökmüşler ve zulmetmişler böylece de ebedi cehennemi hak etmişlerdir. Allah’ın onlar hakkındaki adaleti bundan dolayı ebedi cehennemdir.
    Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed (as) onlara ne yaptı? Peygamberlerinin yolunu ve Tevrat ile İncil’in izini takip ederek peygamberlerini ve kitaplarını tasdik ile beraber onları da kâfirlerin inkârlarından kurtararak kitaplarını tahriften ve peygamberlerini inkârdan kurtarmıştır. Onlar bin minnet ile peygamberimize iman edip en evvel Allah’ın kitabı olan Kur’ana iman ile sahip çıkmaları gerekli değil midir?
    Yüce Allah’ın bu inkârları ile beraber onları yaşatmasındaki hikmeti imanın dışında insanın yaratılış hikmetlerinden birisi olan “Yeryüzünü imar ve tamir etme” gibi Esma-i İlâhiye taalluk eden diğer vazifelerin ifası içindir. Her ne kadar inanmasalar da yeryüzünü imar etmekte ve insanın yaratılışının dünyevî hikmetine hizmet etmektedirler. Bunun için Allah dünyada onlara hayat hakkı tanımakta ve ahirette de cehennemde yine onlara mühim vazifeler vererek istihdam etmesi Allah’ın sonsuz hikmetinin gereğidir.



  4. 22.Haziran.2012, 17:35
    2
    Devamlı Üye



    Her iki sorunun cevabını birlikte verelim:
    Allah tüm akıllı ve şuurlu varlıkları kendisine iman ve ibadet etmek için yaratmıştır. Buna “Ben insanları ve cinleri bana iman edip ibadet etsinler için yarattım” ayeti delildir. Bu ayette kâfir ve mü’min ayırımı yoktur. İnsanlık esas alınmıştır.
    Ancak insanlar hür yaratıldıkları için bazıları iradelerini inkâr yönünde kullanmaktadır. O zaman da tercihlerine göre muamele görmeleri Allah’ın adaletinin gereği olmaktadır. Şayet Allah herkesi imana zorlasaydı o zaman Allah zulmetmiş, irade ve hürriyetlerini ellerinden almış olurdu. Allah ise zulümden münezzehtir. Ve hür olan insanları iyiye ve kötüye zorlamak zulümdür. Zulüm ise Allah’ın adaletine yakışmaz. Allah âdildir. Bundan dolayı cehennem Allah’ın adaletinin gereğidir.
    Cennet Allah’ın iman edenlere lütfudur. Cehennem ise inanmayanlara adalettir. Adalet hak sahibine hakkını vermek ve haksızı cezalandırmak anlamındadır. Mükâfat ve ceza adaletin iki kefesidir. Tek kefeli adalet, adalet değildir. Yalnız cenneti hak etmek imkânsız olduğu için Allah’ın lütfu ile cennete girilir. İman ve ibadet cennetin fiyatı değil, Allah’ın bize ihsan ettiği nimetlerin şükrüdür. İbadet bize verilen nimetlerin şükrüdür, daha sonra verilecek olan nimetlerin fiyatı değildir. Ancak Allah iman edenlere cenneti vaat etmiştir ve cennete bunun için ancak iman edenler Allah’ın fazlı ve lütfu ile girebilir. İnsan dünyada bir araba ve ev sahibi olmak için ömür boyu çalışır da ancak sahip olabilir. Dünya büyüklüğünde ebedi bir cenneti günde bir saat ibadet ile kazanacak? Bu imkânsızdır. Bunun için cennet iman edenlere lütfudur.
    İman ise Allah’ın birliğine Kur’an-ı Kerimin ders verdiği ve peygamberimizin öğrettiği şekilde inanmaktır. Bu ise zati ve sübuti sıfatlarına kefiyetsiz inanmak demektir. Bunun dışındaki iman, iman değildir. Küfürdür. Kâfir zaten Allah’a inanmayan değil; sıfatlarında yanılandır. Allah’a şirk koşan kimseye kâfir denilir. Hiç inanmayanlara da kâfir denilir. Hıristiyan Allah’ın zati sıfatlarında hataya düşerek Tevhidi Teslise çevirmişlerdir. Bunun için şirk ve küfür içindedirler. Yahudiler ise Üzeyir’e (as) Allah’ın oğlu diyerek ve ahireti inkâr ederek, Allah’ın dinini kendilerine has tanımlayarak şirke ve küfre düşmüşlerdir. Sonra da Allah’ın kendilerine gönderdiği elçileri olan Hz. İsa’yı ve Hz. Yahya ve Hz. Zekeriya’yı inkâr ederek küfre düşmüşlerdir. Daha sonra Hıristiyan ve Yahudiler Allah’ın kendilerine gönderdiği son elçisi Hz. Muhammed’i (sav) ve son kitap Kur’an-ı Kerimi inkâr ederek küfre düşmüşlerdir. Böylece cennet vadinden mahrum kalmışlardır.
    Onlar buna zorlanmamışlardır. Bilakis kendileri bu küfürlerini ve inkârlarını zorla başkalarına kabul ettirmek için yeryüzünde kan dökmüşler ve zulmetmişler böylece de ebedi cehennemi hak etmişlerdir. Allah’ın onlar hakkındaki adaleti bundan dolayı ebedi cehennemdir.
    Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed (as) onlara ne yaptı? Peygamberlerinin yolunu ve Tevrat ile İncil’in izini takip ederek peygamberlerini ve kitaplarını tasdik ile beraber onları da kâfirlerin inkârlarından kurtararak kitaplarını tahriften ve peygamberlerini inkârdan kurtarmıştır. Onlar bin minnet ile peygamberimize iman edip en evvel Allah’ın kitabı olan Kur’ana iman ile sahip çıkmaları gerekli değil midir?
    Yüce Allah’ın bu inkârları ile beraber onları yaşatmasındaki hikmeti imanın dışında insanın yaratılış hikmetlerinden birisi olan “Yeryüzünü imar ve tamir etme” gibi Esma-i İlâhiye taalluk eden diğer vazifelerin ifası içindir. Her ne kadar inanmasalar da yeryüzünü imar etmekte ve insanın yaratılışının dünyevî hikmetine hizmet etmektedirler. Bunun için Allah dünyada onlara hayat hakkı tanımakta ve ahirette de cehennemde yine onlara mühim vazifeler vererek istihdam etmesi Allah’ın sonsuz hikmetinin gereğidir.






+ Yorum Gönder