Konusunu Oylayın.: Meşverette Gıybet Caiz midir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Meşverette Gıybet Caiz midir?
  1. 19.Haziran.2012, 19:05
    1
    Misafir

    Meşverette Gıybet Caiz midir?

  2. 22.Haziran.2012, 17:45
    2
    m.deniz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ocak.2011
    Üye No: 83734
    Mesaj Sayısı: 1,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: .......

    Cevap: Meşverette Gıybet Caiz midir?




    Gıybet, hakkında konuşulan kişinin işittiği zaman hoşlanmayacağı şekilde konuşulmasıdır. Doğru söylemişse zaten gıybettir. Yalan söylemişse hem gıybet hem iftiradır. İki katlı çirkin bir günahtır. Hal böyle olunca bir adamı hoşlanmayacağı şekilde bahsetmek hiçbir şekilde caiz olmaz. Dinimiz gerek Kur’an ayeti ile gerekse peygamberimizin hadisleri ile gıybeti, yani insanların hoşlanmayacakları şekilde kendilerinden bahsetmeyi, kusurlarını başkaları ile paylaşmayı yasaklamıştır. Bu insanın haysiyet ve şerefini korumak için şarttır.

    Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde insanların gıybetini yapmayı, yani onların haysiyet ve şereflerini lekelemek anlamında kusurlarını ortaya çıkaracak şekilde hoşlanmadıkları hallerinin uluorta konuşulmasını yasaklamış ve bu durumu “Ölü eti yemeye” benzetmiştir. Bu ne anlama gelmektedir? Gıybet edilen öldürülmüş ve onun da eti yenilmiştir demektir. Ne korkunç bir durum! İnsanı manen öldürmek demek onun haysiyetini ve şerefini lekelemek demektir. Bu da kusur olarak görülen ve suçlamayı netice veren bir durumdur. Böylece kişi manen öldürülmüş ve kanı dökülmüş demektir. Bunu işiten insanlar o insanı sevmeyecek, peşin hükümle bakacak ve art niyetli olacaktır. Bu da o insanın sosyal hayatına ve psikolojisine saldırı ve zarar vermek demektir.

    İnsanların iyiliklerinden bahsetmek ve teşvik etmek gerekir ki müspet icraat yapılsın. Yoksa menfi ve tahripçi bir tutum içinde olunmuş olur. İstişare de olsa bu durumdan müspet bir sonuç çıkar mı? İnsanları suçlayarak ve kusurlarını ortaya dökerek hayırlı bir hizmet yapılabilir mi? Şerefli bir insan kimsenin şerefi ile uğraşmayan ve kendi şerefini koruduğu gibi her insanın şerefini koruyan kimsedir.
    Gıybet anlamında bir insanın kusurları kime söylenebilir?
    a. Görevli birine görevi gereği maiyetindekilerin eksikleri söylenir ki düzeltsin. Amire memuru, babaya çocuğu, öğretmene öğrenciyi şikâyet gibi. Bunlar çare bulucu ve görevli kimselerdir. Hal çaresi bulunur. Bu şikâyet gıybet sayılmaz, iyi niyetin ürünüdür.
    b. Meşveret amacı ile liyakatli birine bir kişi hakkında bilgi alma amaçlı olarak danışmaktır. Burada da işin iyi sonuç vermesi istenir. Kişiye yönelik bir suçlama ve kusur arama söz konusu değildir.
    c. Tahkir ve teşhir amacı taşımadan sadece tanıtma amacına yönelik olarak söylenen sözler de gıybet kapsamına girmez. Falan topal ve kör adam gibi.
    d. “Fasık-ı mütecahir” denilen her nevi haramı ve kötülüğü işlemeyi adet edinmiş olan birisinin gıybeti caizdir. Harama insanları teşvik eden, kendisi de haramdan beslenen birini teşhir etmelidir ki insanlar şerlerinden emin olsunlar. Açıktan günah işlemekten sıkılmayan ve bununla övünen birinin kötülüğünden bahsetmek gıybet değildir.

    Bilhassa Meşveretler güven ortamının asla zedelenmemesi gereken yerlerdir. Peygamberimiz (sav) “Müşavir güvenilir insandır” buyurmuşlardır. Burada gıybet asla caiz olmaz. Ancak meşveretin gereği olan “bu arkadaşımızdan daha liyakatli falan kardeşimiz vardır, bu mesele ona tevdi edilirse daha iyi olur” gibi güven ifade eden sözlerle kimseyi kırıp incitmeden işler organize edilir ve vazifeler liyakat esasına göre tevdi edilir ve görevler taksim edilir.

    Meşveretler “Hizmet Odaklı” olmak durumundadır. Meşveretlerde şahıslar değil, hizmetler konuşulur ve gönüllülük esasına göre vazifeler tevdi edilir. Şahıs odaklı meşveretler hizmet üretmez; ancak insanlar arasında kıskançlık, husumet ve hizmete değil şahsa bağlılık gibi haller zuhur eder.



  3. 22.Haziran.2012, 17:45
    2
    Devamlı Üye



    Gıybet, hakkında konuşulan kişinin işittiği zaman hoşlanmayacağı şekilde konuşulmasıdır. Doğru söylemişse zaten gıybettir. Yalan söylemişse hem gıybet hem iftiradır. İki katlı çirkin bir günahtır. Hal böyle olunca bir adamı hoşlanmayacağı şekilde bahsetmek hiçbir şekilde caiz olmaz. Dinimiz gerek Kur’an ayeti ile gerekse peygamberimizin hadisleri ile gıybeti, yani insanların hoşlanmayacakları şekilde kendilerinden bahsetmeyi, kusurlarını başkaları ile paylaşmayı yasaklamıştır. Bu insanın haysiyet ve şerefini korumak için şarttır.

    Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde insanların gıybetini yapmayı, yani onların haysiyet ve şereflerini lekelemek anlamında kusurlarını ortaya çıkaracak şekilde hoşlanmadıkları hallerinin uluorta konuşulmasını yasaklamış ve bu durumu “Ölü eti yemeye” benzetmiştir. Bu ne anlama gelmektedir? Gıybet edilen öldürülmüş ve onun da eti yenilmiştir demektir. Ne korkunç bir durum! İnsanı manen öldürmek demek onun haysiyetini ve şerefini lekelemek demektir. Bu da kusur olarak görülen ve suçlamayı netice veren bir durumdur. Böylece kişi manen öldürülmüş ve kanı dökülmüş demektir. Bunu işiten insanlar o insanı sevmeyecek, peşin hükümle bakacak ve art niyetli olacaktır. Bu da o insanın sosyal hayatına ve psikolojisine saldırı ve zarar vermek demektir.

    İnsanların iyiliklerinden bahsetmek ve teşvik etmek gerekir ki müspet icraat yapılsın. Yoksa menfi ve tahripçi bir tutum içinde olunmuş olur. İstişare de olsa bu durumdan müspet bir sonuç çıkar mı? İnsanları suçlayarak ve kusurlarını ortaya dökerek hayırlı bir hizmet yapılabilir mi? Şerefli bir insan kimsenin şerefi ile uğraşmayan ve kendi şerefini koruduğu gibi her insanın şerefini koruyan kimsedir.
    Gıybet anlamında bir insanın kusurları kime söylenebilir?
    a. Görevli birine görevi gereği maiyetindekilerin eksikleri söylenir ki düzeltsin. Amire memuru, babaya çocuğu, öğretmene öğrenciyi şikâyet gibi. Bunlar çare bulucu ve görevli kimselerdir. Hal çaresi bulunur. Bu şikâyet gıybet sayılmaz, iyi niyetin ürünüdür.
    b. Meşveret amacı ile liyakatli birine bir kişi hakkında bilgi alma amaçlı olarak danışmaktır. Burada da işin iyi sonuç vermesi istenir. Kişiye yönelik bir suçlama ve kusur arama söz konusu değildir.
    c. Tahkir ve teşhir amacı taşımadan sadece tanıtma amacına yönelik olarak söylenen sözler de gıybet kapsamına girmez. Falan topal ve kör adam gibi.
    d. “Fasık-ı mütecahir” denilen her nevi haramı ve kötülüğü işlemeyi adet edinmiş olan birisinin gıybeti caizdir. Harama insanları teşvik eden, kendisi de haramdan beslenen birini teşhir etmelidir ki insanlar şerlerinden emin olsunlar. Açıktan günah işlemekten sıkılmayan ve bununla övünen birinin kötülüğünden bahsetmek gıybet değildir.

    Bilhassa Meşveretler güven ortamının asla zedelenmemesi gereken yerlerdir. Peygamberimiz (sav) “Müşavir güvenilir insandır” buyurmuşlardır. Burada gıybet asla caiz olmaz. Ancak meşveretin gereği olan “bu arkadaşımızdan daha liyakatli falan kardeşimiz vardır, bu mesele ona tevdi edilirse daha iyi olur” gibi güven ifade eden sözlerle kimseyi kırıp incitmeden işler organize edilir ve vazifeler liyakat esasına göre tevdi edilir ve görevler taksim edilir.

    Meşveretler “Hizmet Odaklı” olmak durumundadır. Meşveretlerde şahıslar değil, hizmetler konuşulur ve gönüllülük esasına göre vazifeler tevdi edilir. Şahıs odaklı meşveretler hizmet üretmez; ancak insanlar arasında kıskançlık, husumet ve hizmete değil şahsa bağlılık gibi haller zuhur eder.






+ Yorum Gönder