Konusunu Oylayın.: Cehennemin Yaratılışı Allah'ın Rahmetine Uygun Düşer mi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Cehennemin Yaratılışı Allah'ın Rahmetine Uygun Düşer mi?
  1. 19.Haziran.2012, 19:04
    1
    Misafir

    Cehennemin Yaratılışı Allah'ın Rahmetine Uygun Düşer mi?

  2. 22.Haziran.2012, 17:43
    2
    m.deniz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ocak.2011
    Üye No: 83734
    Mesaj Sayısı: 1,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: .......

    Cevap: Cehennemin Yaratılışı Allah'ın Rahmetine Uygun Düşer mi?




    Meseleye Üstad Bediüzzaman’ın keşfettiği Kur’an Metodu ve Hakikat noktasından yaklaşırsak çözüme ulaşabiliriz. Aksi takdirde kısır bir döngü içinde kalırız. Tavuk mu yumurta mı diye döner dururuz.

    Bediüzzaman’ın bu hususta yaklaşımı ise her şeyden önce Allah’ı sıfatları, esması ve şuunatı ile tanımak ve bilmektir. Yüce Allah’ı tanımayan, rahmetini, kudretini, ilmini, iradesini bilmeyen tabiat ve nefis bataklığında boğulmaktan kurtulamaz. Kur’an-ı Kerimin birinci amacı Yüce Allah’ı tanıtmaktır. Bunun için Kur’an-ı Kerimde 3 binden ziyade ayet Allah’ı isim ve sıfatlarından bahseder. Yüce Allah zatını gizlemiş, icraatını ortaya koymuştur ki mahlûkat kendisini hakiki olarak tanıyabilsin. Çünkü bir varlığın doğru olarak tanınması ancak yaptığı işleri ve icraatı iledir. Zatını görmekle onu gerçekte tanımak mümkün olmaz. Allah’ı doğru ve gerçek olarak tanımak için her şeyden önce 12 sıfatını ve en az 99 ismini bilmek gerekir.

    “Allah” lafza-i celali, bütün sıfat-ı kemaliyeyi tazammun eden bir sadeftir. Çünkü lafza-i celâl, Zât-ı Akdese delâlet eder; Zât-ı Akdes de, bütün sıfat-ı kemâliyeyi istilzam eder. Öyle ise, o lafza-i mukaddese, delâlet-i iltizamiye ile bütün sıfat-i kemâliyeye delâlet eder. ( İşaratu’l- İ’câz, (2001-İstanbul) s.21) Biz Allah dediğimiz zaman bütün sıfat-ı kemaliyeyi tazammun eden “Zat-ı Akdesi” kast ediyoruz. Bu sıfatlardan birini bilmemek veya yanlış bilmek Allah’ı eksik tanımayı, bu da sonuçta dalaleti netice verir, inkâr ise küfrü gerektirir. Yüce Allah’ın Celâlî ve Cemâlî olmak üzere iki nevi esması vardır. Zat-ı Şerifine âlem olan “Allah” Lafza-i Celal’inden “Celal Silsilesi” tecelli ettiği gibi, “Rahman ve Rahim” isimlerinden “Cemal Silsilesi” tecelli eder. Bunun için yüce Allah “Bismillahirrahmanirrahîm” ayetinde kendisini bu üç isim ile tanıtır. Bu kelime ile hareket eden kimseye de rahmeti ve yardımı ile mukabele eder. Her işinde besmele ile hareket edene de Cehennemi haram ve cenneti vacip kılar.

    Celali Sıfatlar Allah’ın zatına has olan sıfatlar olup Allah’ın tevhit ve vahdaniyetini ispat eden ve “Sıfat-ı Selbiye” denilen “Kıdem, Beka, Vahdaniyet, Kıyam bi-nefsihi ve Muhalefetun-lil havâdis” sıfatlarıdır ki Tevhidi ispat eden, imanda ihlası gösteren ihlas suresinin her bir kelimesi bu sıfatları ifade eder. (Sözler, Lemaat, 637–638) Bundan dolayı “İhlâs Suresi” Kur’anın “Tevhid, Haşir ve Nübüvvet” hakikatlarından biri olan “Tevhidi” tam ifade ettiği için hadis-i şerifin nassı ile Kur’anın üçte birine denktir. (Buhari, Fezaili’l-Kur’an, 13; Müslim, Müsafirîn, 259; Tirmizi, Fezâil-i Kur’an, 11 )



  3. 22.Haziran.2012, 17:43
    2
    Devamlı Üye



    Meseleye Üstad Bediüzzaman’ın keşfettiği Kur’an Metodu ve Hakikat noktasından yaklaşırsak çözüme ulaşabiliriz. Aksi takdirde kısır bir döngü içinde kalırız. Tavuk mu yumurta mı diye döner dururuz.

    Bediüzzaman’ın bu hususta yaklaşımı ise her şeyden önce Allah’ı sıfatları, esması ve şuunatı ile tanımak ve bilmektir. Yüce Allah’ı tanımayan, rahmetini, kudretini, ilmini, iradesini bilmeyen tabiat ve nefis bataklığında boğulmaktan kurtulamaz. Kur’an-ı Kerimin birinci amacı Yüce Allah’ı tanıtmaktır. Bunun için Kur’an-ı Kerimde 3 binden ziyade ayet Allah’ı isim ve sıfatlarından bahseder. Yüce Allah zatını gizlemiş, icraatını ortaya koymuştur ki mahlûkat kendisini hakiki olarak tanıyabilsin. Çünkü bir varlığın doğru olarak tanınması ancak yaptığı işleri ve icraatı iledir. Zatını görmekle onu gerçekte tanımak mümkün olmaz. Allah’ı doğru ve gerçek olarak tanımak için her şeyden önce 12 sıfatını ve en az 99 ismini bilmek gerekir.

    “Allah” lafza-i celali, bütün sıfat-ı kemaliyeyi tazammun eden bir sadeftir. Çünkü lafza-i celâl, Zât-ı Akdese delâlet eder; Zât-ı Akdes de, bütün sıfat-ı kemâliyeyi istilzam eder. Öyle ise, o lafza-i mukaddese, delâlet-i iltizamiye ile bütün sıfat-i kemâliyeye delâlet eder. ( İşaratu’l- İ’câz, (2001-İstanbul) s.21) Biz Allah dediğimiz zaman bütün sıfat-ı kemaliyeyi tazammun eden “Zat-ı Akdesi” kast ediyoruz. Bu sıfatlardan birini bilmemek veya yanlış bilmek Allah’ı eksik tanımayı, bu da sonuçta dalaleti netice verir, inkâr ise küfrü gerektirir. Yüce Allah’ın Celâlî ve Cemâlî olmak üzere iki nevi esması vardır. Zat-ı Şerifine âlem olan “Allah” Lafza-i Celal’inden “Celal Silsilesi” tecelli ettiği gibi, “Rahman ve Rahim” isimlerinden “Cemal Silsilesi” tecelli eder. Bunun için yüce Allah “Bismillahirrahmanirrahîm” ayetinde kendisini bu üç isim ile tanıtır. Bu kelime ile hareket eden kimseye de rahmeti ve yardımı ile mukabele eder. Her işinde besmele ile hareket edene de Cehennemi haram ve cenneti vacip kılar.

    Celali Sıfatlar Allah’ın zatına has olan sıfatlar olup Allah’ın tevhit ve vahdaniyetini ispat eden ve “Sıfat-ı Selbiye” denilen “Kıdem, Beka, Vahdaniyet, Kıyam bi-nefsihi ve Muhalefetun-lil havâdis” sıfatlarıdır ki Tevhidi ispat eden, imanda ihlası gösteren ihlas suresinin her bir kelimesi bu sıfatları ifade eder. (Sözler, Lemaat, 637–638) Bundan dolayı “İhlâs Suresi” Kur’anın “Tevhid, Haşir ve Nübüvvet” hakikatlarından biri olan “Tevhidi” tam ifade ettiği için hadis-i şerifin nassı ile Kur’anın üçte birine denktir. (Buhari, Fezaili’l-Kur’an, 13; Müslim, Müsafirîn, 259; Tirmizi, Fezâil-i Kur’an, 11 )






+ Yorum Gönder