Konusunu Oylayın.: Ayrılıklar ve Bölünmelerin Sebebi Nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Ayrılıklar ve Bölünmelerin Sebebi Nedir?
  1. 19.Haziran.2012, 19:04
    1
    Misafir

    Ayrılıklar ve Bölünmelerin Sebebi Nedir?

  2. 22.Haziran.2012, 00:04
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Ayrılıklar ve Bölünmelerin Sebebi Nedir?




    Ayrılıklar ve Bölünmelerin Sebebi Nedir


    Farklı fikirler ve düşüncelere sahip olmak ihtilafa düşmek ve bölünmek olarak kabul edilirse o zaman insanlar adedince farklı gurupları kabul etmek gerekir. İnsan bedeni farklı hücrelerden, organlardan ve dokulardan müteşekkil bir bütündür. Onları bir araya getiren ve aynı amaç etrafında toplayan hepsine birden hükmeden ruh ve o ruhu harekete geçiren inanç ve amaç bütünlüğüdür.

    Hayat-ı içtimaiye farklı düşünce, inanç ve kültürlere sahip insanlardan müteşekkildir. Onları bir ve beraber çalıştıran ve homojen bir yapıyı oluşturan da yine bireylerin ve kurumların amaçlarının örtüşmesidir. Kurumlar ve kurumu idare eden liderler çalışanlarını motive etmeleri ve kurumlarını başarılı hale getirebilmeleri bireylerin ve kurumlarının hedef ve amaçlarını birleştirmeleri ölçüsündedir. Bu durumda kurum liderleri bireylerin fikirlerine ve bireysel yaşantılarına karışmaz ancak bireyin sosyal haklarını ve ihtiyaçlarını en güzel şekilde karşılamakla beraber kurumun gelişmesini ve verimliliğini sağlayacak olan kurumsal hedefler ile örtüşmesini sağlarsa o zaman bireylerin kuruma sahip çıkmalarına sebep olur, çalışanların geleceklerini kurumun başarısına bağlı olduğu şuuruna ulaşmalarını sağlar ki bu hem bireyleri kuruma sahip çıkmasını sağlar, hem de kurumun başarısının fevkalade artmasına sebep olur. Kurumda herkes işine odaklanır ve farklılıklar düşünülmez, ortak hedefler etrafında birlik ve beraberlik sağlanır. Aksi taktirde herkes kendi düşüncesinin öne çıkması için çalışır ve kedisine farklı amaçlar edinirse kurumda başarı düşer ve zamanla dağılmalar ve bölünmeler meydana gelir. Devlet de böyledir, cemaatler de…

    Geleceğini kurum içinde göremeyen gelişmiş fertler kurum dışında yeni hedefler belirler ve bunun tahakkuku için çalışmaya başlarsa o zaman kurumu kendi amaçlarını gerçekleştirmek için araç olarak görürler. Kurum içindeki arkadaşlarını kendi amaçlarına yönlendirmeye çalışır ve kurumdaki kazanımlarını kurumun başarısı için değil de yeni hedefler için kullanma amacını güder. Bu durum en kısa zamanda idareciler tarafından fark edilmezse kurum içinde büyük çatlamalara sebep olur. Bu her kurumda yaşanan bir durumdur. Bu aile içinde de böyledir. Aile fertlerinin büyümesi ve ihtiyaçların çoğalması, çocukların zamanla ayrılmaları ile sonuçlanır ve bu arada ayrılmaya bahane olacak gelin-kaynana ve kardeşler arası sürtüşmeler çokça yaşanır. Ama ayrılık bu sürtüşmelerden dolayı değildir. Onlar bahanedir.

    Asıl ayrılık ve bölünme inanç ve fikir ayrılığıdır. Şayet inanç ve fikirde ayrılık oluşmuş ise bir kurum içinde veya aile içinde beraber bulunmanın faydası yoktur. Fikir odaklı bir kurumda kurumun fikrine aykırı bir fikre kapılan varsa kuruma ve çalışanlarına zarar vermeden ayırmak gerekir. Çünkü bu kurum içinde kanser gibi tesir eder ve zamanla diğer çalışanlara sirayet eder.

    Asıl ayrılık fikir ayrılığıdır. Bu fikirler de kendi arasında farklılık arz eder. İman esaslarında bir ayrılık yoktur. Ayrılıkların büyük bir kısmı imana hizmet vasıtaları ve metotları ile siyasi fikir ayrılıklarıdır. Diğer hususlar bahanedir. İnanç ve ibadet noktasında Müslüman cemaatler arasında da ayrılık yoktur. Ayrılık siyasi ve içtimaidir. Bu da normaldir. Farklı kültürlere ve hitap ettiği kitlelere göre de sapmalar olabilir. Burada aranması gereken haklılıktır.

    Amaç doğruyu bulmak ve Allah rızası olursa hakka hizmet edilir. Yoksa hakka hizmet yerine insana hizmet, kendi amaçlarını gerçekleştirmek, cemaat teşekkül ettirmek, nefsin arzularına hizmet etmek gibi dünyada kendine göre faydalı, ahirette zararlı bir hizmete kendini kaptırabilir. Dünyadaki başarı kendini aldatır ve Allah rızasını kazanamadığı gibi, ahirette hakka karşı yaptığı haksızlık ve hak ve hakikat düşmanlarına bilmeden yardımcı olmanın verdiği mesuliyet-i maneviyeyi yüklendiğinden dolayı büyük pişmanlık duyabilir ve çok büyük zararlara düşer. Farkına varmadan şeytanın ve nefsin emellerine hizmet etmiş olur. Bu dünyadaki başarının kişiyi aldatmasındandır. Bunun için peygamberimiz (sav) “Dünya Harut ve Maruttan daha büyük bir büyücüdür, sakın onun büyüsüne kapılmayınız!” buyurarak bizleri ikaz eder.


  3. 22.Haziran.2012, 00:04
    2
    Özel Üye



    Ayrılıklar ve Bölünmelerin Sebebi Nedir


    Farklı fikirler ve düşüncelere sahip olmak ihtilafa düşmek ve bölünmek olarak kabul edilirse o zaman insanlar adedince farklı gurupları kabul etmek gerekir. İnsan bedeni farklı hücrelerden, organlardan ve dokulardan müteşekkil bir bütündür. Onları bir araya getiren ve aynı amaç etrafında toplayan hepsine birden hükmeden ruh ve o ruhu harekete geçiren inanç ve amaç bütünlüğüdür.

    Hayat-ı içtimaiye farklı düşünce, inanç ve kültürlere sahip insanlardan müteşekkildir. Onları bir ve beraber çalıştıran ve homojen bir yapıyı oluşturan da yine bireylerin ve kurumların amaçlarının örtüşmesidir. Kurumlar ve kurumu idare eden liderler çalışanlarını motive etmeleri ve kurumlarını başarılı hale getirebilmeleri bireylerin ve kurumlarının hedef ve amaçlarını birleştirmeleri ölçüsündedir. Bu durumda kurum liderleri bireylerin fikirlerine ve bireysel yaşantılarına karışmaz ancak bireyin sosyal haklarını ve ihtiyaçlarını en güzel şekilde karşılamakla beraber kurumun gelişmesini ve verimliliğini sağlayacak olan kurumsal hedefler ile örtüşmesini sağlarsa o zaman bireylerin kuruma sahip çıkmalarına sebep olur, çalışanların geleceklerini kurumun başarısına bağlı olduğu şuuruna ulaşmalarını sağlar ki bu hem bireyleri kuruma sahip çıkmasını sağlar, hem de kurumun başarısının fevkalade artmasına sebep olur. Kurumda herkes işine odaklanır ve farklılıklar düşünülmez, ortak hedefler etrafında birlik ve beraberlik sağlanır. Aksi taktirde herkes kendi düşüncesinin öne çıkması için çalışır ve kedisine farklı amaçlar edinirse kurumda başarı düşer ve zamanla dağılmalar ve bölünmeler meydana gelir. Devlet de böyledir, cemaatler de…

    Geleceğini kurum içinde göremeyen gelişmiş fertler kurum dışında yeni hedefler belirler ve bunun tahakkuku için çalışmaya başlarsa o zaman kurumu kendi amaçlarını gerçekleştirmek için araç olarak görürler. Kurum içindeki arkadaşlarını kendi amaçlarına yönlendirmeye çalışır ve kurumdaki kazanımlarını kurumun başarısı için değil de yeni hedefler için kullanma amacını güder. Bu durum en kısa zamanda idareciler tarafından fark edilmezse kurum içinde büyük çatlamalara sebep olur. Bu her kurumda yaşanan bir durumdur. Bu aile içinde de böyledir. Aile fertlerinin büyümesi ve ihtiyaçların çoğalması, çocukların zamanla ayrılmaları ile sonuçlanır ve bu arada ayrılmaya bahane olacak gelin-kaynana ve kardeşler arası sürtüşmeler çokça yaşanır. Ama ayrılık bu sürtüşmelerden dolayı değildir. Onlar bahanedir.

    Asıl ayrılık ve bölünme inanç ve fikir ayrılığıdır. Şayet inanç ve fikirde ayrılık oluşmuş ise bir kurum içinde veya aile içinde beraber bulunmanın faydası yoktur. Fikir odaklı bir kurumda kurumun fikrine aykırı bir fikre kapılan varsa kuruma ve çalışanlarına zarar vermeden ayırmak gerekir. Çünkü bu kurum içinde kanser gibi tesir eder ve zamanla diğer çalışanlara sirayet eder.

    Asıl ayrılık fikir ayrılığıdır. Bu fikirler de kendi arasında farklılık arz eder. İman esaslarında bir ayrılık yoktur. Ayrılıkların büyük bir kısmı imana hizmet vasıtaları ve metotları ile siyasi fikir ayrılıklarıdır. Diğer hususlar bahanedir. İnanç ve ibadet noktasında Müslüman cemaatler arasında da ayrılık yoktur. Ayrılık siyasi ve içtimaidir. Bu da normaldir. Farklı kültürlere ve hitap ettiği kitlelere göre de sapmalar olabilir. Burada aranması gereken haklılıktır.

    Amaç doğruyu bulmak ve Allah rızası olursa hakka hizmet edilir. Yoksa hakka hizmet yerine insana hizmet, kendi amaçlarını gerçekleştirmek, cemaat teşekkül ettirmek, nefsin arzularına hizmet etmek gibi dünyada kendine göre faydalı, ahirette zararlı bir hizmete kendini kaptırabilir. Dünyadaki başarı kendini aldatır ve Allah rızasını kazanamadığı gibi, ahirette hakka karşı yaptığı haksızlık ve hak ve hakikat düşmanlarına bilmeden yardımcı olmanın verdiği mesuliyet-i maneviyeyi yüklendiğinden dolayı büyük pişmanlık duyabilir ve çok büyük zararlara düşer. Farkına varmadan şeytanın ve nefsin emellerine hizmet etmiş olur. Bu dünyadaki başarının kişiyi aldatmasındandır. Bunun için peygamberimiz (sav) “Dünya Harut ve Maruttan daha büyük bir büyücüdür, sakın onun büyüsüne kapılmayınız!” buyurarak bizleri ikaz eder.





+ Yorum Gönder