Konusunu Oylayın.: Cennet Ne Zaman Yaratıldı? Hz. Adem Cennete mi Yaratıldı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Cennet Ne Zaman Yaratıldı? Hz. Adem Cennete mi Yaratıldı?
  1. 19.Haziran.2012, 19:01
    1
    Misafir

    Cennet Ne Zaman Yaratıldı? Hz. Adem Cennete mi Yaratıldı?

  2. 22.Haziran.2012, 01:49
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Cennet Ne Zaman Yaratıldı? Hz. Adem Cennete mi Yaratıldı?




    Yüce Allah kâinatı yaratmadan önce ilk olarak peygamberimizin (sav) nurunu yarattı. O nurdan kalemi yarattı ve her şeyin kaderini yazdı. Her şeyin adedini, sayısını, sıfatını ve özelliklerini yazdı. Her şeyi vasıf olarak yazdı. Sonra hangi şey hangi vasfı kazanırsa onun ile tavsif edileceğini yazdı. Böylece Allah’ın bilgisinde ne varsa Levh-i Mahfuza nakşedildi.

    Sonra Kürsiyi ve Arşı yarattı. Kürside hâkimiyetini kurdu ve Arşa istiva etti. Bütün bunların keyfiyeti bizce meçhuldür ve aklımızın anlayışından çok yüksektir. Bizim bu âlemleri anlamamız için o âlemleri görmemiz, bilmemiz ve araştırmamız lazımdır. Bu ise dünyada imkânsızdır. Çünkü insan bilmediğini ve görmediğini anlayamaz. Göz olmasa renkler, dil olmazsa tatlar ve akıl olmazsa aklın anlayacağı şeyler anlaşılmaz. Biz ruhumuzu ve aklımızı göremediğimiz ve onlar hakkında bilgimiz olmadığı için onların mahiyetlerini bile anlayamıyoruz. Ancak varlıklarını kabul ediyor ve bütün bilgilerimizi onlar üzerine bina ediyoruz. Yaratılış konusunda da Allah’ın peygamberlerine ve dolayısıyla bize bildirdiği şeylere kanaat etmemiz gerekir. Yoksa bilmediğimiz konularda yorum yaparız ve hiçbir zaman doğruyu bulamayız. Ancak zan ve tahmin ederiz. Zan ve tahmin ise bilgi değildir.

    Allah daha sonra ilminde olanı ortaya çıkarmayı diledi. İrade etti. İradesini de kudreti ile gerçekleştirdi. Allah’ın bilgisinde ve kudretinde terakki ve tekâmül söz konusu olmadığı için ilk yaratılışında her şeyi kudret eseri olarak mükemmel yaratmıştır. Bunun için imtihana tabi olmayan varlıkların yaratılışı ani ve def’i olup çok mükemmeldir. Melekler, cennet ve cehennem imtihana tabi olan Cin ve İnsanların meskeni ve mekânı olan Dünya dediğimiz Kâinattan önce olduğu için mükemmeldir. Tekâmül söz konusu değildir. Bunun gibi ilk insanın yaratılışı da tekâmül kanunu haricinde olup en ekmel surette yaratılmıştır. Bunun için Hz. Âdem (as) Allah’ın kudret eli ile mükemmel bir insan olarak yaratılmıştır. Havva annemiz ise Cennette Hz. Âdem’in (as) kaburga kemiğinden mükemmel olarak yaratılmıştır. Onlardan dünyada doğanlar ise tekâmül kanununa tabi tutulmuştur. Kadının erkeğin kaburga kemiğinden yaratılması erkeğine bağlı olması ve erkeğin de kadına meyli olması ve aile, sevgi ve muhabbet oluşturması için Allah’ın hikmeti gereğidir. Kadın için bir noksanlık değildir. Yaratılışı öyledir. Yoksa kemik çamurdan daha mükemmeldir ayrı mesele.

    Bunun için Cennet ve cennete ebede namzet olarak yaratılan tüm varlıklar kâinattan/dünyadan önce mükemmel olarak yaratılmıştır. Âdem (as) oraya konulmuştur. Mekânın burası denilmiştir. Şimdi de öyledir. İnsanın mekânı cennettir ve cennet insan için yaratılmıştır. Ancak onu hak etmesi için dünyaya gönderilmiştir.

    Âdem’in (as) cennetten ihracı üstadın da ifadesi ile “tavziftir.” Öyle bir vazife ile tavzif edilmiştir ki kâinatta tasarrufa ve idareye memur bir kul olarak bin bir esmayı tanısın, kabiliyetlerini inkişaf ettirsin ve cennetin yüksek nimetlerinden faydalanacak bir seviyeye tekâmül etsin istenmiştir. Çünkü ruh basit olarak yaratılmış, ilim ve sanat ile tekâmüle tabi tutulmuştur. İnsan cennette kalsaydı çocuk gibi oyun ve eğlencelere dalar ve aklı, duyguları ve kabiliyetleri inkişaf etmezdi. Okula giderek okuyan ve üniversite bitiren biri ile okumayan biri arasında ne derece fark olduğu bilinen bir gerçektir. Topkapı sarayını gezen bir prof ile bir çocuğun hali ve saraydan istifadesi arasındaki fark da buna delildir.


  3. 22.Haziran.2012, 01:49
    2
    Özel Üye



    Yüce Allah kâinatı yaratmadan önce ilk olarak peygamberimizin (sav) nurunu yarattı. O nurdan kalemi yarattı ve her şeyin kaderini yazdı. Her şeyin adedini, sayısını, sıfatını ve özelliklerini yazdı. Her şeyi vasıf olarak yazdı. Sonra hangi şey hangi vasfı kazanırsa onun ile tavsif edileceğini yazdı. Böylece Allah’ın bilgisinde ne varsa Levh-i Mahfuza nakşedildi.

    Sonra Kürsiyi ve Arşı yarattı. Kürside hâkimiyetini kurdu ve Arşa istiva etti. Bütün bunların keyfiyeti bizce meçhuldür ve aklımızın anlayışından çok yüksektir. Bizim bu âlemleri anlamamız için o âlemleri görmemiz, bilmemiz ve araştırmamız lazımdır. Bu ise dünyada imkânsızdır. Çünkü insan bilmediğini ve görmediğini anlayamaz. Göz olmasa renkler, dil olmazsa tatlar ve akıl olmazsa aklın anlayacağı şeyler anlaşılmaz. Biz ruhumuzu ve aklımızı göremediğimiz ve onlar hakkında bilgimiz olmadığı için onların mahiyetlerini bile anlayamıyoruz. Ancak varlıklarını kabul ediyor ve bütün bilgilerimizi onlar üzerine bina ediyoruz. Yaratılış konusunda da Allah’ın peygamberlerine ve dolayısıyla bize bildirdiği şeylere kanaat etmemiz gerekir. Yoksa bilmediğimiz konularda yorum yaparız ve hiçbir zaman doğruyu bulamayız. Ancak zan ve tahmin ederiz. Zan ve tahmin ise bilgi değildir.

    Allah daha sonra ilminde olanı ortaya çıkarmayı diledi. İrade etti. İradesini de kudreti ile gerçekleştirdi. Allah’ın bilgisinde ve kudretinde terakki ve tekâmül söz konusu olmadığı için ilk yaratılışında her şeyi kudret eseri olarak mükemmel yaratmıştır. Bunun için imtihana tabi olmayan varlıkların yaratılışı ani ve def’i olup çok mükemmeldir. Melekler, cennet ve cehennem imtihana tabi olan Cin ve İnsanların meskeni ve mekânı olan Dünya dediğimiz Kâinattan önce olduğu için mükemmeldir. Tekâmül söz konusu değildir. Bunun gibi ilk insanın yaratılışı da tekâmül kanunu haricinde olup en ekmel surette yaratılmıştır. Bunun için Hz. Âdem (as) Allah’ın kudret eli ile mükemmel bir insan olarak yaratılmıştır. Havva annemiz ise Cennette Hz. Âdem’in (as) kaburga kemiğinden mükemmel olarak yaratılmıştır. Onlardan dünyada doğanlar ise tekâmül kanununa tabi tutulmuştur. Kadının erkeğin kaburga kemiğinden yaratılması erkeğine bağlı olması ve erkeğin de kadına meyli olması ve aile, sevgi ve muhabbet oluşturması için Allah’ın hikmeti gereğidir. Kadın için bir noksanlık değildir. Yaratılışı öyledir. Yoksa kemik çamurdan daha mükemmeldir ayrı mesele.

    Bunun için Cennet ve cennete ebede namzet olarak yaratılan tüm varlıklar kâinattan/dünyadan önce mükemmel olarak yaratılmıştır. Âdem (as) oraya konulmuştur. Mekânın burası denilmiştir. Şimdi de öyledir. İnsanın mekânı cennettir ve cennet insan için yaratılmıştır. Ancak onu hak etmesi için dünyaya gönderilmiştir.

    Âdem’in (as) cennetten ihracı üstadın da ifadesi ile “tavziftir.” Öyle bir vazife ile tavzif edilmiştir ki kâinatta tasarrufa ve idareye memur bir kul olarak bin bir esmayı tanısın, kabiliyetlerini inkişaf ettirsin ve cennetin yüksek nimetlerinden faydalanacak bir seviyeye tekâmül etsin istenmiştir. Çünkü ruh basit olarak yaratılmış, ilim ve sanat ile tekâmüle tabi tutulmuştur. İnsan cennette kalsaydı çocuk gibi oyun ve eğlencelere dalar ve aklı, duyguları ve kabiliyetleri inkişaf etmezdi. Okula giderek okuyan ve üniversite bitiren biri ile okumayan biri arasında ne derece fark olduğu bilinen bir gerçektir. Topkapı sarayını gezen bir prof ile bir çocuğun hali ve saraydan istifadesi arasındaki fark da buna delildir.





+ Yorum Gönder