Konusunu Oylayın.: Hıristiyanların Ölen Çocuklarının Durumu Nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hıristiyanların Ölen Çocuklarının Durumu Nedir?
  1. 19.Haziran.2012, 18:50
    1
    Misafir

    Hıristiyanların Ölen Çocuklarının Durumu Nedir?






    Hıristiyanların Ölen Çocuklarının Durumu Nedir? Mumsema Hıristiyanların Ölen Çocuklarının Durumu Nedir?


  2. 22.Haziran.2012, 00:16
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Hıristiyanların Ölen Çocuklarının Durumu Nedir?




    On beş yaşına girmeden, yani hadd-i buluğa vasıl olmadan vefat eden çocuklar “Ebediyen yaşlanmayacak çocuklar” olarak cennet çocukları şeklinde, cennete layık bir tarzda, gayet sevimli ve süslü bir surette cennette dahi Allah onları peder ve validelerin kucaklarına verir. Çocuk sevme zevkini orada da tattırır.

    Burada iki husus vardır:
    Birincisi: Cennette hizmet eden çocukların Müslümanların çocukları olması. Ebedi çocuk olarak kalırlar. Babalarına ve annelerine çocuk sevme zevkini yaşatırlar. Bunların cennetin hizmetçileri olması düşünülemez. Zira onlara aileleri hizmetçilik yaptırmaz. Ayrıca Müslüman çocukların yedi yaşından itibaren namaz kılma, oruç tutma gibi ibadetleri ve Kur’an okuma, ilim öğrenme ve Allah’ı zikretme ve İslama hizmet etme gibi şerefli ibadet sayılan işleri yaptıklarından dolayı mükâfat göreceği, bu mükâfatın da onların da 15 – 30 yaşlarında olacakları ve cennetin bütün nimetlerinden istifade edecekleri hususudur. Bu durumda Müslümanların çocukları azınlıkta kalır.

    İkincisi: Cennette çocuk olarak kalacakların buluğ çağına ermeden ölen bütün çocuklar olacağı hususudur. Bu mesele İslam bilginlerinin ortak görüşüdür.

    Bir diğer husus da A’RAF meselesidir. A’raf’ın Cennet ile Cehennem arasında bir yer olduğu ve A’raf ehlinin Cennetlikler ile Cehennemlikleri tanıdıklarını Kur’an ifade eder. Haşir meydanında dirilen çocukların günahları olmadığı için hesaba çekilmediklerine göre ne yapacaklardır? Onlar A’raf denen yerde hesap ve mizan bitene kadar bekleyecek Cennetlik ve Cehennemlikleri gözleyeceklerdir. Burada Fetret ahalisinden masum olanların da bulunması akla muhalif değildir. Zaten İslam bilginleri de bu konuda görüşler ortaya koymuşlardır. Burada kalanlar daha sonra hesap ve mizan tamamlanınca Cennete gireceklerdir ama cennetin en üst makamlarına çıkmayacaklardır. Alt tabakalarında kalacaklardır. Cennette üst makamlarda olanlara hizmet etmek onlar için şeref vesilesi olacaktır. Vildan ve Gılman’dan kastedilen bu manalar da olabilir.

    Bediüzzaman Savaşlarda ve felaketlerde ölen ve on beş yaşından küçük olan çocukların ne dinden olursa olsun şehit hükmünde olarak Müslümanlar gibi büyük mükâfatlarının olacağını ifade eder.

    Peygamberimiz (sav) buyurdular ki: “Buluğa ermeden ölen çocuklar cennette çok canlı ve hareketli balıklar gibidirler. Babalarını karşılarlar. Elbiselerinden tutarlar ve babası ile beraber cennete konana kadar onu bırakmazlar.” Burada kastedilen günahkâr Müslümanların çocuklarıdır. Onların bir kısmı çocuklarının şefaati ile cehennemden kurtulurlar. Allah’a şirk koşarak veya inkâr ederek ölenler için hiçbir şekilde kurtuluş ümidi yoktur.

    On beş yaşından yani mükellefiyet yaşından önce ölenler mükellef olmadıkları için günahları yoktur. Günahı olmayan neden cezalandırılacak ki? Günahsızın cezalandırılması zulümdür. Allah zulümden münezzehtir. Bunun için mükellefiyet çağından önce ölen tüm çocuklar ile fetret döneminde peygamber gönderilmeyen kavimler ibadetten, hatta imandan dolayı mükellef değillerdir. Ancak zalimler ve fasıklar zulüm ve fısklarının cezasını çekerler. Zulüm ve fısk imanlı insanlarda bile cezayı müstenittir. Müslüman dahi günahının cezasını çekecektir.

    Peygamberimiz (sav) miraç gecesi Hz. İbrahim’in (as) yanında bir kısım çocukları görür. Sorar. Cebrail (as) bunların buluğa etmeden ölen çocuklar olduğunu söyler. Bu durumda onların cennette olduğu anlaşılır.

    Müfessirle “Vildan-ı Muhalled” olan cennet çocukları konusunda şunları söylerler:
    1. «Vildan» kelimesi veledin çoğuludur. Yani ebediyyen çocuk¬luk yaşında kalacak çocuklar ehli cennete hizmet ederler, onların etrafında dönerler. Bu hizmeti yapan çocuklar daima aynı vasıfta olacaklardır. Yoksa ölümsüzlük bütün cennet ve de cehennem ehlinin bir özelliğidir. Bu çocuklar dünya ehlinin henüz küçükken ölen çocuklarıdır. Onların hasenatlraı yoktur ki sevap görsünler seyyiatları yoktur ki ceza görsünler. Bu yorum Hz. Ali ile Hasan Basri'den gelmektedir. Rasûl-ü Ekrem «Kâfirlerin çocukları cennet ehlinin hizmetkârlarıdır» demiştir. Ayrıca, Buharı, Ebu Davud ve Nesei, Aişe validemizden şöyle rivayet ediyorlar: «Bir çocuk vefat etmişti. Ben de 'cennet onun olsun. O, cennet kuşlarından bir kuştur' dedim, Rasûl-ü Ekrem: «Sen bil¬mez misin, Cenab-ı Hak cenneti ve cehennemi halketti. Cennet için bir ehil, cehennem için de bir ehil halketti» buyurdu. Ekseriyete göre kâfirlerin küçükken ölen çocukları cennete gireceklerdir. Bu ise Allah'ın lütuf ve rahmetinin bir tecellisidir

    2. "Etraflarında ebedi kılınmış evlatlar dolaşır." Mücahidin açıklamasına göre ölümsüz çocuklar (Ğılman) demektir, el-Ha sen ve el-Kelbi: Asla ihtiyar¬lamayan ve değişmeyen demektir. Selman el-Fârisî de: Müşriklerin çocukları, cennetliklerin hizmetkârları olacaktır, demiştir.

    3. "Ebediliğe mazhar edilmiş evladlar, etraflarında dolanırlar." (Vakıa, 17) Vildan kelimesi velîd'in çoğuludur. Ayetteki "vildân" hakkında şu iki izah yapılabilir:

    a. Bu kelime, asıl manası üzere olup, "mü'minlerin küçükleri" demektir. Bu izah zayıftır Çünkü Cenâb-ı Hak, mü'minlerin küçüklerini, babalarına katacağını haber vermiştir. Üstelik mü'min ve sâlih kimselerden, hiç çocuğu olmayanlar da vardır. Binaenaleyh mü'minin çocuğunun cennette bir başka mü'mine hizmet etmesi caiz olmaz. Bu durumda da, bu hizmet işinin, ya bazı sâlihlere has olduğunun söylenmesi yahut etrafında dönüp-dolaşacak çocuğu olmayan kimseler için olmaması yahut da, bir başkasının çocuğunun, babasından başkasına hizmet etmesi gerekir ki, her üç halde de, bu durum, o çocuğun babası için bir noksanlığı ifade eder. Bu izaha göre, ayette bahsedilen, "vildan" ifadesi ile kâfirlerin küçük çocuklarının kastedilmiş olması gerekir ki bu, doğruya birinciden daha yakındır. Çünkü bunda, biraz önce bahsettiğimiz mahzurlar söz konusu olmaz.

    b. Bu, kendisinde aslî mananın düşünülmediği bir kullanışa göre getirilmiş olup o aslî mana da, onların doğmuş olup-olmalarına bakılmaksızın, sadece küçük olduklarının kastedilmesidir. Bu durumda kelime tıpkı, "Onların etrafında gılmânlar dönüp dolaşırlar" (Tur, 24) ayeti gibi olur.

    c. Ayetteki, "muhalledun" "ebediliğe mazhar edilmiş" ifadesi hakkında da şu izah yapılabilir: Bu kelime, devam eden, süreklilik arzeden manasındaki "hulûd"dandır. Buna göre,

    1. Onlar ebedîdirler, ölümleri yok olmaları söz konusu değildir.
    2. Onların halleri değişmez. Onlar, hep küçük olarak kalırlar, büyümezler.


  3. 22.Haziran.2012, 00:16
    2
    Özel Üye



    On beş yaşına girmeden, yani hadd-i buluğa vasıl olmadan vefat eden çocuklar “Ebediyen yaşlanmayacak çocuklar” olarak cennet çocukları şeklinde, cennete layık bir tarzda, gayet sevimli ve süslü bir surette cennette dahi Allah onları peder ve validelerin kucaklarına verir. Çocuk sevme zevkini orada da tattırır.

    Burada iki husus vardır:
    Birincisi: Cennette hizmet eden çocukların Müslümanların çocukları olması. Ebedi çocuk olarak kalırlar. Babalarına ve annelerine çocuk sevme zevkini yaşatırlar. Bunların cennetin hizmetçileri olması düşünülemez. Zira onlara aileleri hizmetçilik yaptırmaz. Ayrıca Müslüman çocukların yedi yaşından itibaren namaz kılma, oruç tutma gibi ibadetleri ve Kur’an okuma, ilim öğrenme ve Allah’ı zikretme ve İslama hizmet etme gibi şerefli ibadet sayılan işleri yaptıklarından dolayı mükâfat göreceği, bu mükâfatın da onların da 15 – 30 yaşlarında olacakları ve cennetin bütün nimetlerinden istifade edecekleri hususudur. Bu durumda Müslümanların çocukları azınlıkta kalır.

    İkincisi: Cennette çocuk olarak kalacakların buluğ çağına ermeden ölen bütün çocuklar olacağı hususudur. Bu mesele İslam bilginlerinin ortak görüşüdür.

    Bir diğer husus da A’RAF meselesidir. A’raf’ın Cennet ile Cehennem arasında bir yer olduğu ve A’raf ehlinin Cennetlikler ile Cehennemlikleri tanıdıklarını Kur’an ifade eder. Haşir meydanında dirilen çocukların günahları olmadığı için hesaba çekilmediklerine göre ne yapacaklardır? Onlar A’raf denen yerde hesap ve mizan bitene kadar bekleyecek Cennetlik ve Cehennemlikleri gözleyeceklerdir. Burada Fetret ahalisinden masum olanların da bulunması akla muhalif değildir. Zaten İslam bilginleri de bu konuda görüşler ortaya koymuşlardır. Burada kalanlar daha sonra hesap ve mizan tamamlanınca Cennete gireceklerdir ama cennetin en üst makamlarına çıkmayacaklardır. Alt tabakalarında kalacaklardır. Cennette üst makamlarda olanlara hizmet etmek onlar için şeref vesilesi olacaktır. Vildan ve Gılman’dan kastedilen bu manalar da olabilir.

    Bediüzzaman Savaşlarda ve felaketlerde ölen ve on beş yaşından küçük olan çocukların ne dinden olursa olsun şehit hükmünde olarak Müslümanlar gibi büyük mükâfatlarının olacağını ifade eder.

    Peygamberimiz (sav) buyurdular ki: “Buluğa ermeden ölen çocuklar cennette çok canlı ve hareketli balıklar gibidirler. Babalarını karşılarlar. Elbiselerinden tutarlar ve babası ile beraber cennete konana kadar onu bırakmazlar.” Burada kastedilen günahkâr Müslümanların çocuklarıdır. Onların bir kısmı çocuklarının şefaati ile cehennemden kurtulurlar. Allah’a şirk koşarak veya inkâr ederek ölenler için hiçbir şekilde kurtuluş ümidi yoktur.

    On beş yaşından yani mükellefiyet yaşından önce ölenler mükellef olmadıkları için günahları yoktur. Günahı olmayan neden cezalandırılacak ki? Günahsızın cezalandırılması zulümdür. Allah zulümden münezzehtir. Bunun için mükellefiyet çağından önce ölen tüm çocuklar ile fetret döneminde peygamber gönderilmeyen kavimler ibadetten, hatta imandan dolayı mükellef değillerdir. Ancak zalimler ve fasıklar zulüm ve fısklarının cezasını çekerler. Zulüm ve fısk imanlı insanlarda bile cezayı müstenittir. Müslüman dahi günahının cezasını çekecektir.

    Peygamberimiz (sav) miraç gecesi Hz. İbrahim’in (as) yanında bir kısım çocukları görür. Sorar. Cebrail (as) bunların buluğa etmeden ölen çocuklar olduğunu söyler. Bu durumda onların cennette olduğu anlaşılır.

    Müfessirle “Vildan-ı Muhalled” olan cennet çocukları konusunda şunları söylerler:
    1. «Vildan» kelimesi veledin çoğuludur. Yani ebediyyen çocuk¬luk yaşında kalacak çocuklar ehli cennete hizmet ederler, onların etrafında dönerler. Bu hizmeti yapan çocuklar daima aynı vasıfta olacaklardır. Yoksa ölümsüzlük bütün cennet ve de cehennem ehlinin bir özelliğidir. Bu çocuklar dünya ehlinin henüz küçükken ölen çocuklarıdır. Onların hasenatlraı yoktur ki sevap görsünler seyyiatları yoktur ki ceza görsünler. Bu yorum Hz. Ali ile Hasan Basri'den gelmektedir. Rasûl-ü Ekrem «Kâfirlerin çocukları cennet ehlinin hizmetkârlarıdır» demiştir. Ayrıca, Buharı, Ebu Davud ve Nesei, Aişe validemizden şöyle rivayet ediyorlar: «Bir çocuk vefat etmişti. Ben de 'cennet onun olsun. O, cennet kuşlarından bir kuştur' dedim, Rasûl-ü Ekrem: «Sen bil¬mez misin, Cenab-ı Hak cenneti ve cehennemi halketti. Cennet için bir ehil, cehennem için de bir ehil halketti» buyurdu. Ekseriyete göre kâfirlerin küçükken ölen çocukları cennete gireceklerdir. Bu ise Allah'ın lütuf ve rahmetinin bir tecellisidir

    2. "Etraflarında ebedi kılınmış evlatlar dolaşır." Mücahidin açıklamasına göre ölümsüz çocuklar (Ğılman) demektir, el-Ha sen ve el-Kelbi: Asla ihtiyar¬lamayan ve değişmeyen demektir. Selman el-Fârisî de: Müşriklerin çocukları, cennetliklerin hizmetkârları olacaktır, demiştir.

    3. "Ebediliğe mazhar edilmiş evladlar, etraflarında dolanırlar." (Vakıa, 17) Vildan kelimesi velîd'in çoğuludur. Ayetteki "vildân" hakkında şu iki izah yapılabilir:

    a. Bu kelime, asıl manası üzere olup, "mü'minlerin küçükleri" demektir. Bu izah zayıftır Çünkü Cenâb-ı Hak, mü'minlerin küçüklerini, babalarına katacağını haber vermiştir. Üstelik mü'min ve sâlih kimselerden, hiç çocuğu olmayanlar da vardır. Binaenaleyh mü'minin çocuğunun cennette bir başka mü'mine hizmet etmesi caiz olmaz. Bu durumda da, bu hizmet işinin, ya bazı sâlihlere has olduğunun söylenmesi yahut etrafında dönüp-dolaşacak çocuğu olmayan kimseler için olmaması yahut da, bir başkasının çocuğunun, babasından başkasına hizmet etmesi gerekir ki, her üç halde de, bu durum, o çocuğun babası için bir noksanlığı ifade eder. Bu izaha göre, ayette bahsedilen, "vildan" ifadesi ile kâfirlerin küçük çocuklarının kastedilmiş olması gerekir ki bu, doğruya birinciden daha yakındır. Çünkü bunda, biraz önce bahsettiğimiz mahzurlar söz konusu olmaz.

    b. Bu, kendisinde aslî mananın düşünülmediği bir kullanışa göre getirilmiş olup o aslî mana da, onların doğmuş olup-olmalarına bakılmaksızın, sadece küçük olduklarının kastedilmesidir. Bu durumda kelime tıpkı, "Onların etrafında gılmânlar dönüp dolaşırlar" (Tur, 24) ayeti gibi olur.

    c. Ayetteki, "muhalledun" "ebediliğe mazhar edilmiş" ifadesi hakkında da şu izah yapılabilir: Bu kelime, devam eden, süreklilik arzeden manasındaki "hulûd"dandır. Buna göre,

    1. Onlar ebedîdirler, ölümleri yok olmaları söz konusu değildir.
    2. Onların halleri değişmez. Onlar, hep küçük olarak kalırlar, büyümezler.





+ Yorum Gönder