Konusunu Oylayın.: Sırr-ı inna a'teyna nedir? Açıklar mısınız?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Sırr-ı inna a'teyna nedir? Açıklar mısınız?
  1. 19.Haziran.2012, 18:47
    1
    Misafir

    Sırr-ı inna a'teyna nedir? Açıklar mısınız?






    Sırr-ı inna a'teyna nedir? Açıklar mısınız? Mumsema Sırr-ı inna a'teyna nedir? Sırr-ı inna a'teyna ne anlama gelmektedir Sırr-ı inna a'teyna Açıklar mısınız?


  2. 19.Haziran.2012, 18:47
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Sırr-ı inna a'teyna nedir? Sırr-ı inna a'teyna ne anlama gelmektedir Sırr-ı inna a'teyna Açıklar mısınız?


    Benzer Konular

    - Hakikati Muhammediye Nedir, açıklar mısınız?

    - Haram nedir? Örneklerle Açıklar mısınız

    - Küllî ve Cüz'î irade nedir, açıklar mısınız?

    - İslam nedir açıklar mısınız?

    - Gavs nedir. Açıklar mısınız?

  3. 20.Haziran.2012, 13:48
    2
    m.deniz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ocak.2011
    Üye No: 83734
    Mesaj Sayısı: 1,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: .......

    Cevap: Sırr-ı inna a'teyna nedir? Açıklar mısınız?




    Risale-i Nur’un farklı mektuplarında geçen “İnna A’teynâ”nın sırrı nedir? Bilgi verir misiniz?



    İnnâ A’teyn┠Kur’an-ı Kerimin en kısa ve küçük suresidir; ancak ifade ettiği mana itibariyle en uzun ve en büyük suresi gibidir. Yüce Allah’ın bir şeyden çok şeyi yaratması ve her şeyi bir şeye hizmet ettirmesi âdetinin gereği ve tevhidin de muktezasıdır. Bu hakikat bu küçük surede tamamen tezahür etmiştir. Görünüşte kısa ve basit gibi görünmekle beraber ihtiva ettiği hakikatler, içine aldığı geleceğe ve gaybe ait meseleler ve anlatmak istediği sırlar itibarıle en büyük surelere tefevvuk etmekte ve müşrikleri “Kur’anın en küçük suresine nazire getirmekten aciz bıraktığı için” de her yönü ile mucizedir.

    Bediüzzaman Said Nursi hazretleri bu sureyi 29. Mektubun İkinci Makamı olan “Rumuzat-ı Semâniye” (Sekiz Küçük Remizler) isimli eseri içine almış ve “Dördüncü Remiz” “İnna ’teyna Sırrı” olarak “Mahremdir” ibaresi ile telif etmiş ve samimi nur talebelerine dostlarına mahrem tutulmak kaydı ile vermiştir.

    Ayrıca “Altıncı Remizde” “İnnâ A’teyn┠suresinin başka tarzda mucize yönlerine işaretler etmiş ve bir kısmını göstermiş ama “Gaybı Allah bilir” hakikatine hürmeten tam olarak açıklamamış, okuyanların zihinlerine ve anlayışlarına bırakmıştır.

    Gelelim Bediüzzaman’ın “Kevser Suresinden” çıkardığı sırlarına:
    1. Kevser suresinde “Huruf-u Hecaiye” denilen bu sureyi teşkil eden harfler 19 tanedir. Bu adet Besmelenin 19 harfine, 19 bin âleme Kur’anın havz-ı kevserinden 19 kanaldan hayat vereceğine 19 parmak ile işaret eder.
    2. Bu surede tekrar etmeyen harflerin adedi 10’dur. Bu 10 harf Kevser suresinin 10 kelimesine, bu da kesintisiz Kur’anın nazil olduğu 20 seneye işaret eder.
    3. Tekrar eden harfleri 8 adettir. Bu da “Havz-ı Kevser” olan Kur’anın 8 cennete açılan 8 kapısına işaret ile Kur’anın bu kapıları ehl-i imana açtığına işaret eder. Yine bu 8 harfi ile Fütuhat-ı İslamiyenin ilki olan Mekke’nin fethinin Hicri 8. senede olacağına işaret eder.
    4. Yine Bediüzzaman Kevser Suresinin harflerinin çeşitli şekillerde gelmesi ile manevi bir “Havz-ı Kevser” olan “Kur’an-ı Kerimin” bütün sureleri ile olan münasebetlerini de izah etmiştir.
    5. “Kevser” kelimesinin lügat manası “Hayr-ı Kesir” demektir. Bu ise çok geniş anlamlı bir kelimedir. Hayr-ı Kesirden maksat ise her şeyden önce “Dünyaya manevi hayat neşreden en mühim “Havz-ı Kevser” olan Kur’andan tut, sahib-i havz-ı Kevser olan peygamberimiz’e (sav) verilen “Hayr-ı Kesirden” olan “Fütuhat-ı İslamiye”nin en mühimlerinden “Mekke’nin, Şam’ın, Kudüs’ün ve İstanbul’un” fethine cifrî ve ebcedî rakamları ile işaretler eder. Bu hususlar geçmiş olup Sure-i Kevser’in işaretinin vukuatını gösterdiği için itiraz edilmez. Çünkü vaki olmuştur. Bunlar iddia değil, vukuattır. Kevser Suresinin mucizeleri olarak bakılır.
    6. Rumuzât-ı Semâniye’nin “Dördüncü Remzinde” surenin ahirki en kısa ayeti “İnne Şânieke Hüve’l-Ebter” ayetinin dahi “Ahir zamanda” gelecek olan ve tüm “Futuhat-ı İslamiyeye” darbe vuran, manevi “Havz-ı Kevser” olan Kur’an’ın ahkâmını ve “Sahib-i Havz-ı Kevser” olan peygamberimizin (sav) şeriatını ortadan kaldırarak âlem-i İslâmı esaret altına sokan ve yeryüzünü anarşi ve teröre boğarak bilhassa Müslümanların yüz sene perişan olmalarını netice veren, zülüm ve esarete mahkûm eden Deccal ve komitesine isimleri, tarihleri ve icraatları ile sarih bir şekilde işaret ettiğini Bediüzzaman izah ve ispat eder.
    7. Yine Bediüzzaman İstanbul’un fethinin tarihini ve bu fetihten sonra 484 sene İslâmın Hıristiyan dinine galebesini gösteren Ayasofya’da namaz kılınmasını ve 1341 senesinde ibadete kapanmasını “Fesalli Li-Rabbike” kelimesinin ebced ve cifir hesabı ile işaret ettiğini izah eder. Bunu yapanın da ahir zamanın dehşetli şahsı ve komitesi olduğunu ispat eder. Bu da vaki olmuştur. İtiraz edilmez. Bu surenin bir mucizesidir.
    8. Bunun gibi yüzlerce sırlı meseleleri Kur’anın en küçük suresinden çıkaran ve bize gösteren Bediüzzaman Kur’an-ı Kerimi tercüme ettirerek “Kur’an tercüme edilsin, tercümesi ibadette okunsun ve ne mal olduğu görülsün” diyen dehşetli Mason Komitesi Reisi’nin ne derece büyük bir ihanet ile İmana ve Kur’ana hücum ettiğini gösterdiği gibi, Kur’anın tercüme edilemeyeceğini, “Din ve Vahiy Dilinin” ne derece büyük mucizeleri ihtiva ettiğini, “Kur’anın en küçük surenin mislini getirme konusunda inkârcılara yaptığı çağrının” neden karşılık göremediğini izah etmesi açısından da oldukça önemlidir. Kur’an-ı Kerimini Allah kelâmı olduğunu bundan daha veciz, mükemmel ve ikna edici tarzda göstermek mümkün değildir.

    “Sırr-ı İnna ’teyn┠bütün bu hakikatleri içine alan bir risaledir.




  4. 20.Haziran.2012, 13:48
    2
    Devamlı Üye



    Risale-i Nur’un farklı mektuplarında geçen “İnna A’teynâ”nın sırrı nedir? Bilgi verir misiniz?



    İnnâ A’teyn┠Kur’an-ı Kerimin en kısa ve küçük suresidir; ancak ifade ettiği mana itibariyle en uzun ve en büyük suresi gibidir. Yüce Allah’ın bir şeyden çok şeyi yaratması ve her şeyi bir şeye hizmet ettirmesi âdetinin gereği ve tevhidin de muktezasıdır. Bu hakikat bu küçük surede tamamen tezahür etmiştir. Görünüşte kısa ve basit gibi görünmekle beraber ihtiva ettiği hakikatler, içine aldığı geleceğe ve gaybe ait meseleler ve anlatmak istediği sırlar itibarıle en büyük surelere tefevvuk etmekte ve müşrikleri “Kur’anın en küçük suresine nazire getirmekten aciz bıraktığı için” de her yönü ile mucizedir.

    Bediüzzaman Said Nursi hazretleri bu sureyi 29. Mektubun İkinci Makamı olan “Rumuzat-ı Semâniye” (Sekiz Küçük Remizler) isimli eseri içine almış ve “Dördüncü Remiz” “İnna ’teyna Sırrı” olarak “Mahremdir” ibaresi ile telif etmiş ve samimi nur talebelerine dostlarına mahrem tutulmak kaydı ile vermiştir.

    Ayrıca “Altıncı Remizde” “İnnâ A’teyn┠suresinin başka tarzda mucize yönlerine işaretler etmiş ve bir kısmını göstermiş ama “Gaybı Allah bilir” hakikatine hürmeten tam olarak açıklamamış, okuyanların zihinlerine ve anlayışlarına bırakmıştır.

    Gelelim Bediüzzaman’ın “Kevser Suresinden” çıkardığı sırlarına:
    1. Kevser suresinde “Huruf-u Hecaiye” denilen bu sureyi teşkil eden harfler 19 tanedir. Bu adet Besmelenin 19 harfine, 19 bin âleme Kur’anın havz-ı kevserinden 19 kanaldan hayat vereceğine 19 parmak ile işaret eder.
    2. Bu surede tekrar etmeyen harflerin adedi 10’dur. Bu 10 harf Kevser suresinin 10 kelimesine, bu da kesintisiz Kur’anın nazil olduğu 20 seneye işaret eder.
    3. Tekrar eden harfleri 8 adettir. Bu da “Havz-ı Kevser” olan Kur’anın 8 cennete açılan 8 kapısına işaret ile Kur’anın bu kapıları ehl-i imana açtığına işaret eder. Yine bu 8 harfi ile Fütuhat-ı İslamiyenin ilki olan Mekke’nin fethinin Hicri 8. senede olacağına işaret eder.
    4. Yine Bediüzzaman Kevser Suresinin harflerinin çeşitli şekillerde gelmesi ile manevi bir “Havz-ı Kevser” olan “Kur’an-ı Kerimin” bütün sureleri ile olan münasebetlerini de izah etmiştir.
    5. “Kevser” kelimesinin lügat manası “Hayr-ı Kesir” demektir. Bu ise çok geniş anlamlı bir kelimedir. Hayr-ı Kesirden maksat ise her şeyden önce “Dünyaya manevi hayat neşreden en mühim “Havz-ı Kevser” olan Kur’andan tut, sahib-i havz-ı Kevser olan peygamberimiz’e (sav) verilen “Hayr-ı Kesirden” olan “Fütuhat-ı İslamiye”nin en mühimlerinden “Mekke’nin, Şam’ın, Kudüs’ün ve İstanbul’un” fethine cifrî ve ebcedî rakamları ile işaretler eder. Bu hususlar geçmiş olup Sure-i Kevser’in işaretinin vukuatını gösterdiği için itiraz edilmez. Çünkü vaki olmuştur. Bunlar iddia değil, vukuattır. Kevser Suresinin mucizeleri olarak bakılır.
    6. Rumuzât-ı Semâniye’nin “Dördüncü Remzinde” surenin ahirki en kısa ayeti “İnne Şânieke Hüve’l-Ebter” ayetinin dahi “Ahir zamanda” gelecek olan ve tüm “Futuhat-ı İslamiyeye” darbe vuran, manevi “Havz-ı Kevser” olan Kur’an’ın ahkâmını ve “Sahib-i Havz-ı Kevser” olan peygamberimizin (sav) şeriatını ortadan kaldırarak âlem-i İslâmı esaret altına sokan ve yeryüzünü anarşi ve teröre boğarak bilhassa Müslümanların yüz sene perişan olmalarını netice veren, zülüm ve esarete mahkûm eden Deccal ve komitesine isimleri, tarihleri ve icraatları ile sarih bir şekilde işaret ettiğini Bediüzzaman izah ve ispat eder.
    7. Yine Bediüzzaman İstanbul’un fethinin tarihini ve bu fetihten sonra 484 sene İslâmın Hıristiyan dinine galebesini gösteren Ayasofya’da namaz kılınmasını ve 1341 senesinde ibadete kapanmasını “Fesalli Li-Rabbike” kelimesinin ebced ve cifir hesabı ile işaret ettiğini izah eder. Bunu yapanın da ahir zamanın dehşetli şahsı ve komitesi olduğunu ispat eder. Bu da vaki olmuştur. İtiraz edilmez. Bu surenin bir mucizesidir.
    8. Bunun gibi yüzlerce sırlı meseleleri Kur’anın en küçük suresinden çıkaran ve bize gösteren Bediüzzaman Kur’an-ı Kerimi tercüme ettirerek “Kur’an tercüme edilsin, tercümesi ibadette okunsun ve ne mal olduğu görülsün” diyen dehşetli Mason Komitesi Reisi’nin ne derece büyük bir ihanet ile İmana ve Kur’ana hücum ettiğini gösterdiği gibi, Kur’anın tercüme edilemeyeceğini, “Din ve Vahiy Dilinin” ne derece büyük mucizeleri ihtiva ettiğini, “Kur’anın en küçük surenin mislini getirme konusunda inkârcılara yaptığı çağrının” neden karşılık göremediğini izah etmesi açısından da oldukça önemlidir. Kur’an-ı Kerimini Allah kelâmı olduğunu bundan daha veciz, mükemmel ve ikna edici tarzda göstermek mümkün değildir.

    “Sırr-ı İnna ’teyn┠bütün bu hakikatleri içine alan bir risaledir.







+ Yorum Gönder