Konusunu Oylayın.: Peygamberimizin Mute Savaşnıa Katılmamasının Sebebi Nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Peygamberimizin Mute Savaşnıa Katılmamasının Sebebi Nedir?
  1. 19.Haziran.2012, 18:34
    1
    Misafir

    Peygamberimizin Mute Savaşnıa Katılmamasının Sebebi Nedir?

  2. 20.Haziran.2012, 15:13
    2
    DangeR
    bir mum ışığı

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Mart.2011
    Üye No: 85439
    Mesaj Sayısı: 1,038
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 11
    Yaş: 29

    Cevap: Peygamberimizin (sav) Mute Savaşna Katılmamasının Sebebi Nedir?




    Cevap:
    Mute Savaşı Müslümanlar ile Rumlar arasında yapılan ilk savaştır. Mute Şam bölgesinde Belka yakınlarında bir yerdir. Peygamberimiz (sav) Hâris bin Umeyr’i (ra) Busra emiri Şurahbil b. Amr el-Gassani’ye İslam’a davet etmek üzere gönderdi. Ancak Gassani elçiyi şehit etti ve “Elçiye zeval yoktur”kuralını da çiğnedi.

    Bunun üzerine peygamberimiz (sav) Zeyd bin Hârise komutasında 3000 kişilik bir ordu hazırladı ve gönderdi. Zeyd’e de direktif vererek şehit olduğu takdirde yerine Cafer bin Ebi Talib’in geçmesini, o da şehit olursaAbdullah bin Revaha’nın geçmesini tavsiye etti. Peygamberimiz (sav) ayrıca Gassanî’leri İslama davet etmelerini, kabul etmezlerse cizye teklif etmelerini, bunu da kabul etmedikleri taktirde savaşmalarını da emretti. Orduyu da Medine dışında Seniyyetü’l-Vedâ’ya kadar yürüyerek uğurladı.

    Ordu içinde Hâlid bin Velid gibi yüksek askeri deha da bulunuyordu. 3000 kişilik İslam ordusu Medine’den çıkıp Mute’ye ulaştığı zaman Hıristiyan Arapların da içinde bulunduğu 100.000 kişilik Bizans ordusunun kendilerini beklediklerini görerek çok şaşırdılar. Geri dönmek veya savaşmak konusunda istişarelerde bulundular. Sonunda savaşmaya karar verdiler.

    Müslümanlar Allah’a sığınarak bütün güçleri ile düşman ordusuna hücum ettiler. Ordu kumandanı olarak İslam ordusunun sancağı Zeyd bin Hârise’de bulunuyordu. Şehit oldu, sancağı Cafer bin Ebi Talip aldı. Onun da sancağı tutan sağ kolu şehit edilince sancağı sol eline aldı. Sol eli de kesilince sancağı düşürmemek için bacaklarının arasında ve göğsünde tutmaya devam etti. Nihayet şehit olunca Abdullah bin Revaha sancağı kaptı ve akşama kadar savaştılar. Abdullah bin Revaha’da şehit olunca bu defa Halit bin Velit komutayı ele aldı.

    Gece olunca Halit bin Velid askeri toplayarak yeni strateji belirledi. Askerlerinin sağ kanadını sola, sol kanadını sağa, öndekileri arkaya, arkadakileri öne geçirdi ve düşmana taze kuvvet gelmiş görüntüsü verdi. Bir taraftan da savaşarak yavaş yavaş geri çekilmeye başladı. Ric’attan önce de son hücumunu çok mükemmel şekilde yapan Halid bin Velid düşmanı şaşırttı ve birçok da ganimet elde etti.Sonra da düşmana birçok kayıplar verdirerek geri çekildi ve orduyu sağ salim Medine’ye getirdi.

    Peygamberimiz (sav) bu savaşın safhalarını Medine’de sahabelerine görür gibi anlatmış ve sıra ile kumandanların şahadetlerini anlattıktan sonra “En sonunda sancağı Allah’ın kılıçlarından bir kılıç aldı” buyurarak Halid bin Velid’i tarif etmiştir. Bu olaydan sonra Halid bin Velid’in adı “Seyfullah” kalmıştır. Halid bin Velid diyor ki: “Mute savaşında elimde dokuz kılıç parçalandı.” Bu ifade Mute savaşının ne kadar dehşetli geçtiğini anlatmak için yeterlidir.

    Savaşa katılan Abdullah bin Ömer (ra) ise: “Mute günü Cafer’i şahit edilmiş olarak gördüm. Vücudunda kılıç ve süngü darbesi olarak elli yara saydım. Bu elli darbenin hiçbiri arka tarafında değildi” demiştir. Bu Cafer bin Ebi Talib’in (ra) ne derece cesurca savaştığını anlatmaya kâfidir. Cafer’in cesedini meleklerin alıp götürdüğünü peygamberimiz (sav) gördüğünü söylediği için Hz. Cafer’e “Câfer-i Tayyar” denilmiştir.

    Halid bin Velid’in manevraları neticesinde bu savaşta şehit olanların sayısı 12 kadardır. Mute savasının etraf-ı âlemde çok büyük bir tesiri olmuştur. Bizans ordusu bu kadar kahramanca savaşan ve ani ataklarla kendilerini perişan eden kendilerine ağır kayıplar verdiren çevik ve atak ordu ile savaşmayı göze alamadıkları için takip etmeyi de göze alamadılar. Bu savaşın sonunda İslam ordusu Bizans ile savaşan ve mağlup olmayan bir ordu olma özelliğini Müslüman ordusuna kazandırarak çok büyük bir şöhret ve manevi güç kazandırmıştır. Araplar arasında da Bizans ile savaşabilecek seviyeye gelen bir Arap ordusu görünümünü verdiği için de bütün Arapların desteğini ve saygınlığını kazandırmıştır.

    Peygamberimiz (sav) bundan dolayı “Artık durum lehimize dönmüştür” buyurmuşlardır.

    Bu savaşta peygamberimizin bulunmaması Arap ordusuna ve Araplara çok büyük bir cesaret ve kendilerine güven gelmiştir. Peygamberimiz (sav) içlerinde bulunsaydı o zaman “Bu savaş Peygamberimizin (sav) mucizesi ile kazanılmıştır” denir ve milli bir cesaret vermez ve Arapların kendilerine güveni olmazdı. Müslüman olmayan Araplar kendilerine hisse çıkarmazlardı. Hâlbuki bu savaştan sonra Araplar büyük bir ümitle, kendilerine gelen bir güvenle İslama sahip çıktılar.

    Peygamberimizin (sav) savaş öncesi olacakları bilmesi tezi doğru değildir. Gerçi her yönü ile Allah’ın hıfz ve emanında olan ve her şeyi ile Allah’ın emrine ve iradesine tabi olan peygamberimize yüce Allah isterse bildirirdi. Allah dileseydi peygamberimiz (sav) savaşa katılırdı ama bilmediğimiz ve bilmekle de mükellef olmadığımız hikmetler için bu olmamıştır. Savaşın safahatını ve şehitlerin durumunu ise mucize eseri olarak görmüş ve sahabelerine haber vermiştir. Bildiğimiz ve bize bildirilen de budur.


  3. 20.Haziran.2012, 15:13
    2
    DangeR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    bir mum ışığı



    Cevap:
    Mute Savaşı Müslümanlar ile Rumlar arasında yapılan ilk savaştır. Mute Şam bölgesinde Belka yakınlarında bir yerdir. Peygamberimiz (sav) Hâris bin Umeyr’i (ra) Busra emiri Şurahbil b. Amr el-Gassani’ye İslam’a davet etmek üzere gönderdi. Ancak Gassani elçiyi şehit etti ve “Elçiye zeval yoktur”kuralını da çiğnedi.

    Bunun üzerine peygamberimiz (sav) Zeyd bin Hârise komutasında 3000 kişilik bir ordu hazırladı ve gönderdi. Zeyd’e de direktif vererek şehit olduğu takdirde yerine Cafer bin Ebi Talib’in geçmesini, o da şehit olursaAbdullah bin Revaha’nın geçmesini tavsiye etti. Peygamberimiz (sav) ayrıca Gassanî’leri İslama davet etmelerini, kabul etmezlerse cizye teklif etmelerini, bunu da kabul etmedikleri taktirde savaşmalarını da emretti. Orduyu da Medine dışında Seniyyetü’l-Vedâ’ya kadar yürüyerek uğurladı.

    Ordu içinde Hâlid bin Velid gibi yüksek askeri deha da bulunuyordu. 3000 kişilik İslam ordusu Medine’den çıkıp Mute’ye ulaştığı zaman Hıristiyan Arapların da içinde bulunduğu 100.000 kişilik Bizans ordusunun kendilerini beklediklerini görerek çok şaşırdılar. Geri dönmek veya savaşmak konusunda istişarelerde bulundular. Sonunda savaşmaya karar verdiler.

    Müslümanlar Allah’a sığınarak bütün güçleri ile düşman ordusuna hücum ettiler. Ordu kumandanı olarak İslam ordusunun sancağı Zeyd bin Hârise’de bulunuyordu. Şehit oldu, sancağı Cafer bin Ebi Talip aldı. Onun da sancağı tutan sağ kolu şehit edilince sancağı sol eline aldı. Sol eli de kesilince sancağı düşürmemek için bacaklarının arasında ve göğsünde tutmaya devam etti. Nihayet şehit olunca Abdullah bin Revaha sancağı kaptı ve akşama kadar savaştılar. Abdullah bin Revaha’da şehit olunca bu defa Halit bin Velit komutayı ele aldı.

    Gece olunca Halit bin Velid askeri toplayarak yeni strateji belirledi. Askerlerinin sağ kanadını sola, sol kanadını sağa, öndekileri arkaya, arkadakileri öne geçirdi ve düşmana taze kuvvet gelmiş görüntüsü verdi. Bir taraftan da savaşarak yavaş yavaş geri çekilmeye başladı. Ric’attan önce de son hücumunu çok mükemmel şekilde yapan Halid bin Velid düşmanı şaşırttı ve birçok da ganimet elde etti.Sonra da düşmana birçok kayıplar verdirerek geri çekildi ve orduyu sağ salim Medine’ye getirdi.

    Peygamberimiz (sav) bu savaşın safhalarını Medine’de sahabelerine görür gibi anlatmış ve sıra ile kumandanların şahadetlerini anlattıktan sonra “En sonunda sancağı Allah’ın kılıçlarından bir kılıç aldı” buyurarak Halid bin Velid’i tarif etmiştir. Bu olaydan sonra Halid bin Velid’in adı “Seyfullah” kalmıştır. Halid bin Velid diyor ki: “Mute savaşında elimde dokuz kılıç parçalandı.” Bu ifade Mute savaşının ne kadar dehşetli geçtiğini anlatmak için yeterlidir.

    Savaşa katılan Abdullah bin Ömer (ra) ise: “Mute günü Cafer’i şahit edilmiş olarak gördüm. Vücudunda kılıç ve süngü darbesi olarak elli yara saydım. Bu elli darbenin hiçbiri arka tarafında değildi” demiştir. Bu Cafer bin Ebi Talib’in (ra) ne derece cesurca savaştığını anlatmaya kâfidir. Cafer’in cesedini meleklerin alıp götürdüğünü peygamberimiz (sav) gördüğünü söylediği için Hz. Cafer’e “Câfer-i Tayyar” denilmiştir.

    Halid bin Velid’in manevraları neticesinde bu savaşta şehit olanların sayısı 12 kadardır. Mute savasının etraf-ı âlemde çok büyük bir tesiri olmuştur. Bizans ordusu bu kadar kahramanca savaşan ve ani ataklarla kendilerini perişan eden kendilerine ağır kayıplar verdiren çevik ve atak ordu ile savaşmayı göze alamadıkları için takip etmeyi de göze alamadılar. Bu savaşın sonunda İslam ordusu Bizans ile savaşan ve mağlup olmayan bir ordu olma özelliğini Müslüman ordusuna kazandırarak çok büyük bir şöhret ve manevi güç kazandırmıştır. Araplar arasında da Bizans ile savaşabilecek seviyeye gelen bir Arap ordusu görünümünü verdiği için de bütün Arapların desteğini ve saygınlığını kazandırmıştır.

    Peygamberimiz (sav) bundan dolayı “Artık durum lehimize dönmüştür” buyurmuşlardır.

    Bu savaşta peygamberimizin bulunmaması Arap ordusuna ve Araplara çok büyük bir cesaret ve kendilerine güven gelmiştir. Peygamberimiz (sav) içlerinde bulunsaydı o zaman “Bu savaş Peygamberimizin (sav) mucizesi ile kazanılmıştır” denir ve milli bir cesaret vermez ve Arapların kendilerine güveni olmazdı. Müslüman olmayan Araplar kendilerine hisse çıkarmazlardı. Hâlbuki bu savaştan sonra Araplar büyük bir ümitle, kendilerine gelen bir güvenle İslama sahip çıktılar.

    Peygamberimizin (sav) savaş öncesi olacakları bilmesi tezi doğru değildir. Gerçi her yönü ile Allah’ın hıfz ve emanında olan ve her şeyi ile Allah’ın emrine ve iradesine tabi olan peygamberimize yüce Allah isterse bildirirdi. Allah dileseydi peygamberimiz (sav) savaşa katılırdı ama bilmediğimiz ve bilmekle de mükellef olmadığımız hikmetler için bu olmamıştır. Savaşın safahatını ve şehitlerin durumunu ise mucize eseri olarak görmüş ve sahabelerine haber vermiştir. Bildiğimiz ve bize bildirilen de budur.





+ Yorum Gönder