Konusunu Oylayın.: Şeriatın Ölçüleri Nelerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Şeriatın Ölçüleri Nelerdir?
  1. 19.Haziran.2012, 18:19
    1
    Misafir

    Şeriatın Ölçüleri Nelerdir?

  2. 19.Haziran.2012, 20:44
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,585
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Şeriatın Ölçüleri Nelerdir?




    Şeriatın Ölçüleri Nelerdir?


    Soru:
    Muhakemat’ın 7. Mukaddemesi’nde Üstad “gıybeti katle müsavi veya ayakta bevletmek, zina derecesinde göstermek; veya bir dirhemi tasadduk etmek, hacca mukabil tutma”yı “muvazenesiz sözler” olarak nitelendiriyor. Diğer taraftan ise 24. Söz’ün, 3. Dal’ının, 10. Asıl’ında bu hadislerin tevilini yapıyor. Muhakemat’ta geçen “muvazenesiz sözler” ifadesini nasıl anlamak gerekiyor? Üstad’ın iki farklı yaklaşımının nedeni neden kaynaklanmaktadır?

    Cevap:
    Üstadın bu iki açıklaması arasında bir çelişki, bir zıtlık söz konusu değildir.

    Muhakemat’ta Üstad “Mübalağanın nasıl ihtilale sebebiyet verdiğini anlatmaktadır. Burada geçen mübalağa dünyaya ait olan hususları içine almaktadır. Mübalağa ile amellerin dünyaya ait neticeleri çok azim zararları tevlit ederek toplumda fesada ve ifsada, ihtilal ve karışıklara sebep olurken ahirete ait amellerde ise azim mükâfat ve güzel uhrevi sonuçlara sebep olmaktadır. Dünyanın halleri ahiret ve cennet ile kıyaslanamaz. Dünyevi ceza ve mükâfat da ahiret ile asla kıyas edilemez. Şeriatın dünyaya bakan yönü vardır; ahirete bakan yönü vardır.

    Mesela bazen olur ki bir gıybet dünyada katli netice verecek derecede fesada ve ifsada sebep olabilmektedir. Peygamberimizin (sav) bir hasidinde bu husus nazara verilmiştir. Ancak bu her zaman değildir. Dolayısıyla bu nevi gıybet katle müsavi günaha sebep olmaktadır. Ancak katl kesin haramdır. Gıybet ise katl derecesinde bir günah değildir. Daimi olarak gıybeti katle müsavi göstermek, toplumda devamlı küçük günah olarak işlenen gıybetin günahını büyütmekten ziyade halk nazarında katli gıybet derecesinde basit bir günaha indirir. Burada ölçü gıybet gibi küçük bir günahı katl gibi “ekberu’l-kebâir” bir günah ile kıyas etmektir. Bu kıyas şeriatın ölçüsüne aykırıdır.

    Ayakta bevletmek mekruhtur. Duruma göre de mekruh da değil, caizdir. Zina ise “ekberu’l-kebâir” bir günahtır. Ayakta bevletmekten insanları sakındıracağım diye bevlin mekruh olan günahını zinaya kıyas etmek her zaman mümkün olmayan ayakta bevletmekten insanları sakındırmak yerine toplumda zinanın günahını küçülterek önemsiz bir günah derecesine indirir. Bu da şeriatın muvazenesini bozar. Zinayı mekruh derecesine indirir. Bu da dünyada pak çok fesadı netice verir. Bu mübalağa zihinlerde ihtilale sebebiyet verir.

    Terğib ve terhibde, yani insanları sevaplı olan ibadetlere teşvik ve günahlardan sakındırmada şeriatın ölçülerini korumak ve dışına çıkmamak gerekir. Şeriat ise ölçü olarak “Farz, vacip, sünnet, mekruh, mubah ve haram” ölçülerini koymuştur. Bu ölçüleri teşvik ve sakındırma için aşmak şeriatın muvazenesini bozmaktır. Yüce Allah’ın koyduğu ölçüyü beğenmemektir. Hâlbuki Allah her şeyin en güzelini yapmış ve yaratmıştır. “Kâinatta daha mükemmeli olmadığı” gibi şeraitte de daha mükemmeli yoktur.

    Farz: Allah’ın Kur’an-ı Kerimde kesin olarak emrettiği ve bu konuda hem lafız, hem mana yönü ile Kur’anın delalet ettiği hususlardır. Cuma ve beş vakit namaz gibi. Farzın terki haramdır.

    Vâcip: Kur’an-ı kerimde lafzen ifade edildiği halde manası tam delalet etmeyen hususlardır. Mesela: “Kurban kes, namaz kıl” ayetinde hangi namaz kastedildiği kesin olmadığı için bayram namazı farz değil, vaciptir. Kurbanın da hangi kurban olduğu ve zamanı tam kastedilmediği için kurban şartları uyana vaciptir. Vacibin terki büyük günahtır; ama haram değildir.

    fikirbahçesi


  3. 19.Haziran.2012, 20:44
    2
    Moderatör



    Şeriatın Ölçüleri Nelerdir?


    Soru:
    Muhakemat’ın 7. Mukaddemesi’nde Üstad “gıybeti katle müsavi veya ayakta bevletmek, zina derecesinde göstermek; veya bir dirhemi tasadduk etmek, hacca mukabil tutma”yı “muvazenesiz sözler” olarak nitelendiriyor. Diğer taraftan ise 24. Söz’ün, 3. Dal’ının, 10. Asıl’ında bu hadislerin tevilini yapıyor. Muhakemat’ta geçen “muvazenesiz sözler” ifadesini nasıl anlamak gerekiyor? Üstad’ın iki farklı yaklaşımının nedeni neden kaynaklanmaktadır?

    Cevap:
    Üstadın bu iki açıklaması arasında bir çelişki, bir zıtlık söz konusu değildir.

    Muhakemat’ta Üstad “Mübalağanın nasıl ihtilale sebebiyet verdiğini anlatmaktadır. Burada geçen mübalağa dünyaya ait olan hususları içine almaktadır. Mübalağa ile amellerin dünyaya ait neticeleri çok azim zararları tevlit ederek toplumda fesada ve ifsada, ihtilal ve karışıklara sebep olurken ahirete ait amellerde ise azim mükâfat ve güzel uhrevi sonuçlara sebep olmaktadır. Dünyanın halleri ahiret ve cennet ile kıyaslanamaz. Dünyevi ceza ve mükâfat da ahiret ile asla kıyas edilemez. Şeriatın dünyaya bakan yönü vardır; ahirete bakan yönü vardır.

    Mesela bazen olur ki bir gıybet dünyada katli netice verecek derecede fesada ve ifsada sebep olabilmektedir. Peygamberimizin (sav) bir hasidinde bu husus nazara verilmiştir. Ancak bu her zaman değildir. Dolayısıyla bu nevi gıybet katle müsavi günaha sebep olmaktadır. Ancak katl kesin haramdır. Gıybet ise katl derecesinde bir günah değildir. Daimi olarak gıybeti katle müsavi göstermek, toplumda devamlı küçük günah olarak işlenen gıybetin günahını büyütmekten ziyade halk nazarında katli gıybet derecesinde basit bir günaha indirir. Burada ölçü gıybet gibi küçük bir günahı katl gibi “ekberu’l-kebâir” bir günah ile kıyas etmektir. Bu kıyas şeriatın ölçüsüne aykırıdır.

    Ayakta bevletmek mekruhtur. Duruma göre de mekruh da değil, caizdir. Zina ise “ekberu’l-kebâir” bir günahtır. Ayakta bevletmekten insanları sakındıracağım diye bevlin mekruh olan günahını zinaya kıyas etmek her zaman mümkün olmayan ayakta bevletmekten insanları sakındırmak yerine toplumda zinanın günahını küçülterek önemsiz bir günah derecesine indirir. Bu da şeriatın muvazenesini bozar. Zinayı mekruh derecesine indirir. Bu da dünyada pak çok fesadı netice verir. Bu mübalağa zihinlerde ihtilale sebebiyet verir.

    Terğib ve terhibde, yani insanları sevaplı olan ibadetlere teşvik ve günahlardan sakındırmada şeriatın ölçülerini korumak ve dışına çıkmamak gerekir. Şeriat ise ölçü olarak “Farz, vacip, sünnet, mekruh, mubah ve haram” ölçülerini koymuştur. Bu ölçüleri teşvik ve sakındırma için aşmak şeriatın muvazenesini bozmaktır. Yüce Allah’ın koyduğu ölçüyü beğenmemektir. Hâlbuki Allah her şeyin en güzelini yapmış ve yaratmıştır. “Kâinatta daha mükemmeli olmadığı” gibi şeraitte de daha mükemmeli yoktur.

    Farz: Allah’ın Kur’an-ı Kerimde kesin olarak emrettiği ve bu konuda hem lafız, hem mana yönü ile Kur’anın delalet ettiği hususlardır. Cuma ve beş vakit namaz gibi. Farzın terki haramdır.

    Vâcip: Kur’an-ı kerimde lafzen ifade edildiği halde manası tam delalet etmeyen hususlardır. Mesela: “Kurban kes, namaz kıl” ayetinde hangi namaz kastedildiği kesin olmadığı için bayram namazı farz değil, vaciptir. Kurbanın da hangi kurban olduğu ve zamanı tam kastedilmediği için kurban şartları uyana vaciptir. Vacibin terki büyük günahtır; ama haram değildir.

    fikirbahçesi





+ Yorum Gönder