Konusunu Oylayın.: Hz. Ali ve Hz. Hamza (ra) Cebrail'i (as) Gördü Mü?

5 üzerinden 4.25 | Toplam : 4 kişi
Hz. Ali ve Hz. Hamza (ra) Cebrail'i (as) Gördü Mü?
  1. 19.Haziran.2012, 18:10
    1
    Misafir

    Hz. Ali ve Hz. Hamza (ra) Cebrail'i (as) Gördü Mü?






    Hz. Ali ve Hz. Hamza (ra) Cebrail'i (as) Gördü Mü? Mumsema Hz. Ali ve Hz. Hamza (ra) Cebrail'i (as) Gördü Mü bilgiler verir misiniz ?


  2. 20.Haziran.2012, 00:36
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Hz. Ali ve Hz. Hamza (ra) Cebrail'i (as) Gördü Mü?




    Allah kullarını hiçbir zaman ihmal etmez. Allah imhal eder ihmal etmez. Yani mühlet verir ama unutmaz. Her yerde hazır ve nazır olduğu için kulunu her halinden haberdardır ve her işi bizzat ilmi, iradesi ve kudreti ile yapan Allah’tır. Allah kullarına şah damarından daha yakındır. Kulunun kalp atışlarını idare eden Allah’tır. Aynı şekilde kulunun kalbine gelen her şey Allah’ın dilemesi, ilmi, iradesi ve kudreti iledir. Nitekim Şems suresinde “Biz insanın kalbine iyi olanı da kötü olanı da ilham ederiz” buyurur.

    Allah peygamberlerine ferman vererek peygamberlik ile ve tebliği ile görevlendirdiği gibi, sevdiği kullarına da ilham ile yol gösterir. Bu da çeşitli şekillerde olur. Allah’ın şeytan ile konuşması Kur’anda geçer. Şeytan huzurdan kovulunca Allah ile konuştu ve “Ben senin kullarını yoldan çıkaracağım” dedi. Dolayısıyla Allah sadece peygamber ile konuşur demek doğru değildir. Şeytan ile konuşan neden insan ile konuşmasın?

    Kur’anda Allah’ın peygamberler dışındaki varlıklar ile konuşmasına “İlham” denir. Kur’anda “Allah arıya vahyetti” buyurmaktadır. Elbette bu onu peygamber yaptı şeklinde anlaşılamaz. Bu “Allah arıya bal yapmayı öğretti, ona ilham etti” demektir.

    Tabii ki kul Allah’tan ne isterse ve iradesini, çalışmasını nereye yönlendirirse Allah ona o yolda o yönde yardımcı olur. Allah kötülük ve şeytanlık isteyene razı olmamakla beraber sonucunu haber vererek uyarmasına binaen isteğini yerine getirir. Kötülüğü ve şerleri yaratır. Aynı şekilde iyilik isteyene ve ilim isteyene de o yönde yardımcı olur. Nitekim Edison Allah’tan elektriği insanlara aydınlatmak için nasıl kullanılacağını göstermek istedi. Yıllarca fiilen çalıştı, yani lisan-ı hali ile dua ederek Allah’tan istedi. Allah da ona ampulün yapımını ilham etti. Müzisyene de notaları bulmada ve şarkı yapmada yardımcı olur. Futbolcuya da oynamada ve gol atmada yardımcı olur. Öyle değil mi?

    Hz. Ali (ra) gibi ilim isteyen ve bu konuda peygamberimizden (sav) teşvik gören bir mükemmel insana yüce Allah’ın “İlm-i Esrar-ı Gayba” dair Esma-i İlahiyesi ile yardımcı olması nasıl garip karşılanır? Bütün ulumun ve esrarın anahtarı “Esma-i Hüsnâ”dır. Bunun için Allah Âdem’e (as) “Bütün esmayı öğreterek” meleklere üstün kıldı. Esmanın hatırı için meleklere Âdem’e (as) secde etmelerini emretti.

    Cebrail (as) peygamberimize (sav) sadece Kur’an öğretmedi. Kur’anın dışında Kutsi hadisleri ve Allah’ın Kur’an-ı Kerimdeki emirleri uygulama şekillerini de öğretti. Namazın nasıl kılınacağını tesbihlerin nasıl okunacağını, Sübhaneke duası dâhil bütün duaları öğretti. Peygamberimiz (sav) de sahabelerine öğretti. Allah’ı nasıl zikredeceğini ve Allah’ın isimlerini de öğreten Hz. Cebrail (as) dir. Zekâtın nelerden nasıl verileceğini, orucu bozan şeylerin ve nasıl tutulacağını öğretti. Hac ibadeti nasıl yapılacağını öğretti. Ayrıca Celcelutiye ve Cevşen gibi duaları da Cebrail (as) peygamberimize (sav) öğretti. Peygamberimiz (sav) de sahabelere öğretti.

    Aynı şekilde Hz. Ali (ra) geleceğe dair bir kısım şeyleri sordu. Bunun üzerine peygamberimizin (sav) huzurunda Hz. Ali’nin (ra) da bulunduğu bir sırada Cebrail (as) bir levhada yazılı olarak Hz. Ali’nin (ra) kucağına “Sekine ve İsm-i Azamın yazılı olduğu bir levhayı bıraktı.” Hz. Ali (ra) onu gördü, okudu ve ezberledi. Ondan birçok sırlara vakıf oldu. Bu geleceğe dair de olabilir, ilahiyata ait bilgiler de olabilir. Tabii ki Hz. Ali (ra) peygamberimiz (sav) gibi Cebrail’i (as) göremiyordu. Elbette gösterdiği levayı gördü. Oradan okudu ve ezberledi.

    Şimdi bunda garip ve anlaşılmayan bir durum yok. Olay gayet net ve doğrudur. Kaldı ki Hz. Hamza (ra) peygamberimizden (sav) Cebrail’i (as) görmek istedi. Peygamberimiz (sav) sen ona dayanamazsın dedi. Israr edince Kâbe’de gösterildi. Dayanamadı ve bayıldı. Bu da garip bir durum değildir. Ahir zaman peygamberi ve Allah’ın en sevgili bir kulunun yanında en mükemmel bir insan olan Hz. Hamza ve Hz. Ali (ra) gibi zatların bu gibi durumlara mazhar olmamaları çok garip olurdu. Yıllarca yanında kalacaklar ve peygamberimiz (sav) devamlı muhatap olduğu ve haber verdiği Cebrail’in (as) varlığından tamamen habersiz ve nasipsiz olacaklar. Bu aklen de mümkün değil. Elbette onların da hissesi bu kadar olacaktır. Velinin yanında kalan kerametinde faydalanmaz ve bir kerametine ermez mi? İs dükkânına girenin isten ve kokucu dükkânına girenin kokudan biraz nasibi olur değil mi?

    Cebrail’i görmekle insan peygamber olmaz. Peygamberlik Cebrail’e (as) muhatap olmakla değil, Allah’ın görevlendirmesi ile olur. Hz. Meryem de Cebrail’i (as) bir genç şeklinde gördü. Allah Hz. Musa’nın annesine de hitap etti ve “Çocuğu sandığa koy ve Nil’e at” dedi. Sonra da “Firavununun sarayına git ve Musa’ye emdir” diye ilham etti. Onlar bu hitaba ermekle peygamber olmadılar. Hz. Ali (ra) Cebrail’i (as) görmeden gösterdiği bir levhadan “Sekine’yi ve İsm-i Azamı” okumakla nasıl peygamber olur? Bunun Suhuf almakla bir ilgisi de yoktur.

    Sonuçta Hz. Ali (ra) peygamberimizden (sav) İsm-i Azama dair istekte bulunuyor. Hz. Cebrail (as) da orada olduğu için Hz. Ali’nin kucağında bir levhada Cebrail (as) “Sekine ve İsm-i Azam’ı” gösteriyor. Bunun üzerine Hz. Ali (ra) buradan aldığı işaretler ve temel bilgilerle geleceğe dair birçok işaretler çıkarıyor. Bunda şaşılacak hiçbir şey yoktur. Böyle de olması lazımdır. Vezirin yanından ayrılamayan ve işlerine yardım eden bir köle pek çok valilerin ve kumandanların ulaşamayacağı sırlara ve bilgilere vakıf olur. Valilerden ve kumandanlardan daha fazla ihsanlara ve ikramlara mazhar olur, hem bilgisi hem de zenginliği artar. Artmazsa o vezirin kabahatidir. Bunun için akıllı olanlar uzak beldede vali olmaktan ise padişahın veya vezirin yanında bir memur olarak kalmayı tercih ederler. Kaynağa yakın olan kaynaktan en çok faydalanandır.


  3. 20.Haziran.2012, 00:36
    2
    Özel Üye



    Allah kullarını hiçbir zaman ihmal etmez. Allah imhal eder ihmal etmez. Yani mühlet verir ama unutmaz. Her yerde hazır ve nazır olduğu için kulunu her halinden haberdardır ve her işi bizzat ilmi, iradesi ve kudreti ile yapan Allah’tır. Allah kullarına şah damarından daha yakındır. Kulunun kalp atışlarını idare eden Allah’tır. Aynı şekilde kulunun kalbine gelen her şey Allah’ın dilemesi, ilmi, iradesi ve kudreti iledir. Nitekim Şems suresinde “Biz insanın kalbine iyi olanı da kötü olanı da ilham ederiz” buyurur.

    Allah peygamberlerine ferman vererek peygamberlik ile ve tebliği ile görevlendirdiği gibi, sevdiği kullarına da ilham ile yol gösterir. Bu da çeşitli şekillerde olur. Allah’ın şeytan ile konuşması Kur’anda geçer. Şeytan huzurdan kovulunca Allah ile konuştu ve “Ben senin kullarını yoldan çıkaracağım” dedi. Dolayısıyla Allah sadece peygamber ile konuşur demek doğru değildir. Şeytan ile konuşan neden insan ile konuşmasın?

    Kur’anda Allah’ın peygamberler dışındaki varlıklar ile konuşmasına “İlham” denir. Kur’anda “Allah arıya vahyetti” buyurmaktadır. Elbette bu onu peygamber yaptı şeklinde anlaşılamaz. Bu “Allah arıya bal yapmayı öğretti, ona ilham etti” demektir.

    Tabii ki kul Allah’tan ne isterse ve iradesini, çalışmasını nereye yönlendirirse Allah ona o yolda o yönde yardımcı olur. Allah kötülük ve şeytanlık isteyene razı olmamakla beraber sonucunu haber vererek uyarmasına binaen isteğini yerine getirir. Kötülüğü ve şerleri yaratır. Aynı şekilde iyilik isteyene ve ilim isteyene de o yönde yardımcı olur. Nitekim Edison Allah’tan elektriği insanlara aydınlatmak için nasıl kullanılacağını göstermek istedi. Yıllarca fiilen çalıştı, yani lisan-ı hali ile dua ederek Allah’tan istedi. Allah da ona ampulün yapımını ilham etti. Müzisyene de notaları bulmada ve şarkı yapmada yardımcı olur. Futbolcuya da oynamada ve gol atmada yardımcı olur. Öyle değil mi?

    Hz. Ali (ra) gibi ilim isteyen ve bu konuda peygamberimizden (sav) teşvik gören bir mükemmel insana yüce Allah’ın “İlm-i Esrar-ı Gayba” dair Esma-i İlahiyesi ile yardımcı olması nasıl garip karşılanır? Bütün ulumun ve esrarın anahtarı “Esma-i Hüsnâ”dır. Bunun için Allah Âdem’e (as) “Bütün esmayı öğreterek” meleklere üstün kıldı. Esmanın hatırı için meleklere Âdem’e (as) secde etmelerini emretti.

    Cebrail (as) peygamberimize (sav) sadece Kur’an öğretmedi. Kur’anın dışında Kutsi hadisleri ve Allah’ın Kur’an-ı Kerimdeki emirleri uygulama şekillerini de öğretti. Namazın nasıl kılınacağını tesbihlerin nasıl okunacağını, Sübhaneke duası dâhil bütün duaları öğretti. Peygamberimiz (sav) de sahabelerine öğretti. Allah’ı nasıl zikredeceğini ve Allah’ın isimlerini de öğreten Hz. Cebrail (as) dir. Zekâtın nelerden nasıl verileceğini, orucu bozan şeylerin ve nasıl tutulacağını öğretti. Hac ibadeti nasıl yapılacağını öğretti. Ayrıca Celcelutiye ve Cevşen gibi duaları da Cebrail (as) peygamberimize (sav) öğretti. Peygamberimiz (sav) de sahabelere öğretti.

    Aynı şekilde Hz. Ali (ra) geleceğe dair bir kısım şeyleri sordu. Bunun üzerine peygamberimizin (sav) huzurunda Hz. Ali’nin (ra) da bulunduğu bir sırada Cebrail (as) bir levhada yazılı olarak Hz. Ali’nin (ra) kucağına “Sekine ve İsm-i Azamın yazılı olduğu bir levhayı bıraktı.” Hz. Ali (ra) onu gördü, okudu ve ezberledi. Ondan birçok sırlara vakıf oldu. Bu geleceğe dair de olabilir, ilahiyata ait bilgiler de olabilir. Tabii ki Hz. Ali (ra) peygamberimiz (sav) gibi Cebrail’i (as) göremiyordu. Elbette gösterdiği levayı gördü. Oradan okudu ve ezberledi.

    Şimdi bunda garip ve anlaşılmayan bir durum yok. Olay gayet net ve doğrudur. Kaldı ki Hz. Hamza (ra) peygamberimizden (sav) Cebrail’i (as) görmek istedi. Peygamberimiz (sav) sen ona dayanamazsın dedi. Israr edince Kâbe’de gösterildi. Dayanamadı ve bayıldı. Bu da garip bir durum değildir. Ahir zaman peygamberi ve Allah’ın en sevgili bir kulunun yanında en mükemmel bir insan olan Hz. Hamza ve Hz. Ali (ra) gibi zatların bu gibi durumlara mazhar olmamaları çok garip olurdu. Yıllarca yanında kalacaklar ve peygamberimiz (sav) devamlı muhatap olduğu ve haber verdiği Cebrail’in (as) varlığından tamamen habersiz ve nasipsiz olacaklar. Bu aklen de mümkün değil. Elbette onların da hissesi bu kadar olacaktır. Velinin yanında kalan kerametinde faydalanmaz ve bir kerametine ermez mi? İs dükkânına girenin isten ve kokucu dükkânına girenin kokudan biraz nasibi olur değil mi?

    Cebrail’i görmekle insan peygamber olmaz. Peygamberlik Cebrail’e (as) muhatap olmakla değil, Allah’ın görevlendirmesi ile olur. Hz. Meryem de Cebrail’i (as) bir genç şeklinde gördü. Allah Hz. Musa’nın annesine de hitap etti ve “Çocuğu sandığa koy ve Nil’e at” dedi. Sonra da “Firavununun sarayına git ve Musa’ye emdir” diye ilham etti. Onlar bu hitaba ermekle peygamber olmadılar. Hz. Ali (ra) Cebrail’i (as) görmeden gösterdiği bir levhadan “Sekine’yi ve İsm-i Azamı” okumakla nasıl peygamber olur? Bunun Suhuf almakla bir ilgisi de yoktur.

    Sonuçta Hz. Ali (ra) peygamberimizden (sav) İsm-i Azama dair istekte bulunuyor. Hz. Cebrail (as) da orada olduğu için Hz. Ali’nin kucağında bir levhada Cebrail (as) “Sekine ve İsm-i Azam’ı” gösteriyor. Bunun üzerine Hz. Ali (ra) buradan aldığı işaretler ve temel bilgilerle geleceğe dair birçok işaretler çıkarıyor. Bunda şaşılacak hiçbir şey yoktur. Böyle de olması lazımdır. Vezirin yanından ayrılamayan ve işlerine yardım eden bir köle pek çok valilerin ve kumandanların ulaşamayacağı sırlara ve bilgilere vakıf olur. Valilerden ve kumandanlardan daha fazla ihsanlara ve ikramlara mazhar olur, hem bilgisi hem de zenginliği artar. Artmazsa o vezirin kabahatidir. Bunun için akıllı olanlar uzak beldede vali olmaktan ise padişahın veya vezirin yanında bir memur olarak kalmayı tercih ederler. Kaynağa yakın olan kaynaktan en çok faydalanandır.


  4. 05.Aralık.2014, 22:50
    3
    Misafir

    Cevap: Hz. Ali ve Hz. Hamza (ra) Cebrail'i (as) Gördü Mü?

    En doğrusunu Allah bilir. Bu konu hakkında hiç bir fikrim yok


  5. 05.Aralık.2014, 22:50
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    En doğrusunu Allah bilir. Bu konu hakkında hiç bir fikrim yok





+ Yorum Gönder