Konusunu Oylayın.: Risale-i Nurda Uhuvvet Nedir ve Nasıl Olmlalıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Risale-i Nurda Uhuvvet Nedir ve Nasıl Olmlalıdır?
  1. 19.Haziran.2012, 18:08
    1
    Misafir

    Risale-i Nurda Uhuvvet Nedir ve Nasıl Olmlalıdır?






    Risale-i Nurda Uhuvvet Nedir ve Nasıl Olmlalıdır? Mumsema Risale-i Nurda Uhuvvvet Nedir ve Nasıl Olmlalıdır?


  2. 19.Haziran.2012, 18:08
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 20.Haziran.2012, 00:18
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Risale-i Nurda Uhuvvvet Nedir ve Nasıl Olmlalıdır?




    Risale-i Nur’a göre Uhuvvet, Kur’ân-ı Kerime göre Uhuvvet ne ise O’dur. Çünkü Risale-i Nur Kur’ânın hakikatli bir tefsiridir. Uhuvvet Risalesinde Bediüzzaman İman ve İslam kardeşliğinin nasıl olması gerektiğini en güzel şekilde açıklamıştır.
    Ancak Risale-i Nur davasına gönül vermiş dava erleri ve adamlarının iman kardeşliğinin ötesinde davanın ve davaya hizmetin gereği olarak daha güçlü bir “müfritane irtibat”ın olması gerekir. Ne var ki, bu konuda gereken hassasiyetin gösterildiği söylenemez. Bediüzzaman hazretleri İki İhlâs Risalesi yazmış. Biri tüm ehl-i iman için. İkincisi İman davasına gönül verenler için. Orada “Kardeşlerinizi tenkit etmeyin” der. Demek tenkit eden ihlâsı bozar ve uhuvveti kırar. İkincisi “Kardeşlerin meziyetlerini kendimizde bilmek ve onların şerefleri ile şakirane iftihar etmek” prensibini getirir. “En yakın dost, en fedakâr arkadaş, en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmert kardeş” olamaya çağırır.

    Bunlar ilk uyulacak kurallardır. Ama uyan nerede?! Bunun için Nurcu olmak çok zordur. Nurculuk kâmil bir iman mertebesidir. Her insana nasip olmaz. Bizler ancak onları sevenleriz. Nur talebelerinin dostu olabilirsek bizim için şereftir.

    Hem şeytan davaya zarar vermek, dava erleri arasındaki irtibatı zayıflatmak ve hizmet ile meşgul olması gerekenleri hizmetten alıkoymak için en basit meseleleri büyüterek aralarını açmak ve dolayısıyla bununla meşgul ederek hizmete zarar vermek yolunu takip ettiği için Bediüzzaman talebelerini bu konuda çok defa ikaz etmiştir. Uhuvvet, ihlâs ve tesanüt konusunda çok ders vermiştir. Şeytan hayatta olduğu müddetçe bu konuda rahat ve huzur olmaz. Hizmet erleri hizmet ile meşgul olurken şahıslarla uğraşmayı bırakması gerekir. Şeytandan ders alan ehl-i dalalet şahısları çürüterek davaya zarar vermek için çalışır dururlar. Bunun için şahıs odaklı hizmetler fazla semere vermez. Kurumsal hizmetler şahıslarla baki olmadan devam eder gider.

    İnsana güvenmek bilhassa insanın bozulduğu bu zamanda çok yanlıştır. İnsan kalbi kadar değişen ve bozulan bir şey yoktur. Kalp, değişken anlamına gelir. Peygamberimiz (sav) “Allah’ım! Kalbimi din-i İslam üzere sabit kıl” diye dua etmiş ve bize tavsiye etmiştir. Bunun için müesseseye sahip çıkmak, müessese için çalışmak ve hizmet müesseseleri kurmak bu cemaat zamanının gereğidir.

    Ehl-i dalalet ve şeytan fitne çıkarmak için çalışır dururlar. Fitne çıktığı zaman herkes başkasını “İhlâssızlık” ile itham eder. Hâlbuki ihlâs hiçbir beklenti içine girmeden kurumun amacına hizmet etmektir. Kurum “Din ve İman”dır. Dini ve imanı anlatan tüm müesseselerdir. Diğerleri birer araçtır.

    Şahıs odaklı bir hizmet her zaman tehlikeler ile karşı karşıyadır. Bunun için kurumsallığa önem vermek gerekir. Üstadın “Zaman cemaat zamanıdır” sözüne bu açıdan yaklaşmak en sağlıklı yaklaşımdır. Bir kurumda herkes kurumun amacına hizmet edecek şekilde görevini yapmalıdır. Üstadın dediği gibi “Nefis cümleden ednâ, vazife cümleden a’l┠diyerek hizmete odaklanmalıdır.

    Hülâsâ: Risale-i Nurda İhlas, hizmet için hiçbir beklenti içinde olmadan kuruma ve müesseseye sahip çıkmaktır. Uhuvvet ise, müesseseye sahip çıkanlara sahip çıkmak ve kurum namına gıyaben çalışanları müdafaa etmektir.


  4. 20.Haziran.2012, 00:18
    2
    Editör



    Risale-i Nur’a göre Uhuvvet, Kur’ân-ı Kerime göre Uhuvvet ne ise O’dur. Çünkü Risale-i Nur Kur’ânın hakikatli bir tefsiridir. Uhuvvet Risalesinde Bediüzzaman İman ve İslam kardeşliğinin nasıl olması gerektiğini en güzel şekilde açıklamıştır.
    Ancak Risale-i Nur davasına gönül vermiş dava erleri ve adamlarının iman kardeşliğinin ötesinde davanın ve davaya hizmetin gereği olarak daha güçlü bir “müfritane irtibat”ın olması gerekir. Ne var ki, bu konuda gereken hassasiyetin gösterildiği söylenemez. Bediüzzaman hazretleri İki İhlâs Risalesi yazmış. Biri tüm ehl-i iman için. İkincisi İman davasına gönül verenler için. Orada “Kardeşlerinizi tenkit etmeyin” der. Demek tenkit eden ihlâsı bozar ve uhuvveti kırar. İkincisi “Kardeşlerin meziyetlerini kendimizde bilmek ve onların şerefleri ile şakirane iftihar etmek” prensibini getirir. “En yakın dost, en fedakâr arkadaş, en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmert kardeş” olamaya çağırır.

    Bunlar ilk uyulacak kurallardır. Ama uyan nerede?! Bunun için Nurcu olmak çok zordur. Nurculuk kâmil bir iman mertebesidir. Her insana nasip olmaz. Bizler ancak onları sevenleriz. Nur talebelerinin dostu olabilirsek bizim için şereftir.

    Hem şeytan davaya zarar vermek, dava erleri arasındaki irtibatı zayıflatmak ve hizmet ile meşgul olması gerekenleri hizmetten alıkoymak için en basit meseleleri büyüterek aralarını açmak ve dolayısıyla bununla meşgul ederek hizmete zarar vermek yolunu takip ettiği için Bediüzzaman talebelerini bu konuda çok defa ikaz etmiştir. Uhuvvet, ihlâs ve tesanüt konusunda çok ders vermiştir. Şeytan hayatta olduğu müddetçe bu konuda rahat ve huzur olmaz. Hizmet erleri hizmet ile meşgul olurken şahıslarla uğraşmayı bırakması gerekir. Şeytandan ders alan ehl-i dalalet şahısları çürüterek davaya zarar vermek için çalışır dururlar. Bunun için şahıs odaklı hizmetler fazla semere vermez. Kurumsal hizmetler şahıslarla baki olmadan devam eder gider.

    İnsana güvenmek bilhassa insanın bozulduğu bu zamanda çok yanlıştır. İnsan kalbi kadar değişen ve bozulan bir şey yoktur. Kalp, değişken anlamına gelir. Peygamberimiz (sav) “Allah’ım! Kalbimi din-i İslam üzere sabit kıl” diye dua etmiş ve bize tavsiye etmiştir. Bunun için müesseseye sahip çıkmak, müessese için çalışmak ve hizmet müesseseleri kurmak bu cemaat zamanının gereğidir.

    Ehl-i dalalet ve şeytan fitne çıkarmak için çalışır dururlar. Fitne çıktığı zaman herkes başkasını “İhlâssızlık” ile itham eder. Hâlbuki ihlâs hiçbir beklenti içine girmeden kurumun amacına hizmet etmektir. Kurum “Din ve İman”dır. Dini ve imanı anlatan tüm müesseselerdir. Diğerleri birer araçtır.

    Şahıs odaklı bir hizmet her zaman tehlikeler ile karşı karşıyadır. Bunun için kurumsallığa önem vermek gerekir. Üstadın “Zaman cemaat zamanıdır” sözüne bu açıdan yaklaşmak en sağlıklı yaklaşımdır. Bir kurumda herkes kurumun amacına hizmet edecek şekilde görevini yapmalıdır. Üstadın dediği gibi “Nefis cümleden ednâ, vazife cümleden a’l┠diyerek hizmete odaklanmalıdır.

    Hülâsâ: Risale-i Nurda İhlas, hizmet için hiçbir beklenti içinde olmadan kuruma ve müesseseye sahip çıkmaktır. Uhuvvet ise, müesseseye sahip çıkanlara sahip çıkmak ve kurum namına gıyaben çalışanları müdafaa etmektir.


  5. 20.Haziran.2012, 00:41
    3
    zehraoku
    Talebe

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Nisan.2009
    Üye No: 48118
    Mesaj Sayısı: 451
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    Cevap: Risale-i Nurda Uhuvvvet Nedir ve Nasıl Olmlalıdır?

    Evet, mü'min, kardeşini sever ve sevmeli. Fakat fenalığı (hata ve kusurları) için yalnız acır. Tahakkümle değil, belki lütufla ıslahına çalışır.


  6. 20.Haziran.2012, 00:41
    3
    Talebe
    Evet, mü'min, kardeşini sever ve sevmeli. Fakat fenalığı (hata ve kusurları) için yalnız acır. Tahakkümle değil, belki lütufla ıslahına çalışır.





+ Yorum Gönder