Konusunu Oylayın.: Yokluk Var Mıdır? Adem Alemi Ne Demektir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Yokluk Var Mıdır? Adem Alemi Ne Demektir?
  1. 19.Haziran.2012, 18:07
    1
    Misafir

    Yokluk Var Mıdır? Adem Alemi Ne Demektir?

  2. 20.Haziran.2012, 13:36
    2
    m.deniz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ocak.2011
    Üye No: 83734
    Mesaj Sayısı: 1,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: .......

    Cevap: Yokluk Var Mıdır? Adem Alemi Ne Demektir?




    Bediüzzaman’ın ifade ettiği “Adem” yani, yokluk var mıdır?


    “Vücut” varlık, “adem” ise yokluk anlamına gelmektedir. Bu âlemde yokluk diye ayrı bir âlem söz konusu değil; olsaydı o da bir varlık olurdu. Varlığa engel olan her şey yokluğu netice vermektedir. Işığın olmaması, karanlık olduğu gibi, sıhhatin bozulması hastalık, hayırlı olanı yapmamak şer, doğru olmamak yalancılık ve sahtekârlık, imandan mahrum olmak küfür, tevhidi kabul etmemek şirktir.

    Hakikati olmayan şeye adem, hakikati olan şeye ise vücut denir. Şirkin hakikati olmadığı için adem, tevhidin hakikati olduğu için buna da vücut denir. Tevhidin hakikati varken şirkin hakikati yoktur. Bunun için şirk ademdir. Müşriklerin vücudu varken, şirkin vücudu yoktur.

    En büyük nimet varlıktır. Varlığın olmaması yokluktur. Yokluk ise en büyük şerdir. Bediüzzaman’ın “adem alemleri hesabına çalıştığını” söylediği şeytan hayra engel olmakla şerre sebep olmaktadır. Allah’a itaat hayra sebep olurken, itaatsizlik ise şerre sebep olmaktadır. Şeytanın ilk isyanı olan “Âdem’e as secde etmemesi” ilk şer ve adem alemleri hesabına ilk işi yapmış olur. Allah’ın lütuf ve ihsanına ermek, rahmetine kavuşmak ve rızasına erişmek vücut âlemine kavuşmaktır. Bundan mahrumiyet ise adem alemine hizmet demektir. Bediüzzaman “Bütün kusurlar ademden ve kabiliyetsizlikten ve tahribden ve vazife yapmamaktan -ki birer ademdirler- ve vücudî olmayan ademî fiillerden geliyor.” (Şualar, 20005, s. 411) buyurarak bunu izah etmektedir.

    Adem-i kifayet, kifayetsizlik, adem-i itimat, itimatsızlık anlamına gelmekte olduğu açıktır. Aynı şekilde görmek varlık, görmemek körlüktür. Namaz kılmak birçok fiillerin varlığı ile yapılan bir ibadet iken, namaz kılmamak hiçbir hareket ve fiil gerektirmemektedir. İlim öğrenmek vücut âlemine ve bilginin oluşumuna hizmet ederken, tembellik ile bilgiyi terk etmek ise “cehalet” denen ilimden mahrumiyeti netice vermektedir. Cehalet ise bir nevi ilimden mahrumiyet ve bir nevi ademdir.

    Kabiliyet bir vücuda müncer olurken, kabiliyetsizlik ise ademe sebep olabilmektedir. Güzel ahlak bir çaba ve gayretin sonucu olup vücut iken, güzel ve hayırlı olanı yapmamak adem olduğu gibi, ahlakı tahrip eden yayınlar adem hesabına çalışmak olur. Ademin buradaki durumu vazife yapmamaktır. Şeytan ve nefis hayrı yaptırmamakla şerre sebep oldukları gibi, hayra ve vücuda engel oldukları için de adem hesabına çalışmış olurlar. Böylece tembellik adem hesabına geçmektedir.(Asay-ı Musa, 2005, s. 129)

    Bediüzzaman “bütün vücut âlemlerinin ‘Elhamdülillah’ dediğini; adem âlemlerinin de ‘Sübhanallah’ dediğini” (Asay-ı Musa, 2005, s. 130) ifade eder. Varlık en büyük nimet olup Hamdi gerektirir. Varlık içinde hayır da şer de vardır. Hayır şükrü gerektirirken, şer izafî olup netice itibariyle hayır olduğundan Hamdi gerektirir. Ancak hayra engel olmak ve vazife yapmamaktan kaynaklanan adem ise hayreti mucip olduğu için “Sübhanallah” dedirir.

    Peygamberler ve onun takipçileri daima yapıcı ve tamir edici olmuşlardır. Yıkıcılık ve tahrip ehl-i dalaletin ve şerli varlıkların işidir. İmar ve tamir vücuttur, tahrip ise şer ve adem hesabına çalışmaktır. Peygamberler “iman, salih amel ve güzel ahlaka” hizmet ederlerken şeytanlar da insanları bunlardan mahrum etmeye çalışarak küfür, günah ve ahlaksızlık yolunu teşvik ederek adem alemleri hesabına çalışmaktadırlar.

    Bediüzzaman “O dehşetli cehennem fabrikası sair vazifeleri içinde âlem-i vücud kâinatını âlem-i adem pisliklerinden temizlettiriyor” (Asay-ı Musa, 2005, s. 124) buyurarak cehennemin ademe, atalete, küfre ve isyana ait her türlü pisliği temizlediğini ifade etmektedir. Çünkü cehennemde küfür kalmaz. Çünkü herkes Allah’ın birliğini, kudretini, ilmini, iradesini ve bütün kemal vasıflarını görmüş ve kabul etmişlerdir. İmana ait her şey artık hakka’l-yakîn derecesinde vuzuha kavuşmuştur. Cehennemde isyan da söz konusu olamaz. Çünkü isyanın sonucunu görmüşlerdir. Bunun için ehl-i cehennem Allah’tan son derece korkarak hareket ederler. Böylece cehennem adem alemlerine ait her türlü pisliği temizlemiş olmaktadır.

    Cennet yüce Allah’ın Cemal silsilesinden tecelli eden hayır ve hüsnün tecelligâhı olup “Elhamdülüllah” “Elhamdülüllah” dedirirken, cehennem “Celal” silsilesinin tecellisi olup “Sübhanallah” “Sübhanallah” dedirir. Cennet vücut alemlerine hizmet ederken, cehennem de adem alemleri hesabına çalışanları o pisliklerden temizlettirir.



  3. 20.Haziran.2012, 13:36
    2
    Devamlı Üye



    Bediüzzaman’ın ifade ettiği “Adem” yani, yokluk var mıdır?


    “Vücut” varlık, “adem” ise yokluk anlamına gelmektedir. Bu âlemde yokluk diye ayrı bir âlem söz konusu değil; olsaydı o da bir varlık olurdu. Varlığa engel olan her şey yokluğu netice vermektedir. Işığın olmaması, karanlık olduğu gibi, sıhhatin bozulması hastalık, hayırlı olanı yapmamak şer, doğru olmamak yalancılık ve sahtekârlık, imandan mahrum olmak küfür, tevhidi kabul etmemek şirktir.

    Hakikati olmayan şeye adem, hakikati olan şeye ise vücut denir. Şirkin hakikati olmadığı için adem, tevhidin hakikati olduğu için buna da vücut denir. Tevhidin hakikati varken şirkin hakikati yoktur. Bunun için şirk ademdir. Müşriklerin vücudu varken, şirkin vücudu yoktur.

    En büyük nimet varlıktır. Varlığın olmaması yokluktur. Yokluk ise en büyük şerdir. Bediüzzaman’ın “adem alemleri hesabına çalıştığını” söylediği şeytan hayra engel olmakla şerre sebep olmaktadır. Allah’a itaat hayra sebep olurken, itaatsizlik ise şerre sebep olmaktadır. Şeytanın ilk isyanı olan “Âdem’e as secde etmemesi” ilk şer ve adem alemleri hesabına ilk işi yapmış olur. Allah’ın lütuf ve ihsanına ermek, rahmetine kavuşmak ve rızasına erişmek vücut âlemine kavuşmaktır. Bundan mahrumiyet ise adem alemine hizmet demektir. Bediüzzaman “Bütün kusurlar ademden ve kabiliyetsizlikten ve tahribden ve vazife yapmamaktan -ki birer ademdirler- ve vücudî olmayan ademî fiillerden geliyor.” (Şualar, 20005, s. 411) buyurarak bunu izah etmektedir.

    Adem-i kifayet, kifayetsizlik, adem-i itimat, itimatsızlık anlamına gelmekte olduğu açıktır. Aynı şekilde görmek varlık, görmemek körlüktür. Namaz kılmak birçok fiillerin varlığı ile yapılan bir ibadet iken, namaz kılmamak hiçbir hareket ve fiil gerektirmemektedir. İlim öğrenmek vücut âlemine ve bilginin oluşumuna hizmet ederken, tembellik ile bilgiyi terk etmek ise “cehalet” denen ilimden mahrumiyeti netice vermektedir. Cehalet ise bir nevi ilimden mahrumiyet ve bir nevi ademdir.

    Kabiliyet bir vücuda müncer olurken, kabiliyetsizlik ise ademe sebep olabilmektedir. Güzel ahlak bir çaba ve gayretin sonucu olup vücut iken, güzel ve hayırlı olanı yapmamak adem olduğu gibi, ahlakı tahrip eden yayınlar adem hesabına çalışmak olur. Ademin buradaki durumu vazife yapmamaktır. Şeytan ve nefis hayrı yaptırmamakla şerre sebep oldukları gibi, hayra ve vücuda engel oldukları için de adem hesabına çalışmış olurlar. Böylece tembellik adem hesabına geçmektedir.(Asay-ı Musa, 2005, s. 129)

    Bediüzzaman “bütün vücut âlemlerinin ‘Elhamdülillah’ dediğini; adem âlemlerinin de ‘Sübhanallah’ dediğini” (Asay-ı Musa, 2005, s. 130) ifade eder. Varlık en büyük nimet olup Hamdi gerektirir. Varlık içinde hayır da şer de vardır. Hayır şükrü gerektirirken, şer izafî olup netice itibariyle hayır olduğundan Hamdi gerektirir. Ancak hayra engel olmak ve vazife yapmamaktan kaynaklanan adem ise hayreti mucip olduğu için “Sübhanallah” dedirir.

    Peygamberler ve onun takipçileri daima yapıcı ve tamir edici olmuşlardır. Yıkıcılık ve tahrip ehl-i dalaletin ve şerli varlıkların işidir. İmar ve tamir vücuttur, tahrip ise şer ve adem hesabına çalışmaktır. Peygamberler “iman, salih amel ve güzel ahlaka” hizmet ederlerken şeytanlar da insanları bunlardan mahrum etmeye çalışarak küfür, günah ve ahlaksızlık yolunu teşvik ederek adem alemleri hesabına çalışmaktadırlar.

    Bediüzzaman “O dehşetli cehennem fabrikası sair vazifeleri içinde âlem-i vücud kâinatını âlem-i adem pisliklerinden temizlettiriyor” (Asay-ı Musa, 2005, s. 124) buyurarak cehennemin ademe, atalete, küfre ve isyana ait her türlü pisliği temizlediğini ifade etmektedir. Çünkü cehennemde küfür kalmaz. Çünkü herkes Allah’ın birliğini, kudretini, ilmini, iradesini ve bütün kemal vasıflarını görmüş ve kabul etmişlerdir. İmana ait her şey artık hakka’l-yakîn derecesinde vuzuha kavuşmuştur. Cehennemde isyan da söz konusu olamaz. Çünkü isyanın sonucunu görmüşlerdir. Bunun için ehl-i cehennem Allah’tan son derece korkarak hareket ederler. Böylece cehennem adem alemlerine ait her türlü pisliği temizlemiş olmaktadır.

    Cennet yüce Allah’ın Cemal silsilesinden tecelli eden hayır ve hüsnün tecelligâhı olup “Elhamdülüllah” “Elhamdülüllah” dedirirken, cehennem “Celal” silsilesinin tecellisi olup “Sübhanallah” “Sübhanallah” dedirir. Cennet vücut alemlerine hizmet ederken, cehennem de adem alemleri hesabına çalışanları o pisliklerden temizlettirir.






+ Yorum Gönder