Konusunu Oylayın.: Vahiy Sadece Kur'andan İbaret Değil Midir? Vahyin Mertebeleri Nelerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Vahiy Sadece Kur'andan İbaret Değil Midir? Vahyin Mertebeleri Nelerdir?
  1. 19.Haziran.2012, 18:04
    1
    Misafir

    Vahiy Sadece Kur'andan İbaret Değil Midir? Vahyin Mertebeleri Nelerdir?






    Vahiy Sadece Kur'andan İbaret Değil Midir? Vahyin Mertebeleri Nelerdir? Mumsema Vahiy Sadece Kur'andan İbaret Değil Midir? Vahyin Mertebeleri Nelerdir?


  2. 20.Haziran.2012, 12:48
    2
    m.deniz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ocak.2011
    Üye No: 83734
    Mesaj Sayısı: 1,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: .......

    Cevap: Vahiy Sadece Kur'andan İbaret Değil Midir? Vahyin Mertebeleri Nelerdir?




    İmam-ı Ali Radıyallahu Anhın en mühim ve en müdakkik üveysî bir şakirdi ve İslâmiyetin en meşhur ve parlak bir hücceti olan Hüccetü'l-İslâm İmam-ı Gazâlî (r.a.) diyor ki: "Onlar vahiyle Peygambere (a.s.m.) nazil olduğu vakit, İmam-ı Ali'ye (r.a.) emretti, 'Yaz'; o da yazdı, sonra nazmetti." Sekizinci Şua'da geçen bu cümlede anlayamadığım vahiy sadece Kur'an'dan ibaret değil mi? Bu cümleyi açıklar mısınız?

    Cevap:
    Vahiy Allah’ın varlıklara konuşmalarının tümünü içine alan bir kavramdır. Vahyin pek çok mertebeleri vardır. Peygambere gelen vahiyler her şeyden önce ikiye ayrılır: Birincisi “Vahy-i Metluv” yani okunan ve ibadet amacı ile okunan ferman-ı ilâhi olan vahydir ki bu Kur’ân-ı Kerimdir. Bunun hem lafzı hem manası Allah’a aittir. İkincisi, okunmayan ve kendisi ile ibadet edilmeyen vahiydir ki buna “Vahy-ı Gayr-i Metluv” adı verilir. Bunlar “Kutsi Hadisler”dir. Bunun manası Allah’tan sözleri ise peygamberdendir. Peygamberimiz bu gibi sözleri “Allah-u Teala buyuruyor ki: ey Kullarım! Ey Habibim! ” diye rivayet ederek bize haber vermiştir. Bunun bir alt mertebesi ise Peygamber İlhamıdır. Bunlar da diğer hadislerdir. Yüce Allah peygamberimize ait olan bütün bu sözlerin “O peygamber hevasından konuşmaz. O ancak kendisine vahyolunanı söyler” ayeti ile bize bildirmiştir. Bu ayet peygamberin bütün sözlerinin vahyden kaynaklandığını ve bir derce vahy olduğunu bildirmektedir.

    Kur’an-ı Kerim, Yüce Allah’ın bütün konuşmalarına vahy demektedir. Nitekim “Biz arıya vahyettik” gibi ayetler bunun delilidir. Bunun anlamı biz arıyı peygamber yaptık demek değildir. Bu ayette Arıya bal yapmasını Allah’ın öğrettiği anlatılır.

    Evliya ilhamı vardır ki bunlar da vahyin alt mertebelerinden birisidir. İlham da bir nevi vahy-i ilahidir. Çünkü bunlar da Allah’tandır. Şayet bu Kur’anı açıklama nevinden olsa umumidir ve makbuldür. Yoksa hususidir, başkalarına teşmil edilemez.

    “İmam-ı Ali Radıyallahu Anhın en mühim ve en müdakkik üveysî bir şakirdi ve İslâmiyetin en meşhur ve parlak bir hücceti olan Hüccetü'l-İslâm İmam-ı Gazâlî (r.a.) diyor ki: "Onlar vahiyle Peygambere (a.s.m.) nazil olduğu vakit, İmam-ı Ali'ye (r.a.) emretti, 'Yaz'; o da yazdı, sonra nazmetti."

    Burada ifade edilen husus şudur: “Bediüzzaman’ın Risale-i Nurlar ile ifade ettiği Kur’an-ı Kerimin yüksek hakikatleri peygamberimize ilham ile bildirildiği zaman peygamberimiz (sav) en birinci talebesi olan Hz. Ali’ye bunları anlattı. Hz. Ali (ra) bunları yazmak istedi. “Peygamberimiz (sav) bu hakikatlerin sahibi ve nâşiri başkadır” diye emretti. Bunun üzerine Hz. Ali (ra) bu hakikatleri şifreli bir şekilde ifade eden şiir ile nazmetti. Süryanice kelimeler ile de imtihana münafi olmaması için setretti. Bu hakikati anlayan ve bilen İmam-ı Gazali (ra) de Celcelutiyeyi şerh ederken bu hakikatlerin naşiri olacak olan zatı da överek methetti.



  3. 20.Haziran.2012, 12:48
    2
    Devamlı Üye



    İmam-ı Ali Radıyallahu Anhın en mühim ve en müdakkik üveysî bir şakirdi ve İslâmiyetin en meşhur ve parlak bir hücceti olan Hüccetü'l-İslâm İmam-ı Gazâlî (r.a.) diyor ki: "Onlar vahiyle Peygambere (a.s.m.) nazil olduğu vakit, İmam-ı Ali'ye (r.a.) emretti, 'Yaz'; o da yazdı, sonra nazmetti." Sekizinci Şua'da geçen bu cümlede anlayamadığım vahiy sadece Kur'an'dan ibaret değil mi? Bu cümleyi açıklar mısınız?

    Cevap:
    Vahiy Allah’ın varlıklara konuşmalarının tümünü içine alan bir kavramdır. Vahyin pek çok mertebeleri vardır. Peygambere gelen vahiyler her şeyden önce ikiye ayrılır: Birincisi “Vahy-i Metluv” yani okunan ve ibadet amacı ile okunan ferman-ı ilâhi olan vahydir ki bu Kur’ân-ı Kerimdir. Bunun hem lafzı hem manası Allah’a aittir. İkincisi, okunmayan ve kendisi ile ibadet edilmeyen vahiydir ki buna “Vahy-ı Gayr-i Metluv” adı verilir. Bunlar “Kutsi Hadisler”dir. Bunun manası Allah’tan sözleri ise peygamberdendir. Peygamberimiz bu gibi sözleri “Allah-u Teala buyuruyor ki: ey Kullarım! Ey Habibim! ” diye rivayet ederek bize haber vermiştir. Bunun bir alt mertebesi ise Peygamber İlhamıdır. Bunlar da diğer hadislerdir. Yüce Allah peygamberimize ait olan bütün bu sözlerin “O peygamber hevasından konuşmaz. O ancak kendisine vahyolunanı söyler” ayeti ile bize bildirmiştir. Bu ayet peygamberin bütün sözlerinin vahyden kaynaklandığını ve bir derce vahy olduğunu bildirmektedir.

    Kur’an-ı Kerim, Yüce Allah’ın bütün konuşmalarına vahy demektedir. Nitekim “Biz arıya vahyettik” gibi ayetler bunun delilidir. Bunun anlamı biz arıyı peygamber yaptık demek değildir. Bu ayette Arıya bal yapmasını Allah’ın öğrettiği anlatılır.

    Evliya ilhamı vardır ki bunlar da vahyin alt mertebelerinden birisidir. İlham da bir nevi vahy-i ilahidir. Çünkü bunlar da Allah’tandır. Şayet bu Kur’anı açıklama nevinden olsa umumidir ve makbuldür. Yoksa hususidir, başkalarına teşmil edilemez.

    “İmam-ı Ali Radıyallahu Anhın en mühim ve en müdakkik üveysî bir şakirdi ve İslâmiyetin en meşhur ve parlak bir hücceti olan Hüccetü'l-İslâm İmam-ı Gazâlî (r.a.) diyor ki: "Onlar vahiyle Peygambere (a.s.m.) nazil olduğu vakit, İmam-ı Ali'ye (r.a.) emretti, 'Yaz'; o da yazdı, sonra nazmetti."

    Burada ifade edilen husus şudur: “Bediüzzaman’ın Risale-i Nurlar ile ifade ettiği Kur’an-ı Kerimin yüksek hakikatleri peygamberimize ilham ile bildirildiği zaman peygamberimiz (sav) en birinci talebesi olan Hz. Ali’ye bunları anlattı. Hz. Ali (ra) bunları yazmak istedi. “Peygamberimiz (sav) bu hakikatlerin sahibi ve nâşiri başkadır” diye emretti. Bunun üzerine Hz. Ali (ra) bu hakikatleri şifreli bir şekilde ifade eden şiir ile nazmetti. Süryanice kelimeler ile de imtihana münafi olmaması için setretti. Bu hakikati anlayan ve bilen İmam-ı Gazali (ra) de Celcelutiyeyi şerh ederken bu hakikatlerin naşiri olacak olan zatı da överek methetti.



  4. 23.Temmuz.2012, 02:48
    3
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Vahiy Sadece Kur'andan İbaret Değil Midir? Vahyin Mertebeleri Nelerdir?

    m.deniz kardeş bu cevabın kaynağı nedir?


  5. 23.Temmuz.2012, 02:48
    3
    Üye
    m.deniz kardeş bu cevabın kaynağı nedir?


  6. 09.Ağustos.2012, 02:11
    4
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Vahiy Sadece Kur'andan İbaret Değil Midir? Vahyin Mertebeleri Nelerdir?

    kardeş
    şu iftira
    Alıntı
    “İmam-ı Ali Radıyallahu Anhın en mühim ve en müdakkik üveysî bir şakirdi ve İslâmiyetin en meşhur ve parlak bir hücceti olan Hüccetü'l-İslâm İmam-ı Gazâlî (r.a.) diyor ki: "Onlar vahiyle Peygambere (a.s.m.) nazil olduğu vakit, İmam-ı Ali'ye (r.a.) emretti, 'Yaz'; o da yazdı, sonra nazmetti."
    şualarda geçiyor

    bu da
    Alıntı
    Burada ifade edilen husus şudur: “Bediüzzaman’ın Risale-i Nurlar ile ifade ettiği Kur’an-ı Kerimin yüksek hakikatleri peygamberimize ilham ile bildirildiği zaman peygamberimiz (sav) en birinci talebesi olan Hz. Ali’ye bunları anlattı. Hz. Ali (ra) bunları yazmak istedi. “Peygamberimiz (sav) bu hakikatlerin sahibi ve nâşiri başkadır” diye emretti. Bunun üzerine Hz. Ali (ra) bu hakikatleri şifreli bir şekilde ifade eden şiir ile nazmetti. Süryanice kelimeler ile de imtihana münafi olmaması için setretti. Bu hakikati anlayan ve bilen İmam-ı Gazali (ra) de Celcelutiyeyi şerh ederken bu hakikatlerin naşiri olacak olan zatı da överek methetti.
    o iftirayı savunma sadedinde birçok nurcu sitede yazılmış

    günlerdir bu vb iftiralarla uğraşıyoruz
    birileri sırf risalelerde yazıyor diye bunları savunurken
    birileri de sırf bunlar uydurmadır dedik diye
    bizi alimlere hakaret ile itham ediyor


  7. 09.Ağustos.2012, 02:11
    4
    âb ü kil
    kardeş
    şu iftira
    Alıntı
    “İmam-ı Ali Radıyallahu Anhın en mühim ve en müdakkik üveysî bir şakirdi ve İslâmiyetin en meşhur ve parlak bir hücceti olan Hüccetü'l-İslâm İmam-ı Gazâlî (r.a.) diyor ki: "Onlar vahiyle Peygambere (a.s.m.) nazil olduğu vakit, İmam-ı Ali'ye (r.a.) emretti, 'Yaz'; o da yazdı, sonra nazmetti."
    şualarda geçiyor

    bu da
    Alıntı
    Burada ifade edilen husus şudur: “Bediüzzaman’ın Risale-i Nurlar ile ifade ettiği Kur’an-ı Kerimin yüksek hakikatleri peygamberimize ilham ile bildirildiği zaman peygamberimiz (sav) en birinci talebesi olan Hz. Ali’ye bunları anlattı. Hz. Ali (ra) bunları yazmak istedi. “Peygamberimiz (sav) bu hakikatlerin sahibi ve nâşiri başkadır” diye emretti. Bunun üzerine Hz. Ali (ra) bu hakikatleri şifreli bir şekilde ifade eden şiir ile nazmetti. Süryanice kelimeler ile de imtihana münafi olmaması için setretti. Bu hakikati anlayan ve bilen İmam-ı Gazali (ra) de Celcelutiyeyi şerh ederken bu hakikatlerin naşiri olacak olan zatı da överek methetti.
    o iftirayı savunma sadedinde birçok nurcu sitede yazılmış

    günlerdir bu vb iftiralarla uğraşıyoruz
    birileri sırf risalelerde yazıyor diye bunları savunurken
    birileri de sırf bunlar uydurmadır dedik diye
    bizi alimlere hakaret ile itham ediyor


  8. 09.Ağustos.2012, 02:35
    5
    İLİMCİK
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Haziran.2012
    Üye No: 96623
    Mesaj Sayısı: 419
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Vahiy Sadece Kur'andan İbaret Değil Midir? Vahyin Mertebeleri Nelerdir?

    İkinci Esas: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, hem beşerdir, beşeriyet itibarıyla beşer gibi muamele eder; hem resuldür, risalet itibarıyla Cenâb-ı Hakkın tercümanıdır, elçisidir. Risaleti, vahye istinad eder. Vahiy iki kısımdır:

    Biri vahy-i sarihîdir ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm onda sırf bir tercümandır, mübelliğdir, müdahalesi yoktur: Kur'ân ve bazı ehâdis-i kudsiye gibi.

    İkinci kısım, vahy-i zımnîdir. Şu kısmın mücmel ve hülâsası, vahye ve ilhama istinad eder; fakat tafsilâtı ve tasvirâtı Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma aittir. O vahiyden gelen mücmel hadiseyi tafsil ve tasvirde, zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm, bazen yine ilhama, ya vahye istinad edip beyan eder, veyahut kendi ferasetiyle beyan eder. Ve kendi içtihadıyla yaptığı tafsilât ve tasvirâtı ya vazife-i risalet noktasında ulvî kuvve-i kudsiye ile beyan eder, veyahut örf ve âdet ve efkâr-ı âmme seviyesine göre, beşeriyeti noktasında beyan eder.

    İşte, her hadiste, bütün tafsilâtına vahy-i mahz noktasıyla bakılmaz. Beşeriyetin muktezası olan efkâr ve muamelâtında, risaletin ulvî âsârı aranılmaz. Madem bazı hadiseler mücmel olarak, mutlak bir surette ona vahyen gelir, o da kendi ferasetiyle ve tearüf-ü umumî cihetiyle tasvir eder. Şu tasvirdeki müteşabihâta ve müşkülâta bazen tefsir lâzım geliyor, hattâ tabir lâzım geliyor. Çünkü, bazı hakikatler var ki, temsille fehme takrib edilir. Nasıl ki, bir vakit huzur-u Nebevîde derince bir gürültü işitildi. Ferman etti ki: "Şu gürültü, yetmiş senedir yuvarlanıp şimdi Cehennemin dibine düşmüş bir taşın gürültüsüdür." Bir saat sonra cevap geldi ki, "Yetmiş yaşına giren meşhur bir münafık ölüp Cehenneme gitti." Zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâmın beliğ bir temsille beyan ettiği hadisenin tevilini gösterdi.


  9. 09.Ağustos.2012, 02:35
    5
    İLİMCİK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    İkinci Esas: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, hem beşerdir, beşeriyet itibarıyla beşer gibi muamele eder; hem resuldür, risalet itibarıyla Cenâb-ı Hakkın tercümanıdır, elçisidir. Risaleti, vahye istinad eder. Vahiy iki kısımdır:

    Biri vahy-i sarihîdir ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm onda sırf bir tercümandır, mübelliğdir, müdahalesi yoktur: Kur'ân ve bazı ehâdis-i kudsiye gibi.

    İkinci kısım, vahy-i zımnîdir. Şu kısmın mücmel ve hülâsası, vahye ve ilhama istinad eder; fakat tafsilâtı ve tasvirâtı Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma aittir. O vahiyden gelen mücmel hadiseyi tafsil ve tasvirde, zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm, bazen yine ilhama, ya vahye istinad edip beyan eder, veyahut kendi ferasetiyle beyan eder. Ve kendi içtihadıyla yaptığı tafsilât ve tasvirâtı ya vazife-i risalet noktasında ulvî kuvve-i kudsiye ile beyan eder, veyahut örf ve âdet ve efkâr-ı âmme seviyesine göre, beşeriyeti noktasında beyan eder.

    İşte, her hadiste, bütün tafsilâtına vahy-i mahz noktasıyla bakılmaz. Beşeriyetin muktezası olan efkâr ve muamelâtında, risaletin ulvî âsârı aranılmaz. Madem bazı hadiseler mücmel olarak, mutlak bir surette ona vahyen gelir, o da kendi ferasetiyle ve tearüf-ü umumî cihetiyle tasvir eder. Şu tasvirdeki müteşabihâta ve müşkülâta bazen tefsir lâzım geliyor, hattâ tabir lâzım geliyor. Çünkü, bazı hakikatler var ki, temsille fehme takrib edilir. Nasıl ki, bir vakit huzur-u Nebevîde derince bir gürültü işitildi. Ferman etti ki: "Şu gürültü, yetmiş senedir yuvarlanıp şimdi Cehennemin dibine düşmüş bir taşın gürültüsüdür." Bir saat sonra cevap geldi ki, "Yetmiş yaşına giren meşhur bir münafık ölüp Cehenneme gitti." Zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâmın beliğ bir temsille beyan ettiği hadisenin tevilini gösterdi.





+ Yorum Gönder