Konusunu Oylayın.: Sala verme ve mevlit okutmanın hükmü nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Sala verme ve mevlit okutmanın hükmü nedir?
  1. 19.Haziran.2012, 18:02
    1
    Misafir

    Sala verme ve mevlit okutmanın hükmü nedir?






    Sala verme ve mevlit okutmanın hükmü nedir? Mumsema Sala verme ve mevlit okutmanın hükmü nedir?


  2. 19.Haziran.2012, 18:02
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 20.Haziran.2012, 00:20
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Sala verme ve mevlit okutmanın hükmü nedir?




    Sala ve Mevlid İslam’a mahsus güzel bir adet ve şeâir-i İslamiye olan güzel bir adettir.

    “Sala verile kastımıza, / Gider olduk dostumuza,
    Namaz için üstümüze, / Duranlara selam olsun.”
    Yunus Emre


    Sala, salavatın halk dilinde kısaltılmış şeklidir. Manası Lügatte, “Dua, tebrik ve tazim” anlamında, şeriat ıstılahında ise Peygamberimiz (SAV)’i övmek, onu tazim etmek ve ondan şefaat talep etmek anlamındadır.

    Peygamberimiz (SAV)’i övmek, ona salat-ü selam getirmek, ister sala ile, ister salavat ile olsun üstün bir vazife, değerli bir ibadettir. Salavat ise salanın çoğuludur. Bu güzel ibadet ve adet sadece İslam dininde vardır. Ne Hıristiyanlıkta, ne de Yahudilikte böyle bir ibadet yoktur. Onlar kendi peygamberlerini böyle salat-ü selam ile anmazlar.

    Peygamberimiz (SAV)’i salat-ü selam ile övmeyi Yüce Allah bize emir ve ferman buyurmuşlardır. Nitekim Kur’an’ı Kerimde buyurdular: “Allah ve melekleri nebisi Muhammed’e (SAV) salat-ü selam getirirler. Ey iman edenler! Siz de ona salat-ü selam getirin.”

    Burada sala, salavat Allah’tan rahmet, meleklerden istiğfar, mü’minlerden de dua ve şefaat talebi anlamındadır.

    Peygamberimiz (SAV)’ e salavatın nasıl getirileceği Peygamberimiz (SAV)’in şerefli hadislerinde ve değerli alimlerimizin kitaplarında vardır. Bu hususta müstakil kitaplar yazılmıştır. “Delail-i Hayrat” en meşhurlarıdır. “Kara Davut” ise bu kitabın genişçe bir şerhidir. Meşayih, Kur’an’ı Kerim hatmi ile beraber her hafta “Delail” hatmi de yaparlardı. Bu konuda Mevlana Ziyaeddin Halid-i Bağdadi (RA)’ın “Câliyetül-Ekdar” isimli bir eseri de vardır.

    En meşhur şekliyle salavat şöyle okunur:
    “Esselatü vesselamü aleyke ya Resulallah!
    Esselatü vesselamü aleyke ya Habiballah!
    Esselatü vesselamü aleyke ya Seyyidel evvelin vel’ahirin ve selamün alel mürselin ve’l-hamdü lillahi Rabbil alemin”
    “Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammedin ve-sellim...”

    Peygamberimiz (SAV)’de salavat konusunda şöyle buyurmuşlardır:
    “Bana salavat okumayan cennetin yolunu bulamaz.”
    “Bana salavat okuyun, çünkü salavat günahlar için mağfirettir.”
    “Sizin iyileriniz benim üzerime en çok salavat getireninizdir.”
    “Benim üzerime salavat getirmeyenin namazı makbul olmaz.”

    Bunun içindir ki, namazda son teşehhüdde, et-Tahiyyattan sonra salavat getirmek vacibtir. Bu namazın vaciplerindendir. Yine buyurdular: “İki mü’min karşılaşır, el sıkışır ve musafaha ederler de benim üzerime salavat getirirlerse, ayrılmalarından önce günahları bağışlanır. Bu güzel adeti yapmak mü’minler için ne kadar güzeldir, ne kadar hoştur.”

    Cuma ve Perşembe günü çok çok salavat getirmenin faziletine dair pek çok hadis-i şerif varid olmuştur. Bunu da erbabı çok iyi bilir.

    Salânın Hükmü:

    Minarelerden okunan meşhur salaya gelince, bunun da peygamberimiz (SAV)’e getirilen salavatlardan hiçbir farkı yoktur. Peygamberimiz (SAV)’e salavat getirmektir, başka bir şey değildir. Peygamberimiz (SAV)’e salavat getirmenin yanında başka güzel tarafları da mevcuttur. Şöyle ki:

    Ezan bizlere namaz vakitlerini bildirmek üzere sünnet olmuştur. Namazın sünnetlerindendir. Bunun için yalnız başına namaz kılan kimse de ezan okuyabilir. Bu namazın sünnetlerini ifa eder. Namaz vakitlerini bildiren ezan vakitsiz okunursa, Müslümanların namaz vaktidir diye zamanı gelmeden namaz kılarlar. Bu ise çok mahzurlu ve yanlış oluyor. Çünkü vakit namazın farzıdır. Vaktinde kılınmayan namaz makbul değildir.

    Bundan dolayı vaktin dışında Müslümanlara bazı şeyleri duyurmak için Peygamberimiz (SAV)’e salavat getirerek, o mesele duyurulması, Müslümanların hoş karşıladığı, İslam alimlerinin de asırlardır güzel görüp ilişmediği güzel bir adet-i İslamiyedir.

    Peygamberimiz (SAV) buyurdular ki: “Mü’minlerin güzel gördüğü şey Allah katında da güzeldir.”

    Müslümanlar da Selahaddin-i Eyyübi’den bu tarafa bu adeti çok güzel karşılayıp, güzel bir adet haline getirmişlerdir. Bunun güzel bir adet olduğunda ittifak ederek bir nevi “İcma” etmişlerdir.

    Bundan dolayı Cuma gecesi yatsıdan önce, o gecenin Cuma gecesi olduğunu hatırlamak için, Cuma günü ezandan önce milleti camiye davet etmek için vaaz dinlemelerini sağlamak üzere Cuma salası, Ramazanda milleti sahura kaldırmak için sahur salası, bayram günü, ezan olmadığı için bayram namazına davet için bayram salası ve “Cenazeyi ilan edin” buyuran peygamberimizin sünnetine uymak ve cenazeye iştirakı çoğaltmak, ölüm haberini eş-dosta duyurmak için de Cenaze Salası verilmesi İslami bir adet olmuştur.

    Yine peygamberimiz (SAV) buyurdular ki: “İslamda kim güzel bir çığır açar, bir güzel adet başlatırsa ona bu amelin ecri ile onunla amel edinenlerin ecri de ona verilir. Yapanın sevabına bir noksanlık gelmez.” Bu adetlerden birisi saladır. Hz. Ömer (RA) peygamberimiz (SAV) zamanında ayrı ayrı kılınan teravih namazının cemaatle kılınmasını emreder, sonra buna güzelce uyulunca da “bu ne güzel bir bid’attir” der.

    Her ne kadar bunu bazı şeyler peygamberimiz (SAV) zamanında yok ise de sonradan dinî, hayatın yaşanmasına sebep olduğu, sünnetin ve farzın yapılmasına yardımcı olduğu için güzel adet olarak kabul edilmiştir. Minareler yapmak, camilere kubbeler yapmak, içine halı, kilim koymak ve camileri süslendirmek, ışıklandırmak, hoparlör ile ezan okuyup, namaz kıldırmak, hepsi peygamberimiz (SAV)’in hayatında olmayıp, sonradan Müslümanların hoş görüp, kabul ettiği adetlerdendir. Müslümanlar kabul etmiş, alimler de velev ki sükut ile olsun, itiraz etmeyerek olsun, kabul etmiş bir nevi “Sükut-u icma” sabit olmuştur. Minarelerden salavat okunması da böyledir. Mevlit okutmak ta böyledir.


  4. 20.Haziran.2012, 00:20
    2
    Editör



    Sala ve Mevlid İslam’a mahsus güzel bir adet ve şeâir-i İslamiye olan güzel bir adettir.

    “Sala verile kastımıza, / Gider olduk dostumuza,
    Namaz için üstümüze, / Duranlara selam olsun.”
    Yunus Emre


    Sala, salavatın halk dilinde kısaltılmış şeklidir. Manası Lügatte, “Dua, tebrik ve tazim” anlamında, şeriat ıstılahında ise Peygamberimiz (SAV)’i övmek, onu tazim etmek ve ondan şefaat talep etmek anlamındadır.

    Peygamberimiz (SAV)’i övmek, ona salat-ü selam getirmek, ister sala ile, ister salavat ile olsun üstün bir vazife, değerli bir ibadettir. Salavat ise salanın çoğuludur. Bu güzel ibadet ve adet sadece İslam dininde vardır. Ne Hıristiyanlıkta, ne de Yahudilikte böyle bir ibadet yoktur. Onlar kendi peygamberlerini böyle salat-ü selam ile anmazlar.

    Peygamberimiz (SAV)’i salat-ü selam ile övmeyi Yüce Allah bize emir ve ferman buyurmuşlardır. Nitekim Kur’an’ı Kerimde buyurdular: “Allah ve melekleri nebisi Muhammed’e (SAV) salat-ü selam getirirler. Ey iman edenler! Siz de ona salat-ü selam getirin.”

    Burada sala, salavat Allah’tan rahmet, meleklerden istiğfar, mü’minlerden de dua ve şefaat talebi anlamındadır.

    Peygamberimiz (SAV)’ e salavatın nasıl getirileceği Peygamberimiz (SAV)’in şerefli hadislerinde ve değerli alimlerimizin kitaplarında vardır. Bu hususta müstakil kitaplar yazılmıştır. “Delail-i Hayrat” en meşhurlarıdır. “Kara Davut” ise bu kitabın genişçe bir şerhidir. Meşayih, Kur’an’ı Kerim hatmi ile beraber her hafta “Delail” hatmi de yaparlardı. Bu konuda Mevlana Ziyaeddin Halid-i Bağdadi (RA)’ın “Câliyetül-Ekdar” isimli bir eseri de vardır.

    En meşhur şekliyle salavat şöyle okunur:
    “Esselatü vesselamü aleyke ya Resulallah!
    Esselatü vesselamü aleyke ya Habiballah!
    Esselatü vesselamü aleyke ya Seyyidel evvelin vel’ahirin ve selamün alel mürselin ve’l-hamdü lillahi Rabbil alemin”
    “Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammedin ve-sellim...”

    Peygamberimiz (SAV)’de salavat konusunda şöyle buyurmuşlardır:
    “Bana salavat okumayan cennetin yolunu bulamaz.”
    “Bana salavat okuyun, çünkü salavat günahlar için mağfirettir.”
    “Sizin iyileriniz benim üzerime en çok salavat getireninizdir.”
    “Benim üzerime salavat getirmeyenin namazı makbul olmaz.”

    Bunun içindir ki, namazda son teşehhüdde, et-Tahiyyattan sonra salavat getirmek vacibtir. Bu namazın vaciplerindendir. Yine buyurdular: “İki mü’min karşılaşır, el sıkışır ve musafaha ederler de benim üzerime salavat getirirlerse, ayrılmalarından önce günahları bağışlanır. Bu güzel adeti yapmak mü’minler için ne kadar güzeldir, ne kadar hoştur.”

    Cuma ve Perşembe günü çok çok salavat getirmenin faziletine dair pek çok hadis-i şerif varid olmuştur. Bunu da erbabı çok iyi bilir.

    Salânın Hükmü:

    Minarelerden okunan meşhur salaya gelince, bunun da peygamberimiz (SAV)’e getirilen salavatlardan hiçbir farkı yoktur. Peygamberimiz (SAV)’e salavat getirmektir, başka bir şey değildir. Peygamberimiz (SAV)’e salavat getirmenin yanında başka güzel tarafları da mevcuttur. Şöyle ki:

    Ezan bizlere namaz vakitlerini bildirmek üzere sünnet olmuştur. Namazın sünnetlerindendir. Bunun için yalnız başına namaz kılan kimse de ezan okuyabilir. Bu namazın sünnetlerini ifa eder. Namaz vakitlerini bildiren ezan vakitsiz okunursa, Müslümanların namaz vaktidir diye zamanı gelmeden namaz kılarlar. Bu ise çok mahzurlu ve yanlış oluyor. Çünkü vakit namazın farzıdır. Vaktinde kılınmayan namaz makbul değildir.

    Bundan dolayı vaktin dışında Müslümanlara bazı şeyleri duyurmak için Peygamberimiz (SAV)’e salavat getirerek, o mesele duyurulması, Müslümanların hoş karşıladığı, İslam alimlerinin de asırlardır güzel görüp ilişmediği güzel bir adet-i İslamiyedir.

    Peygamberimiz (SAV) buyurdular ki: “Mü’minlerin güzel gördüğü şey Allah katında da güzeldir.”

    Müslümanlar da Selahaddin-i Eyyübi’den bu tarafa bu adeti çok güzel karşılayıp, güzel bir adet haline getirmişlerdir. Bunun güzel bir adet olduğunda ittifak ederek bir nevi “İcma” etmişlerdir.

    Bundan dolayı Cuma gecesi yatsıdan önce, o gecenin Cuma gecesi olduğunu hatırlamak için, Cuma günü ezandan önce milleti camiye davet etmek için vaaz dinlemelerini sağlamak üzere Cuma salası, Ramazanda milleti sahura kaldırmak için sahur salası, bayram günü, ezan olmadığı için bayram namazına davet için bayram salası ve “Cenazeyi ilan edin” buyuran peygamberimizin sünnetine uymak ve cenazeye iştirakı çoğaltmak, ölüm haberini eş-dosta duyurmak için de Cenaze Salası verilmesi İslami bir adet olmuştur.

    Yine peygamberimiz (SAV) buyurdular ki: “İslamda kim güzel bir çığır açar, bir güzel adet başlatırsa ona bu amelin ecri ile onunla amel edinenlerin ecri de ona verilir. Yapanın sevabına bir noksanlık gelmez.” Bu adetlerden birisi saladır. Hz. Ömer (RA) peygamberimiz (SAV) zamanında ayrı ayrı kılınan teravih namazının cemaatle kılınmasını emreder, sonra buna güzelce uyulunca da “bu ne güzel bir bid’attir” der.

    Her ne kadar bunu bazı şeyler peygamberimiz (SAV) zamanında yok ise de sonradan dinî, hayatın yaşanmasına sebep olduğu, sünnetin ve farzın yapılmasına yardımcı olduğu için güzel adet olarak kabul edilmiştir. Minareler yapmak, camilere kubbeler yapmak, içine halı, kilim koymak ve camileri süslendirmek, ışıklandırmak, hoparlör ile ezan okuyup, namaz kıldırmak, hepsi peygamberimiz (SAV)’in hayatında olmayıp, sonradan Müslümanların hoş görüp, kabul ettiği adetlerdendir. Müslümanlar kabul etmiş, alimler de velev ki sükut ile olsun, itiraz etmeyerek olsun, kabul etmiş bir nevi “Sükut-u icma” sabit olmuştur. Minarelerden salavat okunması da böyledir. Mevlit okutmak ta böyledir.


  5. 20.Haziran.2012, 00:21
    3
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Sala verme ve mevlit okutmanın hükmü nedir?

    Sala nasıl başlamıştır?
    Salahaddin-i Eyyubi Mısır’a hakim olunca, oranın Şii devlet başkanının oğluna ezandan sonra minarelerden dua ettirdiğini görür. Bu adeti kaldırmak için onu güzel bir şekle çevirir. Şöyle ki:

    Peygamberimiz (SAV): “Müezzinin ezanını işittiğiniz zaman, onun okuduklarını tekrar ediniz ve sonunda bana salavat okuyunuz. Vesile duasını da okuyunuz. Bunu yapana şefaatim vacip olur” buyurur. Salahaddin-i Eyyubi bu hadis-i şerife iktidaen “Minarelerden Peygamberimiz (SAV)’in dışında kimseye dua okunmaz” diyerek Salavat okumayı emreder ve başka şekilde yapılacak olan dua, gazel, kaside gibi şeyleri yasaklar. Böylece güzel bir adet başlatırken pek çok istismarların, yanlış uygulanmaların önünü keser. Şimdiki hali ile kalır.

    ÖZETLE:
    1. Ölüm ilanı vermek, komşulara, yakınlara vefat haberini duyurmak sünnettir. Peygamberimiz (SAV) bunu emretmişlerdir. Bu duyurmanın en güzeli de sala verdirmek ve arkasından ilan etmektir. Namaz vakti dışında vefat haberini sala ile duyurmanın “Ölüm Hatırlatma” gibi güzel bir yönü daha vardır ki “duyanlar ölümü hatırlar ve “İnnâ lillah ve inna ileyhi raciun” derler. Allah’ı zikrederler. Peygamberimiz (SAV): “Lezzetleri acılaştıran ölümü çok zikrediniz” emreder.
    Sala buna vesiledir; hem peygamberimize salavattır.

    2. Bir mü’minin cenazesinde bulunmak, ona dua etmek için namaz kılmak farz-ı kifayedir. Bir farzın sevabı milyonlarca sünnet ve nafileden efdaldir. Sala vasıtasıyla mü’minler cenazeye iştirak eder ve büyük sevap kazanırlar ve ayrıca ölüye çok büyük yardımdır. Nitekim hadis-i şeriflerde varid olmuştur ki: “Kırk mü’minin bir veliyy-i kamilin duası gibi makbuldür.” “Yüce Allah cenaze hakkında şahitlik yapıp, iyi şahitlik yapan mü’minler hürmetine onun günahlarını affeder ve katındaki “kötülerdendir” ibaresini silip, “iyiler” zümresine katar.”
    Buna sebep olan sala ne güzel bir adettir.

    3. “Reddü’l- muhtar Cilt: 1 s. 602” de alimlerin “sala ile cenazenin duyurulmasına caizdir” dedikleri yazılmıştır. Bu hususta fetva verilmiştir. Bir alim fetva verse diğer tüm alimler itiraz etseler, verilen fetva geçerlidir. Kaldı ki, ulema buna asla karşı çıkmamışlardır. Böylece “takrir-i sünnet” gibi “sükuti icma” vaki olmuştur. İcma ise kitap ve sünnetten sonra şer’i delilerin üçüncüsüdür. Bu durumda sala vermek İslami bir adettir.

    4. Alimler riya, gösteriş ve övünmek için sala verilmesine karşı çıkmışlardır. Övünmek için namaz kılmak da haramdır. Herhangi bir ibadet, riya korkusu vardır diye terk edilmez. Riyadan, övünmeden sakındırır. Kaldı ki, ölüm gibi bir hakikat ve acılı durumun ilanında riya olmaz. Hiç kimse riya için ölümü duyurmaz.
    Bundan dolayı da salaya yasak konamaz.

    5. Güzel İslami adetleri devam ettirmek Müslümanlar’ın vazifesidir. Mesela camilerde hayır için para toplanması sonradan ortaya çıkmış güzel bir adettir. Müslümanlara hayır kapılarını açmış ve pek çok cami, okul ve kursların yapılmasına, yaşamasına vesile olmuştur. Peygamberimiz zamanında yoktu, sahabeler zamanında yoktu diye bunu kaldırmak çok büyük bir vebaldir. Hiç kimse buna tevessül etmemelidir.
    Sala da böyledir. Bu güzel adeti devam ettirmek gerekir. Mevlit için de aynı şey söylenebilir.

    6. Kitap, sünnet, icma, kıyas gibi şer’i delilleri yanında örf, istihsan ve mesalih-i mürsele gibi şeriatın kabul ettiği diğer deliller vardır ki, bu delillere göre örfen kabul edilen veya müslümanların lehinde bir menfaat bulunan şeyler dinen kabul edilip uygulanmaktadır. Ehl-i sünnetin dört mezhebine göre dini meseleler böylece hükme bağlanır.

    Minarelerden sala okumak, cenaze salası vermek buna göre gereklidir, güzel bir İslami bir adettir.

    MEVLİDE GELİNCE
    Müslümanlar evlenme, cenaze, sünnet münasebeti ve çeşitli vesilelerle mübarek gece veya günlerde mevlüd okutup, ziyafetler veriyorlar. Pek çok İslam ülkesinde adet haline gelmiştir. Yapmayan da kınanır olmuştur.

    Mevlüd fıkhen vacip ve sünnet olmayıp güzel bir adet-i İslamiyedir. Pek çok hayırlı amelleri vesilelik, vasıtalık ciheti ile de makbuldür.

    Bu adet peygamberimiz (SAV)’in vefatından sonra, “Sahavi” nin nakline göre hicri üçüncü asırda icat edilmiştir. Hangi tarihte icat edildiği malum değildir.

    İbn-i Kayyumu’l-Cevzi ve Celalettin-i Suyuti’ye göre hicri yedinci asırda Erbil meliki el- Muzaffer Ebu Said tarafından icad edilmiştir. Celaleddin-i Suyuti, “Mevlid caiz değildir” görüşüne katılmamaktadır. İbn-i Hacer’il-Askalani gibi büyük müçtehitlerin sözlerine de dayanarak mevlid okutmak çok güzel bir İslam adetidir diye fetva vermiştir.

    İbn-i Hacer’il-Askalani şöyle der: “Mevlid Hicretten üç asır sonra icad edilmiş güzel bir adettir. Çok iyi yönleri vardır. Dolayısıyla bid’at-ı hasededir. Güzel bir adet-i İslamiyedir” der. Sonra da şöyle devam eder: “Mevlidin meşruiyetine dair iyi bir delil buldum. Buhari ve Müslim’de sabit olmuştur ki, peygamberimiz (SAV) Medine’ye hicret ettikleri zaman Yahudilerin aşure günü oruç tuttuklarını görüyor. Sebebini sorunca: “Bu gün Allah’ın Musa (ASM)’ı firavunun zulmünden kurtarıp, firavunu denizde boğduğu gündür. Biz de Allah’a şükrederek bu günü oruç tutuyoruz” dediler. Bunun üzerine peygamberimiz (SAV): “Biz Musa (ASM)’a sizden daha yakınız” buyurarak orucu emretti.” Bundan anlaşılıyor ki, böyle bir günde Allah’a şükretmek tam yerindedir. Hz. Musa (AS) ‘a gösterilen saygı ve anma günü peygamberimiz (SAV) den esirgenmemelidir. Böylece Peygamberimiz (SAV)’in doğum gününde şükran ifadesi olarak okutulur.



  6. 20.Haziran.2012, 00:21
    3
    Editör
    Sala nasıl başlamıştır?
    Salahaddin-i Eyyubi Mısır’a hakim olunca, oranın Şii devlet başkanının oğluna ezandan sonra minarelerden dua ettirdiğini görür. Bu adeti kaldırmak için onu güzel bir şekle çevirir. Şöyle ki:

    Peygamberimiz (SAV): “Müezzinin ezanını işittiğiniz zaman, onun okuduklarını tekrar ediniz ve sonunda bana salavat okuyunuz. Vesile duasını da okuyunuz. Bunu yapana şefaatim vacip olur” buyurur. Salahaddin-i Eyyubi bu hadis-i şerife iktidaen “Minarelerden Peygamberimiz (SAV)’in dışında kimseye dua okunmaz” diyerek Salavat okumayı emreder ve başka şekilde yapılacak olan dua, gazel, kaside gibi şeyleri yasaklar. Böylece güzel bir adet başlatırken pek çok istismarların, yanlış uygulanmaların önünü keser. Şimdiki hali ile kalır.

    ÖZETLE:
    1. Ölüm ilanı vermek, komşulara, yakınlara vefat haberini duyurmak sünnettir. Peygamberimiz (SAV) bunu emretmişlerdir. Bu duyurmanın en güzeli de sala verdirmek ve arkasından ilan etmektir. Namaz vakti dışında vefat haberini sala ile duyurmanın “Ölüm Hatırlatma” gibi güzel bir yönü daha vardır ki “duyanlar ölümü hatırlar ve “İnnâ lillah ve inna ileyhi raciun” derler. Allah’ı zikrederler. Peygamberimiz (SAV): “Lezzetleri acılaştıran ölümü çok zikrediniz” emreder.
    Sala buna vesiledir; hem peygamberimize salavattır.

    2. Bir mü’minin cenazesinde bulunmak, ona dua etmek için namaz kılmak farz-ı kifayedir. Bir farzın sevabı milyonlarca sünnet ve nafileden efdaldir. Sala vasıtasıyla mü’minler cenazeye iştirak eder ve büyük sevap kazanırlar ve ayrıca ölüye çok büyük yardımdır. Nitekim hadis-i şeriflerde varid olmuştur ki: “Kırk mü’minin bir veliyy-i kamilin duası gibi makbuldür.” “Yüce Allah cenaze hakkında şahitlik yapıp, iyi şahitlik yapan mü’minler hürmetine onun günahlarını affeder ve katındaki “kötülerdendir” ibaresini silip, “iyiler” zümresine katar.”
    Buna sebep olan sala ne güzel bir adettir.

    3. “Reddü’l- muhtar Cilt: 1 s. 602” de alimlerin “sala ile cenazenin duyurulmasına caizdir” dedikleri yazılmıştır. Bu hususta fetva verilmiştir. Bir alim fetva verse diğer tüm alimler itiraz etseler, verilen fetva geçerlidir. Kaldı ki, ulema buna asla karşı çıkmamışlardır. Böylece “takrir-i sünnet” gibi “sükuti icma” vaki olmuştur. İcma ise kitap ve sünnetten sonra şer’i delilerin üçüncüsüdür. Bu durumda sala vermek İslami bir adettir.

    4. Alimler riya, gösteriş ve övünmek için sala verilmesine karşı çıkmışlardır. Övünmek için namaz kılmak da haramdır. Herhangi bir ibadet, riya korkusu vardır diye terk edilmez. Riyadan, övünmeden sakındırır. Kaldı ki, ölüm gibi bir hakikat ve acılı durumun ilanında riya olmaz. Hiç kimse riya için ölümü duyurmaz.
    Bundan dolayı da salaya yasak konamaz.

    5. Güzel İslami adetleri devam ettirmek Müslümanlar’ın vazifesidir. Mesela camilerde hayır için para toplanması sonradan ortaya çıkmış güzel bir adettir. Müslümanlara hayır kapılarını açmış ve pek çok cami, okul ve kursların yapılmasına, yaşamasına vesile olmuştur. Peygamberimiz zamanında yoktu, sahabeler zamanında yoktu diye bunu kaldırmak çok büyük bir vebaldir. Hiç kimse buna tevessül etmemelidir.
    Sala da böyledir. Bu güzel adeti devam ettirmek gerekir. Mevlit için de aynı şey söylenebilir.

    6. Kitap, sünnet, icma, kıyas gibi şer’i delilleri yanında örf, istihsan ve mesalih-i mürsele gibi şeriatın kabul ettiği diğer deliller vardır ki, bu delillere göre örfen kabul edilen veya müslümanların lehinde bir menfaat bulunan şeyler dinen kabul edilip uygulanmaktadır. Ehl-i sünnetin dört mezhebine göre dini meseleler böylece hükme bağlanır.

    Minarelerden sala okumak, cenaze salası vermek buna göre gereklidir, güzel bir İslami bir adettir.

    MEVLİDE GELİNCE
    Müslümanlar evlenme, cenaze, sünnet münasebeti ve çeşitli vesilelerle mübarek gece veya günlerde mevlüd okutup, ziyafetler veriyorlar. Pek çok İslam ülkesinde adet haline gelmiştir. Yapmayan da kınanır olmuştur.

    Mevlüd fıkhen vacip ve sünnet olmayıp güzel bir adet-i İslamiyedir. Pek çok hayırlı amelleri vesilelik, vasıtalık ciheti ile de makbuldür.

    Bu adet peygamberimiz (SAV)’in vefatından sonra, “Sahavi” nin nakline göre hicri üçüncü asırda icat edilmiştir. Hangi tarihte icat edildiği malum değildir.

    İbn-i Kayyumu’l-Cevzi ve Celalettin-i Suyuti’ye göre hicri yedinci asırda Erbil meliki el- Muzaffer Ebu Said tarafından icad edilmiştir. Celaleddin-i Suyuti, “Mevlid caiz değildir” görüşüne katılmamaktadır. İbn-i Hacer’il-Askalani gibi büyük müçtehitlerin sözlerine de dayanarak mevlid okutmak çok güzel bir İslam adetidir diye fetva vermiştir.

    İbn-i Hacer’il-Askalani şöyle der: “Mevlid Hicretten üç asır sonra icad edilmiş güzel bir adettir. Çok iyi yönleri vardır. Dolayısıyla bid’at-ı hasededir. Güzel bir adet-i İslamiyedir” der. Sonra da şöyle devam eder: “Mevlidin meşruiyetine dair iyi bir delil buldum. Buhari ve Müslim’de sabit olmuştur ki, peygamberimiz (SAV) Medine’ye hicret ettikleri zaman Yahudilerin aşure günü oruç tuttuklarını görüyor. Sebebini sorunca: “Bu gün Allah’ın Musa (ASM)’ı firavunun zulmünden kurtarıp, firavunu denizde boğduğu gündür. Biz de Allah’a şükrederek bu günü oruç tutuyoruz” dediler. Bunun üzerine peygamberimiz (SAV): “Biz Musa (ASM)’a sizden daha yakınız” buyurarak orucu emretti.” Bundan anlaşılıyor ki, böyle bir günde Allah’a şükretmek tam yerindedir. Hz. Musa (AS) ‘a gösterilen saygı ve anma günü peygamberimiz (SAV) den esirgenmemelidir. Böylece Peygamberimiz (SAV)’in doğum gününde şükran ifadesi olarak okutulur.



  7. 20.Haziran.2012, 00:21
    4
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Sala verme ve mevlit okutmanın hükmü nedir?

    Sair günlerde, düğünlerde ve diğer zamanlarda okutulması da vesilelik yönüyle iyidir. Çünkü mevlid Allah’ı zikretmeye, Peygamberimiz (SAV)’e salavata, Kur’an okumaya, Müslümanların birbirini ziyaret etmelerine ve yemek yedirmek, fukaraya ikram gibi hayırlara vesiledir. İyiye, güzele, hayra vasıta olan şey iyidir, güzeldir. Şerre vasıta olan şeyin şer olduğu gibi...

    Zamanımızı mürşid-i kamili, büyük alim Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri “Mektubat” adlı eserinde şöyle der: “Mevlid-i nebevi ve miraciyenin okunması gayet nafi ve güzel adettir. Müstahsen bir adet-i İslamiyedir. Hayat-ı içtimaiye-i İslamiyenin gayet latif ve parlak ve tatlı bir medar-ı sohbetidir. Aşk-ı nebeviyi göstermeye ve tahrike en müheyyic, müessir bir vasıtadır. Cenab-ı Hak bu adet-i ebede kadar devam ettirsin.” * AMİN


  8. 20.Haziran.2012, 00:21
    4
    Editör
    Sair günlerde, düğünlerde ve diğer zamanlarda okutulması da vesilelik yönüyle iyidir. Çünkü mevlid Allah’ı zikretmeye, Peygamberimiz (SAV)’e salavata, Kur’an okumaya, Müslümanların birbirini ziyaret etmelerine ve yemek yedirmek, fukaraya ikram gibi hayırlara vesiledir. İyiye, güzele, hayra vasıta olan şey iyidir, güzeldir. Şerre vasıta olan şeyin şer olduğu gibi...

    Zamanımızı mürşid-i kamili, büyük alim Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri “Mektubat” adlı eserinde şöyle der: “Mevlid-i nebevi ve miraciyenin okunması gayet nafi ve güzel adettir. Müstahsen bir adet-i İslamiyedir. Hayat-ı içtimaiye-i İslamiyenin gayet latif ve parlak ve tatlı bir medar-ı sohbetidir. Aşk-ı nebeviyi göstermeye ve tahrike en müheyyic, müessir bir vasıtadır. Cenab-ı Hak bu adet-i ebede kadar devam ettirsin.” * AMİN





+ Yorum Gönder