Konusunu Oylayın.: Adem-i Kabul ve Kabul-ü Adem Ne Demektir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Adem-i Kabul ve Kabul-ü Adem Ne Demektir?
  1. 19.Haziran.2012, 18:01
    1
    Misafir

    Adem-i Kabul ve Kabul-ü Adem Ne Demektir?

  2. 22.Haziran.2012, 00:02
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Adem-i Kabul ve Kabul-ü Adem Ne Demektir?




    Adem-i Kabul ve Kabul-ü Adem

    İman ve küfür iki temel kavram olup iman hakkı, gerçeği, varlığı ve hakikati ifade ederken, küfür, gerçek olmayanı, batılı, var olmayanı ifade eder. Bundan dolayı iman ispat edilebilen gerçek delillere dayanırken küfür sadece kabul etmemeye, reddetmeye dayanır.

    İman esasları var olan somut veya soyut kavramlara ve ispata dayanırken, küfür var olmayan, kabul etmemeye ve safsataya dayanır. İman delile, küfür delilleri reddetmeye dayanır. Küfür ve inkârın ispatı yoktur. Bir şeyin varlığını ispat etmek kolaydır; inkârın ispatı imkânsızdır. Çünkü bir şeyin varlığını iddia eden onu veya onun emaresini göstermekle kolayca ispat ettiği halde reddeden, kabul etmeyen her tarafı göstermekle yokluğunu ancak ispat edebilir. Bunun için “Ademin ispatı imkansızdır” denilmiştir.

    Küfür ikiye ayrılır. Birincisi kabul etmemek, ikincisi reddetmek ve inkârını iddia ve ispat etmeye çalışmaktır. Birincisine “Adem-i kabul” denir. İmanın ve tasdikin olmamasıdır. Yani imansızlıktır. İmanın hükümlerini reddetmektir. Hakkı kabul etmemek, gerçeği görememek ve hidayeti terk etmektir. Câhilce bir hükümdür. Bu çok kolaydır. İkincisi ise, “Kabulü adem”dir. Bu ise itikadî ve fikrî bir hükümdür. İmanın aksine hükmetmektir. İmanın zıddına bir yol açmaya çalışmaktır. Hakikatin aksini iddia etmek, inkârı bir dava olarak kabul etmektir. Bu yol ispat ve delil ister. Yokluğun ispatı ise mümkün değildir.

    Küfür adem-i kabuldür. Yani kabul etmemektir. Allah’ın varlığını kabul etmez, ahiretin varlığını kabul etmez, meleklerin varlığını kabul etmez, peygamberlik müessesesini kabul etmez, Kur’ân-ı Kerimin Allah kelamı olduğunu kabul etmez. Gerçekte ise kabul etmediği şeylerin hepsi gerçekte vardır. Allah’ın yokluğu iddiası zan, vehim, şek, şüpheden öte hiçbir şey değildir.

    Kâfir kabul etmediği inkârını başkalarına kabul ettirmeye çalışırsa o zaman “kabûl-ü âdem” irtikâp edilmiş olur. Bu itikadî bir hükümdür. Yokluğunu kabul etmektir. “Allah’a inanmıyorum” demek başka, “Allah yoktur” şeklinde hüküm vermek başkadır. Birincisi ispat istemez, kendi tercihidir ve kolaydır. İkincisi ise bir hükümdür, fikirdir, iddiadır ve ispat ister. Buna “kabul-ü ademdir.”

    Adem-i tasdik ise yokluğu tasdik etmektir. Kabul-ü adem demektir.


  3. 22.Haziran.2012, 00:02
    2
    Özel Üye



    Adem-i Kabul ve Kabul-ü Adem

    İman ve küfür iki temel kavram olup iman hakkı, gerçeği, varlığı ve hakikati ifade ederken, küfür, gerçek olmayanı, batılı, var olmayanı ifade eder. Bundan dolayı iman ispat edilebilen gerçek delillere dayanırken küfür sadece kabul etmemeye, reddetmeye dayanır.

    İman esasları var olan somut veya soyut kavramlara ve ispata dayanırken, küfür var olmayan, kabul etmemeye ve safsataya dayanır. İman delile, küfür delilleri reddetmeye dayanır. Küfür ve inkârın ispatı yoktur. Bir şeyin varlığını ispat etmek kolaydır; inkârın ispatı imkânsızdır. Çünkü bir şeyin varlığını iddia eden onu veya onun emaresini göstermekle kolayca ispat ettiği halde reddeden, kabul etmeyen her tarafı göstermekle yokluğunu ancak ispat edebilir. Bunun için “Ademin ispatı imkansızdır” denilmiştir.

    Küfür ikiye ayrılır. Birincisi kabul etmemek, ikincisi reddetmek ve inkârını iddia ve ispat etmeye çalışmaktır. Birincisine “Adem-i kabul” denir. İmanın ve tasdikin olmamasıdır. Yani imansızlıktır. İmanın hükümlerini reddetmektir. Hakkı kabul etmemek, gerçeği görememek ve hidayeti terk etmektir. Câhilce bir hükümdür. Bu çok kolaydır. İkincisi ise, “Kabulü adem”dir. Bu ise itikadî ve fikrî bir hükümdür. İmanın aksine hükmetmektir. İmanın zıddına bir yol açmaya çalışmaktır. Hakikatin aksini iddia etmek, inkârı bir dava olarak kabul etmektir. Bu yol ispat ve delil ister. Yokluğun ispatı ise mümkün değildir.

    Küfür adem-i kabuldür. Yani kabul etmemektir. Allah’ın varlığını kabul etmez, ahiretin varlığını kabul etmez, meleklerin varlığını kabul etmez, peygamberlik müessesesini kabul etmez, Kur’ân-ı Kerimin Allah kelamı olduğunu kabul etmez. Gerçekte ise kabul etmediği şeylerin hepsi gerçekte vardır. Allah’ın yokluğu iddiası zan, vehim, şek, şüpheden öte hiçbir şey değildir.

    Kâfir kabul etmediği inkârını başkalarına kabul ettirmeye çalışırsa o zaman “kabûl-ü âdem” irtikâp edilmiş olur. Bu itikadî bir hükümdür. Yokluğunu kabul etmektir. “Allah’a inanmıyorum” demek başka, “Allah yoktur” şeklinde hüküm vermek başkadır. Birincisi ispat istemez, kendi tercihidir ve kolaydır. İkincisi ise bir hükümdür, fikirdir, iddiadır ve ispat ister. Buna “kabul-ü ademdir.”

    Adem-i tasdik ise yokluğu tasdik etmektir. Kabul-ü adem demektir.





+ Yorum Gönder