Konusunu Oylayın.: Deccal İnancı Hırıstiyanlıktan Gelme değil midir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Deccal İnancı Hırıstiyanlıktan Gelme değil midir?
  1. 19.Haziran.2012, 17:55
    1
    Misafir

    Deccal İnancı Hırıstiyanlıktan Gelme değil midir?

  2. 20.Haziran.2012, 12:34
    2
    m.deniz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ocak.2011
    Üye No: 83734
    Mesaj Sayısı: 1,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: .......

    Cevap: Deccal İnancı Hırıstiyanlıktan Gelme değil midir?




    Deccal ile ilgili rivayetleri pek çok din bilgini kabul etmemekte ve bu inancın Hırıstiyanlık’tan dinimize girdiği söylenmektedir. Bunun sebebi nedir?

    Şeytanın en büyük hilesi ve aldatması kendisine tabi olanlara kendisini inkar ettirmesidir. Şeytanı inkar edince onun hilelerinin olmayacağı da açıktır. Böyle olunca şeytan da gizli olarak pek çoklarını aldatma imkânını bulur. Bunun gibi, Deccal’ın fitnesine kapılan ve teşkil ettiği komitesine ve rejimine destek olanların deccalı inkâr etmeleri kendilerini ehl-i imana karşı müdafaa etmek, yaptıklarının doğru olduğunu savunmak içindir.Nitekim Hadis-i Şerifte vardır ki “Süfyanî deccal çıkmadığı sürece Mehdi çıkmayacaktır.” (Badıllı, Risale-i Nurun Kutsi Kaynakları, Hadis No: 811) Süfyanı inkar edenler elbette Mehdiyi inkar edecek ve gelmedi diyecekler ki Süfyanı korumuş olsunlar. Meselenin özü budur. Hâlbuki Bediüzzaman “Ben İslam Deccalını gördüm” buyuruyor. (Şualar, 2009, s.929)
    Bundan dolayı Deccal olmayınca Medhi de olmayacaktır. Mehdiyi inkâr etmek daha kolay olacaktır. Ortada Deccal yoksa ve dine bir zarar gelmemiş ise Mehdi bir iddiadan ibaret kalır. Zaten deccalı inkâr edenlerin bir kısmı da “din yıkıcısının (deccalın) dini yıkmadığını belki dinde reform yaptığını ve dini koruduğunu, dinin zaten bir vicdan işi olduğunu ve dünya ile ilgisinin olmadığını ortaya koyduğunu” kendine tabi olan cahillere kabul ettirir. Dine hizmet eden Mehdi ve talebeleri de bu durumda “din yıkıcısı ve bölücüsü” olarak gösterilecektir.

    Bu sebepledir ki rivayetlerde “deccalın bir kuvveti Yahudi olacak diğer bir kuvveti de “ulema-i su” ile tabir edilen cahil din âlimleri olacaktır. Cahillik bilmemek değildir; yanlış bilmektir. Peygamberimiz “ahir zamanda ilim kalkar, din âlimlerinin fetva vermede bilgileri olmaz” hadisinin anlamı budur. Yoksa ilim malumat kabilinden çoğalır; ama gerçekleri görme ve gösterme basireti olmadığı için o malumat ilim olmaktan uzaktır. Bunun için “ansiklopedik yığma bilgiler malumattır; ama ilim sayılmaz.” İlim malumatın doğru şekilde yorumlanması ile ortaya çıkan mamul maddedir ve bunun çözüme yönelik, hakikate mutabık olanıdır. “Ulema-i Su” gerçeği gizleyen âlimler anlamında bir tabirdir. Bunların özellikleri ise “Suyun önünü tıkayan taş gibidir. Ne kendileri su içer, ne de başkalarının istifade etmesine fırsat verir.” Hz. Ali (ra) ahir zamanın bu nevi ulamasına şiddetli tabirlerle eleştirmiştir. “Süfyan âlim olacak ve ilmi ile dalalete düşecek” hadisinin anlamı etrafındaki alimleri de içine alan geniş bir muhtevaya sahiptir.

    Bediüzzaman Buhari ve Müslim gibi temel sahih hadis kaynaklarında haber verilen Deccal ile ilgili hadisleri önce Meşrutiyet döneminde Japon Başkumandanının Daru’l-Hikmetü’l-İslamiye’ye sorduğu sorulara cevap olarak “Muhakemat” isimli eserinde tevillerinin yaparak cevap vermiş, sonra o hadis-i şeriflerin haber verdiği olaylar bir bir ortaya çıkınca Şualar Mecmuasından 5. Şua olarak yeniden tanzim edip yayınlamıştır. (Şualar, 2009, s. 910-932) Mahkemede müdafaasını yapmış ve berat etmiştir. Şualar mecmuasında bulunan bu hususlar inkar ve başka yorum kaldırmaz. Bunun dışında Bediüzzaman “Rumuzat-ı Semâniye” isimli eserinde “Sırr-ı İnna A’teyn┠isimli Kevser suresinin tefsirini yapmıştır ki okuyan “Bunu ancak Mehdi yazar” hükmünü kesinlikle verir.

    Gelelim diğer hususa:
    Hıristiyanlıkta deccal inancı olduğu doğrudur. Allah’ın dini birdir ve Âdem (as) zamanından beri vahiyle gelen dinin adı “İslam” dinidir. Bu dinde sadece Deccal inancı yoktur ki, İlahî dinlerin hepsinde bizim dinimizde olan inancın çoğu zaten vardır. Allah inancı, ahiret inancı, melek inancı ve ahlakî öğretiler bizim dinimizdeki gibi bütün dinlerde vardır. Ancak İslamiyet onlarda da bulunan bu inançların hakikatini ortaya koymuş ve zamanla karışan hurafeleri temizlemiştir. Hıristiyanlıkta olan bir inanç Kur’anda ve Hadiste varsa bu Hıristiyanlıktan gelme değil, Allah’tan ve peygamberden gelmedir.



  3. 20.Haziran.2012, 12:34
    2
    Devamlı Üye



    Deccal ile ilgili rivayetleri pek çok din bilgini kabul etmemekte ve bu inancın Hırıstiyanlık’tan dinimize girdiği söylenmektedir. Bunun sebebi nedir?

    Şeytanın en büyük hilesi ve aldatması kendisine tabi olanlara kendisini inkar ettirmesidir. Şeytanı inkar edince onun hilelerinin olmayacağı da açıktır. Böyle olunca şeytan da gizli olarak pek çoklarını aldatma imkânını bulur. Bunun gibi, Deccal’ın fitnesine kapılan ve teşkil ettiği komitesine ve rejimine destek olanların deccalı inkâr etmeleri kendilerini ehl-i imana karşı müdafaa etmek, yaptıklarının doğru olduğunu savunmak içindir.Nitekim Hadis-i Şerifte vardır ki “Süfyanî deccal çıkmadığı sürece Mehdi çıkmayacaktır.” (Badıllı, Risale-i Nurun Kutsi Kaynakları, Hadis No: 811) Süfyanı inkar edenler elbette Mehdiyi inkar edecek ve gelmedi diyecekler ki Süfyanı korumuş olsunlar. Meselenin özü budur. Hâlbuki Bediüzzaman “Ben İslam Deccalını gördüm” buyuruyor. (Şualar, 2009, s.929)
    Bundan dolayı Deccal olmayınca Medhi de olmayacaktır. Mehdiyi inkâr etmek daha kolay olacaktır. Ortada Deccal yoksa ve dine bir zarar gelmemiş ise Mehdi bir iddiadan ibaret kalır. Zaten deccalı inkâr edenlerin bir kısmı da “din yıkıcısının (deccalın) dini yıkmadığını belki dinde reform yaptığını ve dini koruduğunu, dinin zaten bir vicdan işi olduğunu ve dünya ile ilgisinin olmadığını ortaya koyduğunu” kendine tabi olan cahillere kabul ettirir. Dine hizmet eden Mehdi ve talebeleri de bu durumda “din yıkıcısı ve bölücüsü” olarak gösterilecektir.

    Bu sebepledir ki rivayetlerde “deccalın bir kuvveti Yahudi olacak diğer bir kuvveti de “ulema-i su” ile tabir edilen cahil din âlimleri olacaktır. Cahillik bilmemek değildir; yanlış bilmektir. Peygamberimiz “ahir zamanda ilim kalkar, din âlimlerinin fetva vermede bilgileri olmaz” hadisinin anlamı budur. Yoksa ilim malumat kabilinden çoğalır; ama gerçekleri görme ve gösterme basireti olmadığı için o malumat ilim olmaktan uzaktır. Bunun için “ansiklopedik yığma bilgiler malumattır; ama ilim sayılmaz.” İlim malumatın doğru şekilde yorumlanması ile ortaya çıkan mamul maddedir ve bunun çözüme yönelik, hakikate mutabık olanıdır. “Ulema-i Su” gerçeği gizleyen âlimler anlamında bir tabirdir. Bunların özellikleri ise “Suyun önünü tıkayan taş gibidir. Ne kendileri su içer, ne de başkalarının istifade etmesine fırsat verir.” Hz. Ali (ra) ahir zamanın bu nevi ulamasına şiddetli tabirlerle eleştirmiştir. “Süfyan âlim olacak ve ilmi ile dalalete düşecek” hadisinin anlamı etrafındaki alimleri de içine alan geniş bir muhtevaya sahiptir.

    Bediüzzaman Buhari ve Müslim gibi temel sahih hadis kaynaklarında haber verilen Deccal ile ilgili hadisleri önce Meşrutiyet döneminde Japon Başkumandanının Daru’l-Hikmetü’l-İslamiye’ye sorduğu sorulara cevap olarak “Muhakemat” isimli eserinde tevillerinin yaparak cevap vermiş, sonra o hadis-i şeriflerin haber verdiği olaylar bir bir ortaya çıkınca Şualar Mecmuasından 5. Şua olarak yeniden tanzim edip yayınlamıştır. (Şualar, 2009, s. 910-932) Mahkemede müdafaasını yapmış ve berat etmiştir. Şualar mecmuasında bulunan bu hususlar inkar ve başka yorum kaldırmaz. Bunun dışında Bediüzzaman “Rumuzat-ı Semâniye” isimli eserinde “Sırr-ı İnna A’teyn┠isimli Kevser suresinin tefsirini yapmıştır ki okuyan “Bunu ancak Mehdi yazar” hükmünü kesinlikle verir.

    Gelelim diğer hususa:
    Hıristiyanlıkta deccal inancı olduğu doğrudur. Allah’ın dini birdir ve Âdem (as) zamanından beri vahiyle gelen dinin adı “İslam” dinidir. Bu dinde sadece Deccal inancı yoktur ki, İlahî dinlerin hepsinde bizim dinimizde olan inancın çoğu zaten vardır. Allah inancı, ahiret inancı, melek inancı ve ahlakî öğretiler bizim dinimizdeki gibi bütün dinlerde vardır. Ancak İslamiyet onlarda da bulunan bu inançların hakikatini ortaya koymuş ve zamanla karışan hurafeleri temizlemiştir. Hıristiyanlıkta olan bir inanç Kur’anda ve Hadiste varsa bu Hıristiyanlıktan gelme değil, Allah’tan ve peygamberden gelmedir.






+ Yorum Gönder