Konusunu Oylayın.: Setr-i Avret Nedir?

5 üzerinden 4.33 | Toplam : 3 kişi
Setr-i Avret Nedir?
  1. 19.Haziran.2012, 17:52
    1
    Misafir

    Setr-i Avret Nedir?

  2. 21.Haziran.2012, 22:05
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: Setr-i Avret Nedir?




    Yüce Allah'ın yabancılar tarafından görülmesini yasakladığı mahrem yerlerini başkalarına göstermek haramdır. Başkalarına görünmesi yasak ve haram olan yerlerin namazda örtünmesi farzdır. İnsan bedeninde yabancıların yani başkalarının görmesinin yasak olduğu bölgelere Avret denir. Setr-i avret de dinimizce avret olan aza ve organların elbise ile örtülmesi demektir.

    “Avret” kelimesi Kur’ân-ı Kerimde terim olarak iki ayette geçer. Birincisi, “Mü’min kadınlara söyle gözlerini sakınsınlar, ırzlarını ve namuslarını korusunlar, görünmesi zaruri olan yerler dışında ziynetlerin açmasınlar; ancak kocalarına, babalarına, kocalarının babalarına, oğullarına, kendi kardeşlerine, kardeşlerinin oğullarına, kız kardeşlerinin oğullarına, kadınlara, köle ve hizmetçilerine, erkeklikten kesilmiş yaşlılara ve kadınların avretlerinden habersiz çocuklar müstesnadır. Gizledikleri ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını da yere vurmasınlar. Hepiniz Allah'a tövbe edin ki felaha eresiniz” (Nur, 24:31) ayetinde geçmektedir. İkinci de “Ey iman edenler! Hizmetçileriniz ve sizin henüz buluğa ermeyen çocuklarınız odalarınıza girecekleri zaman üç vakit sizden izin istesinler. Sabah namazından önce, öğle sıcağında odanıza çekildiğiniz zaman ve yatsı namazından sonra… Bu üç vakit sizin avret vaktinizdir. Bu üç vaktin dışında izin istemelerine gerek yoktur” (Nur, 24:58) ayetinde geçmektedir. Bu ayetlerde avret kelimesi başkalarının görmesi yasak olan bölgelerin açık bulunabileceği vakitler olarak geçmektedir.

    Avret “açık” anlamına gelmektedir. Bu husus da “Münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar Medine’lilere sizin evleriniz “avrettir” yani düşmana açıktır. Medine’yi kuşatan düşmanla çarpışmak yerine ailelerinizi korumak için dönün diyorlardı” (Ahzab, 33:13) ayetinde geçmektedir.

    Avret ikiye ayrılır. Birincisi, Kur’ân-ı Kerimde “Sev’e” olarak geçen kadın ve erkek cinsel organları anlamındadır. (’raf, 7:20, 22, 26, 27; Taha, 20:121) Maide Suresinde de örtmek ve kapatmak anlamında “sev’e” kelimesi kullanılmıştır. (Mâide, 5:31) Buna “Avret-i Galiz” denir. Bir insanın nikâhlı eşi dışında kimseye gösteremeyeceği avretidir. (Tedavi amaçlı doktorun bakması caizdir.) Ön ve arka uzuvların örtülmesi her hâl-ü karda dinin, fıtratın ve aklın gereğidir.

    İkincisi, Cinsel organların dışında nerelerin avret olduğu hususu peygamberimizin (sav) hadislerinde düzenlenmiştir. Peygamberimiz (sav) erkekler için gerek namaz kılmak ve ibadet etmek gerekse namaz dışında evde ve toplum içinde avret olan ve örtünmesi gereken yerleri belirlemiştir. Hadislere göre erkekler için avret olan ve örtülmesi gereken yerleri göbeği ile diz kapağı arasıdır. Kadınlar için peygamberimizin (sav) avret olarak belirlediği yerler yüz, el ve ayak dışındaki bütün bedendir. Kadınlar gerek ibadet ve namaz için gerekse evinden çıktığı zaman yabancılar, yani nikâhı düşen ve nâ-mahrem, yani kendisine nikâhı haram olanlar dışında el, yüz ve ayak dışında bütün bedeni avret sayılır ve örtünmesi gerekir.

    Peygamberimizi (sav) tesettürü, yani avretini örtmesini emretmiştir. Belli bir kılık ve kıyafet getirmemiştir. Ne ile örtünür, nasıl örtünür o kişinin kendi inisiyatifine bırakılmıştır. Kişi kendi iradesi ile durumuna göre ve örfe uygun bir şekilde dilediği gibi örtünebilir. Dinin emri tesettürdür, kıyafet değildir. Dolayıyla kadın yüzünü, elini ve ayağını örtmek zorunda değildir. Ama burayı da örtmek isterse onun tercihine karışılmaz. Saçı yüzün dışında olduğu ve kadının süsü, yani ziyneti olduğu için örtünmesi Kur’ân-ı Kerimin emridir. Zira Kur’ân “ziynetlerini açmasınlar” (Nur, 24:31) emrederek bunu emretmiştir.

    İslam bilginleri “Setr-i Avreti” namazın olmazsa olmaz şartı olan farzlarından saymakla beraber yalnız namaza has olarak görmezler. Mezhep imamlarına göre Mâlikî mezhebi hariç kıbleye yönelmek gibi farzdır. İmam-ı Malik de “Setr-i Avret” zaten namaz dışında da genel bir farz olduğu için namazın farzlarına dahil etmemiştir.

    Peygamberimiz (sav) “Allah baliğ bir kadının başörtüsüz namazını kabul etmez” (İbn-i Mâce, Tahare, 132; Tirmizi, Salat, 160) buyurur. Yine “Kadın baliğ olunca elleri ve yüzü dışındaki yerlerini başkasının görmesi helal olmaz” (Ebu Davut, Libas, 31) buyurarak bu konudaki hükmünü koymuştur. Bu ikinci hadis namaz dışında da kadının avretinin el yüz hariç bütün vücudu olduğunu açıkça belirtmektedir. Bir kimsenin avret sayılan bir uzvunun mesela, başının ve kolunun dörtte biri bir rüknü eda edecek kadar yani üç kere “Sübhanallah” diyecek kadar bir süre açılırsa namazı bozulur ve yeniden kılması gerekir.

    Ayrıca giyilen elbisenin vücut hatlarını belli etmeyecek şekilde geniş olması ve içini göstermeyecek şekilde kalın olması gerekir. Şeffaf elbise de tesettürü sağlamaz. Böyle bir elbisenin üzerine kalın bir örtü giymeyince namaz olmaz ve evinin dışına çıkması caiz değildir. Şeffaf ve vücut hatlarını belli eden dar bir elbise ile tesettür sağlanmış olmaz. Böyle biri Allah'ın emrine karşı çıkmış ve harama girerek Allah katında sorumlu duruma düşmüş olur. bunun sonucu ise tövbe etmeden ölürse cehennemde azap olunmaktır.


  3. 21.Haziran.2012, 22:05
    2
    Hadimul Müslimin



    Yüce Allah'ın yabancılar tarafından görülmesini yasakladığı mahrem yerlerini başkalarına göstermek haramdır. Başkalarına görünmesi yasak ve haram olan yerlerin namazda örtünmesi farzdır. İnsan bedeninde yabancıların yani başkalarının görmesinin yasak olduğu bölgelere Avret denir. Setr-i avret de dinimizce avret olan aza ve organların elbise ile örtülmesi demektir.

    “Avret” kelimesi Kur’ân-ı Kerimde terim olarak iki ayette geçer. Birincisi, “Mü’min kadınlara söyle gözlerini sakınsınlar, ırzlarını ve namuslarını korusunlar, görünmesi zaruri olan yerler dışında ziynetlerin açmasınlar; ancak kocalarına, babalarına, kocalarının babalarına, oğullarına, kendi kardeşlerine, kardeşlerinin oğullarına, kız kardeşlerinin oğullarına, kadınlara, köle ve hizmetçilerine, erkeklikten kesilmiş yaşlılara ve kadınların avretlerinden habersiz çocuklar müstesnadır. Gizledikleri ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını da yere vurmasınlar. Hepiniz Allah'a tövbe edin ki felaha eresiniz” (Nur, 24:31) ayetinde geçmektedir. İkinci de “Ey iman edenler! Hizmetçileriniz ve sizin henüz buluğa ermeyen çocuklarınız odalarınıza girecekleri zaman üç vakit sizden izin istesinler. Sabah namazından önce, öğle sıcağında odanıza çekildiğiniz zaman ve yatsı namazından sonra… Bu üç vakit sizin avret vaktinizdir. Bu üç vaktin dışında izin istemelerine gerek yoktur” (Nur, 24:58) ayetinde geçmektedir. Bu ayetlerde avret kelimesi başkalarının görmesi yasak olan bölgelerin açık bulunabileceği vakitler olarak geçmektedir.

    Avret “açık” anlamına gelmektedir. Bu husus da “Münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar Medine’lilere sizin evleriniz “avrettir” yani düşmana açıktır. Medine’yi kuşatan düşmanla çarpışmak yerine ailelerinizi korumak için dönün diyorlardı” (Ahzab, 33:13) ayetinde geçmektedir.

    Avret ikiye ayrılır. Birincisi, Kur’ân-ı Kerimde “Sev’e” olarak geçen kadın ve erkek cinsel organları anlamındadır. (’raf, 7:20, 22, 26, 27; Taha, 20:121) Maide Suresinde de örtmek ve kapatmak anlamında “sev’e” kelimesi kullanılmıştır. (Mâide, 5:31) Buna “Avret-i Galiz” denir. Bir insanın nikâhlı eşi dışında kimseye gösteremeyeceği avretidir. (Tedavi amaçlı doktorun bakması caizdir.) Ön ve arka uzuvların örtülmesi her hâl-ü karda dinin, fıtratın ve aklın gereğidir.

    İkincisi, Cinsel organların dışında nerelerin avret olduğu hususu peygamberimizin (sav) hadislerinde düzenlenmiştir. Peygamberimiz (sav) erkekler için gerek namaz kılmak ve ibadet etmek gerekse namaz dışında evde ve toplum içinde avret olan ve örtünmesi gereken yerleri belirlemiştir. Hadislere göre erkekler için avret olan ve örtülmesi gereken yerleri göbeği ile diz kapağı arasıdır. Kadınlar için peygamberimizin (sav) avret olarak belirlediği yerler yüz, el ve ayak dışındaki bütün bedendir. Kadınlar gerek ibadet ve namaz için gerekse evinden çıktığı zaman yabancılar, yani nikâhı düşen ve nâ-mahrem, yani kendisine nikâhı haram olanlar dışında el, yüz ve ayak dışında bütün bedeni avret sayılır ve örtünmesi gerekir.

    Peygamberimizi (sav) tesettürü, yani avretini örtmesini emretmiştir. Belli bir kılık ve kıyafet getirmemiştir. Ne ile örtünür, nasıl örtünür o kişinin kendi inisiyatifine bırakılmıştır. Kişi kendi iradesi ile durumuna göre ve örfe uygun bir şekilde dilediği gibi örtünebilir. Dinin emri tesettürdür, kıyafet değildir. Dolayıyla kadın yüzünü, elini ve ayağını örtmek zorunda değildir. Ama burayı da örtmek isterse onun tercihine karışılmaz. Saçı yüzün dışında olduğu ve kadının süsü, yani ziyneti olduğu için örtünmesi Kur’ân-ı Kerimin emridir. Zira Kur’ân “ziynetlerini açmasınlar” (Nur, 24:31) emrederek bunu emretmiştir.

    İslam bilginleri “Setr-i Avreti” namazın olmazsa olmaz şartı olan farzlarından saymakla beraber yalnız namaza has olarak görmezler. Mezhep imamlarına göre Mâlikî mezhebi hariç kıbleye yönelmek gibi farzdır. İmam-ı Malik de “Setr-i Avret” zaten namaz dışında da genel bir farz olduğu için namazın farzlarına dahil etmemiştir.

    Peygamberimiz (sav) “Allah baliğ bir kadının başörtüsüz namazını kabul etmez” (İbn-i Mâce, Tahare, 132; Tirmizi, Salat, 160) buyurur. Yine “Kadın baliğ olunca elleri ve yüzü dışındaki yerlerini başkasının görmesi helal olmaz” (Ebu Davut, Libas, 31) buyurarak bu konudaki hükmünü koymuştur. Bu ikinci hadis namaz dışında da kadının avretinin el yüz hariç bütün vücudu olduğunu açıkça belirtmektedir. Bir kimsenin avret sayılan bir uzvunun mesela, başının ve kolunun dörtte biri bir rüknü eda edecek kadar yani üç kere “Sübhanallah” diyecek kadar bir süre açılırsa namazı bozulur ve yeniden kılması gerekir.

    Ayrıca giyilen elbisenin vücut hatlarını belli etmeyecek şekilde geniş olması ve içini göstermeyecek şekilde kalın olması gerekir. Şeffaf elbise de tesettürü sağlamaz. Böyle bir elbisenin üzerine kalın bir örtü giymeyince namaz olmaz ve evinin dışına çıkması caiz değildir. Şeffaf ve vücut hatlarını belli eden dar bir elbise ile tesettür sağlanmış olmaz. Böyle biri Allah'ın emrine karşı çıkmış ve harama girerek Allah katında sorumlu duruma düşmüş olur. bunun sonucu ise tövbe etmeden ölürse cehennemde azap olunmaktır.





+ Yorum Gönder