Konusunu Oylayın.: Kâinat nedir, başka kâinatlar var mıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kâinat nedir, başka kâinatlar var mıdır?
  1. 19.Haziran.2012, 17:50
    1
    Misafir

    Kâinat nedir, başka kâinatlar var mıdır?

  2. 19.Haziran.2012, 23:52
    2
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: Kâinat nedir, başka kâinatlar var mıdır?




    Kâinat nedir, başka kâinatlar var mıdır?

    Soru: Ben "Seni yaratmasaydım kâinatı yaratmazdım" buyuruyor Allah sevgili peygamberine. Şimdi burada bizim kâinat olarak bildiğimiz içinde yıldızlar, galaksiler olan evren mi? Bir de kıyamet de bütün evren mi yok olacak. Allah kâinatı yaratmadan önce Cennet ve Cehennemi yarattı demişsiniz bir soruya cevap verirken peki yine kâinat bildiğimiz tüm evren mi? Allah cenneti ve cehennemi insanlar ve cinler için yaratmıştır. Peki, Allah'ın bildiği başka varlıklar da varsa ve kâinat Allah'ın bilip bizim bilemediğimiz ayrı bir zaman boyutuysa ve de o diğer, zaman boyutlarındaki varlıklara da cennet ve cehennem gibi yerler hazırlamış olabilir mi? Bundan yola çıkarak bu evrene sadece Kuran-ı Kerim ve Hz. Muhammed (sas) mi gönderildi? Ki Allah "Seni yaratmasaydım kâinatı yaratmazdım" buyuruyor. Ayrıca kâinat bildiğimiz Samanyolu galaksisi olabilir mi peygamberimiz ve kuran da sadece bu galaksiye gönderilmiş olabilir mi? diğer galaksilerde bulunan varlıklardan zaten bizim haberimiz olamaz. Allah bunu peygamberine de söylememiş olabilir mi? Bunlar birbirine benzer sorular birini cevaplarsanız sanırım diğerlerini de anlarım.

    Cevap:
    İki âlem vardır. Biri somut, maddi, ikincisi soyut, mânevi, rûhani âlem. Bu her iki âlemin de kendisine hizmet ettiği ve yaratılışın, varlığın amacı olan manalar âlemi ve “gayetü’l-gâye” “amaçların amacı” olan Allah'ın yaratılış hikmetine ve iradesini yansıtan dünya ve ahretin kendisine hizmet ettiği “kemâlatın” “terakkiyâtın” sebebi olan “manevi yüce değerler” vardır.


    Allah katında iki âlem vardır. Birincisi dünya, ikincisi ise ahrettir. Allah önce ahreti cennet ve cehennemi yaratmış, sonra dünyayı ahretin mezrası, fidanlık tarlası ve cennet ve cehennemin mahsulâtını yetiştirmek üzer dünyayı yaratmıştır. Dünya dediğimiz ahretin ve uhrevi âlemlerin üzerini örten şu galaksiler, yıldızlar ve gezegenlerle donanmış tüm maddi âlemdir. Kâinâtı bir balona benzetecek olursak bunun altı ve içi cehennem, üstü ve kabuğu gezegenlerle yıldızlar, güneşler ve galaksilerle donanmış maddi yapısı, yukarısı ise ta arşa kadar semavat ve onları kuşatmış olan cennetler ve uhrevi âlemlerdir. Arş ise yüce Allah'ın emir ve iradesinin hükmettiği bütün varlıkları kuşatan her şeyin altına, üstüne ve içine nüfuz eden, Allah'ın esma ve sıfatlarının taalluk ettiği her şeydir.

    Bütün varlıkların ve faaliyetlerin amacı bu hedefe yönelmektir. Hedefi doğru tutturduğunuz anda terakki ve tekâmül başlar. Bu terakki ve tekâmül ise sonsuzdur. Zira terakki ve tekâmül Allah'ın esmasına ve zatınadır. Allah'ın zatı ve zatı ile ne aynı ve ne de gayrı olmayan sıfatları ise sonsuzdur.

    Yüce Allah varlıkları bu amaca hizmet edip etmemesine göre değerlendirmekte ve bu amaca hizmet edene hizmeti kadar mükâfat vermekte, bu amaç ve hedeften sapan ve başkalarını da saptırmaya çalışana da suçu oranında ceza vermektedir. Dolayısıyla terakki ve tedenni sonsuz olduğu için uhrevi ceza ve mükâfat da sonsuzdur.

    Allah'ın varlıkları ve kâinatı yaratılış amacına en çok hizmet eden ve varlığın tamamının kendisine hizmet ettiği dünyadaki tek varlık insandır. İnsan âdeta kâinatın faaliyetinin ve hizmetinin odak noktasıdır. Bir ağaç kökü, dalı, yaprağı ve çiçeği ile meyvesine çalıştığı gibi, kâinat da hava, su, ateş ve toprak unsurları, dünya, yıldızlar, aylar ve galaksileri ile insan meyvesini vermek için çalışmaktadır. İnsan buna inansın inanmasın, kabul etsin veya inkâr etsin, şuurunda olsun olmasın faaliyetin odağındaki tek varlıktır.

    İnsan inansın inanmasın, ister istemez Allah'ın kâinatı yaratma amacına hizmet etmektedir. Yüce Allah'ın varlıklara yüklediği misyon ve amaçlar dışında insana ayrı bir amaç ve misyon yüklemiştir. Bu misyon da insanın Allah'ın varlığını faaliyetinden tanıyarak Allah'a iman ve ibadet etmektir. İbadet ise Allah'ın dünyayı, ahreti, cenneti ve cehennemi yaratma amacı olan ve esma ve sıfatı ile alakalı olan yüce değerlere hizmet etmesidir. Bu değerler ise insanın manevi terakkisini temin eden ve cennette de bu terakkiyi sağlayacak olan İmana bağlı olan marifetullah, muhabbetullah gibi değerler, “Salih amel” dediğimiz davranışlara ve ahlaka ait olan “doğruluk, iffet, hayâ, adalet, cömertlik, sadakat, vefa” gibi manevi ve ahlâkî değerlerdir.

    Bu amaca hizmet eden Hz. Muhammed’den daha mükemmel insan var mıdır? İnsan olarak en mükemmel örnek, peygamber olarak tebliğ-i risalette ve yüce Allah'ın amacını insanlara anlatmada ve kabul ettirmede en güzel tebliğci ve tatbikçi olarak Hz. Muhammed’den (as) daha mükemmel bu görevi yapan var mıdır? Tevhidi dava ederek ispat eden ve insanlığın beşte birine ve yeryüzünün üçte ikisine kabul ettiren başka peygamber var mıdır?

    Hz. Muhammed (as) hem iman, hem ibadet hem de ahlakta mükemmel olduğu ve Allah'ın mahlûkatı yaratılış amacını en güzel şekilde temsil ettiği ve insanlığa tebliğ ettiği, “gayetü’l-gâye” olan ve dünyada da ahirette de değişmez değerlere hizmet ettiği için yüce Allah miraçta peygamberimize (sav) “Kâinatı senin için yarattım. Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım” buyurmuştur. Peygamberimiz (sav) de “Ya Rab! Ben ise bütün kâinatı ve cenneti senin için terk ettim. Senden ve senin rızandan başka hiçbir şeyi gaye ve maksat etmiyorum” buyurarak misyonunu en güzel şekilde temsil ettiğini ifade etmiştir. Yüce Allah peygamberimizin (sav) bu durumunu Kur’ân-ı Kerimde överek ve bize haber vermiştir. “Biz onu mülkümüzde ve melekûtumuzda gezdirerek huzurumuza aldık, Ona her şeyi gösterdik, vahy edeceğimizi vahy ettik, ufuk-u âlâyı, cennetü’l-me’vâyı, kâb-ı kavseyni, arşı ve ferşi gösterdik; ama onun gözü ve kalbi ne şaştı, ne de başka şeye baktı” (Necm, 53:5-17) buyurarak tüm maddi ve manevi varlıkları “gayetü’l-gâyeye” bir vasıta olarak gördüğünü ve önem verip ilgi göstermediğini açıkça ifade etmektedir.

    Hal böyle olunca yüce Allah'ın “kâinatı senin için yarattım ve kâinattan yalnız seni seçtim” buyurmasının ne derece gerçek olduğu anlaşılmaktadır.

    Sonuç olarak, kâinat, Allah'ın ilim, irade ve kudretinin eseri olan bütün maddi ve manevi varlıklardır. Kâinat ne kadar büyük ve geniş olursa olsun Allah'ın büyüklüğünü gösteren sonsuz delilleri içine alan külli bir delildir. Amaç Allah'ın varlığını ve birliğini göstermesidir. Bunun için ne kadar büyük olursa olsun Allah'ın büyüklüğünü gösterir. Bunu anlayan insandır. İnsan kâinatın amacıdır. İnsanlar içinde “gayetü’l gâye” olan Allah'ın ortaya koyduğu insanın ve tüm varlıkların terakki ve tekâmülünü sağlayan değerlerdir. Bu değerleri hayata geçirerek ona en mükemmel hizmeti yapan ise Hz. Muhammed (as) dır. Bu nedenler kâinat onun için yaratılmıştır denilebilir ve denilmiştir ve öyledir.

    Etiketler: Kâinat Hz. Muhammed Kuran-ı Kerim Galaksi Samanyolu Dünya Ahiret Ahret Cennet Cehennem Yaratılış amacı Gayetü'l-Gaye Amaç

    fikirbahçesi


  3. 19.Haziran.2012, 23:52
    2
    Moderatör



    Kâinat nedir, başka kâinatlar var mıdır?

    Soru: Ben "Seni yaratmasaydım kâinatı yaratmazdım" buyuruyor Allah sevgili peygamberine. Şimdi burada bizim kâinat olarak bildiğimiz içinde yıldızlar, galaksiler olan evren mi? Bir de kıyamet de bütün evren mi yok olacak. Allah kâinatı yaratmadan önce Cennet ve Cehennemi yarattı demişsiniz bir soruya cevap verirken peki yine kâinat bildiğimiz tüm evren mi? Allah cenneti ve cehennemi insanlar ve cinler için yaratmıştır. Peki, Allah'ın bildiği başka varlıklar da varsa ve kâinat Allah'ın bilip bizim bilemediğimiz ayrı bir zaman boyutuysa ve de o diğer, zaman boyutlarındaki varlıklara da cennet ve cehennem gibi yerler hazırlamış olabilir mi? Bundan yola çıkarak bu evrene sadece Kuran-ı Kerim ve Hz. Muhammed (sas) mi gönderildi? Ki Allah "Seni yaratmasaydım kâinatı yaratmazdım" buyuruyor. Ayrıca kâinat bildiğimiz Samanyolu galaksisi olabilir mi peygamberimiz ve kuran da sadece bu galaksiye gönderilmiş olabilir mi? diğer galaksilerde bulunan varlıklardan zaten bizim haberimiz olamaz. Allah bunu peygamberine de söylememiş olabilir mi? Bunlar birbirine benzer sorular birini cevaplarsanız sanırım diğerlerini de anlarım.

    Cevap:
    İki âlem vardır. Biri somut, maddi, ikincisi soyut, mânevi, rûhani âlem. Bu her iki âlemin de kendisine hizmet ettiği ve yaratılışın, varlığın amacı olan manalar âlemi ve “gayetü’l-gâye” “amaçların amacı” olan Allah'ın yaratılış hikmetine ve iradesini yansıtan dünya ve ahretin kendisine hizmet ettiği “kemâlatın” “terakkiyâtın” sebebi olan “manevi yüce değerler” vardır.


    Allah katında iki âlem vardır. Birincisi dünya, ikincisi ise ahrettir. Allah önce ahreti cennet ve cehennemi yaratmış, sonra dünyayı ahretin mezrası, fidanlık tarlası ve cennet ve cehennemin mahsulâtını yetiştirmek üzer dünyayı yaratmıştır. Dünya dediğimiz ahretin ve uhrevi âlemlerin üzerini örten şu galaksiler, yıldızlar ve gezegenlerle donanmış tüm maddi âlemdir. Kâinâtı bir balona benzetecek olursak bunun altı ve içi cehennem, üstü ve kabuğu gezegenlerle yıldızlar, güneşler ve galaksilerle donanmış maddi yapısı, yukarısı ise ta arşa kadar semavat ve onları kuşatmış olan cennetler ve uhrevi âlemlerdir. Arş ise yüce Allah'ın emir ve iradesinin hükmettiği bütün varlıkları kuşatan her şeyin altına, üstüne ve içine nüfuz eden, Allah'ın esma ve sıfatlarının taalluk ettiği her şeydir.

    Bütün varlıkların ve faaliyetlerin amacı bu hedefe yönelmektir. Hedefi doğru tutturduğunuz anda terakki ve tekâmül başlar. Bu terakki ve tekâmül ise sonsuzdur. Zira terakki ve tekâmül Allah'ın esmasına ve zatınadır. Allah'ın zatı ve zatı ile ne aynı ve ne de gayrı olmayan sıfatları ise sonsuzdur.

    Yüce Allah varlıkları bu amaca hizmet edip etmemesine göre değerlendirmekte ve bu amaca hizmet edene hizmeti kadar mükâfat vermekte, bu amaç ve hedeften sapan ve başkalarını da saptırmaya çalışana da suçu oranında ceza vermektedir. Dolayısıyla terakki ve tedenni sonsuz olduğu için uhrevi ceza ve mükâfat da sonsuzdur.

    Allah'ın varlıkları ve kâinatı yaratılış amacına en çok hizmet eden ve varlığın tamamının kendisine hizmet ettiği dünyadaki tek varlık insandır. İnsan âdeta kâinatın faaliyetinin ve hizmetinin odak noktasıdır. Bir ağaç kökü, dalı, yaprağı ve çiçeği ile meyvesine çalıştığı gibi, kâinat da hava, su, ateş ve toprak unsurları, dünya, yıldızlar, aylar ve galaksileri ile insan meyvesini vermek için çalışmaktadır. İnsan buna inansın inanmasın, kabul etsin veya inkâr etsin, şuurunda olsun olmasın faaliyetin odağındaki tek varlıktır.

    İnsan inansın inanmasın, ister istemez Allah'ın kâinatı yaratma amacına hizmet etmektedir. Yüce Allah'ın varlıklara yüklediği misyon ve amaçlar dışında insana ayrı bir amaç ve misyon yüklemiştir. Bu misyon da insanın Allah'ın varlığını faaliyetinden tanıyarak Allah'a iman ve ibadet etmektir. İbadet ise Allah'ın dünyayı, ahreti, cenneti ve cehennemi yaratma amacı olan ve esma ve sıfatı ile alakalı olan yüce değerlere hizmet etmesidir. Bu değerler ise insanın manevi terakkisini temin eden ve cennette de bu terakkiyi sağlayacak olan İmana bağlı olan marifetullah, muhabbetullah gibi değerler, “Salih amel” dediğimiz davranışlara ve ahlaka ait olan “doğruluk, iffet, hayâ, adalet, cömertlik, sadakat, vefa” gibi manevi ve ahlâkî değerlerdir.

    Bu amaca hizmet eden Hz. Muhammed’den daha mükemmel insan var mıdır? İnsan olarak en mükemmel örnek, peygamber olarak tebliğ-i risalette ve yüce Allah'ın amacını insanlara anlatmada ve kabul ettirmede en güzel tebliğci ve tatbikçi olarak Hz. Muhammed’den (as) daha mükemmel bu görevi yapan var mıdır? Tevhidi dava ederek ispat eden ve insanlığın beşte birine ve yeryüzünün üçte ikisine kabul ettiren başka peygamber var mıdır?

    Hz. Muhammed (as) hem iman, hem ibadet hem de ahlakta mükemmel olduğu ve Allah'ın mahlûkatı yaratılış amacını en güzel şekilde temsil ettiği ve insanlığa tebliğ ettiği, “gayetü’l-gâye” olan ve dünyada da ahirette de değişmez değerlere hizmet ettiği için yüce Allah miraçta peygamberimize (sav) “Kâinatı senin için yarattım. Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım” buyurmuştur. Peygamberimiz (sav) de “Ya Rab! Ben ise bütün kâinatı ve cenneti senin için terk ettim. Senden ve senin rızandan başka hiçbir şeyi gaye ve maksat etmiyorum” buyurarak misyonunu en güzel şekilde temsil ettiğini ifade etmiştir. Yüce Allah peygamberimizin (sav) bu durumunu Kur’ân-ı Kerimde överek ve bize haber vermiştir. “Biz onu mülkümüzde ve melekûtumuzda gezdirerek huzurumuza aldık, Ona her şeyi gösterdik, vahy edeceğimizi vahy ettik, ufuk-u âlâyı, cennetü’l-me’vâyı, kâb-ı kavseyni, arşı ve ferşi gösterdik; ama onun gözü ve kalbi ne şaştı, ne de başka şeye baktı” (Necm, 53:5-17) buyurarak tüm maddi ve manevi varlıkları “gayetü’l-gâyeye” bir vasıta olarak gördüğünü ve önem verip ilgi göstermediğini açıkça ifade etmektedir.

    Hal böyle olunca yüce Allah'ın “kâinatı senin için yarattım ve kâinattan yalnız seni seçtim” buyurmasının ne derece gerçek olduğu anlaşılmaktadır.

    Sonuç olarak, kâinat, Allah'ın ilim, irade ve kudretinin eseri olan bütün maddi ve manevi varlıklardır. Kâinat ne kadar büyük ve geniş olursa olsun Allah'ın büyüklüğünü gösteren sonsuz delilleri içine alan külli bir delildir. Amaç Allah'ın varlığını ve birliğini göstermesidir. Bunun için ne kadar büyük olursa olsun Allah'ın büyüklüğünü gösterir. Bunu anlayan insandır. İnsan kâinatın amacıdır. İnsanlar içinde “gayetü’l gâye” olan Allah'ın ortaya koyduğu insanın ve tüm varlıkların terakki ve tekâmülünü sağlayan değerlerdir. Bu değerleri hayata geçirerek ona en mükemmel hizmeti yapan ise Hz. Muhammed (as) dır. Bu nedenler kâinat onun için yaratılmıştır denilebilir ve denilmiştir ve öyledir.

    Etiketler: Kâinat Hz. Muhammed Kuran-ı Kerim Galaksi Samanyolu Dünya Ahiret Ahret Cennet Cehennem Yaratılış amacı Gayetü'l-Gaye Amaç

    fikirbahçesi





+ Yorum Gönder