Konusunu Oylayın.: Ahiret Hayatı Sonsuz mu?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ahiret Hayatı Sonsuz mu?
  1. 19.Haziran.2012, 17:47
    1
    Misafir

    Ahiret Hayatı Sonsuz mu?

  2. 20.Haziran.2012, 00:12
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Ahiret Hayatı Sonsuz mu?




    Ahiret, “fani, yani ölümlü ve sonlu olan dünya hayatından sonra başlayan ölümsüz ve sonsuz hayat” demektir. Kur’ân-ı Kerim ölümden önceki hayata “dünya hayatı” ölümden sonra başlayan hayata ise “ahret hayatı” demektedir. Kur’ân-ı Kerimde ahretin tarifi budur. “Dünya hayatı oyun ve oyalanmadan ibarettir. Gerçek hayat ise ahret hayatıdır. Keşke bilseydiniz” (Ankebut, 29:64) ayeti bunu ifade etmektedir.

    Kur’ân-ı Kerimin hayatla ilgili üzerinde durduğu üç temel kavram vardır: “Ölüm, kıyamet ve ahret.” Ölüm hayatın sonu değil, ruhun bedenden ayrılmasıdır. Kıyamet, fani dünyanın ölümü, yani ahret hayatına dönüşmesidir. Ahiret ise insan ruhunun bedeni terk ederek kıyamete kadar “âlem-i berzah” denen kabir âlemine geçmesi ve ruhani bir hayata başlamasıdır. Kıyametten sonra ahret hayatının ikinci safhası ise, bedensel diriliş ve ruhların yeniden bedenlere girmesi ile yeniden doğması ve hesaba çekilişi, hesabın durumuna göre cennet ve cehennemde devam edecek olan ölümsüz, yani ebedî ve sonsuz bir hayat safhasıdır.

    Dünya hayatının fani olması, varlıkların fani, yani sonradan yaratılmış olduğunun delilidir. Yeniden diriliş, yaratıcının ebedi varlığının delilidir. Zira Allah baki/ölümsüz olmasa yeniden diriliş mümkün olmaz. Ahret hayatının ebedi/sonsuz olması ise Allah'ın ebedî ve sonsuz bir hayata sahip olmasındandır. Allah ebedi olduğu için yarattığı varlıkların da ebedi olmasını ister ve istemiştir. Bu nedenle öldükten sonra yeniden dirilişle başlayacak olan hayat ebedi bir hayattır. Bu nedenle iyilerin yurdu olan cennet, kötülerin yurdu olan cehennem her ikisi de ebedi/sonsuzdur.

    Ebedî demek sonsuz demektir. Ebedî Arapça bir kelimedir. Sonsuz ise onun karşılığı olan Türkçe bir kelimedir.

    Gelelim Ahiret hayatı ile Cennet ve Cehennem hayatı arasındaki farka:

    “Cennet hayatı sonsuzdur. Kabul ediyorum. Cehennem hayatı da sonsuzdur bunu da kabul ediyorum. Ahiret hayatı ise sonsuz değildir. Ahiret hayatının sonsuz olduğunu kabul etmiyorum” ifadeleri arasındaki çelişkiyi görmemek mümkün mü?

    Gerçekte olmayan hayal dünyasında vardır. Gerçekte olmadığı halde hayal dünyasında olan şeylere “Safsata” denir. Safsata ise saçmadır.

    Ahiretin bir bölümü olan cennetin ve cehennemin sonsuzluğunu kabul edip cenneti ve cehennemi içine alan ahretin sonsuzluğunu kabul etmemek hem çelişki, hem safsata, hem de saçmadır. Bu bir evin varlığını kabul etmediği halde odalarının varlığından bahsederek onların güzelliğini ve bodrumunun çirkinliğini anlatmaya benzer.

    **
    Bir diğer husus: Kur’an ve Hadis “Zaruriyat” denilen beş duyu ile bilinen ve herkesin bildiği temel bilgileri gereksiz yere tekrar etmez. Aynı şekilde aklın ilk bakışta anladığı ve anlayacağı bilgiler de “zaruri” yani “temel” bilgilerdir. Akıl yürütmeler ve çıkarımlar bu temel bilgiler üzerinden yapılır. Temel bilgiler “Malum” yani herkesçe kabul edilen bilgilerdir. Bu temel bilgileri tekrar etmek “Malumu ilam olduğu için, israf-ı kelam”dır.

    “Ateş yakıcıdır.” “Su akıcıdır.” Gibi bilgiler gereksiz yere tekrar edilmez. Bu herkesin kabul ettiği zaruri ve bedihi, yani açık bilgilerdir. Ateşin yakıcılığını kabul etmeden ateşin eşyayı nasıl yaktığı konusundaki bilgilere ulaşılamaz. Ateşin nasıl yaktığını araştırmak ancak ateşin yakıcı olduğunu kabul edenlere aittir. Bu nedenle ateşi ve ateşin yakıcılığını kabul etmeyen birine “Bu ev kundaklanmış, birisi yakmış. Acaba neden yakmış? Kim yakmış? Yoksa yangın elektrik kontağından mı çıkmış?” gibi önermeler söylenemez.

    Kur’an ve hadiste “ahret hayatı ebedidir ve sonsuzdur” ifadesini bulmaya çalışmak bu açıdan gereksizdir.

    Aynı şekilde Kur’an çalışmayı emretmemiştir. Bu nedenle “çalışmak gereksizdir” denemez. Zira çalışmak insan hayatının devamı için zaruri olan bir faaliyettir. İnsanlığın gereğidir. Ancak “haksız kazanç edinmeyin” ayeti vardır. Çalışmadan kazanç olmayacağına göre bu ifade “helal kazanç yollarında çalışın” anlamına gelir. Bunun gibi kur’an ve hadis “cennet ve cehennem hayatı sonsuzdur” derken “ahrette, öldükten sonra dirildiğiniz öbür âlemde iyiler için cennet, kötüler için cehennem olacaktır ve buradaki hayat da ebedî bir hayattır” demiş oluyor.

    Bir adamın konuştuğunu söylemek, onun ağzının ve dilinin olduğu bilgisini de zaruri olarak söylemek anlamına gelir ve dinleyen de aklen konuşanın ağzının ve dilinin olduğunu kabul eder. Bu nedenle “Adamın bir ağzı var. Ağzında dili var. Ağzını açar, dilini çevirerek konuşur” denmez. Ancak zaruri olmayan farklı bir durum varsa bu söylenir. Mesela, adam konuşuyordu, ama dili peltekti” denir. Burada vurgu yapılan şey adamın ağzı ve dili değildir. Dilinin peltek olmasıdır. Dilinde bir kusur ve eksiklik yoksa sadece “adam şunu dedi” denir.
    Aklın ve Mantık biliminin temel kuralları ve zaruri bilgiler ışığında Kur’an ve Hadislere bakmak ve bu ölçülere göre anlamaya çalışmak gerekir. Yoksa Kur’an ve hadis anlaşılamaz


  3. 20.Haziran.2012, 00:12
    2
    Editör



    Ahiret, “fani, yani ölümlü ve sonlu olan dünya hayatından sonra başlayan ölümsüz ve sonsuz hayat” demektir. Kur’ân-ı Kerim ölümden önceki hayata “dünya hayatı” ölümden sonra başlayan hayata ise “ahret hayatı” demektedir. Kur’ân-ı Kerimde ahretin tarifi budur. “Dünya hayatı oyun ve oyalanmadan ibarettir. Gerçek hayat ise ahret hayatıdır. Keşke bilseydiniz” (Ankebut, 29:64) ayeti bunu ifade etmektedir.

    Kur’ân-ı Kerimin hayatla ilgili üzerinde durduğu üç temel kavram vardır: “Ölüm, kıyamet ve ahret.” Ölüm hayatın sonu değil, ruhun bedenden ayrılmasıdır. Kıyamet, fani dünyanın ölümü, yani ahret hayatına dönüşmesidir. Ahiret ise insan ruhunun bedeni terk ederek kıyamete kadar “âlem-i berzah” denen kabir âlemine geçmesi ve ruhani bir hayata başlamasıdır. Kıyametten sonra ahret hayatının ikinci safhası ise, bedensel diriliş ve ruhların yeniden bedenlere girmesi ile yeniden doğması ve hesaba çekilişi, hesabın durumuna göre cennet ve cehennemde devam edecek olan ölümsüz, yani ebedî ve sonsuz bir hayat safhasıdır.

    Dünya hayatının fani olması, varlıkların fani, yani sonradan yaratılmış olduğunun delilidir. Yeniden diriliş, yaratıcının ebedi varlığının delilidir. Zira Allah baki/ölümsüz olmasa yeniden diriliş mümkün olmaz. Ahret hayatının ebedi/sonsuz olması ise Allah'ın ebedî ve sonsuz bir hayata sahip olmasındandır. Allah ebedi olduğu için yarattığı varlıkların da ebedi olmasını ister ve istemiştir. Bu nedenle öldükten sonra yeniden dirilişle başlayacak olan hayat ebedi bir hayattır. Bu nedenle iyilerin yurdu olan cennet, kötülerin yurdu olan cehennem her ikisi de ebedi/sonsuzdur.

    Ebedî demek sonsuz demektir. Ebedî Arapça bir kelimedir. Sonsuz ise onun karşılığı olan Türkçe bir kelimedir.

    Gelelim Ahiret hayatı ile Cennet ve Cehennem hayatı arasındaki farka:

    “Cennet hayatı sonsuzdur. Kabul ediyorum. Cehennem hayatı da sonsuzdur bunu da kabul ediyorum. Ahiret hayatı ise sonsuz değildir. Ahiret hayatının sonsuz olduğunu kabul etmiyorum” ifadeleri arasındaki çelişkiyi görmemek mümkün mü?

    Gerçekte olmayan hayal dünyasında vardır. Gerçekte olmadığı halde hayal dünyasında olan şeylere “Safsata” denir. Safsata ise saçmadır.

    Ahiretin bir bölümü olan cennetin ve cehennemin sonsuzluğunu kabul edip cenneti ve cehennemi içine alan ahretin sonsuzluğunu kabul etmemek hem çelişki, hem safsata, hem de saçmadır. Bu bir evin varlığını kabul etmediği halde odalarının varlığından bahsederek onların güzelliğini ve bodrumunun çirkinliğini anlatmaya benzer.

    **
    Bir diğer husus: Kur’an ve Hadis “Zaruriyat” denilen beş duyu ile bilinen ve herkesin bildiği temel bilgileri gereksiz yere tekrar etmez. Aynı şekilde aklın ilk bakışta anladığı ve anlayacağı bilgiler de “zaruri” yani “temel” bilgilerdir. Akıl yürütmeler ve çıkarımlar bu temel bilgiler üzerinden yapılır. Temel bilgiler “Malum” yani herkesçe kabul edilen bilgilerdir. Bu temel bilgileri tekrar etmek “Malumu ilam olduğu için, israf-ı kelam”dır.

    “Ateş yakıcıdır.” “Su akıcıdır.” Gibi bilgiler gereksiz yere tekrar edilmez. Bu herkesin kabul ettiği zaruri ve bedihi, yani açık bilgilerdir. Ateşin yakıcılığını kabul etmeden ateşin eşyayı nasıl yaktığı konusundaki bilgilere ulaşılamaz. Ateşin nasıl yaktığını araştırmak ancak ateşin yakıcı olduğunu kabul edenlere aittir. Bu nedenle ateşi ve ateşin yakıcılığını kabul etmeyen birine “Bu ev kundaklanmış, birisi yakmış. Acaba neden yakmış? Kim yakmış? Yoksa yangın elektrik kontağından mı çıkmış?” gibi önermeler söylenemez.

    Kur’an ve hadiste “ahret hayatı ebedidir ve sonsuzdur” ifadesini bulmaya çalışmak bu açıdan gereksizdir.

    Aynı şekilde Kur’an çalışmayı emretmemiştir. Bu nedenle “çalışmak gereksizdir” denemez. Zira çalışmak insan hayatının devamı için zaruri olan bir faaliyettir. İnsanlığın gereğidir. Ancak “haksız kazanç edinmeyin” ayeti vardır. Çalışmadan kazanç olmayacağına göre bu ifade “helal kazanç yollarında çalışın” anlamına gelir. Bunun gibi kur’an ve hadis “cennet ve cehennem hayatı sonsuzdur” derken “ahrette, öldükten sonra dirildiğiniz öbür âlemde iyiler için cennet, kötüler için cehennem olacaktır ve buradaki hayat da ebedî bir hayattır” demiş oluyor.

    Bir adamın konuştuğunu söylemek, onun ağzının ve dilinin olduğu bilgisini de zaruri olarak söylemek anlamına gelir ve dinleyen de aklen konuşanın ağzının ve dilinin olduğunu kabul eder. Bu nedenle “Adamın bir ağzı var. Ağzında dili var. Ağzını açar, dilini çevirerek konuşur” denmez. Ancak zaruri olmayan farklı bir durum varsa bu söylenir. Mesela, adam konuşuyordu, ama dili peltekti” denir. Burada vurgu yapılan şey adamın ağzı ve dili değildir. Dilinin peltek olmasıdır. Dilinde bir kusur ve eksiklik yoksa sadece “adam şunu dedi” denir.
    Aklın ve Mantık biliminin temel kuralları ve zaruri bilgiler ışığında Kur’an ve Hadislere bakmak ve bu ölçülere göre anlamaya çalışmak gerekir. Yoksa Kur’an ve hadis anlaşılamaz





+ Yorum Gönder