Konusunu Oylayın.: Allahın Zati Sıfatları ve Şuunatı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Allahın Zati Sıfatları ve Şuunatı
  1. 19.Haziran.2012, 17:45
    1
    Misafir

    Allahın Zati Sıfatları ve Şuunatı

  2. 20.Haziran.2012, 00:10
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Allahın Zati Sıfatları ve Şuunatı




    Soru.1 Şualarda vacip için 'vucut mertebelerinin en kuvvetlisi'-'maddiyattan münezzeh'-'bütün mahiyetlere mübayin' olarak 3 şekilde tanımlanmış. Burdaki 3. tanımda geçen mübayin kelimesini nasıl anlamalıyız yani Cenabı hakkın mahiyetinin tüm varlıklara zıt olması nasıl oluyor evet hiç bir şeye benzemiyor bizim tasavvur ettiğimiz ama Üstat hazretlerinin zıt demesinin hikmeti nedir?

    Cevap: Allah vardır ve “Vücut” Allah’ın zatî sıfatıdır. Zâtî sıfatlar ise Allah’tan başkasında asla bulunmaz. Bu nedenle varlıkların vücudu Allah’ın vücuduna tamamen aykırıdır ve ancak Allah’ın yaratması ile vardır. Allah’ın vücudu ise mahlûkatın vücudundan tamamen farklıdır, yani mübayindir. Bediüzzaman bunu şöyle ifade eder: “Şu kâinatın Sani’-i Zülcelali, Vacib-ül Vücud’dur. Yani: Onun vücudu zâtîdir, ezelîdir, ebedîdir, ademi mümteni’dir, zevali muhaldir.” (Mektubat)Allah’ın vücudunun zatî olması, varlığı kendi zatının gereği olması, hiçbir şeye muhtaç olmaması, başlangıcının ve sonunun olmaması demektir. Böyle bir vücut Allah’a hastır ve bütün mahlûkatın vücuduna mübayin, yani aykırı ve zıttır. Bu nedenle Allah’ın vücudu bütün kemal mertebelerinin fevkındedir. Maddiyattan münezzehtir, yani maddi vücutların ötesindedir. Bu nedenle bütün varlıklara varlık veren, vücut veren mahiyetlerden farklıdır. Yani hava, su, toprak, ısı, ışık, nur vs. gibi Allah’ın yarattığı ve vücut verdiği şeylere asla benzemez.
    Varlığın Allah ile olan münasebeti Allah’ın “İlim, İrade ve Kudretinin” eseri olması, isim ve sıfatlarını göstermesi, Allah’ın eseri ve sanatı olduğunu anlatması yönüyledir. Bu nedenle “Usta-eser” ilişkisi dışında hiçbir yönü yoktur. Misal verecek olursak “Bir kitap kâtibin eseri ve ilminin ürünüdür. Ancak ne ilmidir, ne de ilminin tamamıdır; ancak ilminin bir yansımasıdır. Ne de alime hiçbir cihetle benzemez. Ne kelime olarak, ne bilgi olarak ve ne de kitap olarak katip ve alim ile hiçbir benzerliği yoktur. İşte Kâinat da, varlık da varlıktaki eserler de böyledir. Hatta benzemediği gibi bir de zıttır, yani mübayindir. Çünkü katip ve alim ne harf, ne kelime, ne mürekkeb ve ne de kağıt cinsinden ve ne de o yazıların ifade ettiği manalar bakımından benzer değildir. Tamamen farklıdır. S.2 Şe’n yada çoğulu olan şuunat tam olarak ne demektir ?
    Cevap: Şe’n, iş, şuûnât ise işler demektir. Yüce Allah Kur’ân-ı kerimde “O Allah her daim bir şe’ndedir.” (Rahman, 55:29) Yani her an bütün mahukatının bütün ihtiyaçlarına cevap vermekte, her an ayrı bir yaratma ve tecelli içindedir. Zira sema ve arzda olan tüm varlıklar tüm ihtiyaçlarını gerek istidat lisanıyla, gerek fiilen ve halen, gerekse yalvararak O’ndan istemekte Allah da onların bütün ihtiyaçlarını sonsuz kudreti ile gerek yoktan yaratarak gerekse var olanları çeşitli sebepler tahtında istihdam ederek o ihtiyaçların hibirini unutmadan, hiçbirini şaşırmadan, vakti vaktine yetiştirir ve daima fa’âldir. (Buruc, 85:16)



  3. 20.Haziran.2012, 00:10
    2
    Editör



    Soru.1 Şualarda vacip için 'vucut mertebelerinin en kuvvetlisi'-'maddiyattan münezzeh'-'bütün mahiyetlere mübayin' olarak 3 şekilde tanımlanmış. Burdaki 3. tanımda geçen mübayin kelimesini nasıl anlamalıyız yani Cenabı hakkın mahiyetinin tüm varlıklara zıt olması nasıl oluyor evet hiç bir şeye benzemiyor bizim tasavvur ettiğimiz ama Üstat hazretlerinin zıt demesinin hikmeti nedir?

    Cevap: Allah vardır ve “Vücut” Allah’ın zatî sıfatıdır. Zâtî sıfatlar ise Allah’tan başkasında asla bulunmaz. Bu nedenle varlıkların vücudu Allah’ın vücuduna tamamen aykırıdır ve ancak Allah’ın yaratması ile vardır. Allah’ın vücudu ise mahlûkatın vücudundan tamamen farklıdır, yani mübayindir. Bediüzzaman bunu şöyle ifade eder: “Şu kâinatın Sani’-i Zülcelali, Vacib-ül Vücud’dur. Yani: Onun vücudu zâtîdir, ezelîdir, ebedîdir, ademi mümteni’dir, zevali muhaldir.” (Mektubat)Allah’ın vücudunun zatî olması, varlığı kendi zatının gereği olması, hiçbir şeye muhtaç olmaması, başlangıcının ve sonunun olmaması demektir. Böyle bir vücut Allah’a hastır ve bütün mahlûkatın vücuduna mübayin, yani aykırı ve zıttır. Bu nedenle Allah’ın vücudu bütün kemal mertebelerinin fevkındedir. Maddiyattan münezzehtir, yani maddi vücutların ötesindedir. Bu nedenle bütün varlıklara varlık veren, vücut veren mahiyetlerden farklıdır. Yani hava, su, toprak, ısı, ışık, nur vs. gibi Allah’ın yarattığı ve vücut verdiği şeylere asla benzemez.
    Varlığın Allah ile olan münasebeti Allah’ın “İlim, İrade ve Kudretinin” eseri olması, isim ve sıfatlarını göstermesi, Allah’ın eseri ve sanatı olduğunu anlatması yönüyledir. Bu nedenle “Usta-eser” ilişkisi dışında hiçbir yönü yoktur. Misal verecek olursak “Bir kitap kâtibin eseri ve ilminin ürünüdür. Ancak ne ilmidir, ne de ilminin tamamıdır; ancak ilminin bir yansımasıdır. Ne de alime hiçbir cihetle benzemez. Ne kelime olarak, ne bilgi olarak ve ne de kitap olarak katip ve alim ile hiçbir benzerliği yoktur. İşte Kâinat da, varlık da varlıktaki eserler de böyledir. Hatta benzemediği gibi bir de zıttır, yani mübayindir. Çünkü katip ve alim ne harf, ne kelime, ne mürekkeb ve ne de kağıt cinsinden ve ne de o yazıların ifade ettiği manalar bakımından benzer değildir. Tamamen farklıdır. S.2 Şe’n yada çoğulu olan şuunat tam olarak ne demektir ?
    Cevap: Şe’n, iş, şuûnât ise işler demektir. Yüce Allah Kur’ân-ı kerimde “O Allah her daim bir şe’ndedir.” (Rahman, 55:29) Yani her an bütün mahukatının bütün ihtiyaçlarına cevap vermekte, her an ayrı bir yaratma ve tecelli içindedir. Zira sema ve arzda olan tüm varlıklar tüm ihtiyaçlarını gerek istidat lisanıyla, gerek fiilen ve halen, gerekse yalvararak O’ndan istemekte Allah da onların bütün ihtiyaçlarını sonsuz kudreti ile gerek yoktan yaratarak gerekse var olanları çeşitli sebepler tahtında istihdam ederek o ihtiyaçların hibirini unutmadan, hiçbirini şaşırmadan, vakti vaktine yetiştirir ve daima fa’âldir. (Buruc, 85:16)






+ Yorum Gönder