Konusunu Oylayın.: Peygamberin Zeyneble Evlenmesi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Peygamberin Zeyneble Evlenmesi
  1. 19.Haziran.2012, 17:39
    1
    Misafir

    Peygamberin Zeyneble Evlenmesi

  2. 21.Haziran.2012, 00:20
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Peygamberin Zeyneble Evlenmesi




    Bu hususu çeşitli yönlerden ele alıp incelemek gerekir. Yüce Allah Zeyd ile ilgili ayette birçok meseleye açıklık getirmiş ve pek çok yönden mucizevi hususları ifade etmiştir. Birincisi: “Muhammed içinizden hiçbir erkeğin babası değildir” (Ahzap, 33:40) ayeti peygamberimizin erkek çocuklarının yaşamayacağını mu’cizane haber verir. Peygamberin erkek çocukları olacak ama “Rical” yani büyük adam olmayacak, peygamber kızların babası olarak kalacağını haber verir.İkincisi: Arap adetlerinde “evlatlık” kurumu vardı. Bir kişi “Falan benim evlatlığımdır” derse o şahsiyet itibarıyla da onun çocuğu sayılmakta ve hem mahremi hem de varisi olmaktaydı. Bu ayet bu âdeti kaldırmış ve evlatlık kurumunu feshetmiştir. Bunu da Zeyd’in boşadığı Zeyneb’i bizzat yüce Allahın peygambere nikâhlamasıyla fiilen göstermiştir. Şayet Allah’ın emri ile peygamberimiz (sav) Zeyd’in boşadığı Zeynep ile evlenmemiş olsaydı Arapların dem ve damarlarına yerleşen bu adet onların arasından kalkmaz ve buna hiç kimse teşebbüs etmezdi. “Ayıptır!” “Ne derler!” “Nasıl olur?” gibi mülahazalarla kimse buna teşebbüs edemezdi. Böyle bir adet ancak Allah’ın peygamberine uygulatmasıyla ortadan kalkar ve Allah’ın emri olduğu için de peygamberin bunu yapmasına kimse itiraz edemez ve anlaşılır ki bu ancak Allah’ın emridir, yoksa peygamber bunu yapmaz.Bu nedenle ayet der ki: “Peygamber size “Evladım!” dese risalet cihetiyle ve ümmetine olan şefkatinden dolayı demiş olur. Şahsiyet itibarıyla sizin neseben babanız değildir ki boşadığınız kadınları nikâhlamak ona münasip olmasın.” Bu nedenle Hz. Zeyd’in boşadığı kadın ile bir başkası tarafından boşanmış kadınlar arasında bir fark yoktur. Peygamber diğer dul kadınları nikâhladığı gibi onu da nikâhlayabilir. Bunda bir yanlışlık yoktur.Üçüncüsü: Büyük bir âmir, yani devlet başkanı veya bir vilayetin valisi veyahut kabilenin büyüğü ve reisi durumunda olanlar idaresi altında olanlara bir baba şefkati ile muamele eder ve etmelidir. Şayet o amir hem idareciliği, hem de dünyaya değer vermeyen ve halkının daima iyiliğini düşünen şefkatli bir idareci olsa o vakit onun merhameti bir babanın şefkat ve merhametinden daha ileri sayılır. Bu durumda bütün raiyeti ona gerçek bir baba gibi bakarlar ve öyle görürler. Böyle bir idareci nesep yönüyle gerçekten baba sayılmayacağı için kızım dediği herhangi bir kadını ve kızı nikâhlayabilir. Bir peygamberin nazarı bir idareci ve padişahtan daha ileri şefkat ve merhametle ümmetine muamele etmesi onun kadınları ve kızları nikâhlamasına engel görülmemelidir. Çünkü peygamber olarak babadan daha ileridir; ama şahsiyet yönüyle babanız değildir ki sizin kızlarınızı alması neden uygun olmasın?Dördüncüsü: Bu ayet peygamberin ümmetine bakan yönüyle onları şöyle ikaz ediyor. “Peygambere inanıp intisap edip onun kemâlatına dayanarak ve güvenerek, onun size olan şefkatine bakarak kusur ve hataya düşmemelisiniz. Çoklar büyüklerine ve mürşitlerine güvenerek tembellik ederler (bir kısım Aleviler ‘Namazımız kılınmış’ derler) sakın siz böyle hataya düşerek farzları yapmada ve haramlardan kaçmada ihmalkârlık yapmayın ima eder.Beşincisi: Münafıklara hitap eden yönüyle ayet diyor ki: “Zeyd hanımı ile alakasını kesince biz onu sana nikâhladık ki evlatlıkların boşadıkları kadınları nikâhlamak hususunda mü’minlere bir zorluk olmasın.” (Ahzab, 33:37) Dolayısıyla peygamberin (sav) Zeynep ile nikahlanması kendi arzusu ve nefsinin isteği ile değildir. Ancak Allah siz istemediğiniz halde size bunu emretti ki bu husustaki dinin hükümlerini ve uygulamalarını sizlere öğretsin. Bu nedenle bu evlilik sırf bir emr-i ilâhî ve kader-i Rabbanidir. Bu da eski zaman münafıkarının ve bu zamandaki zındıkların itirazlarını kırıyor.Altıncısı: Hz. Zeynep yüksek bir ahlak üzere yaratılmıştı ve asil bir aileden geldiği için (gurur ve kibir değil) izzet-i nefis sahibi idi. (İzzet sureten gurura benzese de manen çok ayrı ve yüksek bir haslettir.) Zeyd ise köle hayatı yaşadığı için kendisini Zeyneb’e layık ve uygun, yani küfüv/denk görmüyordu. Bu nedenle aralarında anlaşmazlık oluyor ve manen uyum sağlayamıyordu ve defalarca peygamberimize gelerek boşama müsaadesi istiyordu. Peygamberimiz (sav) de ona “Allah’tan kork ve hanımını tut!” tavsiyesinde bulunuyordu. (Ahzab, 33:37) Ama Zeyd dayanamadı ve hanımını boşamak zorunda kaldı. Bu da Allah’ın boşanma için yarattığı sebeplerdendir. Malumdur ki sebepsiz hiçbir sonuç yaratmamıştır.Zeyd onu boşayınca ve aradan dört ay geçip tamamen alakayı kesince yüce Allah zorunlu olarak peygamberimizin onunla evlenmesini emretmiştir. Dolayısıyla bu evlilik hissi ve nefsani değil, dini ve Allah’ın emri ile olup dinin birçok hükümlerine (Evlatlık ve evlilik ve yukarıda bir kısmını izah ettiğimiz hükümlere) kaynaklık etmiştir.Bu anlatılanların ve ayetlerin zahiri ifadelerinin dışında anlatılan hikayeler her ne kadar tefsirlere girmiş ise de Kur’andan olmayıp tefsire girmiş olan yorum ve hikayelerdir. Sahih hadislere de dayanmadığı ve peygamberin (sav) ve sahabelerin makam ve mertebelerine, anlayış ve imanlarına uygun olmadığı için gerçek değildir. Belki bazı münafıkların uydurması olup işin gerçeğini tam olarak bilemeyen ve eksik bilgiye sahip olan müfessirler tarafından gerçekmiş gibi tefsirlere girmiştir. Kaynaklar:
    1. Sözler, 1999, s. 356-357
    2. Mektubat, 1999, s. 32-33; 474
    3. Hak Dini Kur’an Dili, M. Hamdi Yazır, Ahzab Suresi 37-40 ayetlerinin Tefsiri


  3. 21.Haziran.2012, 00:20
    2
    Editör



    Bu hususu çeşitli yönlerden ele alıp incelemek gerekir. Yüce Allah Zeyd ile ilgili ayette birçok meseleye açıklık getirmiş ve pek çok yönden mucizevi hususları ifade etmiştir. Birincisi: “Muhammed içinizden hiçbir erkeğin babası değildir” (Ahzap, 33:40) ayeti peygamberimizin erkek çocuklarının yaşamayacağını mu’cizane haber verir. Peygamberin erkek çocukları olacak ama “Rical” yani büyük adam olmayacak, peygamber kızların babası olarak kalacağını haber verir.İkincisi: Arap adetlerinde “evlatlık” kurumu vardı. Bir kişi “Falan benim evlatlığımdır” derse o şahsiyet itibarıyla da onun çocuğu sayılmakta ve hem mahremi hem de varisi olmaktaydı. Bu ayet bu âdeti kaldırmış ve evlatlık kurumunu feshetmiştir. Bunu da Zeyd’in boşadığı Zeyneb’i bizzat yüce Allahın peygambere nikâhlamasıyla fiilen göstermiştir. Şayet Allah’ın emri ile peygamberimiz (sav) Zeyd’in boşadığı Zeynep ile evlenmemiş olsaydı Arapların dem ve damarlarına yerleşen bu adet onların arasından kalkmaz ve buna hiç kimse teşebbüs etmezdi. “Ayıptır!” “Ne derler!” “Nasıl olur?” gibi mülahazalarla kimse buna teşebbüs edemezdi. Böyle bir adet ancak Allah’ın peygamberine uygulatmasıyla ortadan kalkar ve Allah’ın emri olduğu için de peygamberin bunu yapmasına kimse itiraz edemez ve anlaşılır ki bu ancak Allah’ın emridir, yoksa peygamber bunu yapmaz.Bu nedenle ayet der ki: “Peygamber size “Evladım!” dese risalet cihetiyle ve ümmetine olan şefkatinden dolayı demiş olur. Şahsiyet itibarıyla sizin neseben babanız değildir ki boşadığınız kadınları nikâhlamak ona münasip olmasın.” Bu nedenle Hz. Zeyd’in boşadığı kadın ile bir başkası tarafından boşanmış kadınlar arasında bir fark yoktur. Peygamber diğer dul kadınları nikâhladığı gibi onu da nikâhlayabilir. Bunda bir yanlışlık yoktur.Üçüncüsü: Büyük bir âmir, yani devlet başkanı veya bir vilayetin valisi veyahut kabilenin büyüğü ve reisi durumunda olanlar idaresi altında olanlara bir baba şefkati ile muamele eder ve etmelidir. Şayet o amir hem idareciliği, hem de dünyaya değer vermeyen ve halkının daima iyiliğini düşünen şefkatli bir idareci olsa o vakit onun merhameti bir babanın şefkat ve merhametinden daha ileri sayılır. Bu durumda bütün raiyeti ona gerçek bir baba gibi bakarlar ve öyle görürler. Böyle bir idareci nesep yönüyle gerçekten baba sayılmayacağı için kızım dediği herhangi bir kadını ve kızı nikâhlayabilir. Bir peygamberin nazarı bir idareci ve padişahtan daha ileri şefkat ve merhametle ümmetine muamele etmesi onun kadınları ve kızları nikâhlamasına engel görülmemelidir. Çünkü peygamber olarak babadan daha ileridir; ama şahsiyet yönüyle babanız değildir ki sizin kızlarınızı alması neden uygun olmasın?Dördüncüsü: Bu ayet peygamberin ümmetine bakan yönüyle onları şöyle ikaz ediyor. “Peygambere inanıp intisap edip onun kemâlatına dayanarak ve güvenerek, onun size olan şefkatine bakarak kusur ve hataya düşmemelisiniz. Çoklar büyüklerine ve mürşitlerine güvenerek tembellik ederler (bir kısım Aleviler ‘Namazımız kılınmış’ derler) sakın siz böyle hataya düşerek farzları yapmada ve haramlardan kaçmada ihmalkârlık yapmayın ima eder.Beşincisi: Münafıklara hitap eden yönüyle ayet diyor ki: “Zeyd hanımı ile alakasını kesince biz onu sana nikâhladık ki evlatlıkların boşadıkları kadınları nikâhlamak hususunda mü’minlere bir zorluk olmasın.” (Ahzab, 33:37) Dolayısıyla peygamberin (sav) Zeynep ile nikahlanması kendi arzusu ve nefsinin isteği ile değildir. Ancak Allah siz istemediğiniz halde size bunu emretti ki bu husustaki dinin hükümlerini ve uygulamalarını sizlere öğretsin. Bu nedenle bu evlilik sırf bir emr-i ilâhî ve kader-i Rabbanidir. Bu da eski zaman münafıkarının ve bu zamandaki zındıkların itirazlarını kırıyor.Altıncısı: Hz. Zeynep yüksek bir ahlak üzere yaratılmıştı ve asil bir aileden geldiği için (gurur ve kibir değil) izzet-i nefis sahibi idi. (İzzet sureten gurura benzese de manen çok ayrı ve yüksek bir haslettir.) Zeyd ise köle hayatı yaşadığı için kendisini Zeyneb’e layık ve uygun, yani küfüv/denk görmüyordu. Bu nedenle aralarında anlaşmazlık oluyor ve manen uyum sağlayamıyordu ve defalarca peygamberimize gelerek boşama müsaadesi istiyordu. Peygamberimiz (sav) de ona “Allah’tan kork ve hanımını tut!” tavsiyesinde bulunuyordu. (Ahzab, 33:37) Ama Zeyd dayanamadı ve hanımını boşamak zorunda kaldı. Bu da Allah’ın boşanma için yarattığı sebeplerdendir. Malumdur ki sebepsiz hiçbir sonuç yaratmamıştır.Zeyd onu boşayınca ve aradan dört ay geçip tamamen alakayı kesince yüce Allah zorunlu olarak peygamberimizin onunla evlenmesini emretmiştir. Dolayısıyla bu evlilik hissi ve nefsani değil, dini ve Allah’ın emri ile olup dinin birçok hükümlerine (Evlatlık ve evlilik ve yukarıda bir kısmını izah ettiğimiz hükümlere) kaynaklık etmiştir.Bu anlatılanların ve ayetlerin zahiri ifadelerinin dışında anlatılan hikayeler her ne kadar tefsirlere girmiş ise de Kur’andan olmayıp tefsire girmiş olan yorum ve hikayelerdir. Sahih hadislere de dayanmadığı ve peygamberin (sav) ve sahabelerin makam ve mertebelerine, anlayış ve imanlarına uygun olmadığı için gerçek değildir. Belki bazı münafıkların uydurması olup işin gerçeğini tam olarak bilemeyen ve eksik bilgiye sahip olan müfessirler tarafından gerçekmiş gibi tefsirlere girmiştir. Kaynaklar:
    1. Sözler, 1999, s. 356-357
    2. Mektubat, 1999, s. 32-33; 474
    3. Hak Dini Kur’an Dili, M. Hamdi Yazır, Ahzab Suresi 37-40 ayetlerinin Tefsiri





+ Yorum Gönder