Konusunu Oylayın.: Neden basörtü takıyoruz

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Neden basörtü takıyoruz
  1. 19.Haziran.2012, 04:41
    1
    Misafir

    Neden basörtü takıyoruz

  2. 19.Haziran.2012, 11:46
    2
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    Cevap: neden basörtü takıyoruz




    Buyur kardeşim Allahın kitabi kuranı kerimde geçen ayetin tefsiri.

    Nur Suresi Tefsiri


    31. Mü'min kadınlara da de ki: Gözlerini sakınsınlar, mahrem yer*lerini korusunlar, dışarıda kendiliğinden görünen kısmı hariç süslerini göstermesinler. Başörtülerini de yakalarının üzeri*ne indirsinler. Zînetlerini eşlerinden, babalarından, kocaları*nın babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, kar*deşlerinden, kardeşlerinin oğullarından, kızkardeşlerinin oğul*larından, kendi kadınlarından, cariyelerinden, kadınlara mey*li olmayan erkeklerden ve kadınların avret yerlerini henüz anlamayan erkek çocuklardan başkasına sakın göstermesin*ler. Gizledikleri zînetleri bilinsin diye de ayaklarını vurmasın*lar. Ey iman edenler! Allah'a topluca tevbe edin ki, felah bula*şınız.

    Bu âyet-i kerîmenin: "Mü'min kadınlara da de ki: Gözlerini sakınsınlar, mahrem yerlerini korusunlar, dışarıda kendiliğinden görünen kısmı ha*riç süslerini göstermesinler" bölümüne dair açıklamalarımızı yirmiüç baş*lık halinde sunacağız:
    6- Başörtülerini Taksınlar:


    "Başörtülerini de yakalarının üzerine indirsinler" buyruğunun: "İndirsinler" lafzmdaki "lâm" harfini cumhur sakin olarak okumuş*lardır ki, bu da "emir lâm"ıdır. Ebu Amr ise İbn Abbas'ın rivayetine göre "emir lam"ının aslına uygun olarak esreli okumuştur. Çünkü "emir lanTında aslö-lan esreli olmasıdır. (Cumhûr'un kıraatinde) esrenin hazfedilmesi, ağırlığı do-layisıyladır. Sakin okunması ise, bir takım kelimelerin hafifletilmesi maksa*dıyla bazı esreli harflerinin sakin okunması kabilindendir. Bu fiil, emir olduğundan ötürü cezm mahallindedir. Şu kadar var ki, Sibeveyh'e göre maziye tabi kılmak suretiyle tek bir halde mebnidir.
    Bu âyetin (nüzul) sebebi şudur: Kadınlar o dönemde başlarını örttükleri t takdirde, başörtülerini sırtlarının arka tarafına salıverirlerdi. en-Nekkaş der ki: Nabatilerin yaptıkları gibi yaparlardı. Böylelikle boyun ve göğüs kısım*ları, kulakları da örtülmeksizin açıkta kalırdı. Yüce Allah da başörtülerini ya*kalarının üzerine bükmelerini emretmektedir. Bunun şekli de kadının başör*tüsünü göğsünü örtmek maksadı ile yakasının üzerinden geçirmesidir.
    Buhârî'nin rivayetine göre Âişe (r.anhâ) şöyle demiştir: Allah, ilk muha*cir hanımlara rahmet buyursun. "Başörtülerini de yakalarının üzerine İn*dirsinler" buyruğu nazil olunca, çarşaflarını yırttılar ve onlarla başlarını ört*tüler.[271]
    Âişe (r.anhâ)nın huzuruna kardeşi Abdu'r-Rahman'ın kızı Hafsa -Allah hep*sinden razı olsun- boynunu ve orada bulunanları gösterecek şekilde şeffaf bir örtü giyinmiş olduğu halde girdi. Âişe (r.anhâ) bunu alıp yırttı ve: Başör*tüsü örten (alttakini göstermeyen) kalın bir şeyden olup yakanın üzerinden geçirilirse ancak (başörtüsü) olabilir.[272]


    7- "el-Himar (Başörtüsü)":


    "Başörtüleri" kelimesi in çoğuludur. Bu da kadının ken*disiyle başını örttüğü şey demektir. "Kadın başörtüsü*ne büründü, bürünür" tabiri ile; "O kokusu hoş olandır" ifa*deleri de buradan gelmektedir.
    kelimesi, çoğulu olup, "yakalar" demektir. Bu da göm*lek ya da entarinin (baştan geçirmek için) kesildiği yer manasınadır. Kesmek anlamına gelen; den türemiştir. Meşhur kıraate göre "yakalan" an*lamındaki; kelimesinin "cim" harfi ötreli okunmuştur. Kimi Kûfeli-ler ise "ya" harfi sebebiyle esreli okumuştur. Nitekim: "Evler, yaşlılar" kelimelerini de böyle okurlar. Eski nahivciler böyle bir kıraati caiz kabul etmezler ve bu kelimelerin ilk harflerinin ötreli okunması gerektiğini söylerler. "Fels ve fulûs" gibi,
    ez-Zeccâc der ki: Ötrenin yerine esre okumak (ibdâl yoluyla) caizdir. Ham-za'dan rivayet olunan hem ötre, hem de esreyi bir arada okuyuşa ise imkân yoktur. Çünkü -caiz olmayan imâ ile olması hali dışında- böyle bir telaffu*za güç yetirebilmesine imkan bulunmamaktadır.
    Mukatil der ki: "Yakalarının üzerine" buyruğu, göğüslerinin üzerine de*mektir. Yani yakalarının bulunduğu yerin üzerine başörtülerini indirsinler. [273]


    8- "Yaka"nın Yeri ve Mahiyeti:


    Bu âyet-i kerîmede "ceyb"in (yani yakanın), elbisede göğüs mahallinde olacağına delil vardır. Selefin -Allah onlardan razı olsun- elbiselerinde de ya*kalar böyle idi. Tıpkı günümüzde Endülüs'te kadınların ve Mısır diyarında da erkeklerin, çocukların ve diğerlerinin yaptığı gibi yaparlardı, Buhârî de -yü*ce Allah'ın rahmeti üzerine olsun-: "Gömleğin ve başka giyeceklerin yaka*sının göğüs kısmında olduğuna dair'[274] diye bir başlık açmış ve sonra da Ebu Hureyre (r.a)ın rivayet ettiği şu hadisi kaydetmiş bulunmaktadır: "Rasûlullah (sav) cimri kimse ile tasaddukta bulunan kimsenin misalini üzerlerinde de*mirden iki cübbe bulunan, iki adamın misaline benzetmiştir. (Bu cübbeleri dolayısıyla) elleri mecburen göğüslerinin hizalanna ve boğazlarına kadar ulaş*mıştır..." Bu hadis tamamiyle daha önceden geçmiş bulunmaktadır. (Bk. el-İsra, 17/29-âyet, l.başhk) Bu hadiste şu ifadeler de yer almaktadır; Ebu Hu*reyre dedi ki: Ben Rasûlullah (sav)ın parmağı ile yakasına şöylece yaptığı*nı gördüm. O yakasını genişletmek ister)cen, onun da bir türlü genişlemedi*ğini bir görmüş olsaydın.[275]
    İşte bu açıkça şunu göstermektedir: Peygamber (sav)ın yakası elbisesinin göğüs bölümünde idi. Zira yakası şayet omuz tarafında bulunsaydı, elleri göğ*süne ve boğazına doğru zorunlu olarak toplanmış olmazdı. Bu da (bu husus*ta) güzel bir istidlaldir. [276]



  3. 19.Haziran.2012, 11:46
    2
    Özel Üye



    Buyur kardeşim Allahın kitabi kuranı kerimde geçen ayetin tefsiri.

    Nur Suresi Tefsiri


    31. Mü'min kadınlara da de ki: Gözlerini sakınsınlar, mahrem yer*lerini korusunlar, dışarıda kendiliğinden görünen kısmı hariç süslerini göstermesinler. Başörtülerini de yakalarının üzeri*ne indirsinler. Zînetlerini eşlerinden, babalarından, kocaları*nın babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, kar*deşlerinden, kardeşlerinin oğullarından, kızkardeşlerinin oğul*larından, kendi kadınlarından, cariyelerinden, kadınlara mey*li olmayan erkeklerden ve kadınların avret yerlerini henüz anlamayan erkek çocuklardan başkasına sakın göstermesin*ler. Gizledikleri zînetleri bilinsin diye de ayaklarını vurmasın*lar. Ey iman edenler! Allah'a topluca tevbe edin ki, felah bula*şınız.

    Bu âyet-i kerîmenin: "Mü'min kadınlara da de ki: Gözlerini sakınsınlar, mahrem yerlerini korusunlar, dışarıda kendiliğinden görünen kısmı ha*riç süslerini göstermesinler" bölümüne dair açıklamalarımızı yirmiüç baş*lık halinde sunacağız:
    6- Başörtülerini Taksınlar:


    "Başörtülerini de yakalarının üzerine indirsinler" buyruğunun: "İndirsinler" lafzmdaki "lâm" harfini cumhur sakin olarak okumuş*lardır ki, bu da "emir lâm"ıdır. Ebu Amr ise İbn Abbas'ın rivayetine göre "emir lam"ının aslına uygun olarak esreli okumuştur. Çünkü "emir lanTında aslö-lan esreli olmasıdır. (Cumhûr'un kıraatinde) esrenin hazfedilmesi, ağırlığı do-layisıyladır. Sakin okunması ise, bir takım kelimelerin hafifletilmesi maksa*dıyla bazı esreli harflerinin sakin okunması kabilindendir. Bu fiil, emir olduğundan ötürü cezm mahallindedir. Şu kadar var ki, Sibeveyh'e göre maziye tabi kılmak suretiyle tek bir halde mebnidir.
    Bu âyetin (nüzul) sebebi şudur: Kadınlar o dönemde başlarını örttükleri t takdirde, başörtülerini sırtlarının arka tarafına salıverirlerdi. en-Nekkaş der ki: Nabatilerin yaptıkları gibi yaparlardı. Böylelikle boyun ve göğüs kısım*ları, kulakları da örtülmeksizin açıkta kalırdı. Yüce Allah da başörtülerini ya*kalarının üzerine bükmelerini emretmektedir. Bunun şekli de kadının başör*tüsünü göğsünü örtmek maksadı ile yakasının üzerinden geçirmesidir.
    Buhârî'nin rivayetine göre Âişe (r.anhâ) şöyle demiştir: Allah, ilk muha*cir hanımlara rahmet buyursun. "Başörtülerini de yakalarının üzerine İn*dirsinler" buyruğu nazil olunca, çarşaflarını yırttılar ve onlarla başlarını ört*tüler.[271]
    Âişe (r.anhâ)nın huzuruna kardeşi Abdu'r-Rahman'ın kızı Hafsa -Allah hep*sinden razı olsun- boynunu ve orada bulunanları gösterecek şekilde şeffaf bir örtü giyinmiş olduğu halde girdi. Âişe (r.anhâ) bunu alıp yırttı ve: Başör*tüsü örten (alttakini göstermeyen) kalın bir şeyden olup yakanın üzerinden geçirilirse ancak (başörtüsü) olabilir.[272]


    7- "el-Himar (Başörtüsü)":


    "Başörtüleri" kelimesi in çoğuludur. Bu da kadının ken*disiyle başını örttüğü şey demektir. "Kadın başörtüsü*ne büründü, bürünür" tabiri ile; "O kokusu hoş olandır" ifa*deleri de buradan gelmektedir.
    kelimesi, çoğulu olup, "yakalar" demektir. Bu da göm*lek ya da entarinin (baştan geçirmek için) kesildiği yer manasınadır. Kesmek anlamına gelen; den türemiştir. Meşhur kıraate göre "yakalan" an*lamındaki; kelimesinin "cim" harfi ötreli okunmuştur. Kimi Kûfeli-ler ise "ya" harfi sebebiyle esreli okumuştur. Nitekim: "Evler, yaşlılar" kelimelerini de böyle okurlar. Eski nahivciler böyle bir kıraati caiz kabul etmezler ve bu kelimelerin ilk harflerinin ötreli okunması gerektiğini söylerler. "Fels ve fulûs" gibi,
    ez-Zeccâc der ki: Ötrenin yerine esre okumak (ibdâl yoluyla) caizdir. Ham-za'dan rivayet olunan hem ötre, hem de esreyi bir arada okuyuşa ise imkân yoktur. Çünkü -caiz olmayan imâ ile olması hali dışında- böyle bir telaffu*za güç yetirebilmesine imkan bulunmamaktadır.
    Mukatil der ki: "Yakalarının üzerine" buyruğu, göğüslerinin üzerine de*mektir. Yani yakalarının bulunduğu yerin üzerine başörtülerini indirsinler. [273]


    8- "Yaka"nın Yeri ve Mahiyeti:


    Bu âyet-i kerîmede "ceyb"in (yani yakanın), elbisede göğüs mahallinde olacağına delil vardır. Selefin -Allah onlardan razı olsun- elbiselerinde de ya*kalar böyle idi. Tıpkı günümüzde Endülüs'te kadınların ve Mısır diyarında da erkeklerin, çocukların ve diğerlerinin yaptığı gibi yaparlardı, Buhârî de -yü*ce Allah'ın rahmeti üzerine olsun-: "Gömleğin ve başka giyeceklerin yaka*sının göğüs kısmında olduğuna dair'[274] diye bir başlık açmış ve sonra da Ebu Hureyre (r.a)ın rivayet ettiği şu hadisi kaydetmiş bulunmaktadır: "Rasûlullah (sav) cimri kimse ile tasaddukta bulunan kimsenin misalini üzerlerinde de*mirden iki cübbe bulunan, iki adamın misaline benzetmiştir. (Bu cübbeleri dolayısıyla) elleri mecburen göğüslerinin hizalanna ve boğazlarına kadar ulaş*mıştır..." Bu hadis tamamiyle daha önceden geçmiş bulunmaktadır. (Bk. el-İsra, 17/29-âyet, l.başhk) Bu hadiste şu ifadeler de yer almaktadır; Ebu Hu*reyre dedi ki: Ben Rasûlullah (sav)ın parmağı ile yakasına şöylece yaptığı*nı gördüm. O yakasını genişletmek ister)cen, onun da bir türlü genişlemedi*ğini bir görmüş olsaydın.[275]
    İşte bu açıkça şunu göstermektedir: Peygamber (sav)ın yakası elbisesinin göğüs bölümünde idi. Zira yakası şayet omuz tarafında bulunsaydı, elleri göğ*süne ve boğazına doğru zorunlu olarak toplanmış olmazdı. Bu da (bu husus*ta) güzel bir istidlaldir. [276]



  4. 19.Haziran.2012, 15:00
    3
    kaser
    ALLAHUEKBER

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Mayıs.2008
    Üye No: 20939
    Mesaj Sayısı: 372
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 24

    Cevap: neden basörtü takıyoruz

    benim anlamadığım nokta başörtüsü nereye kadar uzun olmadır? bugünkü pardesünün üstüne yapılan dışarıya sarkıtılmayan başörtü yapımı uygun değilmidir?


  5. 19.Haziran.2012, 15:00
    3
    ALLAHUEKBER
    benim anlamadığım nokta başörtüsü nereye kadar uzun olmadır? bugünkü pardesünün üstüne yapılan dışarıya sarkıtılmayan başörtü yapımı uygun değilmidir?





+ Yorum Gönder