Konusunu Oylayın.: Kitap okumak çok hoşuma giderdi... Hekimoğlu İsmail

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kitap okumak çok hoşuma giderdi... Hekimoğlu İsmail
  1. 18.Haziran.2012, 06:12
    1
    Misafir

    Kitap okumak çok hoşuma giderdi... Hekimoğlu İsmail

  2. 18.Haziran.2012, 12:12
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Kitap okumak çok hoşuma giderdi... Hekimoğlu İsmail




    1939 yılında İlkokul birinci sınıftaydım. Öğretmen ev ödevi olarak "Yön nedir?" diye sordu, herkes yönün ne olduğunu öğrenip okula öyle gelecekti.

    Babam kasaptı, babama; "Baba yön ne demek?" diye sordum. Babam bana o yön değil, göndür dedi. Gön de sığırın derisidir, dedi. Bu cevap beni tatmin etmemişti. Kime sorduysam tatmin edici bir cevap alamadım. Annem babam okuma-yazma bilmediğinden evimizde kitap da yoktu, açıp öğrenemedim. Okula erken gittim, arkadaşlar öğrenmişler onlar konuşurken ben de yönün ne olduğunu ancak öğrenebilmiştim.
    Aradan dört yıl geçmişti, beşinci sınıfa geldiğimde öğretmen beni Türkçeden sözlüye kaldırdı ve bana bir tokat attı. Bu nedir? diye sordu. Ben de "Vurduğunuz için fiildir, aynı zamanda bir şehrimizin de adıdır." dedim. Öğretmen bana aferin diyerek Türkçeden en yüksek notu verdi.
    Gayem dünyanın en büyük yazarı olmaktı. Bunun için çok okurdum. Yine bir gün öğretmen sınıfta "Çalıkuşu romanını okuyan var mı?" diye sordu. Ben parmak kaldırdım ve okuduğumu söyledim. Öğretmen sınıfa dönerek: "Çalıkuşunu okumayanlara teessüflerimi bildiririm." dedi. Bana dönerek: "Ya roman okumayı bırakacaksın ya da okulu, ikisi birden yürümez." dedi.
    O yıl yaz tatilinde yol yapan bir firmaya gittim, iş istedim, kabul ettiler. Ertesi gün annem çıkına ekmek, peynir sardı, sırtıma bağladı ve beni uğurladı. Yol yapımında amele olarak çalışacaktım. Çavuşun yanına gittim, onunla biraz konuştuk, ben ona okuduğum bazı romanlardan bahsettim. Çavuş bana; "Sen sevdalı olmuşsun, seni işe alamam." dedi. Kitap okuduğum için ikinci defa azar işitmiştim. Fakat kitap okumayı çok seviyordum. Her kitap gözlerimin önünde yeni bir dünya açıyordu.
    Erzincan'da bahçedeki ağaçların altında yatarak kitap okumak çok hoşuma giderdi. Bazen annem yanıma gelir: "Evladım çok okuyanlar aklını atarmış, sana da bir şey olmasın, az oku!" derdi. Ben yine okumaya devam ettim. Yıllar kitap okuyarak geçti ve ben kitap okumaktan asla vazgeçmedim. Bütün hayatım boyunca kitap okuyup her konuda bilgimi arttırmaya gayret ettim. Kitap okumanın, onlarca kitap yazmanın hiçbir zaman zararını görmedim ve bundan dolayı da hiç pişman olmadım.
    Eğer ticaret yapsam veya çok daha farklı işlerle meşgul olsam şimdi kazandığımdan daha fazla maaş alabilirdim. Fakat ben kitap okuyarak bir ömür sürmekten o kadar memnunum ki eğer bir daha dünyaya gelecek olsaydım yine kitaplarla meşgul olur, hatta daha fazla meşgul olmaya çalışırdım. Benim kanaatime göre eğer insanlar kitap okusa dünyadaki bütün savaşlar, insanlar arasındaki güvensizlikler ve kötülükler son bulacak ve dünya daha yaşanılır bir yer halini alacaktır.


  3. 18.Haziran.2012, 12:12
    2
    Moderatör



    1939 yılında İlkokul birinci sınıftaydım. Öğretmen ev ödevi olarak "Yön nedir?" diye sordu, herkes yönün ne olduğunu öğrenip okula öyle gelecekti.

    Babam kasaptı, babama; "Baba yön ne demek?" diye sordum. Babam bana o yön değil, göndür dedi. Gön de sığırın derisidir, dedi. Bu cevap beni tatmin etmemişti. Kime sorduysam tatmin edici bir cevap alamadım. Annem babam okuma-yazma bilmediğinden evimizde kitap da yoktu, açıp öğrenemedim. Okula erken gittim, arkadaşlar öğrenmişler onlar konuşurken ben de yönün ne olduğunu ancak öğrenebilmiştim.
    Aradan dört yıl geçmişti, beşinci sınıfa geldiğimde öğretmen beni Türkçeden sözlüye kaldırdı ve bana bir tokat attı. Bu nedir? diye sordu. Ben de "Vurduğunuz için fiildir, aynı zamanda bir şehrimizin de adıdır." dedim. Öğretmen bana aferin diyerek Türkçeden en yüksek notu verdi.
    Gayem dünyanın en büyük yazarı olmaktı. Bunun için çok okurdum. Yine bir gün öğretmen sınıfta "Çalıkuşu romanını okuyan var mı?" diye sordu. Ben parmak kaldırdım ve okuduğumu söyledim. Öğretmen sınıfa dönerek: "Çalıkuşunu okumayanlara teessüflerimi bildiririm." dedi. Bana dönerek: "Ya roman okumayı bırakacaksın ya da okulu, ikisi birden yürümez." dedi.
    O yıl yaz tatilinde yol yapan bir firmaya gittim, iş istedim, kabul ettiler. Ertesi gün annem çıkına ekmek, peynir sardı, sırtıma bağladı ve beni uğurladı. Yol yapımında amele olarak çalışacaktım. Çavuşun yanına gittim, onunla biraz konuştuk, ben ona okuduğum bazı romanlardan bahsettim. Çavuş bana; "Sen sevdalı olmuşsun, seni işe alamam." dedi. Kitap okuduğum için ikinci defa azar işitmiştim. Fakat kitap okumayı çok seviyordum. Her kitap gözlerimin önünde yeni bir dünya açıyordu.
    Erzincan'da bahçedeki ağaçların altında yatarak kitap okumak çok hoşuma giderdi. Bazen annem yanıma gelir: "Evladım çok okuyanlar aklını atarmış, sana da bir şey olmasın, az oku!" derdi. Ben yine okumaya devam ettim. Yıllar kitap okuyarak geçti ve ben kitap okumaktan asla vazgeçmedim. Bütün hayatım boyunca kitap okuyup her konuda bilgimi arttırmaya gayret ettim. Kitap okumanın, onlarca kitap yazmanın hiçbir zaman zararını görmedim ve bundan dolayı da hiç pişman olmadım.
    Eğer ticaret yapsam veya çok daha farklı işlerle meşgul olsam şimdi kazandığımdan daha fazla maaş alabilirdim. Fakat ben kitap okuyarak bir ömür sürmekten o kadar memnunum ki eğer bir daha dünyaya gelecek olsaydım yine kitaplarla meşgul olur, hatta daha fazla meşgul olmaya çalışırdım. Benim kanaatime göre eğer insanlar kitap okusa dünyadaki bütün savaşlar, insanlar arasındaki güvensizlikler ve kötülükler son bulacak ve dünya daha yaşanılır bir yer halini alacaktır.





+ Yorum Gönder