Konusunu Oylayın.: Amelde Mezheplerin Birleşmesi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Amelde Mezheplerin Birleşmesi
  1. 18.Haziran.2012, 01:16
    1
    Misafir

    Amelde Mezheplerin Birleşmesi






    Amelde Mezheplerin Birleşmesi Mumsema Ehli Sünnete Göre İtikatta Mezheplerin Üç Olduğu Söyleniyor, Amelde Mezheplerin Birleşmesinin Daha Uygun Olduğunu İddiaEdenler Var, Açıklar Mısınız?


  2. 18.Haziran.2012, 01:16
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Ehli Sünnete Göre İtikatta Mezheplerin Üç Olduğu Söyleniyor, Amelde Mezheplerin Birleşmesinin Daha Uygun Olduğunu İddiaEdenler Var, Açıklar Mısınız?


    Benzer Konular

    - Peygamberimiz (s.a.v.)’den sonra bir dini hüküm üzerinde müçtehidlerin birleşmesi ve ittifak e

    - Amelde itidal ile ilgili hadisler

    - Amelde Devam ile ilgili hadisler

    - Amelde Vesveseye Karşı okunacak dua...

    - Eşlerin birleşmesi esnasında şeytanı kovmak

  3. 18.Haziran.2012, 02:11
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Amelde Mezheplerin Birleşmesi




    Mezhep bir yol demektir.Zehebe-yezhebü kökünden gelir. Gidilecek,tutulacak yol,yöntem demek.Büyük kimseler,ellerindeki prensipleri,hakikatleri anlamak için gayret sarf ederler.Ve sonra o prensiplerden,naslardan delillerden kendi kendine bir anlayış çıkar.Bunların anladığı şekli bunlar yaşarlar.Bunlara iktida edenler de arkasından yaşarlar. Böylece mezheb zuhur ediverir.Bu itikada da olur,amelde de olur.Yalnız itikad da hak mezheb olarak yeryüzünde Ehl-i Sünnet vel cemaat olarak iki mezheb kalmış.Ebu Mansur Maturîdî'nin Maturudî mezhebi,bir de Ebu'l Hasen'il Eş'arî'nin Eşari mezhebi.Biz Hanefiler Ebu Mansur-î Maturudî'nin arkasındayız.Çünkü o İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin mezhebindeydi. Umumiyet itibariyle Hz. Şafii taraftarları da Ebu'l Hasenil Eş'arî'nin arkasındadırlar. Fakat bütün mezhebler akidede bunlardan ibaret değildi, Usûlde Allah birdir.Kitaplar vardır.Haşir vardır.Nübüvvet vardır. Bu mevzuda hiç ihtilafa düşen yoktu.Teferruatında akidede de bir kısım ayrılıklar oluyordu.Mesele efkarınızı bulandırır.Sıfat zatın aynımıdır,gayrimidir?Felâsife diyordu ki “sıfat yoktur.”Mutezile “sıfat zâtın aynıdır” diyordu.Maturudî burada değişik bir mülahaza anlatıyordu.Allah’ın sıfatları var:Hayat,ilim,semi,basar, irade,kudret,kelam tekvin. Sizin de sıfatınız var.Dülgerlik,marangozluk, terzilik, vs. Bunlar sıfatlarınız sizin. Allah’ın sıfatları zâtının aynı mı ?gayri mi? Kelâmi ince bir mesele.Avama intikal ettirilmez bu mesele.Nazarîdir bunlar.Bunların münakaşası başında kuş var gibi yapılır.Uçuracağım diye korka korka yaparsın bunların münakaşasını,münazarasını.İşte bu noktada İmamlar birbirinden ayrılır,farklı düşünürler.Mesela bakın dakik bir meseleye dikkatimizi rica edeyim.Allah'ın vücud sıfatı var. Var olması demek. Allah’ın varlığı demek var olması,hayatı demek değildir.Varlık başka şeydir.Bu vücud da bir sıfattır.Vücud zatının aynımıdır,gayrimidir Ayrı düşünebilirmiyiz nazarî olarak. Vücud zâtın aynıdır dediğimiz zaman da demek ki varlık zâtı ecel-i âlânın aynı,birisi buradan hemen bir çıkış yapar şöyle gider,derki:Bütün varlığı ona hasrettiğimiz zamanda siz farkına varmadan panteizme gidiyorsunuz. Neden ?Varlık sadece ondan ibaretse şayet,bunun dışında varlık tasavvur edilemez.Varlığı aksedişini de görmek lâzım.Bu da vücud zâtın gayri olmasıyla olur belki. Ve yahutta Eş'arîlarin dediği gibi ne aynıdır ne de gayrıdır demek suretiyle olması lâzımdır. Mesele çok dakiktir esasen. Mezelle-i akdâmdır.Ayakların kaydığı bir nokta. Taftazânî'miz bile ayağının kaydığını bu noktada iddia eder. Taftazanî emsalini kaydetmek mümkün olmayan bir zat. Böyle dakik ve ince meselelerde farklı mülâhazalar titizlikle ortaya çıkmış. Ve bundan akide mezhepleri meydana gelmiş. Çok cüz1î farklılıklar. Allah'ın varlığı,sıfatları falan değil, işte bu sıfatların böyle nisbî,izafî durumlarında ortaya çıkan bir kısım münakaşalar teferruatta bunları farklı düşünmeye sevk etmiş. Bu imamın arkasından giden onun gibi düşünmüş,onun arkasından giden onun gibi düşünmüş. Ben ellerimi kaldırırken böyle yapıyorsam,beni en büyük bilenler böyle yapmış. Birisi de böyle yapıyorsa onu en büyük bilenler böyle yapmışlar yani. Onu da görürsünüz, onu da görürsünüz. Amelî mesele de tamamen böyledir. Fakat şurada bir hususa dikkatimizi rica edeyim. Bu mezhepler eskiden iki-tane üç tane değildi. Belki yüz tane mezhep vardı. Çünkü her sahabi böyle az küçük bir farkıyla değişik anlıyorsa bunu kendine göre bir mezheptir o. Daha sonra tedvin etti,tekevvün etti,kitaplara yazılınca azaldı bunlar. Amelî mezhepler o kadar çoktu ki Meselâ Ebu Hanife'nin asrına gittiğimiz zaman Süfyan İbn-i Uyeyne ,Süfyan-ı Sevrî ,Zührî, Evzâi,Mâliki gibi bir sürü mezhep sahibi vardı. Fakat bunlarım taraftarları daha sonra cazibesini kaybeden bu güneşlerin arkasından gitmedi. Daha cazibeli güneşlerin arkasından gittiler. Kala, kala tayfasıyla, etrafıyla Ebu Hanîfe Numan İbn-i Sabit,İmam Şafii Muhammed bin İdris,İmam Mâlik ve aynı zamanda Ahmet bin Hanbel Radıyallahü anhüm hazerâtı kaldı. Dini Mübîn-i İslam'a hizmet ettiler. Yalnız ameldeki mezheblerin birleştirilmesi beşeri realiteye aykırıdır. Mezheblerin böyle olması esasen mahz-ı rahmettir.Bu işin geniş olması,geniş tutulması için Allah'ın bir lütfudur. Mezhebleri hiç birleştirmeye lüzum yok.Hepsiyle Allah'a gidiliyorsa birleştirmeye lüzum yoktur.Tehlikeli olan mesele,mezheblerin birbiriyle münakaşa yapmasıdır. İhtilaf edeceğim derken muhalefete düşmesidir.Birbiriyle vuruşma yapmasıdır.Böyle olmadıktan sonra,mizaçlar, meşrebler, mezhepleri ayrı mütaalâ etmede fayda var.


  4. 18.Haziran.2012, 02:11
    2
    Özel Üye



    Mezhep bir yol demektir.Zehebe-yezhebü kökünden gelir. Gidilecek,tutulacak yol,yöntem demek.Büyük kimseler,ellerindeki prensipleri,hakikatleri anlamak için gayret sarf ederler.Ve sonra o prensiplerden,naslardan delillerden kendi kendine bir anlayış çıkar.Bunların anladığı şekli bunlar yaşarlar.Bunlara iktida edenler de arkasından yaşarlar. Böylece mezheb zuhur ediverir.Bu itikada da olur,amelde de olur.Yalnız itikad da hak mezheb olarak yeryüzünde Ehl-i Sünnet vel cemaat olarak iki mezheb kalmış.Ebu Mansur Maturîdî'nin Maturudî mezhebi,bir de Ebu'l Hasen'il Eş'arî'nin Eşari mezhebi.Biz Hanefiler Ebu Mansur-î Maturudî'nin arkasındayız.Çünkü o İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin mezhebindeydi. Umumiyet itibariyle Hz. Şafii taraftarları da Ebu'l Hasenil Eş'arî'nin arkasındadırlar. Fakat bütün mezhebler akidede bunlardan ibaret değildi, Usûlde Allah birdir.Kitaplar vardır.Haşir vardır.Nübüvvet vardır. Bu mevzuda hiç ihtilafa düşen yoktu.Teferruatında akidede de bir kısım ayrılıklar oluyordu.Mesele efkarınızı bulandırır.Sıfat zatın aynımıdır,gayrimidir?Felâsife diyordu ki “sıfat yoktur.”Mutezile “sıfat zâtın aynıdır” diyordu.Maturudî burada değişik bir mülahaza anlatıyordu.Allah’ın sıfatları var:Hayat,ilim,semi,basar, irade,kudret,kelam tekvin. Sizin de sıfatınız var.Dülgerlik,marangozluk, terzilik, vs. Bunlar sıfatlarınız sizin. Allah’ın sıfatları zâtının aynı mı ?gayri mi? Kelâmi ince bir mesele.Avama intikal ettirilmez bu mesele.Nazarîdir bunlar.Bunların münakaşası başında kuş var gibi yapılır.Uçuracağım diye korka korka yaparsın bunların münakaşasını,münazarasını.İşte bu noktada İmamlar birbirinden ayrılır,farklı düşünürler.Mesela bakın dakik bir meseleye dikkatimizi rica edeyim.Allah'ın vücud sıfatı var. Var olması demek. Allah’ın varlığı demek var olması,hayatı demek değildir.Varlık başka şeydir.Bu vücud da bir sıfattır.Vücud zatının aynımıdır,gayrimidir Ayrı düşünebilirmiyiz nazarî olarak. Vücud zâtın aynıdır dediğimiz zaman da demek ki varlık zâtı ecel-i âlânın aynı,birisi buradan hemen bir çıkış yapar şöyle gider,derki:Bütün varlığı ona hasrettiğimiz zamanda siz farkına varmadan panteizme gidiyorsunuz. Neden ?Varlık sadece ondan ibaretse şayet,bunun dışında varlık tasavvur edilemez.Varlığı aksedişini de görmek lâzım.Bu da vücud zâtın gayri olmasıyla olur belki. Ve yahutta Eş'arîlarin dediği gibi ne aynıdır ne de gayrıdır demek suretiyle olması lâzımdır. Mesele çok dakiktir esasen. Mezelle-i akdâmdır.Ayakların kaydığı bir nokta. Taftazânî'miz bile ayağının kaydığını bu noktada iddia eder. Taftazanî emsalini kaydetmek mümkün olmayan bir zat. Böyle dakik ve ince meselelerde farklı mülâhazalar titizlikle ortaya çıkmış. Ve bundan akide mezhepleri meydana gelmiş. Çok cüz1î farklılıklar. Allah'ın varlığı,sıfatları falan değil, işte bu sıfatların böyle nisbî,izafî durumlarında ortaya çıkan bir kısım münakaşalar teferruatta bunları farklı düşünmeye sevk etmiş. Bu imamın arkasından giden onun gibi düşünmüş,onun arkasından giden onun gibi düşünmüş. Ben ellerimi kaldırırken böyle yapıyorsam,beni en büyük bilenler böyle yapmış. Birisi de böyle yapıyorsa onu en büyük bilenler böyle yapmışlar yani. Onu da görürsünüz, onu da görürsünüz. Amelî mesele de tamamen böyledir. Fakat şurada bir hususa dikkatimizi rica edeyim. Bu mezhepler eskiden iki-tane üç tane değildi. Belki yüz tane mezhep vardı. Çünkü her sahabi böyle az küçük bir farkıyla değişik anlıyorsa bunu kendine göre bir mezheptir o. Daha sonra tedvin etti,tekevvün etti,kitaplara yazılınca azaldı bunlar. Amelî mezhepler o kadar çoktu ki Meselâ Ebu Hanife'nin asrına gittiğimiz zaman Süfyan İbn-i Uyeyne ,Süfyan-ı Sevrî ,Zührî, Evzâi,Mâliki gibi bir sürü mezhep sahibi vardı. Fakat bunlarım taraftarları daha sonra cazibesini kaybeden bu güneşlerin arkasından gitmedi. Daha cazibeli güneşlerin arkasından gittiler. Kala, kala tayfasıyla, etrafıyla Ebu Hanîfe Numan İbn-i Sabit,İmam Şafii Muhammed bin İdris,İmam Mâlik ve aynı zamanda Ahmet bin Hanbel Radıyallahü anhüm hazerâtı kaldı. Dini Mübîn-i İslam'a hizmet ettiler. Yalnız ameldeki mezheblerin birleştirilmesi beşeri realiteye aykırıdır. Mezheblerin böyle olması esasen mahz-ı rahmettir.Bu işin geniş olması,geniş tutulması için Allah'ın bir lütfudur. Mezhebleri hiç birleştirmeye lüzum yok.Hepsiyle Allah'a gidiliyorsa birleştirmeye lüzum yoktur.Tehlikeli olan mesele,mezheblerin birbiriyle münakaşa yapmasıdır. İhtilaf edeceğim derken muhalefete düşmesidir.Birbiriyle vuruşma yapmasıdır.Böyle olmadıktan sonra,mizaçlar, meşrebler, mezhepleri ayrı mütaalâ etmede fayda var.





+ Yorum Gönder