Konusunu Oylayın.: Kuran-I Kerim’in Yirmi Üç Yılda İnmesinin Hikmeti Nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kuran-I Kerim’in Yirmi Üç Yılda İnmesinin Hikmeti Nedir?
  1. 18.Haziran.2012, 01:09
    1
    Misafir

    Kuran-I Kerim’in Yirmi Üç Yılda İnmesinin Hikmeti Nedir?

  2. 18.Haziran.2012, 02:34
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Kuran-I Kerim’in Yirmi Üç Yılda İnmesinin Hikmeti Nedir?




    Kur'an-ı Kerim neden birden inmedi de ayet ayet yirmi üç senede inmiştir?

    Bu gibi meselelerde esas, teslimiyet ve Hakk’ın takdirini yerinde bulma olmalıdır. Yoksa, her meselede sorular sorullabilir:

    “Öğlen namazı niçin on rekâttır? Cuma namazı neden cuma günü; zekât neden kırkta bir de, yirmide bir değil? ilh...”

    Bu tür soruların arkası kesilmez, gider. Onun için bunların bir ubûdiyet sırrı olduğunu bilmemiz lâzımdır. Zâtî olarak namazın bir kısım hikmetleri olabilir.

    Evet, ferdin günde beş defa, Mevlâsının huzuruna gelmesinin, elbette birtakım maslahatları ve faydaları vardır. Ama, rekâtların adetlerine gelince, vitir üç rekât, akşamın farzı üç rekât, ikindinin dört rekâttır. Ve bu sayılar Allah tarafından vaz' edilmiştir.

    Eğer bize denilseydi ki: “Günde beş defa ibadetle mükellefsiniz, fakat ibadet şekillerini siz tesbit ediniz.” Biz rekât sayıları üzerinde çeşitli fikirler yürütebilirdik... Ve tabiî günlük işlerimize, yaşayış şartlarımıza göre bir program düşünürdük. Adedi tayin keyfiyetinde aklın yolu başka, vahyin yolu başka... Vahiyde, senin mâneviyâtın, ledünniyatın hesabına ayrı bir kalem oynamakta, ayrı bir hikmet nescedilmektedir. Binâenaleyh burada namazın hikmetleri araştırılır, rekât sayılarınınki değil...

    Kur’ân-ı Kerim’in yirmi üç senede inmesinde de, bu türlü hikmetleri vardır.


  3. 18.Haziran.2012, 02:34
    2
    Özel Üye



    Kur'an-ı Kerim neden birden inmedi de ayet ayet yirmi üç senede inmiştir?

    Bu gibi meselelerde esas, teslimiyet ve Hakk’ın takdirini yerinde bulma olmalıdır. Yoksa, her meselede sorular sorullabilir:

    “Öğlen namazı niçin on rekâttır? Cuma namazı neden cuma günü; zekât neden kırkta bir de, yirmide bir değil? ilh...”

    Bu tür soruların arkası kesilmez, gider. Onun için bunların bir ubûdiyet sırrı olduğunu bilmemiz lâzımdır. Zâtî olarak namazın bir kısım hikmetleri olabilir.

    Evet, ferdin günde beş defa, Mevlâsının huzuruna gelmesinin, elbette birtakım maslahatları ve faydaları vardır. Ama, rekâtların adetlerine gelince, vitir üç rekât, akşamın farzı üç rekât, ikindinin dört rekâttır. Ve bu sayılar Allah tarafından vaz' edilmiştir.

    Eğer bize denilseydi ki: “Günde beş defa ibadetle mükellefsiniz, fakat ibadet şekillerini siz tesbit ediniz.” Biz rekât sayıları üzerinde çeşitli fikirler yürütebilirdik... Ve tabiî günlük işlerimize, yaşayış şartlarımıza göre bir program düşünürdük. Adedi tayin keyfiyetinde aklın yolu başka, vahyin yolu başka... Vahiyde, senin mâneviyâtın, ledünniyatın hesabına ayrı bir kalem oynamakta, ayrı bir hikmet nescedilmektedir. Binâenaleyh burada namazın hikmetleri araştırılır, rekât sayılarınınki değil...

    Kur’ân-ı Kerim’in yirmi üç senede inmesinde de, bu türlü hikmetleri vardır.





+ Yorum Gönder