Konusunu Oylayın.: Müslüman mason olur mu ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Müslüman mason olur mu ?
  1. 14.Haziran.2012, 00:49
    1
    Misafir

    Müslüman mason olur mu ?

  2. 14.Haziran.2012, 12:44
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Müslüman mason olur mu ?




    MASONLUKUluslararası bir menfaat kuruluşu. Bünyesine

    özel vasıflı ve seçkin insanları alarak geniş bir

    teşkilatlanma içerisine giren masonlar, dünyanın hemen her

    yerinde seslerini ve etkilerini duyurmuşlardır.
    Masonluk, Yahudiliğin gizli faaliyet gösteren bir

    örgütüdür. Bütün rütbelerini, sembollerini muharref Tevrat’tan almıştır.

    Giriş törenleri Tevrat doktrinine uygun olarak yapılır.
    Masonlar, Yahudilerle olan bağlarını sürekli

    inkâr etmekte ve onlarla hiçbir ilişkilerinin

    olmadığını iddia etmektedirler. Eğer Yahudilerle

    olan bağları anlaşılırsa, toplum tarafından

    hoş karşılanmayacaklardır. Bunun yerine kendilerini

    bir hayır kurumu, bir kardeşlik, yardımlaşma cemiyeti

    olarak topluma lanse etmeye çalışmaktadırlar.
    Masonlar yalnızca üyelerine mahsus olarak çıkarttıkları

    Mimar Sinan, Türk Mason Dergisi, Akasya, Büyük Şark gibi

    dergilerde, Yahudilerle olan bağlarını açıkça ifade

    etmektedirler. “Ritüellerimizde Tevrat’tan sayısız

    alıntılar mevcuttur” (Mimar Sinan, Sayı 47, s. 39).
    Tevrat’ın, Yahudi ırkının bir

    ideoloji ve doktrin kitabı olduğunu öncelikle belirtmekte fayda

    vardır. Bu ideolojinin siyaset sahnesindeki ismi Siyonizmdir.

    Siyonizm, Masonluk hep Tevrat’tan kaynaklanan felsefenin uygulamadaki

    örnekleridir.
    Bozulmuş ve değiştirilmiş Tevrat’ta

    Yahudi ırkının dünya milletlerine yapması emredilen

    vahşet ve katliam şekilleri ayrıntılı bir biçimde

    belirtilirken, gizli, dikkat çekmeyecek yöntemler de detaylarıyla

    anlatılmış, çeşitli yollar gösterilmiştir. Bu yöntemler

    uygulandığında milletler içten çökertilecek ve ne hedef

    alınan milletler bunu farkedebilecek, ne de olayların

    arkasında bir Yahudinin ismi duyulacaktır.
    Sadece kendi gizli kaynaklarında Yahudilikle

    ilişkileri anlaşılan Masonluk, işte Yahudiliğin

    Tevrat’ın telkinlerini aynen benimseyen ve gizli faaliyet gösteren

    kollarından biridir.
    Masonlar, Yahudilikle olan alâkalarını gizli

    tutmayı lüzumlu görmektedirler. Çünkü Siyonizm ile aynı

    amacın güdüldüğünü anlatarak faaliyet göstermek yerine,

    yardım kuruluşlarını paravan yapıp

    hayırsever kişiler görünümü altında bu amaca hizmet

    etmek kendileri açısından daha verimli sonuçlar doğurmaktadır.
    Masonluk, esas itibariyle Yahudi olmayan birtakım

    insanları bir gizli dernek çatısı altında

    toplayıp, eğiterek, onları herhangi bir sahada

    Yahudiliğe ve Yahudilik ideallerine hizmet eder hale getirmek için

    verilen bir tedris usulüdür.
    Siyonistler, Yahudilik kavramıyla beraber,

    Siyonizm hedeflerinin insanları ilk planda ürkütebileceğini düşünerek

    kendi tanımlamalarıyla, toplum içerisinde başarılı

    olmuş, meslek sahibi, zengin, saygılı kişilerle,

    kardeşlik, dostluk, barış gibi insanlara sıcak gelen

    kavramlarla Masonluk bünyesinde ve Rotary, Lions, Liones gibi kulüpler

    aracılığıyla çalışmalarını sürdüregelmişlerdir.

    Böylece hem Siyonist hedefleri ilk planda öne çıkarmamış

    olmak ve hem de Yahudi olmayan insanlar vasıtasıyla Yahudilik

    ideallerine hizmet ettirmiş olmak amacını gerçekleştirmişlerdir

    (Ali Uğur, Masonluk, Soruşturma Dış Politika dergisi,

    s. 3).
    Ütopist mahiyette insanlık, dünya vatandaşlığı,

    enternasyonalizm gibi kozmopolit ilkeleri benimsediğini iddia eden,

    ancak aynı teşkilat mensuplarını kardeş gören ve

    teşkilat içindekilere yardımcı olan; inanç ve vicdan

    hürriyeti mücadelesinde bulunmakla beraber, Masonluk imanını

    benimsetmek isteyen; umumiyetle liberal, kapitalist, kendi inancına

    uymak şartıyla imtiyazlı; oligarşik olmakla beraber sözde

    demokrat görünen; ehliyet, liyakat, fazilet esaslarına, Mason

    kardeşliğini tercih eden; malî imkânları ve

    elemanları geniş bir teşkilata sahip, disiplinli, otoriter,

    beynelmilel hüviyetteki bu kurum, gizli, esrarengiz birtakım gelenek

    ve sembollere sahip bulunuyor. Bu sembollerin köklerinin (üçgen, nur,

    altı köşeli yıldız, akasya, duvarcılık,

    hiram-mabet şekli vs.) eski Mısır ve Yahudi geleneklerine

    dayandığı Masonluk yayınlarında

    belirtilmiştir. Masonluk, insanlığı bir bütün olarak

    görmek istemesine rağmen yalnız birbirini kardeş

    tanıması, ehliyet, liyakat vb. vasıflar yerine locaya

    mensup olduğu için himaye görmesi, bir tehlike anında veya bir

    yardım isteğinde kendi milletine karşı da olsa, loca

    mensubunun yardımına yönelinmesi, kozmopolit mahiyeti, biricik

    hakikatin yalnız Masonluk ilkelerinde görülmesi, zaman zaman din ve

    milliyet aleyhindeki tutumu dolayısiyle, localarda Yahudilerin, dönmelerin

    bilhassa önemli mevkilerde bulunması gibi sebeplerle, itirazlara

    uğramış ve Yahudi emellerine, ülkülerine vasıta

    olduğu İsrail devletinin kurulması için bir araç olarak

    kullanıldığı ve Yahudiliğin beynelmilel

    himayesinin arka planda bulunduğu ileri sürülerek tenkid edilmiştir

    (Ömer Rıza Doğrul, Eski Mısır’da Masonluk

    İzleri, Selâmet Mahfilinde Dört Konferans, İstanbul 1930, s.

    4).
    1717′de kökleri çok eski olduğu halde

    İngilterede kurulup geliştirilen Masonluk, İngiltere

    Yahudileri yanında, İngiliz Emperyalizminin sömürgeciliğinin

    yanında, her tarafta ajanlar, sempatizanlar, aldatılanlar,

    yanıltılanlar elde ederek gelişmiş ve İngiliz

    uyduluğuna bilerek bilmeyerek hizmete sevkedilmişlerdir.

    Aynı şekilde Amerika’da da Mason localarına Yahudiler

    kesinlikle hâkimdir. Orada da ticarî, iktisadî, siyâsî mevki sahip

    olmak isteyenler onun desteğine muhtaç hale getirilmişlerdir.
    1822-1884 yıllarında ilân edilen Anayasa ve

    arkasından yapılan seçimler sırasında meclis

    tutanakları gözden geçirilirse, Rumların, Ermenilerin ve

    diğer azınlıkların nasıl çıkar ve bölünme

    doğrultusunda gayret sarfettikleri anlaşılır. Bu

    konuda önemli rolü bulunan Mithat Paşa’nın kimliği bir

    hayli enteresandır. Macaristanlı bir hahamın oğlu olan

    Mithat Paşa, Türk devletinde yenilikler yapmağa

    başlamıştır. Yahudi prensiplerine dayanan mektepler açtırmış

    ve mekteplerde ihtilacı doktrinleri öğretmiştir. Mithat

    Paşa, Jön Türkler partisini kurmuştur. Bütün Avrupa’da kendi

    sırdaşı olan Simon Deutch’un talimatıyla

    yapılmıştır. Sultan Abdülaziz’in katli, Mithat Paşa’nın

    gözü önünde gerçekleştirilmiştir (Kemal Fedai

    Coşkuner, Yakın Tarihimiz ve Siyonizm, Orta Doğu, 10 Ocak

    1976).
    3 Kasım 1839 Sultan Abdülmecid’in tecrübesizliğinden

    istifade eden Mustafa Reşit Paşa’nın gayretiyle Tanzimat

    Fermanı ilân edildi. Bunun üzerine yabancı kuruluşlar,

    azınlıklar kuvvetlendi. Bu hareketi benimseyenlerce buna

    “Tanzimatı Hayriye” adı takıldı.

    Kozmopolitlik, yabancı etkisi ve aşağılık duygusu

    yayıldı. Bu sebeple buna “Tanzimatı

    Şerriyye” diyenler de vardır. Tanzimatı ilân eden

    Mustafa Reşit Paşa, İskoçya Mason locasına mensup bir

    kimseydi (Prof. Dr. Hikmet Tanyu, Siyonizm ve Türkler, İstanbul

    Bilge Yayınları, s. I, 281)
    Masonluktaki Tanrı anlayışı Deist

    bir anlayıştır. Deizm ise İslâmlık,

    Hristiyanlık, Musevilik gibi semavî dinlerdeki Allah inancına

    bir reaksiyon olarak ortaya çıkmıştır. Bu

    anlayışa göre, kainatı aşan bir varlık

    vardır. Fakat insanoğlu bu varlığı tam

    manasıyla bilemez. Onun için bu varlığa yakarılmaz,

    ondan birşey istenmez ve onun insanları sevmesi, imtihan etmesi

    beklenemez. Böyle olunca ahiret düşüncesi ve öldükten sonra

    dirilmek fikri de iptal edilmiş oluyor. Deist anlayışı

    biraz daha ileri götürdüğümüzde Ateizm noktasına

    gelirsiniz. Zaten özellikle Fransız locasına kayıtlı

    masonlarda bu anlayış yaygındır (Yesevizade,

    Soruşturma, Masonluk, Dış Politika, sayı 3, s. 109).
    Sion kelimesi “Allah’ın

    krallığı” manasına gelir. Tevrat’taki üstün

    ırkla alâkalı ayetler Siyonizm fikrinin temellerini teşkil

    etmektedir.
    Yahudilerin Allah’ın seçmiş olduğu

    millet olduğu yolundaki söylentilerin kaynağı Tevrat’ta

    çeşitli bablar içerisinde yer almaktadır. Bunlardan iki tanesi

    aşağıdaki şekildedir:
    “Ben dedim: Siz ilâhlarsınız ve hepiniz

    Yüce Allah’ın oğullarısınız. Kalk, ey Allah (ey

    oğullarım) yeryüzüne hükmet. Zira, milletlerin hepsine sen

    varis olacaksın” (Mezmur Bab. 82, Âyet. 6-8 s. 598).
    “Çünkü sen Allah’ın Rabbe Mukaddes bir

    kavimsin. Allahın Rab, yeryüzünde olan bütün kavimlerden

    kendisine has kavim olmak üzere seni seçti” (Tesniye Bab. 7, Âyet

    6 s. 184).
    Yukarıdaki sapık ve ahlâk dışı

    sözde Tevrat ayetlerine daha yüzlercesini eklemek mümkündür. Bütün

    bunlar da göstermektedir ki, Masonluk; azmış ve gözü dönmüş

    Yahudinin Siyonist menfaatleri doğrultusunda ülkelerin yetişkin

    insanlarını kendine hizmet ettirerek ideallerini gerçekleştirmek

    yolundadır.
    Sami ŞENER


    Bir Müslüman bunlara alet olur mu yada bu inancı savunur mu?
    Elbetteki savunmaz İslamda masonluk anlayışı,inancı yoktur



  3. 14.Haziran.2012, 12:44
    2
    Silent and lonely rains



    MASONLUKUluslararası bir menfaat kuruluşu. Bünyesine

    özel vasıflı ve seçkin insanları alarak geniş bir

    teşkilatlanma içerisine giren masonlar, dünyanın hemen her

    yerinde seslerini ve etkilerini duyurmuşlardır.
    Masonluk, Yahudiliğin gizli faaliyet gösteren bir

    örgütüdür. Bütün rütbelerini, sembollerini muharref Tevrat’tan almıştır.

    Giriş törenleri Tevrat doktrinine uygun olarak yapılır.
    Masonlar, Yahudilerle olan bağlarını sürekli

    inkâr etmekte ve onlarla hiçbir ilişkilerinin

    olmadığını iddia etmektedirler. Eğer Yahudilerle

    olan bağları anlaşılırsa, toplum tarafından

    hoş karşılanmayacaklardır. Bunun yerine kendilerini

    bir hayır kurumu, bir kardeşlik, yardımlaşma cemiyeti

    olarak topluma lanse etmeye çalışmaktadırlar.
    Masonlar yalnızca üyelerine mahsus olarak çıkarttıkları

    Mimar Sinan, Türk Mason Dergisi, Akasya, Büyük Şark gibi

    dergilerde, Yahudilerle olan bağlarını açıkça ifade

    etmektedirler. “Ritüellerimizde Tevrat’tan sayısız

    alıntılar mevcuttur” (Mimar Sinan, Sayı 47, s. 39).
    Tevrat’ın, Yahudi ırkının bir

    ideoloji ve doktrin kitabı olduğunu öncelikle belirtmekte fayda

    vardır. Bu ideolojinin siyaset sahnesindeki ismi Siyonizmdir.

    Siyonizm, Masonluk hep Tevrat’tan kaynaklanan felsefenin uygulamadaki

    örnekleridir.
    Bozulmuş ve değiştirilmiş Tevrat’ta

    Yahudi ırkının dünya milletlerine yapması emredilen

    vahşet ve katliam şekilleri ayrıntılı bir biçimde

    belirtilirken, gizli, dikkat çekmeyecek yöntemler de detaylarıyla

    anlatılmış, çeşitli yollar gösterilmiştir. Bu yöntemler

    uygulandığında milletler içten çökertilecek ve ne hedef

    alınan milletler bunu farkedebilecek, ne de olayların

    arkasında bir Yahudinin ismi duyulacaktır.
    Sadece kendi gizli kaynaklarında Yahudilikle

    ilişkileri anlaşılan Masonluk, işte Yahudiliğin

    Tevrat’ın telkinlerini aynen benimseyen ve gizli faaliyet gösteren

    kollarından biridir.
    Masonlar, Yahudilikle olan alâkalarını gizli

    tutmayı lüzumlu görmektedirler. Çünkü Siyonizm ile aynı

    amacın güdüldüğünü anlatarak faaliyet göstermek yerine,

    yardım kuruluşlarını paravan yapıp

    hayırsever kişiler görünümü altında bu amaca hizmet

    etmek kendileri açısından daha verimli sonuçlar doğurmaktadır.
    Masonluk, esas itibariyle Yahudi olmayan birtakım

    insanları bir gizli dernek çatısı altında

    toplayıp, eğiterek, onları herhangi bir sahada

    Yahudiliğe ve Yahudilik ideallerine hizmet eder hale getirmek için

    verilen bir tedris usulüdür.
    Siyonistler, Yahudilik kavramıyla beraber,

    Siyonizm hedeflerinin insanları ilk planda ürkütebileceğini düşünerek

    kendi tanımlamalarıyla, toplum içerisinde başarılı

    olmuş, meslek sahibi, zengin, saygılı kişilerle,

    kardeşlik, dostluk, barış gibi insanlara sıcak gelen

    kavramlarla Masonluk bünyesinde ve Rotary, Lions, Liones gibi kulüpler

    aracılığıyla çalışmalarını sürdüregelmişlerdir.

    Böylece hem Siyonist hedefleri ilk planda öne çıkarmamış

    olmak ve hem de Yahudi olmayan insanlar vasıtasıyla Yahudilik

    ideallerine hizmet ettirmiş olmak amacını gerçekleştirmişlerdir

    (Ali Uğur, Masonluk, Soruşturma Dış Politika dergisi,

    s. 3).
    Ütopist mahiyette insanlık, dünya vatandaşlığı,

    enternasyonalizm gibi kozmopolit ilkeleri benimsediğini iddia eden,

    ancak aynı teşkilat mensuplarını kardeş gören ve

    teşkilat içindekilere yardımcı olan; inanç ve vicdan

    hürriyeti mücadelesinde bulunmakla beraber, Masonluk imanını

    benimsetmek isteyen; umumiyetle liberal, kapitalist, kendi inancına

    uymak şartıyla imtiyazlı; oligarşik olmakla beraber sözde

    demokrat görünen; ehliyet, liyakat, fazilet esaslarına, Mason

    kardeşliğini tercih eden; malî imkânları ve

    elemanları geniş bir teşkilata sahip, disiplinli, otoriter,

    beynelmilel hüviyetteki bu kurum, gizli, esrarengiz birtakım gelenek

    ve sembollere sahip bulunuyor. Bu sembollerin köklerinin (üçgen, nur,

    altı köşeli yıldız, akasya, duvarcılık,

    hiram-mabet şekli vs.) eski Mısır ve Yahudi geleneklerine

    dayandığı Masonluk yayınlarında

    belirtilmiştir. Masonluk, insanlığı bir bütün olarak

    görmek istemesine rağmen yalnız birbirini kardeş

    tanıması, ehliyet, liyakat vb. vasıflar yerine locaya

    mensup olduğu için himaye görmesi, bir tehlike anında veya bir

    yardım isteğinde kendi milletine karşı da olsa, loca

    mensubunun yardımına yönelinmesi, kozmopolit mahiyeti, biricik

    hakikatin yalnız Masonluk ilkelerinde görülmesi, zaman zaman din ve

    milliyet aleyhindeki tutumu dolayısiyle, localarda Yahudilerin, dönmelerin

    bilhassa önemli mevkilerde bulunması gibi sebeplerle, itirazlara

    uğramış ve Yahudi emellerine, ülkülerine vasıta

    olduğu İsrail devletinin kurulması için bir araç olarak

    kullanıldığı ve Yahudiliğin beynelmilel

    himayesinin arka planda bulunduğu ileri sürülerek tenkid edilmiştir

    (Ömer Rıza Doğrul, Eski Mısır’da Masonluk

    İzleri, Selâmet Mahfilinde Dört Konferans, İstanbul 1930, s.

    4).
    1717′de kökleri çok eski olduğu halde

    İngilterede kurulup geliştirilen Masonluk, İngiltere

    Yahudileri yanında, İngiliz Emperyalizminin sömürgeciliğinin

    yanında, her tarafta ajanlar, sempatizanlar, aldatılanlar,

    yanıltılanlar elde ederek gelişmiş ve İngiliz

    uyduluğuna bilerek bilmeyerek hizmete sevkedilmişlerdir.

    Aynı şekilde Amerika’da da Mason localarına Yahudiler

    kesinlikle hâkimdir. Orada da ticarî, iktisadî, siyâsî mevki sahip

    olmak isteyenler onun desteğine muhtaç hale getirilmişlerdir.
    1822-1884 yıllarında ilân edilen Anayasa ve

    arkasından yapılan seçimler sırasında meclis

    tutanakları gözden geçirilirse, Rumların, Ermenilerin ve

    diğer azınlıkların nasıl çıkar ve bölünme

    doğrultusunda gayret sarfettikleri anlaşılır. Bu

    konuda önemli rolü bulunan Mithat Paşa’nın kimliği bir

    hayli enteresandır. Macaristanlı bir hahamın oğlu olan

    Mithat Paşa, Türk devletinde yenilikler yapmağa

    başlamıştır. Yahudi prensiplerine dayanan mektepler açtırmış

    ve mekteplerde ihtilacı doktrinleri öğretmiştir. Mithat

    Paşa, Jön Türkler partisini kurmuştur. Bütün Avrupa’da kendi

    sırdaşı olan Simon Deutch’un talimatıyla

    yapılmıştır. Sultan Abdülaziz’in katli, Mithat Paşa’nın

    gözü önünde gerçekleştirilmiştir (Kemal Fedai

    Coşkuner, Yakın Tarihimiz ve Siyonizm, Orta Doğu, 10 Ocak

    1976).
    3 Kasım 1839 Sultan Abdülmecid’in tecrübesizliğinden

    istifade eden Mustafa Reşit Paşa’nın gayretiyle Tanzimat

    Fermanı ilân edildi. Bunun üzerine yabancı kuruluşlar,

    azınlıklar kuvvetlendi. Bu hareketi benimseyenlerce buna

    “Tanzimatı Hayriye” adı takıldı.

    Kozmopolitlik, yabancı etkisi ve aşağılık duygusu

    yayıldı. Bu sebeple buna “Tanzimatı

    Şerriyye” diyenler de vardır. Tanzimatı ilân eden

    Mustafa Reşit Paşa, İskoçya Mason locasına mensup bir

    kimseydi (Prof. Dr. Hikmet Tanyu, Siyonizm ve Türkler, İstanbul

    Bilge Yayınları, s. I, 281)
    Masonluktaki Tanrı anlayışı Deist

    bir anlayıştır. Deizm ise İslâmlık,

    Hristiyanlık, Musevilik gibi semavî dinlerdeki Allah inancına

    bir reaksiyon olarak ortaya çıkmıştır. Bu

    anlayışa göre, kainatı aşan bir varlık

    vardır. Fakat insanoğlu bu varlığı tam

    manasıyla bilemez. Onun için bu varlığa yakarılmaz,

    ondan birşey istenmez ve onun insanları sevmesi, imtihan etmesi

    beklenemez. Böyle olunca ahiret düşüncesi ve öldükten sonra

    dirilmek fikri de iptal edilmiş oluyor. Deist anlayışı

    biraz daha ileri götürdüğümüzde Ateizm noktasına

    gelirsiniz. Zaten özellikle Fransız locasına kayıtlı

    masonlarda bu anlayış yaygındır (Yesevizade,

    Soruşturma, Masonluk, Dış Politika, sayı 3, s. 109).
    Sion kelimesi “Allah’ın

    krallığı” manasına gelir. Tevrat’taki üstün

    ırkla alâkalı ayetler Siyonizm fikrinin temellerini teşkil

    etmektedir.
    Yahudilerin Allah’ın seçmiş olduğu

    millet olduğu yolundaki söylentilerin kaynağı Tevrat’ta

    çeşitli bablar içerisinde yer almaktadır. Bunlardan iki tanesi

    aşağıdaki şekildedir:
    “Ben dedim: Siz ilâhlarsınız ve hepiniz

    Yüce Allah’ın oğullarısınız. Kalk, ey Allah (ey

    oğullarım) yeryüzüne hükmet. Zira, milletlerin hepsine sen

    varis olacaksın” (Mezmur Bab. 82, Âyet. 6-8 s. 598).
    “Çünkü sen Allah’ın Rabbe Mukaddes bir

    kavimsin. Allahın Rab, yeryüzünde olan bütün kavimlerden

    kendisine has kavim olmak üzere seni seçti” (Tesniye Bab. 7, Âyet

    6 s. 184).
    Yukarıdaki sapık ve ahlâk dışı

    sözde Tevrat ayetlerine daha yüzlercesini eklemek mümkündür. Bütün

    bunlar da göstermektedir ki, Masonluk; azmış ve gözü dönmüş

    Yahudinin Siyonist menfaatleri doğrultusunda ülkelerin yetişkin

    insanlarını kendine hizmet ettirerek ideallerini gerçekleştirmek

    yolundadır.
    Sami ŞENER


    Bir Müslüman bunlara alet olur mu yada bu inancı savunur mu?
    Elbetteki savunmaz İslamda masonluk anlayışı,inancı yoktur






+ Yorum Gönder