Konusunu Oylayın.: İslamdan haberi olmayan Maturidi'ye göre cehenneme, Eşari'ye göre cennete mi gidecek?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İslamdan haberi olmayan Maturidi'ye göre cehenneme, Eşari'ye göre cennete mi gidecek?
  1. 13.Haziran.2012, 14:46
    1
    Misafir

    İslamdan haberi olmayan Maturidi'ye göre cehenneme, Eşari'ye göre cennete mi gidecek?






    İslamdan haberi olmayan Maturidi'ye göre cehenneme, Eşari'ye göre cennete mi gidecek? Mumsema İslamdan haberi olmayan Maturidi'ye göre cehenneme, Eşari'ye göre cennete mi gidecek?


  2. 13.Haziran.2012, 15:04
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: İslamdan haberi olmayan Maturidi'ye göre cehenneme, Eşari'ye göre cennete mi g




    Fetret Ehli

    Sözlükte "zayıflık, sakinlik, kesilmek" anlamlarına gelen fetret kelimesi dinî terim olarak, daha çok İsa (as) ile Peygamberimiz (s.a.v) arasında peygambersiz geçen dönem için kullanılır. Bu dönemde yaşayan insanlara da "fetret ehli" denir.
    Eş’ari ve Maturidi âlimleri fetret ehlinin durumu hakkında ihtilaf etmişlerdir. İmam Maturidi’ye göre fetret dönemindeki insanlar Allah’ın varlığını ve birliğini aklen bulmak mecburiyetindedir. Aksi halde bu insanlar cehennemlik olurlar.

    İmam Şafii ve Eşari ise “Biz bir peygamber göndermedikçe azab etmeyiz.” (Isra, 15
    [1]) ayetine dayanarak fetret dönemi insanlarının ne halde olurlarsa olsunlar ehl-i necat (yani cehennemden kurtulmuş kimseler) olacağını kabul etmişlerdir.[2]
    Üstad Bediüzzaman, şöyle der:“Biz bir peygamber göndermedikçe azab etmeyiz.” (Isra, 15), ayetinin sırrıyla; ehl-i fetret, ehl-i necattırlar (yani cehennemden kurtulurlar). Bi’l-ittifak, teferruattaki hatalarından sorumlulukları yoktur.

    İmam-ı Şafiî ve İmam-ı Eş'arîce; küfre de girse usûl-i imanîde bulunmazsa yine ehl-i necattır. Çünkü İlahî teklif, peygamber göndermekle olur ve bundan haberdar olmakla teklif takarrur eder, kesinleşir. Madem gaflet ve uzun zamanın geçmesi daha önceki peygamberlerin dinlerini örtmüş gizlemiş, o ehl-i fetret zamanına hüccet olamaz. İtaat etse sevab görür, etmezse azab görmez. Çünkü gizli kaldığı için hüccet olamaz.
    [3]

    İmam Gazali insanları üç kısma ayırır. Birinci kısım: Peygamberimizin ismini duymamış, kendilerine İslâm tebliğinin ulaşmamış olduğu kimseler. Bunlar ehl-i necat olacaklardır. İkinci kısım: kendilerine İslâmiyet tebliğ edilmiş olanlar. Bunlar İslâm’ı kabul etmezlerse cehennemlik olurlar. Üçüncü kısım: İslâm’ın kendilerine yanlış tanıtıldığı kimselerdir. İmam Gazali “Kanaatime göre bunların durumu birinci gurupta olanların durumu gibidir.” der.
    [4]
    Ehl-i fetret olan insanların mahşerde A’râf denilen yerde kalacağı da söylenmiştir.

    [1] Ayrıca bkz: Maide, 19, Nisa, 165, Taha, 134
    [2] Bkz: Mahmud Alusi, Ruhul Maani, Darü İhyaüt Türasil Arabî, Beyrut, c, 15, s, 40.
    [3] Mektubat, Altınbaşak Neşriyat, s, 269 (28. Mektup)
    [4] İmam Gazali, İslâm’da Müsamaha (Faysalut Tefrika Beynel İslâm vez-Zendaka), Marifet y, İst, 1990, s, 71-73.



  3. 13.Haziran.2012, 15:04
    2
    Silent and lonely rains



    Fetret Ehli

    Sözlükte "zayıflık, sakinlik, kesilmek" anlamlarına gelen fetret kelimesi dinî terim olarak, daha çok İsa (as) ile Peygamberimiz (s.a.v) arasında peygambersiz geçen dönem için kullanılır. Bu dönemde yaşayan insanlara da "fetret ehli" denir.
    Eş’ari ve Maturidi âlimleri fetret ehlinin durumu hakkında ihtilaf etmişlerdir. İmam Maturidi’ye göre fetret dönemindeki insanlar Allah’ın varlığını ve birliğini aklen bulmak mecburiyetindedir. Aksi halde bu insanlar cehennemlik olurlar.

    İmam Şafii ve Eşari ise “Biz bir peygamber göndermedikçe azab etmeyiz.” (Isra, 15
    [1]) ayetine dayanarak fetret dönemi insanlarının ne halde olurlarsa olsunlar ehl-i necat (yani cehennemden kurtulmuş kimseler) olacağını kabul etmişlerdir.[2]
    Üstad Bediüzzaman, şöyle der:“Biz bir peygamber göndermedikçe azab etmeyiz.” (Isra, 15), ayetinin sırrıyla; ehl-i fetret, ehl-i necattırlar (yani cehennemden kurtulurlar). Bi’l-ittifak, teferruattaki hatalarından sorumlulukları yoktur.

    İmam-ı Şafiî ve İmam-ı Eş'arîce; küfre de girse usûl-i imanîde bulunmazsa yine ehl-i necattır. Çünkü İlahî teklif, peygamber göndermekle olur ve bundan haberdar olmakla teklif takarrur eder, kesinleşir. Madem gaflet ve uzun zamanın geçmesi daha önceki peygamberlerin dinlerini örtmüş gizlemiş, o ehl-i fetret zamanına hüccet olamaz. İtaat etse sevab görür, etmezse azab görmez. Çünkü gizli kaldığı için hüccet olamaz.
    [3]

    İmam Gazali insanları üç kısma ayırır. Birinci kısım: Peygamberimizin ismini duymamış, kendilerine İslâm tebliğinin ulaşmamış olduğu kimseler. Bunlar ehl-i necat olacaklardır. İkinci kısım: kendilerine İslâmiyet tebliğ edilmiş olanlar. Bunlar İslâm’ı kabul etmezlerse cehennemlik olurlar. Üçüncü kısım: İslâm’ın kendilerine yanlış tanıtıldığı kimselerdir. İmam Gazali “Kanaatime göre bunların durumu birinci gurupta olanların durumu gibidir.” der.
    [4]
    Ehl-i fetret olan insanların mahşerde A’râf denilen yerde kalacağı da söylenmiştir.

    [1] Ayrıca bkz: Maide, 19, Nisa, 165, Taha, 134
    [2] Bkz: Mahmud Alusi, Ruhul Maani, Darü İhyaüt Türasil Arabî, Beyrut, c, 15, s, 40.
    [3] Mektubat, Altınbaşak Neşriyat, s, 269 (28. Mektup)
    [4] İmam Gazali, İslâm’da Müsamaha (Faysalut Tefrika Beynel İslâm vez-Zendaka), Marifet y, İst, 1990, s, 71-73.






+ Yorum Gönder