Konusunu Oylayın.: İslam da harpten kaçmanın hükmü nedir ?

5 üzerinden 3.90 | Toplam : 10 kişi
İslam da harpten kaçmanın hükmü nedir ?
  1. 12.Haziran.2012, 02:43
    1
    Misafir

    İslam da harpten kaçmanın hükmü nedir ?






    İslam da harpten kaçmanın hükmü nedir ? Mumsema Arkadaşlar bir kişinin İslam da harpten kaçmanın hükmü nedir konu hakkında bilgiler verir misiniz?


  2. 12.Haziran.2012, 02:43
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 12.Haziran.2012, 03:25
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: İslam da harpten kaçmanın hükmü nedir ?




    SAVAŞTA DÜŞMANA ARKA ÇEVİRİP KAÇMANIN BÜYÜK BİR GÜNAH SAYILMASI

    «Ey îmân edenler, toplu bir halde kâfirlerle karşılaştığı*nız zaman onlara arkalarınızı dönmeyin (kaçmayın). Tekrar savaş için bir tarafa çekilenin, yahut diğer bir fırkaya ulaşıp mevki1 tutanın hâli müstesna olmak üzere kim öyle bir günde onlara (düşmana) arka çevirirse o, muhakkak ki Allah'ın gaza*bına uğramışdır. Onun yurdu cehennemdir. O, ne kötü bir so*nuçtur.» [1]

    Cihad farz kılındıktan sonra savaşta düşmanlara arka çe*virmek, cepheyi bırakıp kaçmak bu âyet-ı kerîmeyle kesin ola*rak haram kılınmıştır. Ancak aynı sûrenin 66. âyetinde, düş*mana karşı çarpışmada sebat göstermenin had ve nisbeti belir*tilerek konumuzu teşkil eden âyetin mânâ ve maksadı açıklan*mış oluyor. Şöyle ki: «Şimdi Allah sîzden (yükü) hafifletti. Bil*di ki sizde muhakkak bir za'f (kuvvetsizlik, zayıflık) vardır. O halde eğer içinizden sabırlı yüz kişi olursa ikiyüzü yenerler, eğer sizden bin kişi olursa iki bine galebe çalarlar, Allah'ın izniyle. Şüphesiz ki Allah sabr u sebat edenlerle beraberdir.»

    Ayet-i kerîmenin sarih delâletinden de anlaşıldığı gibi da*ha önce bu nisbetin üstünde bir rakam verilmişti ki: «Eğer sizden yirmi tane sabreden olursa, ikiyüz kişiye galebe eder.»[2]

    Bu nisbet zaman zaman müslümanlara asır geldi. İlâhî-emre muhalefet etmemekle beraber Müslümanlar sayı bakı*mından kendilerinde bir za'f (güçsüzlük) hissettiler. [3] Al*lah onların yükünü hafifleterek ikiye karşı bir kişi sabr u se*batla savaşsın, buyuruldu. Artık bu nisbetle savaşırken düşma*na arka çevirmenin asla caiz olmryacağı 16. âyetle beyân edildi.

    Hazret-i Ömer (R.A.) diyor ki:

    «Biz bir savaşta bulunuyorduk. Arkadaşlarımız endişe du*yup geri çekilmek zorunda kaldılar. Bu üzücü durum karşısın*da içimiz burkuldu. Hazret-i Peygamber e (S.A.V.) ne yüzle va*racağız, hakikat biz düşmanla karşılaştıktan sonra kaçtık. Ga*zaba uğramış olduk! diye söylendik. Netice sabah namazından önce Hazret-i Peygamber'e (S.A.V.) geldik.. Hane-i saadetten dışarı çıkıp bize seslenerek:

    — Gelenler kimlerdir diye sordu.

    — Bizler savaştan kaçanlarız, diye cevap verdik. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber (S.A.V:);

    — Hayır, sizler bilâkis düşman üzerine cesaretle alılan er*lersiniz!, buyurdu.. Sevinçten gözlerimiz yasardı ve hepimiz ileri atılıp Resûlüllah'm ellerini öptük. Hazret-i Peygamber En-fâl sûresi 16. âyetle bize ışık tutarak buyurdu ki:

    «Ben sizin gelip mevki' alacağınız:

    fırkayım, ben, Müslümanların katılacağı fırkayım!» Ve ilâ*ve etti:

    Buna benzer bir olay da fTaadisiye savaşında vuku bul*muştur Bir nefer korkup savaştan kaçtı da Medine'ye kadar gelip Hazret-i Ömer'e sığındı ve:

    — Yâ Emîrel'mü'minm! Helak oldum, düşmana arka çe*virdim, kaçıp geldim., diyerek feryâd etti. Hazret-i Ömer (RA. ) ona:

    — Hayır, ben senin gelip mevki' alacağın fırkayım! diye cevap verdi. [4]

    Bütün bu hususları göz Önünde tutan İmâm-ı Şafiî diyor ki: «Üç kişiden kaçan bir kişi, kaçmış sayılmaz. Fakat iki kişi*den kaçarsa o zaman kaçmış sayılır. Tbm Abbas (R.A.) ve İbni Ebî Şeybe'den de bu mânada sahih rivayetler vârid olmuştur. Bâzı ilim adamlarına göre bu hüküm, yâni âyetin delâlet ettiği hüküm Bedir muharebesine mahsustur, umum ifâde etmez. Ebû Saîd el-Hudrî'den de böyle bir rivayet yapılmıştır. Ebû Ha-nîfe de aynı görüştedir. İbni Abbas ve diğer yetkili ilim adamla*rına göre ise âyetin hükmü kıyamete kadar bakidir. îmâm Mâ*lik ile îmâm-ı Şafiî de aynı görüştedirler. Yâni âyet umum ifâde eder, sebebin hususuyla takyid edilmez. Aynı zamanda âyet*te nesih de yoktur. Nitekim Sahîh-i Müslim'de Ebû Hüreyre (R.A.)den yapılan rivayette Hazret-i Peygamber (S.A.V.): «Helak edici yedi şeyden sakının!.» buyurmuşlar ve düşmana karşı arka çevirip kaçmak da bu ye*di mühlik sebepten biri olarak belirtilmiştir.

    Uhud savaşında Müslümanlardan bir kısmının çaresiz ka*lıp düşmana arka çevirmesi ise, düşmanın kat kat çokluğundan ve okçuların tâyin edilen mevki'den ayrılmasiyle Hâlid bin Ve-Iidfin İslâm mücâhidierini arkadan çevirip iki ateş arasına dü*şürmesinden idi. Huneyn savaşında da buna benzer bir vaziyet meydana gelmişti. Rivayetlerin tümünden elde edilen netice ise konuyu daha iyi aydınlatmaktadır, şöyle ki: Savaşa katılan Müslümanların sayısı oniki binden az olur, düşman da üç-dort misli fazlalıkta bulunursa, o takdirde mukavemet edilmiyece bir durum hâsıl olunca Müslümanlar düşmana arka çevirebiliı. Fakat Müslümanların sayısı on ikibîn veya daha fazla olursa, artık arka çevirip kaçmaları caiz olmaz. Çünkü Hazret-i Pey*gamber (S.A.V.): «Oniki bin kişilik bir ordu, azlıktan dolayı elbette mağlûb oimaz. (Olsa olsa iman*sızlık ve îtikadsızhktan dolayı mağlûb olur)-, buyurmuşlar*dır. [5]

    Demek ki zaruret olmadıkça düşmana firt çevirip kaçmak büyük bir günahtır. Böyle yapan kimse Allah'a yönelip istiğfar etmeli ve bir daha böyle bir haram işlememek üzere nedamet duymalıdır. Hazret-i Peygamber (S.A.V.):

    «Kim, estağfiru'llaha'l-llezî lâ ilahe illâ hüve'1-Hayya'l-Kay-yûme ve etûbü ileyhi, derse, savaşta düşmana arka çevirip kaç-sa bile, Allah onu bağışlar.» [6]

    Ne var ki sadece bu istiğfarla yetinip bunu bir kurtuluş çaresi görerek düşmana arka çevirmeyi küçümsemek yâni basit bir günah saymak, muhakkak ki AJlah'm gazabına yol açar. O halde bu günahtan dolayı istiğfar, onun başka bir şey ile telâfi edilemiyeceğine işarettir. Çünkü Hazret-i Peygamber yukarıda*ki hadîsin maksad ve mânasını açıklar mahiyette buyurmuş*lar ki:

    «Üç şey var ki onlarla birlikte hiç bir amel fayda vermez: Allah'a eş-ortak koşmak, ana-babaya karşı gelmek, düşmana arka çevirip kaçmak.» [7] Bunu kuvvetlendiren diğer bir ha*dîsi de Ahmed bin Hanbel bize naklediyor. Şöyle ki: Sahabeden Beşîr bin Mâbed (R.A.) diyor ki: Ben bey'at etmek üzere Haz*ret-i Peygamber'e geldim. O bana su şartları gerekli kıldı: Al*lah'tan başka tanrı olmadığına, Muhammed'in Allah'ın kulu ve Resulü bulunduğuna şehâdet etmemi, namaz kılmamı, zekât vermemi, İslâmî hapçı yapmamı, ramazan orucunu tutmamı ve Allah yolunda cihâd etmemi buyurdu. Ben ona:

    — Ya Resûlellah! Bunlardan ikisine, andolsun ki güç ge*tiremem yâni kuvvetim yetmez. Biri cihâddır ki, «kim savaşta düşmana arka çevirirse Allah'ın gazabına uğrar» deniliyor. Hal*buki ben savaşa hazır olduğumda ölüm korku ve endişesiyle yerimde duramıyor, ecel terleri döküyorum. Zekâta gelince, andolsun ki azıcık davarım vardır ki ancak çoluk-çocuğumun ihtiyacım karşılıyor, dedim. Bunun üzerine Hazret-i Peygam*ber (S.A.V.) elimi tutup şöyle buyurdu:

    — Cihâd yok., zekât yok.. Peki ne ile cennete girersin?.

    — Ya Resule! lah, bütün bu şartları kabul ederek sana bey'at ediyorum, dedim ve kelime-i şehadet getirip müslüman oldum. [8]



    Çıkarılan Hükümler ;


    1. Savaşta mücbir bir sebep yokken düşmana arka çevirip kaçmak haramdır.

    2. îkiye karşı bir kişinin sabr u sebatla savaşması farzdır. Bu nisbet değişir yâni düşman bire karşı ikiden fazla olursa o takdirde arka çevirilebilir.

    3. Tekrar savaş için bir tarafa çekilme veya diğer bir fırkaya ulaşıp mevki almak, düşmana arka çevirip kaçmak mâ*nasına gelmez.

    4. Müslüman mücâhidler on iki bin veya daha fazla olur*sa, bâzılarına göre savaştan kaçmaları caiz olmaz.

    5. Savaştan kaçan, büyük bir günah işlediği için bunu hiç bir şeyle telâfi edemez, sadece Allah'a sığınıp istiğfar eder. [9]



    --------------------------------------------------------------------------------

    [1] Enfâl sûresi, âyet: 16.

    [2] Enfâl sûresi, âyet: 65.

    [3] Daha sonraları Sııriyeye karsı girişilen harekette bu nisbet sağlana*madığı için Müslümanlardan 3000 kişilik bir ordu, Herakl'm 100.000 kişilik or*dusuyla karşı karşıya gelmiş oldu. Netice kesin bir mağlûbiyetle tavsif edilme*se bile, Müslümanlar geri dönmek zorunda kalmışlardır

    [4] Tefsîr-i Rûhu'l-Maanf, C. 9, S. 181

    [5] Tefsir-İ Kıırtubî, C. 7, S. 382.

    [6] Tirmizî: Bilâl bin Yesar'dan.. Hadîs gariptir.

    [7] Taberânî - İbni Kesîr: C. Z. S. 294

    [8] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı Ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 2/288-293.

    [9] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı Ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 2/293.



  4. 12.Haziran.2012, 03:25
    2
    Özel Üye



    SAVAŞTA DÜŞMANA ARKA ÇEVİRİP KAÇMANIN BÜYÜK BİR GÜNAH SAYILMASI

    «Ey îmân edenler, toplu bir halde kâfirlerle karşılaştığı*nız zaman onlara arkalarınızı dönmeyin (kaçmayın). Tekrar savaş için bir tarafa çekilenin, yahut diğer bir fırkaya ulaşıp mevki1 tutanın hâli müstesna olmak üzere kim öyle bir günde onlara (düşmana) arka çevirirse o, muhakkak ki Allah'ın gaza*bına uğramışdır. Onun yurdu cehennemdir. O, ne kötü bir so*nuçtur.» [1]

    Cihad farz kılındıktan sonra savaşta düşmanlara arka çe*virmek, cepheyi bırakıp kaçmak bu âyet-ı kerîmeyle kesin ola*rak haram kılınmıştır. Ancak aynı sûrenin 66. âyetinde, düş*mana karşı çarpışmada sebat göstermenin had ve nisbeti belir*tilerek konumuzu teşkil eden âyetin mânâ ve maksadı açıklan*mış oluyor. Şöyle ki: «Şimdi Allah sîzden (yükü) hafifletti. Bil*di ki sizde muhakkak bir za'f (kuvvetsizlik, zayıflık) vardır. O halde eğer içinizden sabırlı yüz kişi olursa ikiyüzü yenerler, eğer sizden bin kişi olursa iki bine galebe çalarlar, Allah'ın izniyle. Şüphesiz ki Allah sabr u sebat edenlerle beraberdir.»

    Ayet-i kerîmenin sarih delâletinden de anlaşıldığı gibi da*ha önce bu nisbetin üstünde bir rakam verilmişti ki: «Eğer sizden yirmi tane sabreden olursa, ikiyüz kişiye galebe eder.»[2]

    Bu nisbet zaman zaman müslümanlara asır geldi. İlâhî-emre muhalefet etmemekle beraber Müslümanlar sayı bakı*mından kendilerinde bir za'f (güçsüzlük) hissettiler. [3] Al*lah onların yükünü hafifleterek ikiye karşı bir kişi sabr u se*batla savaşsın, buyuruldu. Artık bu nisbetle savaşırken düşma*na arka çevirmenin asla caiz olmryacağı 16. âyetle beyân edildi.

    Hazret-i Ömer (R.A.) diyor ki:

    «Biz bir savaşta bulunuyorduk. Arkadaşlarımız endişe du*yup geri çekilmek zorunda kaldılar. Bu üzücü durum karşısın*da içimiz burkuldu. Hazret-i Peygamber e (S.A.V.) ne yüzle va*racağız, hakikat biz düşmanla karşılaştıktan sonra kaçtık. Ga*zaba uğramış olduk! diye söylendik. Netice sabah namazından önce Hazret-i Peygamber'e (S.A.V.) geldik.. Hane-i saadetten dışarı çıkıp bize seslenerek:

    — Gelenler kimlerdir diye sordu.

    — Bizler savaştan kaçanlarız, diye cevap verdik. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber (S.A.V:);

    — Hayır, sizler bilâkis düşman üzerine cesaretle alılan er*lersiniz!, buyurdu.. Sevinçten gözlerimiz yasardı ve hepimiz ileri atılıp Resûlüllah'm ellerini öptük. Hazret-i Peygamber En-fâl sûresi 16. âyetle bize ışık tutarak buyurdu ki:

    «Ben sizin gelip mevki' alacağınız:

    fırkayım, ben, Müslümanların katılacağı fırkayım!» Ve ilâ*ve etti:

    Buna benzer bir olay da fTaadisiye savaşında vuku bul*muştur Bir nefer korkup savaştan kaçtı da Medine'ye kadar gelip Hazret-i Ömer'e sığındı ve:

    — Yâ Emîrel'mü'minm! Helak oldum, düşmana arka çe*virdim, kaçıp geldim., diyerek feryâd etti. Hazret-i Ömer (RA. ) ona:

    — Hayır, ben senin gelip mevki' alacağın fırkayım! diye cevap verdi. [4]

    Bütün bu hususları göz Önünde tutan İmâm-ı Şafiî diyor ki: «Üç kişiden kaçan bir kişi, kaçmış sayılmaz. Fakat iki kişi*den kaçarsa o zaman kaçmış sayılır. Tbm Abbas (R.A.) ve İbni Ebî Şeybe'den de bu mânada sahih rivayetler vârid olmuştur. Bâzı ilim adamlarına göre bu hüküm, yâni âyetin delâlet ettiği hüküm Bedir muharebesine mahsustur, umum ifâde etmez. Ebû Saîd el-Hudrî'den de böyle bir rivayet yapılmıştır. Ebû Ha-nîfe de aynı görüştedir. İbni Abbas ve diğer yetkili ilim adamla*rına göre ise âyetin hükmü kıyamete kadar bakidir. îmâm Mâ*lik ile îmâm-ı Şafiî de aynı görüştedirler. Yâni âyet umum ifâde eder, sebebin hususuyla takyid edilmez. Aynı zamanda âyet*te nesih de yoktur. Nitekim Sahîh-i Müslim'de Ebû Hüreyre (R.A.)den yapılan rivayette Hazret-i Peygamber (S.A.V.): «Helak edici yedi şeyden sakının!.» buyurmuşlar ve düşmana karşı arka çevirip kaçmak da bu ye*di mühlik sebepten biri olarak belirtilmiştir.

    Uhud savaşında Müslümanlardan bir kısmının çaresiz ka*lıp düşmana arka çevirmesi ise, düşmanın kat kat çokluğundan ve okçuların tâyin edilen mevki'den ayrılmasiyle Hâlid bin Ve-Iidfin İslâm mücâhidierini arkadan çevirip iki ateş arasına dü*şürmesinden idi. Huneyn savaşında da buna benzer bir vaziyet meydana gelmişti. Rivayetlerin tümünden elde edilen netice ise konuyu daha iyi aydınlatmaktadır, şöyle ki: Savaşa katılan Müslümanların sayısı oniki binden az olur, düşman da üç-dort misli fazlalıkta bulunursa, o takdirde mukavemet edilmiyece bir durum hâsıl olunca Müslümanlar düşmana arka çevirebiliı. Fakat Müslümanların sayısı on ikibîn veya daha fazla olursa, artık arka çevirip kaçmaları caiz olmaz. Çünkü Hazret-i Pey*gamber (S.A.V.): «Oniki bin kişilik bir ordu, azlıktan dolayı elbette mağlûb oimaz. (Olsa olsa iman*sızlık ve îtikadsızhktan dolayı mağlûb olur)-, buyurmuşlar*dır. [5]

    Demek ki zaruret olmadıkça düşmana firt çevirip kaçmak büyük bir günahtır. Böyle yapan kimse Allah'a yönelip istiğfar etmeli ve bir daha böyle bir haram işlememek üzere nedamet duymalıdır. Hazret-i Peygamber (S.A.V.):

    «Kim, estağfiru'llaha'l-llezî lâ ilahe illâ hüve'1-Hayya'l-Kay-yûme ve etûbü ileyhi, derse, savaşta düşmana arka çevirip kaç-sa bile, Allah onu bağışlar.» [6]

    Ne var ki sadece bu istiğfarla yetinip bunu bir kurtuluş çaresi görerek düşmana arka çevirmeyi küçümsemek yâni basit bir günah saymak, muhakkak ki AJlah'm gazabına yol açar. O halde bu günahtan dolayı istiğfar, onun başka bir şey ile telâfi edilemiyeceğine işarettir. Çünkü Hazret-i Peygamber yukarıda*ki hadîsin maksad ve mânasını açıklar mahiyette buyurmuş*lar ki:

    «Üç şey var ki onlarla birlikte hiç bir amel fayda vermez: Allah'a eş-ortak koşmak, ana-babaya karşı gelmek, düşmana arka çevirip kaçmak.» [7] Bunu kuvvetlendiren diğer bir ha*dîsi de Ahmed bin Hanbel bize naklediyor. Şöyle ki: Sahabeden Beşîr bin Mâbed (R.A.) diyor ki: Ben bey'at etmek üzere Haz*ret-i Peygamber'e geldim. O bana su şartları gerekli kıldı: Al*lah'tan başka tanrı olmadığına, Muhammed'in Allah'ın kulu ve Resulü bulunduğuna şehâdet etmemi, namaz kılmamı, zekât vermemi, İslâmî hapçı yapmamı, ramazan orucunu tutmamı ve Allah yolunda cihâd etmemi buyurdu. Ben ona:

    — Ya Resûlellah! Bunlardan ikisine, andolsun ki güç ge*tiremem yâni kuvvetim yetmez. Biri cihâddır ki, «kim savaşta düşmana arka çevirirse Allah'ın gazabına uğrar» deniliyor. Hal*buki ben savaşa hazır olduğumda ölüm korku ve endişesiyle yerimde duramıyor, ecel terleri döküyorum. Zekâta gelince, andolsun ki azıcık davarım vardır ki ancak çoluk-çocuğumun ihtiyacım karşılıyor, dedim. Bunun üzerine Hazret-i Peygam*ber (S.A.V.) elimi tutup şöyle buyurdu:

    — Cihâd yok., zekât yok.. Peki ne ile cennete girersin?.

    — Ya Resule! lah, bütün bu şartları kabul ederek sana bey'at ediyorum, dedim ve kelime-i şehadet getirip müslüman oldum. [8]



    Çıkarılan Hükümler ;


    1. Savaşta mücbir bir sebep yokken düşmana arka çevirip kaçmak haramdır.

    2. îkiye karşı bir kişinin sabr u sebatla savaşması farzdır. Bu nisbet değişir yâni düşman bire karşı ikiden fazla olursa o takdirde arka çevirilebilir.

    3. Tekrar savaş için bir tarafa çekilme veya diğer bir fırkaya ulaşıp mevki almak, düşmana arka çevirip kaçmak mâ*nasına gelmez.

    4. Müslüman mücâhidler on iki bin veya daha fazla olur*sa, bâzılarına göre savaştan kaçmaları caiz olmaz.

    5. Savaştan kaçan, büyük bir günah işlediği için bunu hiç bir şeyle telâfi edemez, sadece Allah'a sığınıp istiğfar eder. [9]



    --------------------------------------------------------------------------------

    [1] Enfâl sûresi, âyet: 16.

    [2] Enfâl sûresi, âyet: 65.

    [3] Daha sonraları Sııriyeye karsı girişilen harekette bu nisbet sağlana*madığı için Müslümanlardan 3000 kişilik bir ordu, Herakl'm 100.000 kişilik or*dusuyla karşı karşıya gelmiş oldu. Netice kesin bir mağlûbiyetle tavsif edilme*se bile, Müslümanlar geri dönmek zorunda kalmışlardır

    [4] Tefsîr-i Rûhu'l-Maanf, C. 9, S. 181

    [5] Tefsir-İ Kıırtubî, C. 7, S. 382.

    [6] Tirmizî: Bilâl bin Yesar'dan.. Hadîs gariptir.

    [7] Taberânî - İbni Kesîr: C. Z. S. 294

    [8] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı Ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 2/288-293.

    [9] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı Ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 2/293.






+ Yorum Gönder